+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Hz. İmam Fatıma s.a. Meşhur Hutbesi ..

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart Hz. İmam Fatıma s.a. Meşhur Hutbesi ..

    Alıntı BERXUDANLZN Nickli Üyeden Alıntı
    İbn-i Tayfur diye meşhur olan Allame Ahmed İbn-i Ebu Tahir, "Belağat-ün Nisâ" kitabında Abdullah İbn-i Hasan'dan, o da kendi senediyle babalarından (s.a) şöyle rivayet etmiştir: "Ebu Bekir, Fedek arazisini Fatıma'dan almayı kararlaştırdığında bu haber Hz. Fatıma'ya ulaştı. Başörtüsünü başına örtüp cilbabını giyindi ve yakınlarının hanımlarından ve kendi hizmetçilerinden oluşan bir grup hanımın eşliğinde hareket etti. Yürürken etekleri yere çekilen uzun bir elbise giyinmişti ve yürüyüşü Hz. Resulullah'ın (s.a.a) yürüyüşünden farksızdı. Gelip Ebu Bekir'in bulunduğu yere ulaştı. Ebu Bekir, muhacirler ve ensardan oluşan bir kalabalığın içerisinde bulunuyordu. Hz. Fatıma'yla halk arasına bir perde asıldıktan sonra (Resulullah'ın mezarının başında) oturdu ve hıçkırarak ağlamaya başladı. Oradakiler de onun ağlamasıyla ağlamaya başladılar. Meclisi büyük bir hüzün kapladı. Sonra Hz. Fatıma (s.a), ağlamayı kesip biraz öylece sessiz durdu. Halkın figanı dinip galeyanı yatışınca, Allah'a hamd ve sena edip ve Resulüne salat göndererek söze başladı.

    Halk tekrar ağlamaya başladılar; durduklarında konuşmasını sürdürerek şöyle buyurdu: "Allah'a hamd olsun verdiği nimetleri için; ona şükürler olsun ilham ettiği hidayetlerden ötürü; ona senalar olsun, sunmuş olduğu eşsiz ve benzersiz yaygın ihsanları ve verdiği bol ve kamil bağışları ve lütfettiği tüm nimetleri için. Nimetleri sayılmaz ve nimetlerinin sürekliliğinin şükrü eda edilmez ve ebedi oluşları idrak olunabilmelerini imkansız kılar. O, nimetlerini daha da artırmak için kullarını şükretmeye çağırmış ve nimetini bollaştırarak da mahlukatından ona hamd etmelerini istemiş ve (kıyamette) benzerlerine davet ederek ihsanını (salih insanlara) iki kat kılmıştır.

    Şehadet ederim ki, Allah'tan başka bir ilah yoktur; tektir; ortağı yoktur; o Allah ki, Tevhit kelimesinin te'vilini (esas ve özünü) ihlas kılmıştır ve kalplere ona bağlılığı yerleştirmiştir ve aklın kavrayabilmesi için tevhid düşüncesini aşikâr etmiştir. O Allah ki, gözlerin onu görmesi ve dillerin onun sıfatlarını beyan etmesi ve kavrayışların onun keyfiyetini anlaması imkansızdır. O Allah ki, önceden olan bir şeye dayanmadan ve bir eş ve benzere öykünmeden, yaratıkları yaratmaya muhtaç değilken ve yaratmada kendine bir yararı yokken, kendi güç ve meşiyetiyle her şeyi var etti. Sadece hikmetinin sağlamlığını bildirmek ve itaati hususunda uyarmak ve kudretini aşikâr etmek ve mahlukatını kulluğa çağırmak ve çağrısını güçlü kılmak için onları vücuda getirdi. Sonra da kullarını kendi gazabından korumak ve onları cennetine sevk etmek için itaati karşısında mükâfatı ve isyanı karşısında da azabı vaad etti.

    Ve şehadet ederim ki, babam Muhammed, O’nun kulu ve resulüdür. Allah, onu peygamber olarak göndermeden önce beğenmiş ve yaratmadan önce seçmiştir ve meb'us kılmadan önce -hatta mahluklar gayb aleminde korkunç perdeler altında saklıyken ve yokluk sınırının eşiğinde bulunurken- onu Ahmed (yani beğenilmiş) olarak isimlendirmiştir. Çünkü Allah, işlerin nihayetini ve hadiselerin akışını bilir ve takdir ettiği şeylerin yerlerine vakıftır. Allah emrini tamamlamak ve kendi hükmünü geçerli ve kesin kılmak, kesin kıldığı kaderlerini icra etmek için onu peygamber olarak gönderdi.

