Türkiyeden bu ve buna benzer şahsıyetkerin elenmesi bu millet için bir nevi rahmet olacağını düşünüyorum..!


Nursi'ye hakaret eden başsavcı emekli oldu




Görevi sırasında ezana ve Said Nursi'ye hakaret eden, başörtüsüne karşı gelen Danıştay Başsavcısı emekli oldu..



2006 tarihinde Danıştay Başsavcılığına seçilen Çölaşan Danıştay’da düzenlenen törende alkışlarla uğurlandı.


Ne demişti?
Çölaşan, Ankara Barosu tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla ''Kadın Olmak'' konulu sempozyumun, ''Hukukta Kadın'' başlıklı oturumunda konuşmuş ve hakaretler yadırmıştı. İşte konuşma:

Kadınlara yönelik en ağır baskının din adına yapılan baskı olduğunu söyleyen Çölaşan, ''Hem özgürlük diyorsunuz hem de kapanmak istiyorsunuz. Kapanmanın özgürlüğü olur mu?'' dedi. Çölaşan, kapanmanın Kuranı Kerim'de yer almadığını, Kuranı Kerim'de kadın ve erkeğe iffetli olmanın öğütlendiğini, avret yerlerinin kapatılması gerektiğinin emredildiğini söyledi.


1960 ihtilalini konu alan bir belgesel izlediğini ve belgeselde ihtilalin bugünün üniversite öğrencileri tarafından değerlendirildiğini anlatan Çölaşan, öğrencilerin o dönemde bir başbakanın idam edilmesini vahşice bulduklarını dile getirdiklerini kaydetti.
Çölaşan, büyük özverilerle kurulan Cumhuriyetin belirsizliğe gittiği gören halkın, ihtilal öncesi toplumsal bir öfkeye kapıldığını anımsatarak, ''Kimse idam cezasını istemez ama o dönemde bunlar idam edildiğinde toplumsal bir coşku vardı. 27 Mayıs'ı burada ihtilal olarak görmek hata olur. 1960 ihtilali aslında bir devrimdir'' diye konuştu. Her ihtilalin, darbenin mutlaka kötü sonuçlar doğurmayacağını savunan Çölaşan, şunları kaydetti:


''O dönemde, 1950 yılından önce Türkçe ezan vardı, Menderes dönemiyle ezanın Arapça'ya çevrildiğini biliyoruz. Vatan cepheleri ile ikiye ayrılan bir toplum gördük. O dönem çocuk kafamla Türkçe ezanın güzelliğini gördüm, ailemden namaz kılmayı öğrenmek istedim. O kadar çok sevdim. Neden sevdim? Çünkü çok güzel ve inadına temiz bir sesle Türkçe ezanı dinliyordum. O ses bana dini sevdirdi. Sonra birden bizden olmayan o dille, Arapça ile ezan başladı. Ben o etkiyi kaybettim. Ondan sonra da hiç düşünmedim namaz kılmayı. Aynı dönemde Ulus Gazetesi'nde, Menderes'in paçavralar içinde oturan Said Nursi'nin elini öptüğünü gösteren fotoğrafı yayınlandı. Ulus Gazetesi bunu kötü bir şey olarak gösterdi. Bunlar beni soğuttu.''

-''DEVRİMLERİ YAŞATACAK KADROLAR YETİŞMEDİ''-
Tansel Çölaşan, Türk kadınının modern yaşam olanaklarına Atatürk ile kavuştuğuna işaret ederek, ancak Atatürk'ün devrimlerinin günümüzde yeterince savunulmadığını ve ilkelerinden taviz verildiğini söyledi. Atatürk'ün ölümünün ardından devrimleri yaşatacak ''düzgün kadroların'' yetişmediğini savunan Çölaşan, şöyle konuştu:
''Demokrat Parti'nin başa gelmesiyle ne olduysa oldu. Din adamları kaşındı. Ancak Atatürk'ün getirdiği temel kavramları, medeni devleti, milleti içine sindiremeyenler kazandı. O kazanımları içine sindirememiş kişiler, Atatürk'ün ölümüyle birlikte bugünün alt yapısını oluşturmaya başladılar. Toplum o dönemde orduya 'yap artık bir şeyler' demeye başladı. Tek kurtarıcı olarak ordu görüldü. Siyasiler orduyu Türk toplumundan soğutmak isteyebilirler ama Türk toplumu o oyunlara gelmez. O dönemde toplum tarafından görev verildi ve 27 Mayıs oldu. Toplumsal dönüşüm oldu. O günkü Anayasa bir daha geri gelmemek üzere değiştirildi. En özgürlükçü Anayasa geldi. Demek ki her zaman bir ihtilal darbe değildir, devrim de olabilir. İdam edilen Menderes hükümeti üyeleri çocuk ve bebek davalarından değil, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyete ihanetten yargılanmalıydı. Ama öyle olmadı, tarih o noktada bu cezayı verdi. Ama cezalandırılmaları gerekirdi. Sonra ne oldu? Çok güzel bir Cumhuriyet dönemi...''

haber
http://www.risalehaber.com/54035_Nur...ekli-oldu.html