+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Kozadan Seslenen Kelebek

  1. #1
    Ehil Üye istiğna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    2.274

    Standart Kozadan Seslenen Kelebek

    Bir şeyden her şeyi, her şeyden bir şeyi yaratan Rabbimin çok hikmetli işleri vardır. Çirkin gibi görünen nesnelerin içinden herkesi şaşırtan güzellikleri çıkardığı gibi, çok güzel gözüken hâdiselerden de umulmayan terslikler çıkarabilir. Kendinizden de pay biçebilirsiniz. Pis kokulu, bulanık bir sudan başlayıp, kan ve et yığınlarından geçerek çıktığınız biyolojik hayat yolculuğunda, doğumla birlikte bütün organlarınız tam olarak, dünyaya gelmektesiniz. Aslınız; toprakta, havada ve suda bulunan elementlerin meydana getirdiği çamur gibi yapışkan ve kokan bir mayi olduğu halde, Rabbim sizi kâinata bir fihrist olarak -en güzel şekilde- yaratarak bütün varlıkların üzerinde bir değer vermiş. Eğer embriyoloji ilmiyle gerçekten şahit olmasaydınız, bu kadar müthiş bir farklılaşmayı hayal bile edemezdiniz.
    Sizin geçirdiğiniz değişimi, farklı bir boyutta biz kelebekler de geçiririz. Pek çoğunuzun ayrı birer hayvan olarak düşündüğü ve tırtıl ismini verdiği çok ayaklı, ince, uzun varlıklar aslında yaratılış esnasında uğradığımız bir istasyondaki farklı şekillerimizdir.

    Ana rahminde geçirdiğiniz embriyolojik safhaları, ben, annemin uygun bir yere bıraktığı yumurtanın içinde geçiririm. Yumurtadan, ince, uzun bir tırtıl halinde çıktıktan sonra da farklılaşmam bitmez; yeniden bir zaman makinesine girer gibi, kendi ördüğüm kozanın içine girerim. Bu kozanın içinde bir müddet uyku halindeymiş gibi dururum; fakat bu katiyen uyku değildir. Aksine bu dönemde, metamorfoz denen çok sırlı bir hâdiseyle, tırtıl halime hiç benzemeyen bir kelebeğe dönüştürülürüm.

    Bahar aylarında havalar ısınmaya yüz tuttuğunda, çeşitli renk ve desene sahip türlerimizi havada nazlı nazlı ve sekerek uçarken görürsünüz. Her birimiz, usta bir ressamın elinden çıkmış şaheserler gibi desenlerimizle çiçeklere konup kalkarken, sizlere de mesaj sunuyoruz. Ey insanoğlu, lütfen bana dikkat et! Bu mükemmel simetriyi gösteren dört kanadımın şeklini çizen, aerodinamik hesaplarını yapan, mikroskobik büyüklükte renkli pullarla kaplayan ve mükemmel bir koordinasyonla kanatlarımı hareket ettiren bir mühendis olmalı değil mi?

    Tabii ki, kâinatı yaratan Kudreti Sonsuz Rabbim'den başkası bu işleri yapamaz. Kanatlarımın mükemmel desenleri ve renklerinin güzelliği sayesinde, meraklıları tarafından koleksiyonu yapılan çok değerli bir hayvan olmuşum. İşte bazen güzellik de insanın başına belâ oluyor. Çirkin bir hayvan olsaydım, kimse beni toplayıp koleksiyon yapmazdı. Halbuki şimdi dünyada borsam bile var. Çok nadir ve enteresan olan türlerim, büyük paralar karşılığı mücevher gibi alınıp satılıyor. Bu durumda tabii ki satıcılarımız artmış, bazılarımızın da nesli azalmaya başlamıştır.

    Çevre kirliği ve koleksiyon meraklılarının ağır baskısı yüzünden bazı türlerimiz iyice azalmış durumdadır. Aslında Rabbimin tabiata koyduğu mükemmel denge içinde kendi halimize kalsak, hem neslimiz devam eder, hem bizimle beslenen hayvanlar aç kalmaz, hem de bazı türlerimizin ziraî mahsulünüzde yaptığı tahribat çok büyük olmazdı.

