Konu Kapatılmıştır
1. Sayfa - Toplam 7 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 67

Konu: Ebu Hureyre (r.a)

  1. #1
    Gayyur muntehab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Siirt
    Mesajlar
    115

    Standart Ebu Hureyre (r.a)

    Ebu Hureyre (r.a)

    Çok hadis rivâyet eden meşhur sahâbî.

    Ad?, Abdurrahman b. Sahr; künyesi, Ebû Hureyre'dir. Câhiliye döneminde ismi Abdüşşems idi. Hz. Peygamber onu, Abdurrahman (baz? rivâyetlere göre Abdullah, hattâ başka isimler de ileri sürülmektedir) diye adland?rd? (el-Hâkim en-Nisâbûrî, el-Müstedrek, Beyrut, t.y, III, 507). Ne sebeple Ebû Hureyre diye künye edindiğini kendisi şöyle aç?klam?şt?r: 'Bir kedi bulmuştum, onu elbisemin yeninde taş?rd?m; bundan dolay? Ebû Hureyre (kedicik babas?) künyesiyle çağr?l?r oldum (ez-Zehebî, Tezkiretü'l-Huffâz, Haydarâbâd 1376/1956, I, 32). Hayber gazvesi s?ralar?nda Yemen'den Medine'ye gelip müslüman olmuştur (H. 7/M. 629) (ez-Zehebî, a.g.e., ayn? yer). O tarihten itibaren Hz. Peygamber'in vefât?na kadar ondan ayr?lmayan bir sahâbîsi olmuş, kendisini onun hizmetine adam?şt?r. Hizmet süresi yaklaş?k dört y?l? buluyordu (?bn Kesir, el-Bidâye ve'n Nihâye, Beyrut 1966, VIII, 108,113).

    Hz. Peygamber'in misafirperverliği ve cömertliği sayesinde yaşayan Ebû Hureyre, Rasûlullah (s.a.s.)'?n mescidinde sadece ibadet ve ilimle meşgul olan Ehl-i Suffe'nin en ileri gelen simas? idi. Hz. Peygamber'i büyük bir muhabbetle sevmiş, onun sünnetine uygun olarak yaşam?ş ve manevî yüce mertebelere erişmiştir (?bn Kesir, a.g.e., VIII, 108, 110).

    ?ffet sahibiydi, eli aç?k ve cömertti. Hz. Osman'?n şehid edilmesinden sonraki fitne olaylar?nda köşesine çekildi. Halk onun bu halinden kendisine söz ettiklerinde Rasûlullah (s.a.s.)'in şu hadisini rivâyet ediyordu: 'Fitneler ç?kacak. O zamanda, oturanlar ayakta durandan, ayakta duran yürüyenden, yürüyen koşandan daha hay?rl?d?r. Kim dönüp bakmaya yönelirse, o da ona yönelir. Kim bir s?ğ?nak veya korunak bulursa onunla korunsun' (Buhâri, Menâk?b, 25; Müslim, Fiten, I0).

    Hoşsohbet, temiz ve ince duygulu, saf gönüllü idi (Zehebî, Tezkire, 1, 33). Emirlik ve valilik ona kibir vermedi. Üstelik alçak gönüllülüğünü artt?rd?. Medine valisi Mervan'a vekâlet ettiği s?ralarda, üzerine semeri bağlanm?ş bir eşekle, hurma lifinden örülmüş bir başl?k baş?nda olduğu halde çarş?ya ç?kar ve, 'Savulun emir geliyor!' dermiş (?bn Sa'd, et-Tabakatü'l-Kübrâ, Beyrut 1380/1960, IV, 336).

    ?mam Şâfii gibi büyük âlimlerin bildirdiğine göre Ebû Hureyre kendi dönemindeki hadis nakledenlerin içinde haf?zas? en sağlam olan?d?r (?bn Hacer, el-?sâbe fî Temyîzi's-Sahâbe, M?s?r 1328, IV, 205). Hz. Peygamber ile nisbeten k?sa say?labilecek bir süre birlikte olmas?na rağmen, onun hadislerini bu kadar büyük bir say?da elde edebilmesinin s?rr? ve sebebleri şöyle aç?klanabilir:

    a) Birinci sebep: Hz. Peygamber ile s?k s?k görüşmesi ve ona hiç çekinmeden her çeşit sorular sormas?d?r (?bn Hacer, a.g.e., IV, 206). Nitekim Buhâri ve Müslim'in naklettiklerine göre Ebû Hureyre şöyle demiştir: 'Siz, Ebû Hureyre'nin çok hadis rivâyet ettiğini söyleyip duruyorsunuz. Ben fakir bir kimseydim. Kar?n tokluğuna Hz. Peygamber'e hizmet ediyordum. Muhâcirler çarş?da, pazarda al?şverişle, Ensâr da kendi mallar?, mülkleriyle uğraş?rken, ben Hz. Peygamber'in meclislerinin birinde bulunmuştum; buyurdu ki: '?çinizden kim cübbesini yere serer de ben sözümü bitirdikten sonra toplarsa benden duyduğunu bir daha unutmaz. 'Bunun üzerine ben üzerimdeki h?rkay? yere serdim, Hz. Peygamber de sözünü bitirince, onu toplad?m. Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, o andan sonra ondan duyduğum hiçbir sözü unutmad?m' (Müslim, Fadâilü's-Sahâbe, 159; Buhâri, ?lim, 42).

    b) ?kinci sebep: ?lme olan tutkunluğu ve Hz. Peygamber'in ona bildiğini unutmamas? için dua buyurmas?d?r. El-Hâkim en-Nisâbûrî, Müstedrek'te (111, 508) şu haberi vermektedir: 'Bir adam Zeyd b. Sâbit'e gelerek ona bir mesele sordu. O da Ebû Hureyre'ye gitmesini söyledi ve şöyle devam etti; çünkü bir gün ben, Ebû Hureyre ve bir başka sahâbî Mescid'de oturuyorduk, dua ve zikirle meşgul idik. O s?rada Hz. Peygamber geldi, yan?m?za oturdu; biz de dua ve zikri b?rakt?k. Buyurdu ki: 'Her biriniz Allah'tan bir dilekte bulunsun. ' Ben ve arkadaş?m, Ebû Hureyre'den önce dua ettik, Hz. Peygamber de bizim duam?za âmin dedi. S?ra Ebû Hureyre'ye geldi ve şöyle dua etti: 'Allah'?m, senden iki arkadaş?m?n istediklerini ve de unutulmayan bir ilim dilerim.' Hz. Peygamber bu duaya da âmin dedi. Biz de, 'Ey Allah'?n Rasûlü, biz de Allah'tan unutulmayan bir ilim isteriz' dedik. Hz. Peygamber, 'Devsli genç sizden önce davrand?' buyurdu.

    Buhâri, ilim bahsinde, hadise olan tutku bâb?nda (nr. 33) Ebû Hureyre'nin şöyle dediğini nakletmiştir: 'Ey Allah'?n Rasûlü, k?yâmet gününde senin şefâatine nâil olacak en mutlu kişi kimdir?' diye sordum. Rasûlullah buyurdu ki: 'Ey Ebû Hureyre, senin hadise olan aş?r? tutkunluğunu bildiğim için, böyle bir soruyu senden önce hiç kimsenin sormayacağ?n? tahmin etmiştim. K?yâmet gününde benim şefâatime nâil olacak en mutlu kişi Lâilâhe illallah diyen kimsedir.'

    c) Üçüncü sebep: Ebû Hureyre'nin büyük sahâbîlerle görüşmesi, onlardan birçok hadis almas? ve bu sayede ilminin art?p ufkunun genişlemesidir (?bn Hacer el-Askalâni, el-?sâbe, IV, 204).

    d) Dördüncü sebep: Hz. Peygamber'in vefât?ndan sonra uzun süre yaşam?ş olmas?d?r. Nitekim Hz. Peygamber'den sonra k?rkyedi y?l yaşam?ş, hadisleri halk aras?nda yaymakla meşgul olmuştur (Muhammed Ebû Zehv, el-Hadis, ve'l-Muhaddisûn, Kahire 1958, 134).

    Bütün bunlar?n neticesinde Ebû Hureyre, Sahâbe içerisinde hadisi en iyi bilen, hadis almada ve rivâyet etme hususunda diğerlerinden daha üstün bir duruma gelmiştir. Onun rivâyet ettiği hadisler, diğer sâhâbilerde veya birçoğunda dağ?n?k halde bulunuyordu. Bu yüzden onlar Ebû Hureyre'ye başvuruyor, hadis rivâyetinde ona dayan?yorlard?. ?bn Ömer, onun cenaze namaz?nda, ona Allah'tan rahmet dileyerek, 'Hz. Peygamber'in hadisini müslümanlar ad?na muhâfaza ediyordu' demiştir (?bn Sa'd, Tabakât, IV, 340). Buhâri, 'Ebû Hureyre'den 800 kadar sahâbe ve tâbiîn âlimleri hadis rivâyet etmişlerdir' diyor (?bn Hacer, a.g.e., IV, 205).

    Kendisinden beşbinüçyüzyetmiş dört hadis gelmiş, bunlardan üçyüzyirmibeş tanesini Buhâri ve Müslim müştereken, doksanüç tanesini yaln?z Buhâri, yüzseksendokuz hadisini de yaln?z Müslim Sahîh'lerine alm?şlard?r (Muhammed Ebû Zehv, a.g.e., 134).

