+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Dizi Gelir, Huzur Gider

  1. #1
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    38
    Mesajlar
    3.049

    Standart Dizi Gelir, Huzur Gider

    Faruk ÇAKIR
    ‘Dizi’ gelir, ‘huzur’ gider




    Yaşanan hadiseleri en iyi tefsir edenin, zaman denen kavram olduğunu gösteren güzel bir haber var: Rize’nin “Şal Yaylası”na elektrik bağlanması gündeme gelince, köy halkı karşı çıkmış. 86 köylü, “Yaylada komşuluk çok iyidir. Herkes birbiriyle konuşur, sohbet eder, bağırır çağırır. Elektrik gelirse muhabbetimizi bitirir” diyerek imza toplamış!
    Hadiseyi duyanlar, “Haber doğru mu? Yoksa yine bir ‘Karadeniz fıkrası’ ile mi karşı karşıyayız?” diye düşünmüş olabilirler. Ama bu defa duyulan ‘fıkra’ değil, gerçek bir haber.
    Hadise özetle şöyle cereyan etmiş: “Rize’nin Çamlıhemşin ilçesi Şenyuva Köyü’nden 86 köylü, ‘Elektrik istemeyiz’ diye imza topladı. Köylüler, yaylaya televizyon sokulmaması ve elektrik hatlarının yeraltına alınması şartıyla ikna edilebildi.
    Şenyuva muhtarı, bir süre önce köylülerinin yılın sekiz ayı ortak olarak kullandıkları 2 bin rakımlı, 150 haneli ‘Şal Yaylası’na elektrik getirilmesi için ilgililere başvurmuştu. Ama yayladan 86 köylü, bunu duyar duymaz jet hızıyla imza toplayıp dilekçe yazdı. ‘Elektrik istemeyiz’ diyen köylülerin meramı şöyle ifade edildi: “Yayla köyümüzde komşuluk ilişkileri çok iyidir. Herkes birbiriyle konuşur, sohbet eder, bağırır çağırır. Herkes bir araya toplanır, horon oynar. Ama elektriğin gelmesiyle komşuluk ilişkilerimiz bitecek. Herkes televizyon başına toplanıp dizi izleyecek. Horon oynanmayacak. Muhabbetimiz kalmayacak.” (Radikal, 27 Ekim 2007)
    Netice olarak köylüler, köye/yaylaya televizyon girmemesi ve elektrik tellerinin yeraltına alınması şartıyla elektrik getirilmesine razı olmuşlar.
    Böyle bir hadise meselâ 20 yıl önce yaşanmış olsaydı, köylerine elektrik getirilmesine karşı çıkan köylülere hemen ‘gerici/mürteci’ damgası vurulurdu. Ama yaşanan hadiseler, insanları daha ‘insaflı’ hale getirdi ve artık TV’ye karşı çıkmak ‘ayıp’lanmıyor. Tabiî ki burada konu edilen, TV’lerin kötü programlarıdır. Yoksa, ‘alet ve vasıta’ olarak kimsenin TV’ye karşı çıktığı yok.
    Türkiye’yi ‘idare eden’lerin ve belki de sosyolog ve psikologların da; yıllardan beri TV yayınlarına karşı mücadele eden ‘hacı’lar ve ‘hoca’lara karşı bir teşekkür borcu yok mu? Kendi köyümden/bölgemden hatırlıyorum: Aileyi tahrip eden TV yayınlarına karşı en büyük mücadeleyi, bölgemizin ‘fahrî din görevlisi’ olan “Dehri Yusuf Hoca”mız yapmıştır. Televizyonun köyleri istilâ etmeye başladığı 1980’li yıllarda, bulduğu her imkân ve fırsatta (cenaze, bayram, düğün, dernek her türlü faaliyet esnasında) TV’nin zararlarını anlatmıştır. Hatta, TV ‘anten’lerini, ‘cehennem gelberisi’ne benzetmiş ve milleti ciddî anlamda ikaz etmiştir. [Rize/Çayeli yöresinde ‘gelberi,’ ‘ot’ toplamaya yarayan ve şekil olarak ta TV ‘anteni’ne benzeyen bir el aletidir.] Bir zamanlar TV aleyhinde konuşmak ‘ayıp’ sayılırdı. Gelişen hadiseler, TV’lerin gerçekte ‘iyi’ değil, ‘fena’ olduğunu herkese gösterdi. Bu bakımdan, yaylalarına TV sokmayan hemşehrilerimi tebrik ediyor ve ömürlerini TV ile mücadeleye vakfeden ‘hacı ve hoca’larımıza da teşekkür ediyoruz. Gelişen hadiseler, onları haklı çıkardı: TV giren evden, huzur çıkar gider...

