+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Bir Ayet,İki Mesnevi,Üç Kelime

  1. #1
    Müdakkik Üye lasiyyema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    Konya
    Mesajlar
    631

    Standart Bir Ayet,İki Mesnevi,Üç Kelime

    Bir Âyet, ?ki Mesnevî, Üç Kelime




    MUSA ALEYH?SSELAM KUDÜS ŞEHR? ?Ç?N ancak eğilerek geçilebilen dar ve alçak bir kap? yapt?r?r. Böylece, Benî ?srail cebbarlar? içeri girerken ister istemez eğilecekler; kendi acizliklerini, zilletlerini hat?rlayacaklard?r. Bakara sûresinde, bu hadiseden, "Kap?dan eğilerek giriniz" mealindeki âyetle sözedilir. Asl? "vedhulü’l-bâbe sücceden" şeklinde okunan bu âyetin, "Kap?dan baş?n?z? eğerek giriniz" veya "Kap?dan secde ederek giriniz" şeklinde meallendirilmesi de mümkündür. Ben, bu meâli, bir önceki yaz?da sözünü ettiğim ‘Yahudi olmamak üzerine’ serüvenimin bir durağ? yapmak istiyorum. Bunun için, iki Mesnevî’den, yani, Mesnevî-i Şerif ve Mesnevî-i Nuriye’den ald?ğ?m dersle, bu âyette geçen anahtar kavramlar? açmaya, kendi dünyamda karş?l?klar?n? bulmaya çal?şacağ?m.

    Âyet üç kelimeden oluşmaktad?r: şehir, kap? ve secde. Şehiri, ulaş?lmak istenen bir nimetin, arzulanan bir ikram?n ifadesi olarak değerlendiriyorum. Ya da, şehir, Risalelerde netleştiği biçimiyle, bir müsebbebdir, sonuçtur. Esbab ve müsebbeb aras? ‘nihayetsiz uzak’ olduğuna göre, her sebebe tevessülümüzde vard?ğ?m?z sonuç, kendi kudretimizle varamayacağ?m?z bir şehirdir asl?nda. Sözgelimi, elektrik düğmesine basarak, ?ş?k şehrine ulaş?r?z. Bir şehre girmek, nimete ya da ikrama mazhar olmak, müsebbebe erişmektir. Ancak, bu şehre bir kap?dan, bir dar kap?dan eğilerek/secde edilerek girilir. Sebepler dairesinde, her nimetin bir külfeti vard?r, her ikram bir dua ile gelir, müsebbebata esbaba tevessül ederek var?l?r. Diğer bir ifadeyle, nimet şehrine külfet kap?s?ndan girilir; sonuçlar ülkesine sebeplerin kap?s? çal?narak dahil olunur. Böylece, âyetteki üçüncü unsurun, ‘secde’nin anlam? biraz aç?l?r. Secde etmek/eğilmek, Kadîr-i Ezelî’nin sebepleri halkederek kâinata koyduğu kevnî kanunlara riayet etmek demektir. Sözgelimi, bir meyve için ağac? dikip toprağ? sulayan ve meyve mevsiminin gelmesini bekleyen kimse, ağac?n yetiştirilmesine gösterdiği özenle ve o bekleyişiyle, t?pk? Benî ?srail gibi, gerçekte bir dar kap?dan eğilerek geçiyordur. Meyve şehrine ancak o kap?dan geçerek girebilir çünkü. Meyve k?l?f?na dürülü nimet şehrine dahil olabilmesi için ağaç, toprak, su, ?ş?k, hava gibi dar kap?lardan eğilerek geçmesi gerekmektedir.

    Şöyle ki, Kadîr-i Ezelî padişahlar? etten kemikten dar bir kap? gibi halketti.
    Ehl-i dünya Zât-? Kibriyâ’ya secde etmedikleri için onlara secdeye devam etti.

    Mesnevî’nin bu ifadelerinde, ‘padişahlar’ yerine ‘sebepler’ konulursa, sözkonusu meselin halimize ne kadar yak?n olduğu anlaş?l?r. Çünkü, nas?l bu dünyada her şehrin veya ülkenin kap?s?n? bir padişah bekliyorsa, sebepler dairesinde de her nimetin, her müsebbebin baş?n? bekleyen gerek etten kemikten gerek taştan topraktan gerekse ağaçtan ottan sebepler vard?r. Neticede, kâfir olsun mü’min olsun, herkes bu sebepler kap?s?ndan eğilerek nimete mazhar oluyor, neticeye var?yor. Ancak, mü’mini ve kâfiri ay?rt eden sebepler kap?s?nda ne ad?na eğildikleri, kime secde ettikleridir.