    Ebu Hureyre, as?rlar boyunca tetkik ve tenkid konusu olmuştur. Gerek Doğu dünyas?nda gerek Bat? dünyas?nda Ebû Hureyre hakk?nda ileri geri konuşulmuştur. Bunun sebebi, keyif ve arzulara karş? gelen dine yönelik hile ve tuzaklar? sonuçsuz b?rakan bir k?s?m hadislerinden kurtulmak istenmesidir. Bu hücumlar ya yalan ve zay?f rivâyetlere, ya da baz? sahîh hadislere dayan?r. Fakat bu tür sahîh hadisleri de doğru-dürüst anlayamazlar, bu yüzden de kendi arzular? doğrultusunda yanl?ş yorumlara başvururlar

    (Muhammed Ebû Zehv, a.g.e., 153; el-Hâkim en-Nisâbûrî, a.g.e., III, 5 1 3). Bu hadislerden bir k?sm?n? ve cevaplar?n? özet olarak verelim:

    Ebû Hureyre'nin hadis konusundaki güvenilirliğine gölge düşürecek şüphe kaynaklar?ndan biri, onun Rasûlullah (s.a.s.)'den: 'Bir kimse Ramazan ay?nda cünüp olarak sabahlarsa, o gün oruç tutmas?n ' hadisini nakletmesi ve halka bu yolda fetvâ vermesidir. Onun böyle rivâyet ettiğini Âişe ve Ümmü Seleme haber al?nca, onun bu rivâyetini kabul etmemişler, şöyle demişlerdir: 'Hz. Peygamber ailesiyle birlikte olmas? neticesinde cünüp olarak sabahlar, sonra da boy abdesti al?p orucunu tutard?.' Bunun üzerine Ebû Hureyre onlar?n dediklerini kabul etmiş ve demiştir ki: 'Bu hadisi bana Fadl b. Abbâs ile Üsâme b. Zeyd Hz. Peygamber'den nakletmişlerdi. Mü'minlerin anneleri ise bu gibi konular? erkeklerden daha iyi bilirler' (Buhâri; Savm, 23; ?bn Hacer, Fethu'l-Bâri, M?s?r 1300, IV, 123-124; Muhammed Ebû Zehv, a.g.e., 155).

    Buna şu cevap verilmiştir: Ebû Hureyre sözkonusu hadisi Rasûlullâh (s.a.s.)'den kendisi işitmemiştir. Hadisi Fadl ve Üsâme vas?tasiyle rivâyet etmiştir. Bu iki sahâbî ise doğru ve güvenilir kişilerdir. Âişe ile Ümmü Seleme'nin hadisi, onun yan?nda ağ?rl?k kazan?nca, onlar?n rivâyetine dönmüş, hakka uyarak önceki fetvâs?ndan vazgeçmiştir (?bn Hacer, a.g.e., IV, 126; M. Eba Zehv, a.g.e, 155). Fadl ve Üsâme'nin naklettiği hadise gelince, âlimler bu konuda şunlar? söylediler: Birincisi, bu hadis kendisinden daha kuvvetli hadisle çelişmektedir; dolay?s?yle onunla değil kuvvetli olanla amel edilir. ?kincisi, bu iki sahâbînin hadisi orucun farz k?l?nd?ğ? dönemin başlar?na aittir. O s?rada oruçlunun uyuduktan sonra yemesi, içmesi, cinsel münasebette bulunmas? haramd?. Daha sonra Allah'tan yeri ağar?ncaya kadar bütün bunlar? mübah k?ld?. Onun için kar?-koca ilişkisi sabaha kadar devam ederdi. Fecrin doğuşundan sonra da y?kanmas? gerekmekteydi. Bu da gösteriyor ki Âişe ile Ümmü Seleme'nin naklettiği hadisin hükmünü neshetmiştir. Ne Fadl ile Üsamenin ne de Ebû Hureyre'nin bu son hükmü bildiren hadisten haberleri vard?. Bu yüzden Ebû Hureyre hâlâ önceki hadise göre fetvâ vermeye devam ediyordu. Kendisine bu haber ulaş?nca da bu fetvâs?ndan dönmüştür (?bn Hacer, a.g.e., IV, 127-128). ?bn Hacer şöyle der: 'Ebû Hureyre'nin hakk? teslim edip ona dönmesi onun faziletini gösterir' (a.g.e. ve yer; Kastallâni, ?rşâdü's-Sâr?, M?s?r 1326. IV, 443; M. Ebû Zehv, a.g.e., 155).

    Bir başka itiraz da şudur: Ebû Hureyre hadis rivâyet ederken tedlis yapard? (Hz. Peygamber'den duymad?ğ? bir hadisi kendisine rivâyet eden şahs?n ismini vermeyerek, Hz. Peygamber'den rivâyet ederdi). Meselâ, yukar?da geçen 'cünüp olarak sabahlayan kimseye oruç tutmak yoktur' hadisinde durum böyledir. Tedlis yapmak ise yalan söylemenin kardeşidir (?bn Kesir, el-Bidâye, VIII, 109).

    Bu itiraza şöyle cevap verilir: Ebû Hureyre'nin ?slâm'a girişinin hicretin 7. y?l?na kadar geciktiği dikkate al?n?rsa, Hz. Peygamber'in pekçok hadisini ondan duymad?ğ? ortaya ç?kar. Bu durum, onun hadis bilgisini tamamlayabilmesi için, Hz. Peygamber'den duymuş olan sahâbîlerden almas?n? gerektiriyordu. Onun bu hali, ya dünyevi meşguliyetlerinden dolay?, ya da yaşlar?n?n küçük olmas?, yahut da sonradan müslüman olmalar? gibi sebeplerle Hz. Peygamber'in meclislerinde bulunmayan diğer sahâbîlerin durumuyla ayn?d?r. Humeyd'den gelen şu haber de bunu teyid eder: 'Biz Enes b. Mâlik'in yan?nda idik. Bize şöyle dedi: Vallahi size Hz. Peygamber'den naklettiğimiz hadislerin hepsini bizzat kendisinden duymuş değiliz. Fakat (hadisi duyan duymayana naklederdi) biz de birbirimizi yalanlamazd?k' (Ahmed b. Hanbel, Müsned, M?s?r 1313, IV, 283; M. Ebû Zehv, a.g.e., 157).

    Hadisi duyan ve diğerlerine nakleden sahâbînin isminin zikredilmemesini tedlis saymak uygun değildir. Zira ehli sünnet âlimlerinin ittifak?yla sahâbenin hepsi âdildir. Âlimlerin, mürsel hadisi delil kabul etmek hususundaki ihtilâf?, ismi zikredilmeyen râvinin durumunun bilinmeyişi sebebiyledir. ?bnu's-Salâh bu hususta şöyle der: '?bn Abbâs ve benzeri yaşça küçük sahâbîlerin Hz. Peygamber'den işitmedikleri halde ondan rivâyet ettikleri mürsel hadisler, mevsûl ve müsned hükmündedir. Çünkü onlar bu hadisleri sahâbîlerden alm?şlard?r. Bir sahâbînin kim olduğunun bilinmemesi, hadisin s?hhatine zarar vermez. Çünkü sahâbîlerin tamam? âdildir' (?bnu's-Salâh, Mukaddime, M?s?r 1326, 22). Bütün bunlardan anlaş?l?yor ki Ebû Hureyre'den hiçbir yalan ç?km?ş değildir. Zira bu tür mürsel hadislerde Ebû Hureyre, 'Rasûlullah'?n şöyle dediğini işittim, ya da şöyle yapt?ğ?n? gördüm' demiyor; aksine, 'Rasûlullah şöyle buyurdu veya şöyle yapm?şt?r' gibi ifadeler kullan?yordu. Burada onun tedlis yapt?ğ? da söylenemez. Çünkü ad?n? zikretmediği sahâbeden biridir ve sahâbînin âdil olduğuna dair icmâ vard?r (M. Ebû Zehv, a.g.e., s.158).

    Bir başka itiraz: Hz. Ömer, Ebû Hureyre'yi hadis rivâyetinden al?koymuş ve ona, 'Ya Hz. Peygamber'den hadis rivâyetini b?rak?rs?n, ya da seni Devs topraklar?na sürerim' demiştir (?bn Kesir, el-Bidâye, VIII, 106; M. Ebû Zehv, a.g.e., 159). Ömer'in bu tutumu Ebû Hureyre'nin yalan söylediğini göstermektedir.

    Buna şöyle cevap verilmiştir: Ebû Hureyre, Hz. Peygamber'den naklettiği hadisleri halka öğretmeyi, ilmi gizlemenin günah?ndân kurtulmak için, kendisine bir görev say?yordu (Buhâri, ?lim, 43). Bu anlay?ş onu çok hadis rivâyet etmeye sevketti. Bir tek mecliste bile Hz. Peygamber'in birçok hadisini naklederdi. Fakat Hz. Ömer, halk?n herşeyden önce Kur'ân ile meşgul olmas?n?, amelle ilgili olanlar?n d?ş?nda kalan hadisleri az rivâyet etmelerini, halk? yersiz bir tevekküle götürecek ruhsat hadisleriyle, halk?n anlayamayacağ? müşkil hadisleri halka rivâyet etmeyi uygun görmüyordu. Bu arada, çok hadis rivâyet edenlerin, rivâyet s?ras?nda hata yapabileceklerinden ve benzeri şeylerden de endişe ediyordu. Bütün bu sebeplerle, Hz. Ömer sahâbîleri çokça hadis rivâyet etmekten al?koymuş, Ebû Hureyre'ye de ağ?r konuşmuş ve onu Devs'e sürmekle tehdid etmiştir. Çünkü Sahâbe içerisinde en çok hadis rivâyet eden oydu. ?bn Kesir bunu naklettikten sonra şöyle der: 'Bildirildiğine göre Hz. Ömer (r.a.) daha sonra Ebû Hureyre'nin hadis nakletmesine izin vermiştir (?bn Kesir, a.g.e., VIII, 106; M. Ebu Zehv, a.g.e., 159).

    Bir başka menfî tenkid: Ebû Hureyre'nin diğer sahâbîlerden daha çok hadis rivâyet etmesini sağlayan şey, Hz. Peygamber söylesin veya söylemesin, helâl ve haramla ilgili olmayan, fakat güzel ahlâka teşvik, cennet ve cehennem haberleri gibi bütün güzel sözleri ona isnad etmeyi kendine câiz görmesidir. Onun bu konudaki dayanağ? şu hadislerdir: 'Benden size hakka uygun bir söz ulaşt?ğ?nda, ben onu ister söylemiş olay?m isterse olmayay?m, onu al?n?z' 'Benim söylemediğim fakat benden size ulaşt?r?lan güzel bir sözü, ben söylemişimdir' (M. Ebû Zehv, a.g.e., 160).