    28.10.2007

    E-Posta: cakir@yeniasya.com.tr


    http://www.yeniasya.com.tr/2007/10/2...lar/fcakir.htm
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  2. #2
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Huzurun yanında başka şeyler de gitmesin sakın!!!!!

  3. #3
    Gayyur dördüncü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    73

    Standart

    ESKİDEN BERİ bir kısım insanlar, kendilerine hükmeden görünmez kişilerin, hattâ makinelerin varlığına inanagelmişlerdir. Freud’un öğrencisi Viktor Tausk 1919 yılında yayınladığı bir makale ile, şizofrenide karşılaşılan “hükmedici makine” vak’alarına dikkat çekmişti.

    Tausk’un araştırmalarına göre, hastaların hayalindeki bu makine, genellikle, şeytanî ve zalim bir güç tarafından yönetilen, büyük çarkları ve dişlileri olan ve bu çark ve dişlilerle etrafa delirtici ışınlar yayan bir makine idi. Tausk’un konuştuğu hastalar küçük bir siyah kutudan çıkan iki boyutlu resimlerden söz ediyorlardı. Makine, bu resimler ve birtakım esrarengiz ışınlar aracılığıyla, hedefteki beyinlere birtakım yabancı düşünceler ve duygular aşılıyor, hafızada mevcut olan diğer bazı bilgileri de siliyordu. Sonunda, hasta, bu makineden gelen bilgileri, gerçek hayattan ve kendi gözlem ve bilgilerinden ayırt edemez hale geliyordu.

    Televizyonun icadından yıllarca önce yayınlanan bu araştırmadan birtakım sonuçlar çıkarabiliriz: (a) şizofrenler ileri görüşlü insanlardır, (b) televizyon bir şizofren tarafından icad edilmiştir, (c) hepimiz şizofreniz, (d) psikiyatri, normal davranışları şizofreni olarak adlandırmakla hatâ ediyor, (e) hiçbiri, (f) hepsi.


    Ü.Şimşek
    Ya Baki Ente'-l Baki

  4. #4
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart

    bu makaleye göre herhalde cevab?m A seçeneği olacakt?r

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  5. #5
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Faruk ÇAKIR
    Faizciler baş aşağı!