    Yüz binden fazla türü bulunan büyük bir böcek takımı olduğumuz için, henüz bütün türlerimiz kayıtlara geçmemiştir. Amazon ormanlarının derinliklerinde henüz keşfedilmemiş türlerimiz olabilir. Farklı türlerimize ait dişilerimiz nesillerinin devamı için, farklı sayıda yumurta bırakırlar. Düşmanı çok olan bir tür, bin civarında yumurta bırakırken, düşmanı daha az veya korunma şartları daha iyi olan türler, elli kadar yumurta bırakır. Bu durum, ancak hepimizin şartlarını en iyi bilen Rabbimizin ilim ve kudretiyle yürütülebilir. Hiçbir türümüz başıboş bir şekilde üreyerek ortalığı istilâ etmez. Üremede erkek ve dişilerimizin birbirini kolayca bulabilmesi için, her türün hususî bir rengi, deseni ve diğer türlerden ayrılan kokusu vardır. Böylece farklı türlere ait erkek ve dişilerin birbirine karışması önlenir.

    Tabiatta hiç israf olmadığı için, yumurtadan çıkan lârvamın (tırtıl) ilk gıdası, içinden çıktığı yumurtanın besin değeri yüksek olan kabuğudur. Bazı tırtıllar yumurta kabuğunu yemedikleri için, daha sonraki gelişmelerini tamamlayamamaktadır. Küçük, basit ve kuru bir madde gibi görünen yumurta kabuğunda bulunan bazı hususî maddeler, gelişme için bu kadar mühim bir konumdadır.

    Yumurtadan çıkan tırtılım, dünya adına hiçbir şeyi bilmediği halde, sevk-i İlâhî ile, yiyeceği bitki yaprağını tanır ve yemeye başlar. Zaten genellikle yumurtalarımı besin kaynaklarına yakın bırakırım ki, tırtıllarım çok zahmet çekmesin. Tırtıllarımın dudakları çok hassas birer dokunma organıdır. Dokunduğu nesnenin zehirli mi, zararlı mı, faydalı mı olduğunu hemen anlar. Tırtıllarım aldıkları besinlerdeki zehiri, kendilerine zarar vermeden biriktirerek, buradan, başkaları tarafından yenilmelerini imkânsız kılan bir tat edinirler. Zehirler hakkında hiçbir biyokimyevî bilgisi olmayan bir tırtılın kimyager gibi zehirlerle haşir neşir olması ne kadar müthiş değil mi? Ayrıca birçok türün tırtılına bulundukları vasata uygun bir kamuflaj elbisesi de verilmiştir. Bulundukları yerin renginin fotografını çekmiş gibi kendisine uygun bu elbisenin rengini ve desenini kesip, biçip, boyayacak bir ilim ve kudretleri olmadığı halde, âciz, zayıf ve akılsız tırtıllarım bu işin altından nasıl kalkıyor hiç düşündünüz mü?

    Tırtılım metamorfoz için etrafına bir koza örüp de inzivaya çekilirken, artık eski haliyle dünyayı göremeyeceğini bilmemektedir. Bu durum, tıpkı ana rahminde gelişen yavrunuzun dünyaya gelmeden önce geçirdiği gelişme safhalarını hatırlayamaması gibidir. Tırtılım da kozasının içinde uyuma gibi görünen bir halde (fakat asla uyuma olmayan) yavaş yavaş farklılaşmaya başlar. Herkesi şaşırtan bir gelişme sürecinin sonunda yapraklar üzerinde sürünen bir tırtıl, uçan bir kelebeğe dönüşür. Böyle mucizevî bir hadiseyi; ne evrimle, ne mutasyonla, ne de tesadüflerle izah etmek mümkündür. Tırtılın belli safhalardan geçip uçan bir kelebek olması ve bu sürecin hiç değişmeden binlerce yıldır bütün nesillerde sürmesi, Sonsuz Kudret Sahibi'ni göstermektedir. Hareketsiz ve uykuda gibi geçen bu farklılaşma dönemimdeki halime pupa diyorsunuz. Bu dönemde kaçamayacak bir durumda olduğumdan, kamuflaj daha da çok önem kazanır. Nitekim Rabbim bunu bildiği için, pupa safhamızda çok daha mükemmel bir kamuflaj kabiliyeti vermiştir. Bazı resimlerde de göreceğiniz gibi, kuru bir yaprak veya ağaç üzerinde bir dal parçası gibi görünüm kazanırım. Çok dikkat etmedikten ve biraz da bizleri tanımadıktan sonra, çoğunuz ağaçlar üzerindeki pupaları fark edemezsiniz.

