gövdenin hesapsız, ölçüsüz, düzensiz;
sadece zevk için yaşamak istemesi,
ruhun kölelik zincirlerine bağlanmasına sebeb olur.

Doğruluktan bir zerre ayrılan günaha düşer.
Suyun iki parmak altında
veya denizin dibinde boğulmak arasında fark yoktur.

İhtiraslarını doyurma yolunda sendeliyerek yürüdüğün
ve bin defa yüzüstü düştüğün halde.
gene umuyor, bekliyor veyahut mahrum kalırım diye korkuyorsun.
Bu arkası gelmeyen ümitlerden
ve hiçbir temele dayanmayan kaygılardan
ne vakit kurtulacaksın?

İnsanlar ALLAH'a iman, merhamet ve aşkla medeniyetler kurdular.
İmandan mahrum olanların
merhamet ve sevgi işlerine gelmiyor.
Her şeyin daha fazlasını bulmak isteğiyle,
ebediyete kıymet vermeyen zekâları,
iki yokluk arasındaki ölçülü zamanı
fırsat bilerek çalışmaya başladı.
Aç kurtlar gibi birbirlerini öldürüyor, yiyorlar.

Ey ALLAHım!
Peşine düştüğüm her şeyde Seni arıyorum.
Mesud olduğum ânın ışığı Sensin.
Sen olunca, herşey var, Sen olmayınca bir şey yok.
Cânân servet, şöhret, ilim, eser, bütün bunlar
Sana varmak için başımı vurduğum kayalardır.
Sen saadetlerin sonusun.
Coşturan saadet Sensin, çünkü Sen herşeyin nihayetisin!
Ancak Sana yakınlaştığım dakikada; zaman duruyor
ve ben yalnız o visâlde fâni varlığımın
ferahını ebedî sayıyorum.

İdeâline samimî bağlanmış insanların yükselmesine,
gayelerine ulaşmalarına herşey hizmet eder,
hattâ ölüm bile...
Çünkü göz yaşları ile eken, neşe ile biçecektir.

Ebedîyi aramayan, elbette ki geçiciden de mahrumdur.
Hergünü muazzam neticeler verecek insan hayatı,
bastan aşağı ciddiye alınmalıdır.
Boş ve mânâsız bir işte geçirdiğiniz şu ân,
belki sizin ebedî hayatı kazanmanıza bir fırsat olacaktı.
Hayatın kıymeti ve özü ile
onu kullandığınız şekli ölçün, karşılaştırın.
Sonra düşünün ki,
bir saat daha yaşayıp yaşamayacağımızı bilmiyorsunuz.

Hayatımızın hesabını mutlaka vereceğimizi
ciddî olarak düşündüğümüz ândan itibaren,
ömrümüzün her olayı bir mânâ kazanır.
Ey Rabbim!
Bana günlerimin sayılı
olduğunu durmadan hatırlat!

İmanın öğrettiği sırlardan habersiz olunca,
ne hayatın, ne ölümün, ne de kendimizin
ne olduğunu bilmeye imkân yoktur.
İmanın olmadığı yerde,
ihtiras, bayağılık, karanlık ve yokluk vardır.
"Kader yerde sürünen bir solucan gibi beni eziyor!"
diye haykırman bu yüzdendir.

Bekliyorsun, bekliyorsun, bekliyorsun! Neyi?
Heyhat, sende uyuyan saadeti bekliyorsun!
Ey insan kendini oku!
Sende ne nakışlar, ne hikmet ve sırlar gizli!

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.

Sen, kahırlara ve göz yaşlarına rağmen tertemiz kal,
ıstırabını ölümlere kadar gizli tutmaya çalış.
Yüzde yüz mesud olacaksın.
ALLAH sana "sevgi" kabiliyetini vermişse,
daha hangi büyük nimeti bekliyorsun?
Hergün bir dakika olsun yalnız kal,
sevgini düşün, ne kadar imkânsızlıklarla dolu olursa olsun,
bu nimetin bulunmaz bahası seni her türlü feraha kavuşturacaktır.

Ruhunun olgunluğuna bir şey eklemiyen kaygıları,
bir tarafa at! Maddi yaşayışın lüksü seni bulandırmasın
Âlemin boş gürültülerine kulaklarını tıka.
O zaman yaşamanın hakîkî sırlarını düşünecek vakti bulacaksın.

Uyanık ruhların çoğu,
yalınayak, ıstırabın kızgın külleri üzerinde yürümüşlerdir.
Tertemiz bir safvet içinde görünenlerin,
heyhat; pek çoğu, bu dünyadan
uyurken yürüyüp geçenler gibi gelip geçmişlerdir.
VeRabbın huzuruna,
dünyada sadece uyudukları için,
elleri bomboş çıkacaklardır


alıntıdır