Bir gün insan virgülü kaybetti,

o zaman zor cümlelerden korkar oldu ve

basit ifadeler kullanmaya başladı;

cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti.

Sonra ünlem işaretini kaybetti;

alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı.

Artık ne bir şeye kızıyor, ne bir şeye seviniyordu.

Hiç bir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu.

Bir süre sonra soru işaretini kaybetti ve soru sormaz oldu,

hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu.

Ne evren, ne dünya, ne de kendi apartmanı umurundaydı.

Birkaç yıl sonra iki nokta üst üste işaretini kaybetti ve

davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti.

Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız tırnak işareti kalmıştı.

Kendine özgü tek düşüncesi yoktu,

yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu.

Düşünmeyi unuttu ve

böylece son noktaya erişti.