    Nitekim, Mesnevî-i Nuriye’de de, "Beşinci Nota"da, felsefe şakirdi ile Kur’ân-? Hakîm’in şakirdi sebepler karş?s?ndaki tav?rlar? ile birbirinden ayr?l?r. Felsefe şâkirdi, "Herşey kendi nefsine mâliktir" diye başlayarak, her bir şeyin herşeyin Hâlik’? ve Rabbi ile bağ?n? kopar?p, böylece onu mevhum bir tabiata isnad eder, âsâr? esbaba verir. Yâni, kâinatta görünen eserleri, işleri, fiilleri, onlar?n zuhur ettiği sebeplere hamleder. Nimeti sebeplere verir, müsebbebi esbabdan bilir. Sebeblerin Hâl?k? olan Müsebbibü’l-Esbab? tan?maz, sadece sebepleri bilir. Sebeplere kendileri ad?na riayet eder. Rabbini tan?mayarak firavunluk iddia ederken, bir taraftan da, topraktan taştan sebepler önünde eğilerek, menfaat gördüğü herşeyi [kendisini bir şehre götüren her kap?y?] kendisine rab telâkki ederek, asl?nda zilletini gösterir. Sonuç: Felsefe şakirdi bir fir’avun-u zelîldir.

    Fare huylulara hükmeden kedidir.\
    Farenin haddine mi düşmüş aslandan korkmak?

    Felsefe şakirdi, Mesnevî-i Şerîf’e gelince, ‘fare huylu’ oluverir. Yani, sağ?r ve kör esbabdan [kediden] korkar, onlardan meded ister, onlardan derdine derman bekler. Aslandan, yani Müsebbibü’l-Esbab’dan medet istemeye, O’na dua etmeye lay?k değildir.

    Aslandan korkanlar ancak misk ceylanlar?d?r.

    Misk ceylan?n?n Mesnevî-i Nuriye’deki ad? ise, Kur’ân-? Hakîm şakirdidir. O, "bir abddir, fakat âzam-? mahlûkata karş? da ubudiyete tenezzül etmez... bir abd-i azîzdir."O, sebepleri hazine-i Rahmet’in kap?s? bilerek o kap?y? çalar. Sebeplere riayet ederken, asl?nda sebeplerin Hâl?k?’na dua ettiğini, onun önünde secde ettiğini bilir.

    ?mdi, felsefe şâkirdini de, Kur’an şakirdini de bu dünyada ayn? kap?dan eğilerek geçerken görürüz. Yani, sebepler dünyas?nda herkes esbaba tevessül eder, o kap?dan geçerken eğilir. Velâkin, mesele
    kimin önünde eğildikleridir? Esbab?n m?, Müsebbibü’l-Esbab?n m?? Evet, herkes secdededir ve nihayet bu dünya herkese mesciddir. Ama kiminin mescidi nâr, kimininki cinând?r.

    ?ki mescid halketti de Hak\
    Onlara nâr verdi, bunlara cinân.

    ?şte, dar kap?dan geçiyoruz. Baş?m?za dikkat!


    27.12.2003© 2007 karakalem.net, Senai Demirci
    </H1>
    “Ey Risale-i Nur! (…) Bütün eller ve dillerde kemâl-i iştiha ve iştiyakla dinlenip okunacak ve yazılıp yayılacak en tatlı ve en halâvetli, en câzibedar ve enrevnekdar yegâne eser-i metin ve nûr-u mübîn ancak sensin!


    Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî

  2. #2
    Gayyur kaancay38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    92

    Standart

    güzel bir benzetme ve ayr?nt?lar? iyi yakalam?ş. tebrik etmek laz?m...
    kendini tanı

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kelime açıklamalı. Sözler – 30. Söz giriş… Ahzab, 72. ayet.
    By fanidünya... in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.01.14, 10:56
  2. Namazda Okuduğumuz Sure ve Duaların Kelime Kelime Anlamları?
    By patates in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.06.11, 12:27
  3. Mesnevi'den
    By yakaza in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 06.05.09, 20:19
  4. Kelime-i Tayyibe-Kelime-i Habise
    By zerre06 in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23.08.08, 15:01
  5. Büyük Mesnevi, Küçük Mesnevi.
    By beylikdüzü73 in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12.06.08, 11:05

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0