    Metamorfoz hâdisesi, pupadan çıkmadan birkaç saat öncesinde tamamlanır. Yumurtadan çıkışımdan itibaren yaklaşık üç ay geçmiştir. Artık tamamen farklı bir kimlik kazanmış durumdayım. İşte şimdi baş ve göğüs bölgeme bir sıvı salgılanır, bu sıvı ile üzerimdeki kabuk birkaç yerinden yırtılır ve ayaklarımı dışarı çıkarırım. İlk işim, çok uzun süredir vücudumda biriken atık maddeleri salgı olarak atmaktır. Daha sonra kanatlarıma kan pompalanır ve buruşuk olan kanatlarım açılır. Kısa bir süre kanatlarımın kuruyup sertleşmesi için beklerim. 10-20 dakika sonra da rızkımı bulmak için çiçeklere doğru uçarım.

    Petek şeklindeki gözlerim, çiçeklerin ve diğer kelebeklerin renklerini çok mükemmel görebilecek biçimde yapılmıştır. Gözlerimizin ışığa karşı olan uyumu ile birlikte, bazı vücut farklılıklarımız, bizlerin gececi ve gündüzcü olarak iki büyük gruba ayrılmasını gerektirmiştir. Sizin kolayca tanıyabilmeniz için, birkaç mühim hususiyetimizi bilmeniz iyi olur. Gündüzcülerimizin renkleri çok canlı ve güzeldir. Başımızdaki antenlerin uçları topuz şeklindedir ve dinlenirken kanatlarımızı dik tutarız. Gece kelebekleri genellikle daha kalın ve şişkin bir gövdeye sahip, kanatları nispeten daha küçük, renkleri daha mat ve gösterişsizdir. Ayrıca antenleri de fırça veya yelpaze gibi olan, gece uçan bu grubun üyeleri gündüz dinlenme zamanını loş ve karanlık yerlerde geçirirken, kanatlarını yatay biçimde tutmalarıyla veya gövdelerini örtecek biçimde katlamalarıyla ayrılırlar.

    Gececi kelebekler içinde sizin en yakından tanıdığınız ipek böceği (Bombyx mori)'dir. Bu türümüz, yapacağı koza için sekiz yüz metre kadar ipek üretir. Çok hususî bir kimyevî terkipten yaptığı ipliğin mükemmelliği, tekstil mühendislerini hayrette bırakır. Diğer gece kelebeklerinin çoğu sizin için zararsız olup, çiçeklerin tozlaşmasında büyük işler görürler. Az bir kısmı ise güve olarak bildiğiniz, bazen elbiselerinizi de yiyenler gibi zararlılardır. Bir kısmı da, domates, mısır ve pamuk gibi bitkileri yiyerek zarar verir. Tabii ki, bu zarar anlayışı sizin ölçülerinize göredir. Tabiattaki ahenk zaviyesinden bakınca, elbiselerinizdeki birkaç güve yeniği ve kaybettiğiniz bir miktar ziraî mahsul yüzünden bütün kelebeklere düşman olamazsınız. Ayrıca çevreyi bozmayıp onları fıtrî avcılarıyla başbaşa bıraksaydınız, zaten aşırı çoğalıp büyük zararlar veremezlerdi.

    Kanatlarımızdaki damarlar, kanadı sertleştiren bir iskelet olduğu gibi, uçarken yapacağımız manevraların mükemmelliğini temin eder. Bu damarlar içinden geçen vücut sıvısının ısıtılıp soğutulması, kanatların geniş yüzeyi sayesinde kontrol edilir.

    Bizim ilmi ismimiz Lepidoptera (pulkanatlılar) tabiri, vücudumuzun ve kanatlarımızın çok küçük pullarla kaplanmış olmasındandır. Her biri ayrı bir sanat eseri olan bu pulların renkleri ve dizilişlerinin hususiyeti sayesinde göz alıcı renklerimizle Rabbimizin bin bir ismine tercüman oluruz.

    Kutuplar dışında, yaşamadığımız bir vasat yok gibidir. En zor şartlarda bile neslimizi devam ettirecek tedbirler alınmıştır. Bazı türlerimiz, çok soğuklarda kanlarının içindeki alkol ve benzeri bazı maddelerin antifriz vazifesi yapmasıyla ölmekten korunur. Hareketsiz kalmalarına rağmen soğuk havaları ölmeden atlatırlar. Sıcaklık durumuna göre kanatlarımızı güneş panelleri gibi belli bir açıda güneşe tutarak vücut ısımızın kontrolünü temin ederiz.