    (Resulullah (s.a.v) meb'us olduğunda), İnsanlar çeşitli dinlere bölünmüş, her grup kendi ateşinin çevresinde toplanmış bulunuyorlardı, putlara tapıyor, ama Allah'ı tanımalarına rağmen (bilerekten) onu inkâr ediyorlardı. (Böyle bir dönemde) Allah Teala, Muhammed'in (s.a.a) nuruyla onların, üzerine çökmüş karanlıkları aydınlığa çevirdi. Kalplerdeki (küfrün) düğümlerini çözdü; gözlerden şaşkınlık perdelerini giderdi. Böylece Peygamber (s.a.a), insanlar arasında hidayet işini üstlendi, sonunda onları sapıklıklardan kurtardı ve kör olan gözleri açtı. Sağlam dine doğru onları hidayet eyledi ve doğru yola onları davet etti.

    Bunlardan sonra Allah, Peygamberinin kendi istek ve rağbetiyle onu, bu dünyadan alıp kendisine doğru götürdü. Böylece Hz. Muhammed (s.a.a), bu dünyanın zorluklarından kurtulup yüksek meleklerin eşliğinde Rabb'inin rızasıyla kuşatıldı ve yüce mülk sahibi Allah'ın civarına erişti. Allah'ın salatı, selamı, rahmet ve bereketleri, kendi peygamberi, vahyinin emini, kulları arasında seçtiği, beğendiği ve razı olduğu babama olsun."

    Sonra mecliste bulunanlara bakarak şöyle dedi: "Ey Allah'ın kulları, sizler onun emir ve nehiylerinin muhatabı, dinin ve vahyin taşıyıcıları, Allah'ın kendi nefislerine emin kıldığı kimseler ve ümmetlere dinin tebliğcilerisiniz. Allah tarafından hak bir önder (olan Kur'an) sizin aranızdadır. O, Allah'ın size sunmuş olduğu bir ahittir ve halef olarak bıraktığı bir emanettir. O, Allah'ın nâtık kitabı, sâdık Kur'ân'ı, yüce nuru, parlak ışığıdır. Basiretleri (hidayetleri) aşikârdır. Sırları münkeşef, açıktır. Zahirleri aydındır. Ona uyanlara gıpta olunur. Kur'an kendisine uyanı, Allah'ın rızasına götürür, ona kulak vereni kurtuluşa erdirir.

    O Kur'an vasıtasıyla Allah'ın aydın hüccetlerine, açıklanmış azimetlerine (farzlarına), sakındırılmış haramlarına, belli nişanelerine, yeterli burhanlarına, yapılması istenilen faziletlerine ve kullara hibe edilen ruhsatlarına ve yazılı şeriatlarına ulaşılır.
    Alıntı BERXUDANLZN Nickli Üyeden Alıntı
    (Sonra Hz. Fatıma, Kur'an-ı Kerim'de yer alan şeriatı açıklayarak şöyle buyurdu):

    "Allah, imanı sizler için şirkten temizlenme vesilesi kılmıştır. Namazı; kibirden uzaklaşmanız, zekâtı; nefsin yücelmesi ve rızkın çoğalması,orucu; ihlası sabitleştirmek, haccı; dinin temellerini sağlamlaştırmak, adaleti; kalpleri birleştirmek ve bize itaati, dinin düzelmesi ve nizamı için farz kılmıştır. İmametimizi; tefrikadan kurtulmak, cihadı; İslam'a izzet kazandırmak, sabrı; mükâfatı hakketmek, emr-i bil mârufu; tüm halkın maslahatını korumak, vâlideyne (baba ve anneye) iyiliği; Allah'ın gazabından kurtulmak için farz kılmıştır. Sıla-ı rahim yapmayı (akrabalarla iyi ilişkide bulunmayı) da sayıların çoğalmasına vesile eylemiştir. Kısası; kanların dökülmesini önlemek, nezre (adağa) vefa etmeyi; Allah'ın bağışına ehil olmak ve tartı ve ölçüleri eksiltmeyip hakkınca tutmayı da; malların değerinin korunması için farz kılmıştır. Şarap içmeyi; (kullarını) pisliklerden temizlemek için nehyetmiş, başkalarına zina nispetini vermekten kaçınmayı; lanetten korunmak, hırsızlıktan uzak durmayı da; iffet kazanmak için emretmiş ve şirki; onun rablığına olan inancın halis olması için haram kılmıştır. (Ey inananlar,) "Allah'tan hakkıyla korkun ve ancak Müslümanlar olarak (Allah'a teslim olduğunuz halde) ölün!" (9) "Allah'ın emir ve nehiylerine itaat eyleyin. Gerçekten Allah'tan kulları içinden ancak alimler korkar."