    İlk bakışta ‘musibet’ gibi görünen bazı hadiselerin, çoğu zaman neticeleri itibarıyla ‘hayırlı’ olduğu görülür. Bu sebeple “Olanda hayır vardır” ya da “Her işte bir hayır vardır” denilmiştir. Dünyayı ve dolayısı ile Türkiye’yi etkileyen finansal/ ekonomik krizin böyle ‘hayırlı’ bir yönü de var.
    Meselâ, 11 Eylül 2001 ‘İkiz Kule saldırısı’nı planlayanların hedefi ve maksadı İslâmı terörle eşdeğer göstermekti. Fakat neticeleri itibariyle bu saldırı, İslâmın daha geniş kitlelerce tanınmasına vesile oldu. “İslâm nedir?” diye merak edenler çoğaldı ve araştırıp inceleyince de “fıtrat dini” olduğunu anlayıp ona teslim oldular.
    Dünyayı sarsan ekonomik kriz de bazı neticeleri itibariyle hayırlara vesile olacak. Bu krizin belki de en büyük ‘faydası’ dünyanın faiz belâsının zararlarını görmüş olması olacak. Yakın zamana kadar “Faiz olmadan ekonomi işlemez” diyenler, krizlerin sebebinin de faiz olduğunu yaşayarak ve bizzat gördüler. Öyle olmasa, Vatikan bile “Dünya ekonomisini faiz batırdı. İslâmın faizsiz sistemini inceleyelim” anlamına gelecek beyanlarda bulunur muydu?
    Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı’nın (UTESAV) düzenlediği “Faizsiz Finansman Sertifikası: Sûkûk” konulu toplantıda faizin krizlerin sebebi olduğu bir defa daha ortaya konuldu. Konuşmacı Prof. Dr. İsmail Özsoy, faizin bütün dinler tarafından yasaklandığını hatırlatarak “Yahudiler faizin ‘kötü’lüğünü kabul eder, kendi aralarında faizsiz iş yaparlar. Ama başkalarını zarara uğratmak için de faiz uygularlar. Dünya faiz sistemini yönetenlerin de ağırlıklı olarak Yahudiler olduğu unutulmamalı” hatırlatması da dikkat çekiciydi.
    Eğitim hayatı boyunca faiz ve faizsiz sistem üzerine çalıştığını da hatırlatan Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özsoy, “Türkiye’de ve dünyada ‘faiz’ aleyhinde konuşmak bile tehlikeliydi. Üniversitelerde bu konuda araştırma yapmak tek başına üniversiteden ihraç sebebiydi. Ama şartlar değişti, faizin kriz sebebi olduğu anlaşıldı. Başta İngiltere ve Hollanda olmak üzere faizsiz sistemi araştırıyorlar. Hatta Rusya’da bile bu sistem uygulanmaya başladı. Dünya hızla faizsiz sisteme doğru yol alıyor” dedi.
    Akla şu soru gelebilir: “Madem faizsiz sistem dertlere çaredir. O halde insanlar niçin gönüllü olarak ‘faiz’ tuzağına düşüyorlar?”
    Bu problemin de onlarca makul cevabı var, ama mevcut sistemin “faiz sistemine hayat hakkı tanımamak” üzerine kurulduğunu hatırlamak lâzım. Bu bakımdan mevcut ‘faizsiz bankalar’ın hatalarını ‘faizsiz sistemin hataları’ olarak görmek doğru olmaz. Toplantıda da dile getirildiği üzere, ortada makul ve uygulanabilir güzel bir ‘sistem’ var, ama uygulama esnasında insanlardan kaynaklanan problemler çıkabiliyor. Bu bakımdan faizsiz sistemle çalışan bankalara çok daha fazla görev düşüyor. Onların yaptığı hatalar kendileriyle sınırlı kalmayıp, ‘faizsiz sistem’in kötülenmesine eleştirilmesine sebep oluyor.
    Böyle önemli ve istifadeli bir toplantı düzenlediği için UTESAV’a teşekkür etmek gerek. Fakat bu konunun bir iki toplantı ile halledilmesinin kolay olmadığı da görülmeli. Daha geniş toplantılarla bu konu hem millete anlatılmalı, hem de dünyaya güzel bir örnek sunulmalı. Yaşanan kriz, faizcilerin foyasının ortaya çıkmasına vesile oldu. İnşallah ‘faizsiz sistem’in çare olduğu da geniş kitlelerce anlaşılır...

    13.04.2009

    E-Posta: cakir@yeniasya.com.tr



  6. #6
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    "Eğitim hayatı boyunca faiz ve faizsiz sistem üzerine çalıştığını da hatırlatan Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özsoy, “Türkiye’de ve dünyada ‘faiz’ aleyhinde konuşmak bile tehlikeliydi. Üniversitelerde bu konuda araştırma yapmak tek başına üniversiteden ihraç sebebiydi. Ama şartlar değişti, faizin kriz sebebi olduğu anlaşıldı. Başta İngiltere ve Hollanda olmak üzere faizsiz sistemi araştırıyorlar. Hatta Rusya’da bile bu sistem uygulanmaya başladı. Dünya hızla faizsiz sisteme doğru yol alıyor” dedi.
    Akla şu soru gelebilir: “Madem faizsiz sistem dertlere çaredir. O halde insanlar niçin gönüllü olarakfaiztuzağına düşüyorlar?”
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Geceler Ekibinin Dizi Film Organizasyonudur...
    By seyyah_salih in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 223
    Son Mesaj: 23.08.09, 15:28
  2. Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 25.01.09, 18:51
  3. Cok Istifade Edilebilecek Bir Dizi Roportaj.
    By yuksek-Sadakat in forum Gündem
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 16.05.08, 07:39
  4. Dizi Setinde Bir Cumhurbaşkanı
    By akıncı in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.05.08, 08:40
  5. Sabah'taki Dizi Yazı
    By elff in forum Gündem
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 25.09.06, 20:24

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0