    Biz kelebeklerin en hayatî organlarından biri ağızdır. Her hayvana gıdasına göre hususî bir ağız veren İlmi Sonsuz Rabbimiz, bize de çok hikmetli işleri hiç şaşırtmadan yaptırır. Meselâ sindirim sistemim bitkilerdeki nektarı içmek üzere yaratıldığı için, ağzımın da ince, uzun ve kıvrılabilir bir hortum gibi olması gerekir. Rabbim de bana böyle göre bir ağız vermiştir. Başka türlü bir ağız benim için zulüm olurdu. Aciz bir tırtıl halindeyken ise, yaprak ve meyveleri kesecek çok farklı bir ağız lâzımdı ve yine Rabbime binler şükür olsun o dönemde de bana öyle bir ağız vermişti.

    Biz gündüz kelebekleri, işlerimizi esas olarak ışıkla ve görme ağırlıklı yürütürüz, tabii ki koku alma duyumuz da çok iyidir. Ama gececi kardeşlerimizin antenlerindeki duyu hücreleri, hem çok güçlü koku alır, hem de kokunun kaynağını çok hızlı ve doğru bir şekilde bulabilecek bir hassasiyete sahiptir.

    Diğer vücut kısımları ile ilgili ince sanatlara daha fazla girip aklınızı karıştırmak istemiyorum. Zira kanadımdaki ince pullardan bacaklarımdaki hassas kıllara, denge organımdan iç organlarıma kadar, üzerimde Rabbimin isimlerine tercüman olmayan hiçbir kısım yoktur. Her biri başlı başına bir sanat eseri olan organlarımın aksamadan çalışması sayesinde, beni kırlarda çiçeklerin üzerinde uçarken görüyorsunuz. Bundan sonra yakınınıza gelip bir yere konarsam, lütfen bana zarar vermeden ve tutmaya kalkmadan gözlerinizle iyice inceleyin. Aslında kırlara gezintiye çıktığınızda bütün tabiatı ibret ve hikmet nazarlarıyla temaşa etmeye alışırsanız, hem Rabbimin icraatındaki güzellikleri anlamaya başlar, hem de hayret, aşk ve şevk dalgaları içinde kendinizden geçersiniz. Yeter ki bakmasını bilelim.

    Beni dinlediğin için teşekkür ederim, sevgili insanoğlu! Şu karşı bahçede yeni açmış hanımelilerin balözü kokusunu canım çekti, müsaade ederseniz hem karnımı doyurayım, hem bu nimeti bana gönderen, hissettiren, bulduran ve yediren Rabbime şükredeyim. Haydi hoşçakalın.

    Prof.Dr. Arif SARSILMAZ

    "Allah'a tevekkül et! Zira O vekil olarak kuluna yeter!.." (Ahzab/48)



  2. #2
    Yasaklı Üye magnificentman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Bulunduğu yer
    izmir
    Yaş
    46
    Mesajlar
    307

    Standart

    Ellerine Sağlik Kardeşim Güzel Bir Paylaşim

  3. #3
    Yasaklı Üye Bir_İntihar_Senaryosu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    1.058

    Standart

    Alıntı magnificentman Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ellerine Sağlik Kardeşim Güzel Bir Paylaşim
    okuduysan bana özet geçermisin abi şuan çok yoğunum hala çalışıyorum

  4. #4
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Alıntı Bir_İntihar_Senaryosu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    okuduysan bana özet geçermisin abi şuan çok yoğunum hala çalışıyorum




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  5. #5
    Ehil Üye istiğna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    2.274

    Standart

    Alıntı magnificentman Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ellerine Sağlik Kardeşim Güzel Bir Paylaşim

    Allah razı olsun ağabeyim.zahmet edip okudunuz beğenmeniz beni ziyadesiyle memnun etti

    "Allah'a tevekkül et! Zira O vekil olarak kuluna yeter!.." (Ahzab/48)



+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kelebek
    By Beste-i Rana in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 12.02.09, 11:08
  2. Kozadan Kelebeğe
    By slim in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 30.11.08, 16:16
  3. Papatya ile Kelebek
    By azize in forum Edebiyat
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 18.05.08, 20:13
  4. 4 Kelebek
    By vedAA in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 26.03.08, 20:15
  5. Kelebek
    By lasiyyema in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 29.01.08, 10:36

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0