    Buna verilen cevap şudur: Geç müslüman olmas?na rağmen Ebû Hureyre'nin çok hadis rivâyet etmesi, onlar?n ileri sürdükleri sebeplere bağlanamaz. Bunun as?l sebebi, dünyadan el-etek çekip Hz. Peygamber'in toplant?lar?na kat?lmas?, savaşta ve savaş d?ş?nda onun yan?ndan ayr?lmamas?, hadisleri unutmamas? için Hz. Peygamber'in duas?n? almas?, Hz. Peygamber'in vefât?ndan sonra elli y?l kadar daha yaşamas? ve duymad?ğ? hadisleri diğer sahâbîlerden alarak insanlara rivâyet etmesidir (A.g.e. ve yer). Helâl ve haram d?ş?ndaki konularda Hz. Peygamber'e yalan isnad etmesini kendisi için câiz görmesi iddias? da geçersizdir. Çünkü o, 'Kim bilerek bana yalan isnad ederse cehennemdeki yerine haz?rlans?n' hâdisinin râvîlerinden biridir. Birçok toplant?lar?nda hadis rivâyet etmek istediğinde bu hadisi zikrettiği sâbittir. Sahâbiler, onun hadis rivâyetindeki üstünlüğünü kabul ettiler ve ondan hadis naklettiler. Hz. Ömer, Osman, Talha, ?bn Abbâs, Âişe, Abdullah b. Ömer ve diğerleri (r.anhum) bunlardand?r (Hâkim en-Nisâbûrî, a.g.e., III, 513; ?bn Kesir, a.g.e., VIII, 108). Bu da onlar?n, Ebû Hureyre'nin güvenilirliği ve doğruluğu hususunda ittifak ettiklerini gösterir. Diğer taraftan, Ebû Hureyre'nin rivâyet ettiği hadislerin çoğunun, başka sahâbîler taraf?ndan da nakledildiği görülür (M. Ebû Zehv, a.g.e., 160, 161).

    Ebû Hureyre'nin dayand?ğ?n? ileri sürdükleri hadislere gelince, bu hadisleri Ebû Hureyre rivâyet etmemiştir. Aksine bunlar onun ad?na uydurulmuş sözlerdir. Bu hususta ?bn Hazm şöyle demiştir: 'Allah'tan korkmaz baz? insanlar birtak?m hadisler rivâyet ettiler. Bunlar?n baz?s? ?slâm'?n temel prensiplerini geçersiz k?lmakta, baz?lar? da Hz. Peygamber'e yalan isnat etmeyi mübah saymaktad?r. ' ?bn Hazm bu iki hadisi de, râvîlerinin çok zay?f olmas?ndan ötürü geçersiz saymaktad?r (?bn Hazm, el-?hkâm fî Usûli'l-Ahkâm, M?s?r 1345, II, 76, 78, 80; M. Ebû Zehv, a.g.e., 161, 162).

    Macar as?ll? ünlü müsteşrik yahudi ?gnaz Goldziher de Ebû Hureyre'nin hadis uydurduğunu ve bunda hayli ileri gittiğini ileri sürmüştür. Böyle bir tenkid tümüyle bât?ld?r, geçersizdir ve hiçbir hakl? taraf? yoktur. Buhâri'nin söylediği gibi Ebû Hureyre'den sekizyüz âlim hadis rivâyet etmiştir. O, sahâbe ve muhaddisler nazar?nda son derece güvenilir yüce bir şahsiyettir. ?bn Ömer şöyle demiştir: 'Ebu Hureyre benden daha hay?rl? ve naklettiğini daha iyi bilendir.' Cennet'le müjdelenenlerden biri olan Talha b. Ubeydullah da: 'Şüphe yok ki Ebû Hureyre Hz. Peygamber'den bizim işitmediğimiz hadisleri işitmiştir' demiştir (el-Hâkim en-Nisâbûrî, a.g.e, III, 511, 512). Mervan'?n sekreteri Ebû Zualza'a da Ebû Hureyre'nin hadis rivâyetinde ne derece güçlü olduğunu gösteren şu haberi nakleder: 'Mervan, Ebû Hureyre'yi Saray'da hadis rivâyet etmek için dâvet etmişti. Mervan beni divan?n arkas?na oturtmuştu ve ben de Ebû Hureyre'nin naklettiklerini gizlice yaz?yordum. Ertesi y?l yine onu dâvet etti ve ondan hadis rivâyet etmesini istedi. Bana da bir y?l önceki yazd?klar?mdan takip etmemi tenbih etti. Neticede, onun bir tek kelime bile değişiklik yapmadan rivâyet ettiğini gördüm (?bn Kesir, a.g.e., III, 106; M. Ebû Zehv, a.g.e., 162-164).

    Ebû Hureyre 78 y?l yaşad?ktan sonra Hicrî 57/676 y?l?nda Medine'de vefât etmiştir.

    M. AL? SÖNMEZ
    Konu HakanBa tarafından (04.06.07 Saat 21:40 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Ehil Üye delailinnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    1.368

    Standart

    EBÛ HÜREYRE RA

    Ebû Hüreyre Abdurrahmân ibn-i Sahr ed-Devsî (ö. 58 / 678

    Yemende yaşayan Ezd kabilesinin Devs koluna mensub olup ne zaman doğduğu belli değildir. Câhiliye devrindeki ad? çeşitli kaynaklarda Abdüşems, Abdüamr, Sükeyn, Amr b. Abdüganm gibi farkl? şekillerde kaydedilmektedir. Hazret-i Peygamber onun ad?n? Abdurrahman veya Abdullah olarak değiştirmiştir.

    Künyesiyle ilgili en yayg?n rivayet, koyun otlat?rken bulduğu kedi yavrular?n? (Ar. hir [kedi], ism-i tasgîri hüreyre) elbisesinin eteğine koyup onlarla oynad?ğ? için kendisine Ebû Hüreyre dendiği şeklindedir. (Tirmizî, Menâk?b, 46; Hâkim, III, 506).

    ?lk karş?laşt?klar? zaman Resûl-i Ekremin ona Ebû Hüreyre diye hitap etmesi bu künyenin Hazret-i Peygamber taraf?ndan verilmediğini göstermektedir.
    Ebû Hüreyrenin bu adla an?lmaktan hoşlanmad?ğ?, kendisine zaman zaman Peygamberin hitap ettiği gibi Ebû Hir denmesini arzu ettiği rivayet edilmektedir.

    Ad? unutulan Ebû Hüreyre nin baba ve annesinin ad? hakk?nda da değişik rivayetler vard?r. Babas?na Ganm (Abdüganm), Âiz, Âmir, Amr, Umeyr, Hâris, Abdüşems, dendiği, annesinin ad?n?n Ümeyme veya Meymûne bint-i Subeyh (Sufeyh) olduğu kaydedilmektedir.

    Yetim olarak büyüdüğünü söylemesi babas?n? küçük yaşta kaybettiğini gösterir. Amcas? Sad ibn-i Ebû Zübâb?n Hazret-i Peygamber, Ebû Bekir ve Ömer devirlerinde Devs kabilesinin reisliğini yapmas? (Abdülmünim Sâlih Ali el-?zzî, s. 18-19),

    yakalad?ğ? Kureyşlileri intikam almak için öldüren day?s? Sad ibn-i Sübeyin devrinin tan?nm?ş yiğitlerinden biri diye bilinmesi (?bn-i Sa6, IV, 325; ?bn-i Kuteybe, el-Maârif, s. 277), baz? iddialar?n aksine Ebû Hüreyrenin hem baba hem de anne taraf?ndan tan?nm?ş bir aliye mensub olduğunu göstermektedir.

    Ebû Hüreyrenin 7. (628 y?l?n başlar?nda Tufeyl ibn-i Amr ed-Devsî vas?tas?yla müslüman olduğu ve kabilesinden altm?ş veya yetmiş aile ile birlikte Tufeylin başkanl?ğ?nda Rasûlüllah ile görüşmek üzere ayn? y?l?n muharrem ay?nda (May?s 62 Medineye gittiği bilinmekle beraber onun daha önce müslüman olmay?p Medineye ?slâmiyeti kabul etmek üzere geldiği de rivayet edilmektedir. (Buhârî, ?tk, 7).

    Aralar?nda Ebû Hüreyrenin de bulunduğu Devsliler Hazret-i Peygamberin Hayberde olduğunu öğrenince oraya gittiler. Ebû Hüreyrenin, henüz fethedilmeyen baz? Hayber kalelerinin fethine kat?ld?ğ? kendi ifadesinden anlaş?lmaktad?r (Buhârî, Eymân, 33; Vâk?dî, II, 636).

    Ebû Hüreyre Medineye ulaşt?ğ? günden itibaren kendisini tamamen dine verdi ve Rasûlüllah?n yan?nda bulunduğu sürece dünyevî hiçbir arzu peşinde koşmad?. Bazlar?n?n ganimetlerden de daha fazla pay almaya çal?şt?ğ? günlerde Hazret-i Peygamberin, ganimet talibinde bulunup bulunmad?ğ?n? sormas? üzerine Allah?n verdiği ilimden kendisine bir şeyler öğretmesini istedi (?bn-i Hacer, el-?şâbe, VII, 436-437).

    ?sâmiyeti geç benimsediği için kaybettiği y?llar?n? telâfi etmek amac?yla, açl?ktan bay?lacak dereceye geldiği halde Mescid-i Nebevîdeki Suffeden ayr?lmazd?.

    Ebû Hüreyre, k?smen Hayber fethine ve daha sonra yap?lan gazvelerin hepsine kat?ld?. Umretül-kazâda Resûlüllah?n kurbanl?klar?n? Mekkeye götürmekle vazifeli olanlar aras?nda yer ald?.

    Hazret-i Peygamberin düşmanlara karş? oluşturduğu baz? özel timlerde de görev ald? (Ebû Dâvud, Cihad, 112; Tirmizî, Siyer, 20). Daha sonra onun Yermük Savaş?na (?bn-i Hacer, el-?şâbe, III, 254) ve Cürcân?n fethine (?bnül-Esîr, el-Kâmil, III, 30) kat?ld?ğ? kaydedilmektedir.

    Hazret-i Peygamber Hindistan?n fethedileceğini müjdeleyince ömrü yeterse can?yla ve mal?yla bu savaşa da kat?lacağ?n? söylemesi (Nesâî, Cihâd, 41) onun cihada karş? duyduğu arzuyu göstermektedir.