    Sonra şöyle dedi: "Ey insanlar, bilin ki ben Fatıma'yım ve babam Muhammed'dir (s.a.a). Bu sözü ben tekrar tekrar sizlere söylüyorum. Sözlerim haktır ve yaptığım işte batıl bir yön yoktur. (Allah Teâlâ buyuruyor ki): "Gerçekten size kendinizden olan öyle bir peygamber geldi ki, sizlerin uğradığınız çetinlikler ona ağır gelir, o size pek düşkün ve müminlere şefkatli ve merhametlidir."

    "Eğer Muhammed'i (s.a.a) tanısanız; onun, sizin hanımlarınızın babası değil, benim babam olduğunu ve sizin erkeklerinizin değil, benim kocamın (Hz. Ali'nin) kardeşi olduğunu görürsünüz. Ona olan nispet ve yakınlık ne güzel bir nispettir. O, peygamberliği uhdesine alıp, halkı Allah'ın azabından korkuttu. Müşriklerin yolundan yüz çevirdi. Şirkin belini kırıp, onların nefesini kesti ve halkı hikmet ve güzel nasihatle Rabb'inin yoluna çağırdı; putları kırdı; küfrün önderlerini yüzüstü yere serdi. Sonunda kafirler topluluğu bozguna uğrayarak ardlarına dönüp kaçtılar; gecelerin karanlığı, sabahın aydınlığı ile yarıldı ve hakkın özü ortaya çıktı; dinin önderi konuşmaya başladı; şeytan sözcülerinin sesi kesildi; nifakın tacı yere düştü; küfür ve azgınlığın düğümleri çözüldü. Sizler de ibadetten, oruçtan karınları aç, yüzleri ak olanlarla beraber ihlas kelimesini söyler oldunuz."

    "Sizler Hz. Resul-i Ekrem gelmeden önce ateş dolu bir uçurumun kenarında idiniz, (o halinizle) taşın dibinde kalan, hemen içilip tüketilecek olan bir yudum suydunuz; aç kişinin fırsat gözetmeden kapıp yiyeceği bir lokmaydınız; (düşmanların) ayakları altına düşmüş bir toplumdunuz. İçtiğiniz; deve sidiğiyle dolmuş ve hayvan pisliğiyle kokuşmuş çöllerdeki çukur suyu idi. Yediğiniz; dabaklanmamış deriyle hazırlanan yemekti. Aşağılık bir hale düşmüştünüz; insanların saldırıp sizi yok etmesinden korkuyordunuz. Bütün bunlardan ve güçlülerin belasına uğradıktan, Arab'ın kurtlarına lokma olduktan, kitap ehlinin azgınlarına tutsak düştükten sonra sizleri Allah Tebareke ve Teala babam Muhammed (s.a.a) vasıtasıyla kurtardı. Bundan sonra ne zaman müşrikler savaş ateşini yaktılarsa, Allah onu söndürdü ve ne zaman şeytan kendi boynuzunu çıkardıysa ve müşriklerden bir grubun ağzı açıldıysa (Peygamber s.a.a) kardeşini (Hz. Ali'yi) tehlikenin önüne çıkarıp müşriklerin ağzını tıkadı. Ali de düşmanların başını ezmedikçe ve yakılan ateşin alevini kılıcıyla söndürmedikçe geri dönmezdi. O, Allah'ın zatı için zahmete katlanan, Allah'ın emrinde ciddiyet gösteren, Resulullah'ın yakını ve Allah'ın velilerinin efendisidir. O, hak yolunda kollarını sıvayarak iyilik istiyor, ciddiyetle çalışarak bu yolda zahmete katlanıyordu. Ama siz (o dönemde) rahat bir yaşayış yolunu seçip asayiş ve emniyet içersinde hayatınızı sürdürüyordunuz ve bizlerin başına gelen belaların sonucunu bekliyordunuz; neticenin kimin yararına olacağını öğrenmek istiyordunuz; savaşlara katılsanız da düşmanla karşılaştığınızda geriye dönüp kaçıyordunuz.

