Muksir, Arapça, “sayıca çok olmak, artmak” anlamına gelen “kesret” kelimesinden türeyen bir kelime olup çoğulu “muksirûn”dur. Muksirûn terimi, hadis ilmi açısından, binin üzerinde hadis rivayet eden sahâbîleri ifâde etmektedir.

Hz. Peygamber vefat ettiğinde 114.000 kadar olduğu tahmin edilen sahâbîlerin, ancak 1000-1500 kadarı hadis rivayetinde bulunmuştur. Hadis rivayet eden bu sahâbîler, rivayetlerinin azlığı ve çokluğu açısından hadis âlimlerince iki gruba ayrılmış, az hadis rivayet edenler için “mukıllûn”, çok hadis rivayet edenler için ise “muksirûn” tâbiri kullanılmıştır.

Hadis âlimlerinin çoğu, 1000’den fazla hadis rivayet eden sahâbîleri muksirûn kategorisinde değerlendirmişlerdir. Bunun yanında “muksirûn”u 700’den veya 1500’den fazla hadis rivayet edenler için kullanan âlimler de vardır. Buna göre, 700 hadis esas alındığında dokuz, 1000 hadis esas alındığında yedi ve 1500 hadis esas alındığında altı kişi muksirûna dahil olmaktadır.

Sahâbenin rivayet ettiği hadislerin sayısı tesbit edilirken esas alınan hadis kaynakları başka başka olduğundan, ayrıca bazı âlimler bir hadisin farklı rivayetlerini ayrı birer hadis kabul edip her defasında tekrar saydığından muksirûnun rivayet ettiği hadislerin sayısı âlimlere göre farklılık arzedebilmektedir.

İbnü’l-Cevzî’ye ve Ahmed b. Hanbel’e göre en çok hadis rivayet eden sahâbîlerin rivayet ettikleri hadislerin sayısı şöyledir:


--Ebû Hureyre (r.a.): İbnu’l-Cevzî’ye göre 5374, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde: 3848
--Abdullah b. Ömer (r.a.): İbnu’l-Cevzî’ye göre 2630, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde: 2019
--Enes b. Mâlik (r.a.): İbnu’l-Cevzî’ye göre 2286, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde: 2178
--Hz. Âişe (r.a.): İbnu’l-Cevzî’ye göre 2210, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde: 2403
--Abdullah b. Abbas (r.a.): İbnu’l-Cevzî’ye göre 1660, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde: 1696
--Câbir b. Abdullah (r.a.): İbnu’l-Cevzî’ye göre 1540, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde: 1206
--Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.): İbnu’l-Cevzî’ye göre 1170, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde: 958
--Abdullah b. Mesud (r.a.): İbnu’l-Cevzî’ye göre 848, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde: 892
--Abdullah b. Amr b. el-Âs (r.a.): İbnu’l-Cevzî’ye göre 700, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde: 722


Bu sahâbîlerin diğerlerinden daha çok hadis rivayet etmiş olmalarının elbette çeşitli sebepleri bulunmaktadır. Mîzaç olarak öğrenmeye çok düşkün olan bu müstesna sahâbîlerin hemen hepsi çok genç yaşta, hâfızalarının diri olduğu dönemde Rasûlullâh’ı idrâk etmiş ve onun vefatından sonra da uzun süre yaşamışlardır. Ashâbın çoğu dünyevî meşgaleleriyle meşgul olurken muksirûnun bir kısmı genç ve bekâr olduğu, bir kısmı da Suffe ashâbından olduğu için Rasûlullah ile daha fazla beraber olmuşlar, dolayısıyla ondan daha fazla hadis öğrenebilmişlerdir. Ayrıca onların hadis rivayetine duydukları özel ilgiyi de çok sayıda hadis rivayet etmelerinin sebepleri arasında zikretmek gerekmektedir.

Bunun yanında sünnet konusunda geniş malumata sahip olduğu halde muksirûn kategorisine girmeyen sahâbîler de bulunmaktadır. Bunlar devlet işleriyle yahut savaşlarla meşgul olmaları, Hz. Peygamber’in vefatından sonra uzun süre yaşamamaları veya Hz. Peygamber adına istemeyerek de olsa yalan isnad etmekten endişe duymaları vs. sebebiyle çok hadis rivayet edememişlerdir.