    Ebû Hüreyrenin Medineye geldiği tarihten Hazret-i Peygamberin vefat?na kadar dört y?ll?k bir süre geçmekle beraber Resûlüllah?n yan?nda üç y?l kald?ğ?n? bizzat söylediğine göre, Alâ ibn-i Hadramî başkanl?ğ?nda Bahreye gittiği (8/629-30) ve orada bulunduğu süreyi bu zaman?n d?ş?nda tuttuğu anlaş?lmaktad?r.


    Onun Hazret-i Peygamberin yan?nda iki y?ldan daha az kald?ğ?n? ileri sürenler, kendisini Alâ ibn-i Hadramînin ölümüne kadar (21/642) Bahreynde kalarak valilik görevini ondan devrald?ğ?n? zannetmiş olmal?d?rlar. Halbuki Alâ 9 (630) y?l?nda bu görevden al?narak yerine Ebân ibn-i Saîd getirilmiş, Hazret-i Ebû Bekir irtidat olaylar? s?ras?nda Alâ ibn-i Hadremîyi tekrar Bahreyne gönderirken Ebû Hüreyreyi de onunla birlikte yollam?şt?r.

    Halife Ömer, Kudâme ibn-i Mazûnu zekât ve vergi âmili olarak Bahreyne gönderirken Ebû Hüreyreyi de orada namaz k?ld?r?p kazâ işlerine bakmakla görevlendirdi (?bn-i Hacer, el-?şâbe, V, 425).

    Daha sona onu görev yapt?ğ? Bahreyne iki defa vali olarak tayin etti. Ebû Hüreyre valilikten ayr?l?p Medineye döndüğü zaman halife bütün valilerine uygulad?ğ? yöntemi ona da uygulam?ş ve Bahreynden ne getirdiğini sormuştur.

    Ebû Hüreyre 20000 dirhem getirdiğini, bunu da yapt?ğ? ticaretten veya üreyen atlar?ndan, biriken maaşlar?ndan ve kölesinin kazanc?ndan elde ettiğini söyledi.

    Fakat Ömer, sermayesini ve görev esnas?nda harcad?ğ? paray? ald?ktan sonra geri kalan? beytül-mâle iade etmesini emretti. Baz? rivayetlerde ise Hazret-i Ömerin Ebû Hüreyreye, Allah?n ve kitab?n?n düşman?! Allaha ait olan mal? m? çald?n? diye ç?k?şt?ğ?, fakat onun bu itham? şiddetle redderek Allaha ve kitab?na asla düşman olmad?ğ?n?, aksine onlara düşmanl?k edenlere düşman olduğunu belirttiği, beytül-mâle ait hiçbir mal? zimmetine geçirmediğini söylediği, buna rağmen halifenin onun mal?n?n yar?s?na veya tamam?na el koyduğu ileri sürülmektedir.

    Ancak bütün rivayetlerde özellikle belirtildiği gibi yap?lan tahkikat sonunda Ebû Hüreyrenin dürüstlüğü ortaya ç?k?nca Hazret-i Ömer ?srarla onu tekrar vali tayin etmek istemiş, fakat Ebû Hüreyre, zan alt?nda kal?p rencide edilmek istenmediğini belirterek bir daha görev kabul etmemiştir. (Abdürrezzak es-Sanâni, XI, 323; Ebû Ubyed, s. 250; ?bn-i Sad, IV, 335; ?bn-i Kesîr, VIII, 113). Ömer gibi âdil bir halifenin Ebû Hüreyreyi görevine iade etmek istemesi, onun dürüstlüğü hususunda herhangi bir şüphesinin bulunmad?ğ?n? göstermektedir.


    Hazret-i Osman?n hilâfetini destekleyen Ebû Hüreyre, halifenin evi isyanc?lar taraf?ndan kuşat?ld?ğ? zaman k?l?c?n? al?p onun yan?na gitti. Fakat Hazret-i Osman müslüman kand? dökülmesini istemediğini söyleyerek ona k?l?c?n? b?rakt?rd? (?bn-i Sad, III, 70).

    ?slâm tarihinde fitnenin başlang?c? olarak kabul edilen bu olaydan sonra Ebû Hüreyre müslümanlar aras?nda ç?kacak kargaşadan uzak durulmas? gerektiğini belirtir, bu fitnelerden kurtulman?n yegâne yolunun silaha el atmamak olduğunu söylerdi (Hâkim, IV, 472).

    Hazret-i Ali ile Muâviye aras?nda ç?kan savaşlarda Sad ibn-i Ebû Vakkas, Abdullah ibn-i Ömer ve tan?nm?ş diğer sahâbîler gibi o da hiçbir taraf? tutmad?.

    Baz? Şiî kaynaklar?n S?ffinde Muaviye taraf?n? tuttuğuna dair yer alan iddialar as?ls?zd?r. S?ffin Savaş?ni bütün ayr?nt?lar?yla ele alan gulât-? Şîa mensubu Nasr ibn-i Müzâhim el-Minkarînin Ebû Hüreyreden hiç söz etmemesi de bunu gösterir.

    Zehebî, Muâviye döneminde Ebû Hüreyrenin zaman zaman Medine valiliği yapt?ğ?n?, halifenin ondan memnun kalmad?ğ? zaman kendisini azledip yerine Mervân? getirdiği, bazen de Mervân? azledip onu tayin ettiğini söylemektedir (Alâmün-Nübelâ, II, 613).

    Bu bilgi diğer kaynaklarda yer almamakla birlikte 54-57 (674-677)

    y?llar? aras?nda Medine valiliği yapan Mevân?n baz? sebeplerle Medineden ayr?ld?ğ?nda yerine Ebû Hüreyreyi vekil b?rakt?ğ? kaydedilmekte (meselâ bk. Müslim, Cuma, 61),

    bu s?rada Ebû Hüreyrein namazlar? k?ld?r?p davalara bakt?ğ? ve cezalar? uygulad?ğ? belirtilmektedir (Vekî, 1, 111-112).

    Bu dönemde Ebû Hüreyre, Hazret-i Peygamberin ortaya ç?kacağ?n? haber verdiği kötü idarecilerden olmamas? için Mervân? zaman zaman uyarm?şt?r. Onun Mervândan dünyal?k beklediği yolundaki iddialar?n hiçbiri sağlam rivayete dayanmamaktad?r. Muâviye kendisine bir şeyler verdiği zaman sesini ç?karmad?ğ?, vermediği zamanlar ise ileri geri konuştuğu yolundaki rivayete karş?l?k onun, al?n teriyle kazand?ğ? bir dirhemi başkas?ndan gelecek yüz binlerce dirheme tercih ettiğini söylediği bilinmektedir (Zehebî, Alâmün-nübelâ, II, 615).

    Ebû Hüreyre, hayat?n?n son dönelerinde yabanc?lar?n çoğald?ğ?, görüşebileceği sahâbîlerin azald?ğ? Medineden ayr?ld? ve yak?n mesafede bulunan Zülhuleyfedeki veya Akîktaki evine çekildi.


    Vefat?ndan bir süre önce hastaland? ve 58 (678 y?l?nda yetmiş sekiz yaşlar?nda iken vefat etti. Onun 57 (677) veya 59 (679) y?l?nda öldüğü de söylenmektedir.

    Cenazesi Medineye getirildi. Abdullah ibn-i Ömer ve Ebû Saîl el-Hudrî gibi sahâbilerin de kat?ld?ğ? cenaze namaz?n? Medine Valisi Velîd ibn-i Utbe k?ld?rd?ktan sonra Cennetül-Bakîa defnedildi. Velîd ibn-i Utbe onun vefat haberini Muâviyeye bildirdiği zaman halife, Ebû Hüreyrenin Hazret-i Osman? destekleyenlerden biri olduğun söyleyerek geride kalan yak?nlar?na 10 000 dirhem vermesini ve kendilerine iyi davranmas?n? emretti. (Hâkim, III, 508.


    Muaviyenin bu davran?ş? baz? kimseler taraf?ndan Ebû Hüreyrenin aleyhinde kullan?lm?ş ve Hazret-i Osman lehinde hadis uydurmas?na mükâfat olarak ailesine yard?m edildiği ileri sürülmüştür.

    Ebû Hüreyrenin dört oğlu ile bir k?z? olduğu söylenmektedir. Muharrer, Muharriz, Abdurrahman ve Bilâl adl? oğullar?n?n ilk üçü az da olsa hadis rivayetiyle meşgul olmuşlard?r. K?z? Sâid ibn-i Müseyyeb ile evlenmiştir.
    İlaçların en hayırlısı KUR'AN'dır!

    Şüphesiz ALLAH ve Melekleri Peygambere
    Salat ederler.Ey İman Edenler,siz de O'NA
    Salat edin ve tam bir teslimiyetle O'NA Selam verin.(Ahzab-56)
    "İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri ise zerre gibi küçüldü."
    İbrahim bin Edhem (r.a.)

  3. #3
    Ehil Üye delailinnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    1.368

    Standart

    Şahsiyeti ve ?lmî Hayat?:

    Ebû Hüreyre geniş omuzlu, saç? çift örgülü, sakal?na k?na yakt?ğ? için k?z?l sakall?yd?. Baş?na siyah sar?k sarard?. Gecenin üçte birinde uyur, üçte birine ibadet eder, üçte birinde de hadis müzakere ederdi (Dârimî, Mukaddime, 27).

    Ona yedi defa misafir olduğunu söyleyen Ebû Osman en-Nehdî, Ebû Hüreyre ile han?m? ve hizmetçisinin geceleyin s?rayla kalk?p ibadet ettiklerini bildirmektedir. Hazret-i Peygambere duyduğu derin sevgiyi, Sen görünce mutlu oluyorum, gözüm gönlüm ayd?nlan?yor diye ifade ederdi (Müsned, II, 323; Hâkim, IV, 160).

    Resûlüllah?n vefat?ndan sonra Mescid-i Nebevîde hadis rivayet ederken onu hat?rlad?ğ? için gözyaş?n? tutamad?ğ? olurdu. (Tirmizî, Zühd, 48; Hâkim, I, 418.