    Allah Tealâ, Peygamberine enbiyanın bulunduğu, yani seçkinlere ayırdığı makama yücelmeyi kararlaştırdığında sizlerdeki nifak düğümleri aşikâr oldu; din gömleği artık yıprandı; kendini gizlemiş olan azgınlar nutka geldi; cansız kalmış düşmanlar harekete geçti; bâtıl ehlinin önderleri kükremeye başladı ve sizin aranızda değer kazandılar. Şeytan başını kendi yuvasından çıkarıp sizleri kendisine doğru çağırdı. Sizlerin de onun davetini kabullenmeye ve aldanmaya meyilli olduğunuzu gördü; sonra sizi tahrik etti; sizleri hafif buldu; sizleri kışkırttı, siz de hemen galeyana geldiniz. Böylece sizler başkasının devesini (kendi deveniz olarak) dağladınız ve (onu) başkasına ait çeşmeye sürdünüz (yani başkasına ait olan hilafete el koydunuz). Bütün bunlara henüz Resul-i Ekrem'in vefatından kısa bir süre geçmeden ve henüz kalbimizin yaraları tazeyken, yüreğimizin cerahati iyileşmeden, hatta Resul-i Ekrem'in cenazesi defnedilmeden teşebbüs ettiniz. "Fitne çıkmasından korkuyoruz" diyerek bu işlere koştular. "(Oysa) İyi bilin ki (bu işleriyle), tam fitnenin ortasına düşmüşlerdir. Gerçekten cehennem, kafirleri (her taraftan) kuşatmıştır."



    başlıktaki -S.A -ne manaya geliyor kardeşim.
    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (31.05.07 Saat 15:02 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Alıntı BERXUDANLZN Nickli Üyeden Alıntı
    selam üzerine olsun kardaşım hem binler selat ve selam babasına s.a.a kocasına evladına ahbablarına sülbünden gelen evliyasına asfiyasına müçtehidinine imamlarına selam olsun ....
    İkinci Sualiniz: Sahabe-i Kiram Hazeratına radıyallahu anh denildiğine binaen, başkalara da bu mânâda söylemek muvafık mıdır?

    Elcevap: Evet, denilir. Çünkü Resul-i Ekremin bir şiârı olan aleyhissalâtü vesselâm kelâmı gibi radıyallahu anh terkibi Sahabeye mahsus bir şiar değil. Belki Sahabe gibi, veraset-i nübüvvet denilen velâyet-i kübrâda bulunan ve makam-ı rızaya yetişen Eimme-i Erbaa, Şah-ı Geylânî, İmam-ı Rabbânî, İmam-ı Gazalî gibi zatlara denilmeli.

    Fakat örf-ü ulemada Sahabeye radıyallahu anh,

    Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiîne rahimehullah,
    onlardan sonrakilere gaferahullah ve

    evliyaya kuddise sirruhu denilir.
    http://www.risaleara.com/oku.asp?id=974&a=sahabeye

    buna göre siz sa diyemezsiniz.radiyallahu anhum diyebilirsiniz.
    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (31.05.07 Saat 15:03 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  3. #3
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Alıntı BERXUDANLZN Nickli Üyeden Alıntı
    kardaşım siz diemezsinz belki ama lillahil hamd bziler deriz ve diyoruz ki biz bunun için cezası olsa ki ALLAHUALEM biz çekmeye hazırız bunun hakkında bir nass ve ya hadis yoktur ayrıca ben size izahını başka bir yazı dolasıyla yapmaya çalışmıştım demek yapamamşız ALLAH af etsin.AMA kardaş bunu anlatsam belki iyice yanlış anlarsın
    akıl kalpten bi haber
    istemesede muharebe eder
    ben kelp ona anam der
    belki idrakin bundan dar
    bir kelp ona nasıl anam der

    şimdi ben kalbimde ki ni aklına izah etsem neye yarar .kalp değişken değil mi ...
    yukardaki yazı üstada ait,


