Sahte gülücükler kapladı heryeri,hissizler sardı her tarafı..Ağlatmak için yollara düşenler gözyaşından bihaber çıktı..Gözyaşına hasret yaşayanlara gözyaşı götüreceğini vaad edenler yollarda kaldı..Güneş sıcaklığına hasret gönüllere kardeşlik iksirini içereceğim diye yollara düşenler, bir bilinmeze doğru kaydı-gittiler.."Bu ağlamanı dindirmek için yavru.."diye sırtlarına aşk-şevk-iştiyak heybesini alıp yollara dökülenler;yollarda dökülüp kaldılar,o yavrunun tek tek akıttığı gözyaşı damlaları gibi..Ne o yavrunun ağlaması dindirebildi ne de küheylanlara denk koşturmanın adına "ölüm" denilebildi...Verilen sözler yerine getirilmedi..O eski aşka-heyecana-helecana sanırım nazar değmişti..Toz-pembe hayallerle süslemiştik yola düşenlerin aşklarını biz ama;olmadı..olamadı..Ellerimizden tutarlar diye hep yollarını gözlemiştik oysa..Bize demişlerdi ki ışık ordusu yola
koyulmuş ve her haneye ve her kalbe ışık-nur dağıtarak-bırakarak geliyormuş.Hanemizin kapısını da kalbimizin kapısını da ardına kadar açmıştık ama; ne gelen vardı ne de gelip de arkadan haber getiren..Dua dua çatlayan dudaklarımızda da artık derman kalmamıştı..Böyle hüzün içindeyken,ızdırabın katmerlisini tadar vaziyetteyken, ansızın kapımız çalınıverdi,şaşırmıştık,o ana kadar kimse kapımızı çalmamıştı,halimizi soran olmamıştı,bize en son,ışık ordusu müdavimleri yollara düşmüşler denilmişti,sonra da, bize de uğrayacaklarını söylemişlerdi ama; yıllar olup da kapımızı çalmadıklarına şahid olunca "yukarıdaki düşünceleri" besler olmuştuk..Açıkçası ümidimizi yitirmiştik..Nasırlaşmış ellerimizle kapının sürgüsünü açıvermiştik ki karşımızda çehresi nur,edası nur kır atlı belirivermişti..Başı gözü polatlıydı..Celadetli ve heybetli bir duruşu
vardı..Nazarını gözlerimize verdi ve:"Siz de mi ? dedi.."Siz de mi..?"Siz de mi bizi böyle tanımışınız..? Siz de mi hiç gelmeyecekler sanmıştınız..? Siz de mi bizden ümidinizi kesmiştiniz..? Siz de mi bu aşkın ruhundan nasipsiz kalmıştınız..? Üstüste sorduğu sorular beynimize inen bir balyoz olmuştu adeta..Nutkumuz tutulmuş halde kalakalmıştık..Kızmıyorduk,bilakis hak veriyorduk O'na.Hiçbir zaman ümidimizi yitirmemeliydik..Hiçbir zaman kapılarımızı kapatmamalıydık..Her daim açık tutmalıydık onları,hem de ardına kadar..Çünkü; ışık ordusunu yola çıkaran bizzat gelmişti bize,hem de yola çıkardığı ışık çereyanlarından da önce..Gözyaşları içinde bir siz de mi deyişi vardı ki kelimeler anlatamaz bunu..Artık biz; bizi aldatıp da ışık ordusu aleyhinde mücadele etmeye çağıranlara kulak vermiyoruz..Artık biz biliyoruz ki; ışık ordusu o yavrunun gözyaşlarını
dindirdi-dindirmekte,dindirmeye de ilelebet devam
edecek..Artık biz biliyoruz ki; bizi birbirimize düşürmeye çalışmışlar...Şu noktadan sonra birler sofrasında birleşip de metodlarda ayrı düştüğümüz kardeşlerimiz hakkında ümitsizlik girdaplarına düşmeyeceğiz inşALLAH..Her daim ümitle çoşacak,ümitle dolduracağız heybelerimizi..Onlara dair sevgi yumakları oluşturacağız kalplerimizde..Ve dua için dudaklarımızı kıpırdatacağız;ilelebet yollarına revan olmaları için..Işık ordusu yola çıkmış, her haneye uğruyormuş, evet bu doğru; bize de geldiler.. Ellerimizden de kalplerimizden de tutup bizi meleklerle atbaşı hale getirdiler..Onlara sonsuz şükranlarımızı-sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz,kabule şayan olması da acizane dileğimizdir..Işık ordusu hertarafa ışık ve nur götüyor..Heybesini nurlarla doldurmak isteyenler yollarını gözlüyor...Işık ordusu; karanlığı aydınlığa boğmak için yollara dizilmiş,inci taneleri gibi..Işık
ordusu; kalbindeki aşkla, iman nurunu her tarafa götürüyor,Musab Bin Umeyrler gibi,Ebu Eyyub El Ensariler gibi...Yolun açık ve aydınlık olsun ışık ordusu..Gül kokun işaretin,kalen imanın,aşkın lahuti ve namütenahi olsun,güllerle haşrolmak da Murad-ıİlahi'nin tecellisi olarak nasibin olsun..(amin)