    Ebû Hüreyre şakadan hoşlan?r ve nükteli uyar?lar?yla müslümanlar? düşünmeye sevkederdi.

    Mekkenin fethinden önce hicret ettiği için hicret sevab? almas?, üç y?l boyunca Hazret-i Peygamberin sohbetinde bulunmas?, onu ve annesini müminlerin sevmesi için Resûl-i Ekremin dua etmesi (Müslim, Fezâilüş-Şehâbe, 15 ve hadise gösterdiği ilgiyi takdirle karş?lamas? onun meziyetlerinin en önemlilerindir.

    Ebû Hüreyrenin diğer meziyetlerinden biri de annesine gösterdiği sayg?d?r. Annesinin ?slâmiyeti kabul etmemesi, hatta zaman zaman Rasûlüllah?n aleyhinde konuşmas? gönlünü yaralam?ş, müslüman olmas? için Rasûlüllahtan dua etmesini istemiş, müslüman olduktan sonra da kendisine hizmet etmek için annesi ölünceye kadar nafile hac yapmam?şt?r (Müslim, Eymân, 44). ?mam Müslim (Fezâilüş-Şehâbe, 158-160) ve Tirmizî (Menâk?b, 47)

    onun faziletlerine dair rivayetlere eserlerinde özel bir yer ay?rm?şlard?r.

    Hazret-i Peygamber devrinde maddî imkâns?zl?k yüzünden evlenemeyen Ebû Hüreyre, daha sonra Basra Emîri Utbe ibn-i Gazvân?n k?z kardeşi ve Hazret-i Osman?n bald?z? Büsre ile evlenmiştir.Önceleri yan?nda hizmetçi olarak çal?şt?ğ? bu han?m?n Ebû Hüreyre ile evlenmesi ondan hoşnut olduğunu göstermektedir. Hicret ettiği s?rada yan?nda bir kölesinin bulunmas?, Ebû Hüreyrenin ?slâmiyeti kabul ettiği esnada fakir olmad?ğ?n? ve daha sonra kendisini tamamen Hazret-i Peygamberin hizmetine verdiği için yoksul düştüğünü göstermektedir.

    Resûlüllah?n vefat?ndan sonra maddî imkân? düzeldiği zaman yeniden eld ettiği kölelerin birçoğunun hadis rivayet etmesi ise onlar?n eğitimiyle meşgul oldğunu ortaya koymaktad?r.

    Ebû Hüreyre başta Resûlüllah olmak üzere Üby ibn-i Kab, Ebû Bekir, Ömer, Üsâme ibn-i Zeyd, Aişe, Fazl ibn-i Abbas ibn-i Abdülmuttalib gibi sahâbîlerden ve Kab el-Ahbâr gib tâbiîlerden hadis rivayet etti.

    Kendisinden de say?lar 800e varan pek çok sahibî ve tâbiî rivayette bulunmuştur.

    Bu sahâbîler aras?nda Enes ibn-i Mâlik, ?bn-i Abbas, ?bn-i Ömer, Câbir ibn-i Abdullah gibi en çok hadis rivayet eden kişileri, tâbiîler içinde ise Hasan-? Basrî, Şabî, Arec diye bilinen Abdurrahman ibn-i Hürmüz, Mücâhid, ?bn-i Sîrîn, Hemmâm ibn-i Münebbih, Ebû ?dris el-Havlânî gibi tan?nm?ş âlimleri, oğlu Muharri, Halife Mervân ibn-i Hakemi saymak mümkündür.


    Ebû Hüreyreden hadis rivayet eden sahâbîler aras?nda, Şiîlerin değer verdiği pek az say?daki sahâbeden biri olan Ebû Eyyûb el-Ensârînin de bulunmas? önemlidir. Ondan rivayette bulunan sahâbî ve tâbiîlerden, rivayetleri Kütüb-i Sittede yer alanlar?n isimleri baz? tabakat kitaplar?nda verilmiştir
    (meselâ bk. Zehebî, Alâmün-Nübelâ, II, 579-585).


    Ebû Hüreyreden hadis rivayet edenler aras?nda Mekke, Medine, Kûfe, Basra, D?maşk, M?s?r ve diğer önemli beldelerde kad?l?k yapm?ş olan tan?nm?ş otuz yedi şahsiyetin bulunmas? (Abdülmünim Sâlih Ali el-?zzî, s. 129-134) öğrencilerinin değeri hakk?nda fikir vermektedir.

    K?raati Übey ibn-i Kâbdan arz yoluyla tahsil eden Ebû Hüreyre daha sonra bu ilmi öğretmeye başlad?. On k?raat imam?ndan biri olan Ebû Cafer el-Kàrî ile Arec ondan k?raat öğrendiler (?bnül-Cezerî, I, 370, 381; II, 382). ?bnül-Cezerî, Ebû Cafer ile Nâfi ibn-i Abdurrahman?n k?raatlerinin Ebû Hüreyreye dayand?ğ?n? söylemektedir. Ebû Reyyenin ileri sürdüğü gibi, kendilerinden Kuran öğrenilmesini Hazret-i Peygamberin tavsiye ettiği dört kişi aras?nda ad?n?n geçmediğini söyleyerek Kuran k?raatinde Ebû Hüreyrenin bir yeri bulunmad?ğ?n? iddia etmek, Asr-? saadette Kuran öğretimini dört sahâbî ile s?n?rlamak olur ki bunun doğru olmad?ğ? aç?kt?r.

    Ebû Hüreyre, Hazret-i Osman?n vefat?ndan itibaren ?bn-i Abbas, ?bn-i Ömer, Ebû Saìd el-Hudrî ve Câbir ibn-i Abdullah ile beraber Medinede fetva istemek için kendisine yöneltilen sorular? hayat?n?n sonuna kadar cevaplamaya devam etmiştir. Abdullah ibn- Zübeyr, boşanma konusunda fetva isteyen birini o rosada Hazret-i Aişenin yan?nda bulunuan Ebû Hüreyre ile >?ibn-i Abbasa göndermiş, soru sahibi yanlar?na gittiği zaman ?bnq/iAbbas meseleyi Ebû Hüreyrenin halletmesini istemiş, daha sonra da onun fetvas?na kat?ld?ğ?n? belirtmiştir. (el-Muvatta, Talâa, 39)


    Ebû Hüreyre aralar?nda Hazret-i Ebû Bekir, Muâz ibn-i Cebel, Enes ibn-i Mâlik gibi büyük sahabilerin de bulunduğu orta derecede fetva veren on üç kişi aras?nda say?lmakta., bunlardan her birinin verdiği fetvalar?n küçük bir cüz tutacak hacimde olduğu söylenmektedir (?bn-i Kayyim el-Cevziyye, I,12). Onun fetvalar?n?n Tak?yyüddin es-Sübkî Fetâvâ Ebî Hüreyre ad?yla bir araya getirmiştir.

    Hazret-i Peygamber zaman?nda yaz? yazmay? bilmediği kesin olan Ebû Hüreyrenin baz? kimselere evindeki hadis mecmualar?n? göstermesi sonralar? yazmay? öğrendiğinin düşündürmekte,.
    İlaçların en hayırlısı KUR'AN'dır!

    Şüphesiz ALLAH ve Melekleri Peygambere
    Salat ederler.Ey İman Edenler,siz de O'NA
    Salat edin ve tam bir teslimiyetle O'NA Selam verin.(Ahzab-56)
    "İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri ise zerre gibi küçüldü."
    İbrahim bin Edhem (r.a.)

  4. #4
    Ehil Üye delailinnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    1.368

    Standart

    Hadis ?lmindeki Yeri

    Binden fazla hadis rivayet etmekleri sebebiyle müksirûn diye an?lan yedi sahabi aras?nda Ebû Hüreyre ilk s?ray? almaktad?r.

    Baki ibn-i Maledden ibn-i Hazmin naklettiğine göre (Aded mâ li-külli vâhid, s. 79) onun rivayetleri mükerrerleriyle birlikte 5374ü bulmaktad?r. Ahmed ibn-i Hanbelin el-Müsnedindeki rivayetleri 3862dir. Bu rakam? 3848 veya 3879 olarak tesbit edenler de vard?r. Ebû Hüreyrenin Kütüb-i sitte ile el-Müsneddeki mükerrer olmayan rivayetleri, M. Ziyâürrahman el-Aamînin tesbitine göre 1336 hadisten ibarettir (Ebû Hüreyre fî davi merviyyâtih, s. 76). Ahmed Muhammed Şâkir, el-Müsneddeki tekrars?z rivayetlerinin 1579 olduğunu söylemektedir (el-Bâisül-hasis, s. 188.

    Ebû Hüreyreyi çok hadis bilen ve hadisleri en iyi ezberleyen sahibi konumuna getiren çeşitli sebeplerin baş?nda, onun Hazret-i Peygamberle ilgili her şeyi öğrenme, hadisleri ezberleme konusundaki şiddetli arzusu ve dolay?s?yla Resûl-i Ekremin yan?ndan ayr?lmamas? gelmektedir.

    Diğer sahabilerin neden kendisi kadar hadis rivayet etmediklerini soranlara söylediği gibi muhacirler çarş?da ticaretle, ensar da mallar? ve mülkleriyle meşgulken Ebû Hüreyre ehl-i Suffeden biri olarak Resûlüllah?n yan?ndan ayr?lmam?ş, diğer sahabilerin bulunmad?ğ? meclislerde bulunmuş, onlar?n duymad?ğ? hadisleri duyup ezberlemiş, ilmi aymay? emredip onun gizlemeyi yasaklayan ayetler karş?s?nda bildiği hadisleri rivayet etmeye mecbur olduğunu düşünmüştür (Buhârî, el-Harş vel-müzâraa, 21; Müslim, Fezâilüs-sahâbe, 159, 160).

    Resûüllaha en yak?n iki sahabiden Hazret-i Ebû Bekir Mescid-i Nebevîye bir hayli uzak mesafede oturduğu (Buhârî, Cenâ'iz, 3),

    Hazret-i Ömer de mescide ancak gün aş?r? gelebildiği halde Ebû Hüreyrenin her zaman Resûl-i Ekremin yan?nda bulunmas? ona hadis öğreniminde büyük imkân sağlam?şt?r.