    üstad müceddid olduğu için düzeltiyor,


    sizde buna tabisiniz,


    çünkü müceddid herkese hitap eder,


    seyda hz.dahil olmak üzere bütün alemi islama hitap eder..
    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (31.05.07 Saat 15:04 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  4. #4
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    Alıntı BERXUDANZLN Nickli Üyeden Alıntı
    bakınz kardaşım yukarda selamun aleyk bahsi hakkında sahibüzzamn bişey demiş mi sizler neden kıyas yapmaktsınz ne Sahabe-i Kiram Hazeratına radıyallahu anh denildiğine binaen, başkalara da bu mânâda söylemek muvafık mıdır?

    şimdi BURDA başka zatlara evliyullaha demiş böle sen ne hakla kıyas yapmakttasın müçtehit iseniz kardaşım haber verinz risalede içtihat kitab-ı ise ve herkese açıksa o zman belki hads ve nass eksenli bakmaksnz ve ilmi arapçada ve sahv da beyanlara bakmadan size hak verirdim.ki kardaşım siz başkqa bahsi delil almaktasınz bana bunun izahını peygamber ve sahabe kısası varsa konuşunz ...

    ayrıca sözlerinze dikkat edersnz bazı şahısları karıştarmazsanız iyi olur bu konu birden başka meslere girer ve sizin hakkınz yoktur ki medine bir kutp olsa nura nazar vermezse elinden öpecek ve hizmetine bakacaksın kardaşım sen ne hakla böle kati hükm verirsn şimdi inş tekrarlanmaz yoksa nefsi mulahaa olur tokat yeriz..
    Kardeşim, bu konuları tartışmaya gerek yok. Ulema-i İslam'ın çok kahir bir ekseriyeti sahabeler için (R.A.) tabirini kullanmışlardır. Böyle kahir bir ekseriyete tabi olmak varken, hep böyle konuları çıkarıp nazara vermenin kime ne faydası olacak? Hazret-i Fatımat-üz Zehra(R.A.)'nın hem Resullullah(A.S.V.) ve hem de müminler yanında ne kadar kiymetli olduğu tartışma götürmez. Bu tabirde kiymetini artırmaz. Hulefa-i Raşidin, aşere-i mübeşşere ve bütün ashab-ı kiram için kullanılan (R.A.) tabirinin kullanılması çok daha uygun düşer. Selamlar.

    Alıntı BERXUDANZLN Nickli Üyeden Alıntı
    kardaşım biz çıkarmadık bunu şimdi bazen bir yanlış düzeltiim denirken bakılır yanlışn ki faraza yanlıştır ..mahiyeti nedir ne manaya gelir düzltirken hadis ve nass var mı evvel demişiz şimdi bu yazılarda bakınz peygambere s..a.a der bazen s.a.v der şimdi buna taklıp kalcaksa insanlar ve konuşmaya hak olduğuna inanıyorsa bu dil ve lehçe meselernde o zamn ilmen bu vasfa sahip olacak yoksa biz böle bir konu açılsın nur kardaşlarla münazara yapalım telaşında değilz ki melse de daha önce demiştik bir yerde hem de aynı abiye demiştik.o zman tatmin olmadıysa devam etseydi bu konu orda kalırdı.ama şimdi sanki ilkez karşılaşır gibi hemde kati hücceti varmış gibi konuşması nefsim karışmasına sebep oldu.

    yoksa hakkınızı helal edin ben istemm ama yazı ravi yönünden ve hakikat yönünden bana çok hoş göründü bende yayınlım dedim ve içinde ehl-i sünnet açısndan dan olumsuz bir mesele yoktur die kanatim vardı ..
    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (31.05.07 Saat 15:06 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Nesi Meşhur?
    By duaci in forum Mizah
    Cevaplar: 71
    Son Mesaj: 11.09.19, 18:51
  2. Meşhur Gaf'lar....
    By Piri Reis in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 39
    Son Mesaj: 05.11.08, 16:00
  3. İmam-ı Ali'nin Peygamberimizi (s.a.a) Anlatan Hutbesi
    By Rainboy44 in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03.02.08, 14:44
  4. Meşhur Yalanlar
    By Meyvenin Zeyli in forum Mizah
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 28.08.06, 11:08

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0