    ?bn-i Ömerin Ebû Hüreyreye hitaben, [BRasûlüllah?n sohbetine en fazla devam edenimiz, onun hadislerini en iyi ezberleyenimiz sensin[/B] demesi (Tirmizî, Menâk?b, 46) bu gerçeği vurgulamaktad?r.


    Aşere-i mübeşşereden Talha ibn-i Ubeydullah onun bu yönünün takdirle karş?lam?ş, kendilerinin işle meşgul olduklar? için Hazret-i Peygamberin yan?na ancak sabah akşam gelebildiklerini, Ebû Hüreyrenin ise her zaman Rasûl-i Ekrem ile beraber bulunduğunu, onlar?n duymad?ğ? şeyleri Ebû Hüreyrenin Allah?n elçisinden bizzat işittiği konusunda hiçbir şüpheye düşmediklerini belirtmiştir (Tirmizî, Menâk?b, 9).

    Ebû Eyyub El-Ensârî gibi önden gelen sahabiler Ebû Hüreyreden rivayette bulunmuşlar, Rasûlüllaha o kadar yak?n olmalar?na rağmen bu sahabiden hadis rivayet etmelerini yad?rgayanlara hak vermemişlerdir.

    Devaml? olarak Resûl-i Ekremin yan?nda bulunmas?n?n kendisine sağlad?ğ? baz? manevî imkânlardan söz eden Ebû Hüreyre bir defas?nda Hazret-i Peygamberin, konuşmas?n? tamamlayana kadar elbisesini yere yay?p sonra da toplayan kişinin, kendisinden duyduğu (veya orada söylediği) sözleri ezberleyeceğini belirtmesi üzerine (Buhârî, ?lim, 42, Büyû,1; Müslim, Fezâilüs-sahâbe, 159) bu f?rsat? hemen değerlendirdiğini anlatm?şt?r.

    Bir başka gün duyduklar?n? ezberleyemediğinden yak?nmas? üzerine Rasûlüllah ona elbisesini yere yaymas?n? söylemiş, içine iki avucuyla bir şey atar gibi yapt?ktan sonra toplatt?rm?şt?r. Ebû Hüreyre o günden sonra duyduklar?n? unutmam?şt?r (Buhârî, ?lim, 42)

    Ebû Hüreyre, Zeyd ibn-i Sâbit ve bir başka sahabi Mescid_i Nebevîde dua ve zikirle meşulken yanlar?na Hazret-i Peygamberin gelip oturduğu, Zeyd ile diğer arkadaş?n?n dualar?na ve Ebû Hüreyrenin hat?rda tutulan ilim istediğine amin dediği, bunu duyan arkadaşlar?n?n yan? temenniyi kendileri için de istemeleri üzerine Rasûlüllah?n, Devsli delikanl? sizden önce davrand? dediği nakledilmektedir (Nesâî, es-Sünenül-Kübrâ, III, 440).

    Ebû Hüreyrenin kuvvetli bir haf?zaya sahip olduğu, Medine valisi Mervan ibn-i Hakemin yapt?ğ? bir denemeyle de anlaş?lm?şt?r. Mervân onun bütün rivayetlerini yazmak istediği zaman Ebû Hüreyre kendisine bir ayr?cal?k tan?mam?ş, fakat vali olmas? s?fat?yla daha sonra kendisini huzuruna çağ?r?p sorduğu birçok hadisi perde arkas?nda saklanan kâtibine yazd?rm?ş, bir y?l sonra bu hadisleri Ebû Hüreyreye sorduğunda onun hadisleri aynen okuduğunu tesbit etmiştir (Hâkim, III, 510). Zehebînin de dediği gibi herhangi bir hadiste yan?ld?ğ? bilinmemektedir.

    Ebû Hüreyre nin güçlü haf?zaya sahip olduğunu gösteren olaylardan biri de tâbiîn muhaddislerinden Muhammed ibn-i Umâre ibn-i Amr ibn-i Hazin tesbitidir. ?leri gelen on kadar sahabinin yan?nda Ebû Hüreyrenin hadis rivayet ettiği bir gün baz? sahabiler onun naklettiği bir hadisi daha önce duymad?klar?n? söyleyerek itiraz etmişler, fakat aralar?nda yapt?klar? müzakereden sonra hadisi hat?rlam?şlard?r. Bu durumun orada birkaç defa tekrarland?ğ?n? gören Muhammed ibn-i Umâre, Ebû Hüreyre nin haf?zas? en güçlü sahibi olduğu sonucuna varm?şt?r (Buhârî, et-Târîhül-Kebîr, I, 186-187).


    Ebû Hüreyre nin hadisleri iyi ezberlemesinin sebeplerinen bir diğeri de onlar? yazmad?ğ? için s?k s?k tekrarlamas?d?r. Kendisinden daha çok hadis bilen sahabinin Abdullah ibn-i Amr ibn-i Âs olduğunu, onun bu meziyetini hadisleri yazmaktan ileri geldiğini söylemesi de bunu göstermektedir. (Buhârî, ?lim, 39).

    Hazret-i Peygamber hayatta iken evlenmediği, dünya mal? biriktirmeyi ve baz? imkânlara sahip olmay? hedeflemediği, siyasî olaylara hiç kar?şmad?ğ?, ayr?ca rivayet ettiği hadislerin çoğunun iki üç sat?r hacminde olduğu dikkate al?n?rsa, onun gibi hadis rivayetine kabiliyetli bir kişinin bu kadar hadisi ezberlemesi tabii görülür.

    Ebû Hüreyre nin o güne kadar Hazret-i Peygambere sorulmayan baz? önemli konular? sorup öğrendiği de bilinmektedir. K?yamet gününde şefaat önce kimin nâil olacağ?n? sorduğu zaman Rasûl-i Ekrem kendisini takdir etmiş ve hadis öğrenme aşk?yla bu soruyu ilk defa onun soracağ?n? tahmin ettiğini belirtmiştir (Buhârî, ?lim, 33, Rikàk, 51).

    Ebû Hüreyre, ileride meydana gelecek baz? siyasî kar?ş?kl?klar? dahi sorma cesaretini göstermiş, fakat kötü yöneticilere dair olduğu anlaş?lan bu hadisleri, Seylediğim taktirde baş?m gider diyerek kimseye anlatmam?şt?r (Müsned, V, 139; Buhârî, ?lim, 42).

    Duyduğu hadisleri başkalar?na öğretmeyi iş edinen Ebû Hüreyre her f?rsatta hadis rivayeti etmeyi meslek haline getiriştir. Sahabilerin bir araya geldiği cuma günleri imam mescide girinceye kadar hadis rivayet etmesi (Hâkim, I, 108; III, 512), onun sahâbîler taraf?ndan hadis rivayetinde otorite kabul edildiğini göstermektedir. Çok hadis rivayet ettiğini ileri sürenlere, rivayetin bir dikkat ve duyduğunu öğrenme meselesi olduğunu hat?rlatarak bir tesbitini nakletmiş, sahabîlerden birine Hazret-i Peygamberin bir önceki gece yats? namaz?nda hangi sûreleri okuduğunu sorduğu zaman cevap alamad?ğ?n?, kendisinin ise bunlar? bildiği söylemiştir (Buhârî, el-Amel fis-salât, 1 .
    İlaçların en hayırlısı KUR'AN'dır!

    Şüphesiz ALLAH ve Melekleri Peygambere
    Salat ederler.Ey İman Edenler,siz de O'NA
    Salat edin ve tam bir teslimiyetle O'NA Selam verin.(Ahzab-56)
    "İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri ise zerre gibi küçüldü."
    İbrahim bin Edhem (r.a.)

  5. #5
    Ehil Üye delailinnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    1.368

    Standart

    Bir başka husus da Ebû Hüreyrenin Hazret-i Peygamberden sonra yaklaş?k yar?m as?r kadar yaşam?ş olmas?d?r. Rasûlüllah?n sağl?ğ?nda onun taraf?ndan halledilen birçok problemin çözümünü vefat?ndan sonra başvuranlara anlatm?ş, böylece rivayetleri daha çok öğrenilip yay?lma imkân? bulmuştur.

    Ebû Hüreyrenin rivâyet ettiği hadislerin 326s? hem Buhârîde, hem Müslimde bulunmaktad?r. Ayr?ca doksan üç rivayeti sadece Buhârîde, doksan sekizi de (veya 190?) sadece Müslimde mevcuttur. Sahih-i Buhârîdeki rivayetlerinin tamam? mükerrerleriyle birlikte 1011dir. Ahmed ibn-i Hanbel onun rivayetlerini el-Müsnedde toplam?şt?r. (II, 228-541; V, 114-115).

    Onun en güvenilir rivayet zincirinin hangisi olduğu hususunda değişik görüşleri vard?r. Baz? muhaddisler onun en muteber rivayetlerinin Zührî - Saìd ibn-i Müsyyeb - Ebû Hüreyre, baz?lar? Ebüz-Zinâd - Arec - Ebû Hüreyre, baz?lar? da Hammâd ibn-i Zeyd - Ebyyûb es-Sahtiyânî - ?bn-i Sîrîn - Ebû Hüreyre isnad?yla gelenler olduğunu kabul etmişlerdir.


    Ashab ve Baz? Tâbiîn Taraf?ndan Kendisine Yöneltilen Tenkitler:

    Ebû Hüreyre hadis rivayet etmesini en çok Hazret-i Ömerin engellediği söylenir. Ancak Ömer sadece Ebû Hüreyrenin değil bütün sahabilerin ahkâmla ilgili olmayan hadisleri rivayet etmesine kar?ş ç?km?ş (Abdür-rezzâk es-Sanânî, XI, 262), böylece Kuran?n ihmâl edilmesine, ruhsatla ilgili rivayetlerin tembelliğine yok açmas?na, anlaş?lmas? güç baz? hadislerin zihinleri kar?şt?rmas?na mâni olmak istemiştir.


    Hazret-i Ömerin, çok hadis rivayet etmekten vazgeçmediği takdirde Ebû Hüreyreyi gelidği yere (Devse) göndermekle tehdit ettiği (Ebû Züra ed-D?maşkî, I, 544), ona Halife Osman?n da böyle bir haber gönderdiği söylenmektedir (Râmhürmüzî, s. 554).

    Bu iki halifenin, daha önce duymad?klar? hadisleri rivayet eden bütün sahabilere karş? sert davrand?ğ?, hatta Ebû Bekir ile Ömerin, Hazret-i Peygamberden bizzat duymad?klar? bir hadisi nakleden sahâbinin rivâyetini, bu sahabi tan?nm?ş olsa da, onu Rasûüllahtan duyan bir başka şahit getirmedikçe kabul etmedikleri bilidiğine göre, onlar?n Ebû Hüreyrenin çok hadis rivayet etmesini engellemeye çal?şmalar? kendisini yalanc?l?kla itham ettikleri anlam?na gelmez. Nitekim Hazret-i Ömer, Ebû Mûsâ el-Eşarînin biri rivayetin ede Ebû Saìd el-Hudrîyi şâhit olara dinleyene kadar itibar etmemiştir.


    Hazret-i Ali de bizzat duymad?ğ? hadisleri rivayet eden sahabilerin, onlar? Rasûl-i Ekremden duydular?na dair yemin etmelerini istemiştir. Hazret-i Ömerin daha sora Ebû Hüreyreyi hadis rivayetinde tamamen serbest b?rakmas? (?bn-i Kesir, VIII, 106-107), onun şahs?na karş? özel bir tav?r tak?nmad?ğ?n? göstermektedir.

    Ayr?ca Ömerin Ebû Hüreyrenin rivayetlerine itimat ettiğine dair bir çok delil vard?r. Nitekim Hassan ibn-i Sâbit, Mescid-i Nebevîde şiir okumas?n? engellemek isteyen Hazret-i Ömere Resûlüllah devrinde mescidde şiir okuduğunu söyleyip Ebû Hüreyre de bunu doğrulay?nca Halife Ömer, Ebû

    Hüreyrenin şahitliğine itiraz etmemiştir (Müslim, Fezâilüs-Sahâbe, 151-152). Yine Hazret-i Ömer, cildine dövme yapt?ran kad?n hakk?nda sahabilerin bilgisine başvurduğu zaman Ebû Hüreyrenin rivayet ettiği hadisi dinleyip kabul etmiştir (Buhârî, Libâs, 87). Cehmiyye ve mürcie taraflar? bişr bin-i G?yâs?n Ebû Hüreyre aleyhindeki iddialar?n? reddeden Ebû Osman ed-Dârimînin söylediği gibi Halife Ömerin Ebû Hüreyreyi yönetici tayin etmesi, sonra da valilikte kalmas?n? ondan ?srarla istemesi kendisine güvendiğini göstermektedir (er-Red alel-merîsî, s. 132-135).

    Ebû Hüreyrenin çok hadis rivayet etmesine karş? ç?kanlardan biri olan Hazret-i Âişe, onu yan?na çağ?rarak görmediği ve duymad?ğ? baz? rivayetlerin hesab?n? sormak istemiş, Ebû Hüreyre de: Anacağ?m! Ayna, sürme ve güzel koku gibi şeyler beni oyalay?p da bu rivayetleri Rasûlüllahtan duymama engel olmad? deyince Âişe, Belki de öyledir (Zehebî, Alâmün-nübelâ, II, 604-605) diyerek kendisine hak verdiğini ifade etmiştir.


    Hazret-i Âişenin Ebû Hüreyreyi çok hadis rivayet etmesi sebebiyle ikaz etmesini onun aleyhinde yorumlamak doğru değildir. Zîrâ Âişe, aralar?nda dört halifenin de bulunduğu baz? sahabileri rivayetlerindeki kusurlar sebebiyle eleştirmiştir.

    1000den fazla hadis rivayet eden yedi sahabî aras?nda yer alan Abdulah ibn-i Abbas?n sekiz, Abdullah ibn-i Ömer ile Eb;û Hüreyre'nin on birer rivayetini tenkit etmesi (Zerkeşî, s77-115) bu tenkitlerin özellikleri onu hedef almad?ğ?n? göstermektedir. Ayr?ca tenkit konusu olan hadisleri Ebû Hüreyre tek baş?na rivayet etmemiş, meselâ kediyle hapseden kad?nla ilgili hadisi ?bn-i Ömer (Buhârî, Bedül-halk, 16, Enbiyâ, 54), ölüye ağlaman?n onun azap edilmesine sebep olacağ?na dair rivayeti Hazret-i Ömer, ?mrân ibn-i Hüsayn ve ?bn-i Ömer de (Buhârî, Cenâiz, 32; Nesâî, Cenâiz, 14, 15) rivayet etmiştir.

    Ebû Hüreyrenin rivâyetini tashih ederken Hazret-i Aişenin, Allah Ebû Hüreyreye merhamet etsin! diye son derece müşfik davranmas? (Zerkeşî, s. 107) onun Ebû Hüreyreye karş? menfî bir tutum içinde olmad?ğ?n? göstermektedir. Sahâbîler, bildikleri hadisin aksine bir rivâyetle karş?laş?p onun râvîsini tenkit ettiklerinde bile o kimseyi yalanc?l?kla itham etmeyi düşünmemişler, baz? ifadeleriyle o râvinin yan?l?p hata edebileceğini anlatmak istemişlerdir.

    Abdullah ibn-i Ömer gibi son derece müttakî ve mûtedil sahâbilere kar?ş bile çok hadis rivâyet etmesinden dolay? kendisini savunmak zorunda kalan Ebû Hüreyre, ?bn-i Ömerin cenaze namaz?n?n k?l?nmas? ve defniyle ilgili bir rivâyetinden dolay?, Yâ Ebû Hüreyre, Rasûlüllahtan naklettiğin rivayetlere dikkat et! diye kendisini uyarmas?na üzülmüş, onu Hazret-i Aişenin yan?na götürerek söz konusu rivayeti bu hadis otoritesine onaylatm?şt?r.

    Bunun üzerine ?bn-i Ömer Ebû Hüreyreyi, Hazret-i Peygamber ile en çok birlikte bulunan ve hadislerini en iyi ezberleyen sahabi olarak takdir ve tezkiye etmiş (Müsned, II, 2/3; Tirmizî, Menâk?b, 46), onun çok hadis rivâyet etmesini cesaretine, kendilerinin daha az rivyaet etmelerini ise hata etmekten korkmalar?na bağlam?şt?r (Hâkim, III, 510).

    Abdullah ibn-i Ömer, ölünün arkas?ndan ağlaman?n doğru olmayacağ?n? söylediği zaman kendisine Ebû Hüreyrenin ağlamaya cevaz veren bir hadis rivayet ettiği haber verilmiş, bunun üzerine kanaatinden hemen vazgeçmiştir (Müsned, II, 110).

    Yine ?bn-i Ömer, avlanmak ve sürüyü korumak maksad?yla köpek beslenebileceğine dair hadisi okuyunca kendisine, Ebû Hüreyrenin tarla beklemek için de köpek beslenebileceğini söylediği haber verilmiş, o da tarlalar? bulunan Ebû Hüreyrenin konuyu daha iyi bileceğini ifade etmek maksad?yla Ebû Hüreyrenin tarlas? var demiştir (Müslim, Müsâkàt, 46, 5 . Fakat Ebû Hüreyreyi eleştirenler, Abdullah ibn-i Ömerin bu sözleriyle, Ebû Hüreyreyi tarlas? olduğu için böyle bir hadisi uydurmakla itham ettiğini ileri sürmüşlerdir. Ebû Hüreyre hakk?nda, O benden daha hay?rl?d?r, rivayet ettiklerini daha iyi bilir diyen (?bn-i Hacer, el-?sâbe, VII, 438 ve sözü edilen hadisi daha sonra tarla köpeği ilâvesiyle bizzat rivayet eden (Müslim, Müsâkàt, 56-58, 61) ?bn-i Ömerin Ebû Hüreyreyi itham ettiğini söylemek şaş?rt?c?d?r. Nitekim daha önce duymad?klar? bir hadisi ilk defa Ebû Hüreyreden duyan ?bn-i Ömer gibi baz? sahabilerin, o sözün Rasûlüllaha ait olduğunu anlad?ktan sonra Ebû Hüreyreyi takdir etmeleri ashab?n onu itham etmeyi düşünmediğini ortaya koymaktad?r. Ayr?ca bir k?sm? sahâbî, geri kalan? tâbiî olmak üzere 800 kişinin Ebû Hüreyreden rivayette bulunmas? onun yalanc?l?kla itham edilmeyeceğinin bir başka delilidir.


    ( TDV ?slâm Ansiklopedisi, c. 10, s. 160-165, M. Yaşar Kandemir)

    Çilehàne - Ana Sayfa
    İlaçların en hayırlısı KUR'AN'dır!

    Şüphesiz ALLAH ve Melekleri Peygambere
    Salat ederler.Ey İman Edenler,siz de O'NA
    Salat edin ve tam bir teslimiyetle O'NA Selam verin.(Ahzab-56)
    "İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri ise zerre gibi küçüldü."
    İbrahim bin Edhem (r.a.)

  6. #6
    Ehil Üye delailinnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    1.368

    Standart

    Ebû Hureyre (ra) söyle anlatiyor: "Müsrike olan annemi Íslâm`a cagiriyordum. Bir gün yine böyle davetimi yeniledigimde Peygamber Efendimiz hakkinda hoslanmadigim seyler söyledi. Allah Resûlü`nün yanina geldim, agliyordum...
    `Yâ Resûlallah` dedim, annemi Íslâm`a davet ediyordum; yanasmiyordu. Bugün de davet ettim. Senin aleyhinde hoslanmadigim seyler söyledi. Allah`a dua et, "Ebû Hureyrenin annesine hidâyet versin." dedim. Allah Resulü de,

    - Allah`?m! Ebû Hureyre`nin anasini hidâyete erdir, diye dua buyurdu.

    Sevinerek disari ciktim. Eve varip kapiya yaklasinca, baktim kapi kapali. Annem ayak seslerimi duymustu. "Ebû Hureyre, yerinde dur" dedi. Biraz sonra annem elbisesini giymis, basini da örtmüs olarak kapiyi acti ve: "Ebû Hureyre, sehâdet ediyorum ki Allah`tan baska ibadete lâyik bir ilâh yoktur. Sehâdet ediyorum ki Muhammed, Allah`in elcisidir." dedi.

    Kosarak Peygamberimiz`in yanina vardim. Daha önce kederimden agladigim gibi sevincimden agliyordum. "Müjde, Yâ Rasûlallah, Allah duani kabul etti; Ebû Hureyrenin annesini Íslâm`a hidâyet buyurdu." dedim. Sonra, "Yâ Rasûlallah, Allah`a dua et de, beni ve annemi, erkek-kadin bütün müminlere sevdirsin." ricasinda bulundum. O da: "Ílâhî! Bu kulcagizini ve anasini erkek-kadin her mümine sevdir." diye dua buyurdu. Íste, bunun icin adimi duyan erkek-kadin her mümin beni sever." (Kandehlevî, Hayatu`s-Sahabe, 1/175-176)
    İlaçların en hayırlısı KUR'AN'dır!

    Şüphesiz ALLAH ve Melekleri Peygambere
    Salat ederler.Ey İman Edenler,siz de O'NA
    Salat edin ve tam bir teslimiyetle O'NA Selam verin.(Ahzab-56)
    "İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri ise zerre gibi küçüldü."
    İbrahim bin Edhem (r.a.)

  7. #7
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Eğer denilse: "Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n her hal ve hareketini kemâl-i ihtimamla Sahabeler muhafaza ederek nakletmişler. Böyle mu’cizât-? azîme, neden on, yirmi tarikle geliyor? Yüz tarikle gelmeliydi. Hem neden Hazret-i Enes, Câbir, Ebu Hüreyre’den çok geliyor; Hazret-i Ebu Bekir ve Ömer az rivayet ediyor?"

    Elcevap: Birinci ş?kk?n cevab?, Dördüncü ?şaretin Üçüncü Esas?nda geçmiş. ?kinci ş?kk?n cevab? ise:Nas?l ki insan bir ilâca muhtaç olsa, bir tabibe gider; hendese için mühendise gider, mühendisten nakleder; mesele-i şer’iye müftüden haber al?n?r, ve hâkezâ... Öyle de, Sahabe içinde, ehâdis-i Nebeviyeyi gelecek as?rlara ders vermek için, ulema-i Sahabeden bir k?s?m, ona mânen muvazzaf idiler, bütün kuvvetleriyle ona çal?ş?yorlard?. Evet, Hazret-i Ebu Hüreyre bütün hayat?n? hadisin h?fz?na vermiş. Hazret-i Ömer siyaset âlemiyle ve hilâfet-i kübrâ ile meşgulmüş. Onun için, ehâdisi ümmete ders vermek için, Ebu Hüreyre ve Enes ve Câbir gibi zatlara itimad edip, ondan, rivayeti az ederdi. Hem madem s?dd?k, sadûk,sad?k ve musaddak bir Sahabenin meşhur bir namdar?, bir tarikle bir hadiseyi haber verse, yeter denilir, başkas?n?n nakline ihtiyaç da kalmaz. Onun için baz? mühim hadiseler iki üç tarikle geliyor.(Mektubat)


  8. #8
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    ?şte, hoca-i kâinat olan Fahr-i Âlem Aleyhissalâtü Vesselâm?n kudsî medresesi ve tekkesi olan suffenin demirbaş bir mühim talebesi ve müridi ve kuvve-i haf?zan?n ziyadesi için dua-y? Nebeviyeye mazhar olan Hazret-i Ebu Hüreyre, gazve-i Tebük gibi bir mecma-? nâsta vukuunu haber verdiği şu mucize-i bereket, mânen bir ordu sözü kadar kati ve kuvvetli olmak gerektir.(Mektubat)

  9. #9
    Yasaklı Üye TURKUAZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    628

    Standart

    ne cahiliyye döneminde nede islam döneminde insanlar ebu hüreyre ninki kadar hiçbir şahsın üzrinde ihtilafa düşmemişlerdir.hiçkimse onun ailisenin verdiği ismi kesinlikle bilememektedir.ençok hadis rivayet eden kişi ve nasıl oluyorki peygaberin yanında 1.5 sene gibi süreyle kalıp beşbin küsür tane hadis rivayet ediyor.hz ali küçüklüğünden beri peygaberin yanın olduğu halde bu sayının onda birine ulaşamamışş.ebu hureyre insanlar kendisine meyl etesi için bolca hadis rivayet eder insanların dikkattini çekerdi.ve hz ömer birçok hadiste geçer ebu hureyreye bolca hadis rivayet ettiğinden ötürü ona kızdığı hatta kırbaçlattığı geçen rivayetlerin arasında

  10. #10
    Pürheves Ebû Dücâne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    262

    Standart

    Alıntı TURKUAZ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ne cahiliyye döneminde nede islam döneminde insanlar ebu hüreyre ninki kadar hiçbir şahsın üzrinde ihtilafa düşmemişlerdir.hiçkimse onun ailisenin verdiği ismi kesinlikle bilememektedir.ençok hadis rivayet eden kişi ve nasıl oluyorki peygaberin yanında 1.5 sene gibi süreyle kalıp beşbin küsür tane hadis rivayet ediyor.hz ali küçüklüğünden beri peygaberin yanın olduğu halde bu sayının onda birine ulaşamamışş.ebu hureyre insanlar kendisine meyl etesi için bolca hadis rivayet eder insanların dikkattini çekerdi.ve hz ömer birçok hadiste geçer ebu hureyreye bolca hadis rivayet ettiğinden ötürü ona kızdığı hatta kırbaçlattığı geçen rivayetlerin arasında

    Hz. Peygamber'in misafirperverligi ve cömertligi sayesinde yasayan Ebû Hureyre, Rasûlullah (s.a.s.)'in mescidinde sadece ibadet ve ilimle mesgul olan Ehl-i Suffe'nin en ileri gelen simasi idi. Hz. Peygamber'i büyük bir muhabbetle sevmis, onun sünnetine uygun olarak yasamis ve manevî yüce mertebelere erismistir (ibn Kesir, a.g.e., VIII, 108, 110).

    Buhâri ve Müslim'in naklettiklerine göre Ebû Hureyre söyle demistir: "Siz, Ebû Hureyre'nin çok hadis rivâyet ettigini söyleyip duruyorsunuz. Ben fakir bir kimseydim. Karin tokluguna Hz. Peygamber'e hizmet ediyordum. Muhâcirler çarsida, pazarda alisverisle, Ensâr da kendi mallari, mülkleriyle ugrasirken, ben Hz. Peygamber'in meclislerinin birinde bulunmustum; buyurdu ki: 'içinizden kim cübbesini yere serer de ben sözümü bitirdikten sonra toplarsa benden duydugunu bir daha unutmaz. 'Bunun üzerine ben üzerimdeki hirkayi yere serdim, Hz. Peygamber de sözünü bitirince, onu topladim. Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, o andan sonra ondan duydugum hiçbir sözü unutmadim" (Müslim, Fadâilü's-Sahâbe, 159; Buhâri, ilim, 42).

    Onun rivâyet ettigi hadisler, diger sâhâbilerde veya birçogunda daginik halde bulunuyordu. Bu yüzden onlar Ebû Hureyre'ye basvuruyor, hadis rivâyetinde ona dayaniyorlardi. ibn Ömer, onun cenaze namazinda, ona Allah'tan rahmet dileyerek, "Hz. Peygamber'in hadisini müslümanlar adina muhâfaza ediyordu" demistir (ibn Sa'd, Tabakât, IV, 340). Buhâri, 'Ebû Hureyre'den 800 kadar sahâbe ve tâbiîn âlimleri hadis rivâyet etmislerdir' diyor (ibn Hacer, el-isâbe., IV, 205).


    Hz. Ömer, Ebû Hureyre'yi hadis rivâyetinden alikoymus ve ona, "Ya Hz. Peygamber'den hadis rivâyetini birakirsin, ya da seni Devs topraklarina sürerim" demistir (ibn Kesir, el-Bidâye, VIII, 106; M. Ebû Zehv, a.g.e., 159).

    Buna söyle cevap verilmistir: Ebû Hureyre, Hz. Peygamber'den naklettigi hadisleri halka ögretmeyi, ilmi gizlemenin günahindân kurtulmak için, kendisine bir görev sayiyordu (Buhâri, ilim, 43). Bu anlayis onu çok hadis rivâyet etmeye sevketti. Bir tek mecliste bile Hz. Peygamber'in birçok hadisini naklederdi. Fakat Hz. Ömer, halkin herseyden önce Kur'ân ile mesgul olmasini, amelle ilgili olanlarin disinda kalan hadisleri az rivâyet etmelerini, halki yersiz bir tevekküle götürecek ruhsat hadisleriyle, halkin anlayamayacagi müskil hadisleri halka rivâyet etmeyi uygun görmüyordu. Bu arada, çok hadis rivâyet edenlerin, rivâyet sirasinda hata yapabileceklerinden ve benzeri seylerden de endise ediyordu. Bütün bu sebeplerle, Hz. Ömer sahâbîleri çokça hadis rivâyet etmekten alikoymus, Ebû Hureyre'ye de agir konusmus ve onu Devs'e sürmekle tehdid etmistir. Çünkü Sahâbe içerisinde en çok hadis rivâyet eden oydu. ibn Kesir bunu naklettikten sonra söyle der: "Bildirildigine göre Hz. Ömer (r.a.) daha sonra Ebû Hureyre'nin hadis nakletmesine izin vermistir (ibn Kesir, a.g.e., VIII, 106; M. Ebu Zehv, a.g.e., 159).
    "Korkaklıkta zillet, utanç; ileri atılmakta, izzet, şeref vardır. İnsan, korkaklık etse bile; kaderinden kaçamaz."

Konu Kapatılmıştır

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. "Kedicik Babası" Ebu Hureyre (ra)
    By alanyali in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 29.04.08, 00:04
  2. Ebu Hureyre r.a Annesinin Müslüman Oluşu
    By Lebid24 in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 07.02.08, 18:07
  3. Ebu Hureyre ve Kıyamadığı Annesi
    By edeb_ya_Huu in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11.04.07, 00:59

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0