"Onların (ashabın) Rasûlullah'tan naklettikleri sözler ve O'nun, ibâdet ve diğer konulardaki davranışları ile ilgili vasıflandırmalar üzerinde durup düşünen herkes, onların fıkıh bilgilerini ve üstün vasıflarını kesin olarak öğrenmiş olur.Şu var ki onlar arasında fetvâ ve hüküm vermek, helal haram konusunda söz söylemekle meşhur olanları belli bir guruptan ibarettir".[Şirâzî, Tabakâtu'l-fukahâ, s 35-36]

"Râşid halîfelerin müctehid oldukları açık olarak bellidir; çünkü müftî ve müctehid olmayan bir kişi devlet başkanlığına ehil olamazSahâbe zamanında fetvâ verenler de müctehiddir; Abâdile, Zeyd b.Sâbit, Muâviye bunlardandır; sonuncusunu bir meselede Şâfiî taklid etmiştir.Hz. Ömer'in halîfe namzedini tesbit etmeleri için tayin ettiği kişilerin (Talha, Zubeyr, Sa'd bEbî-Vakkas, Ali, Osman ve oğlu İbn Ömer) de müctehid oldukları söylenmiştirKadı'nın (Ebû Bekir el-Bakıllânî) dediğine göre Ebû Hureyre müftî (müctehid) değil, hadîs râvilerindendirBu konuda, bizce kaide şudur: Onların yaşadığı asırda kim fetvâ verdi ve bundan menedilmedi ise o kişi kesin olarak müctehiddir.Fetvâ vermeye hiç kalkışmamış olan kesin olarak müctehid değildir.Fetvâ verip vermediği konusunda tereddüdümüz olanların, müctehid olmaları konusunda da tereddüdümüz vardır.Ashâb-ı kirâmın bir kısmı kendilerini ibâdete vermişlerdir, ilim ile meşgul olmamışlardırBir kısmı ilim ile meşgul olmuşlardır.İçlerinden amel (iş ve ibâdet) ile meşgul olanlarda ictihad derecesi yoktur.İlim ile meşgul olan ve fetvâ verenler ise müctehiddirler".[Gazzâlî, Menhûl, s 469-470]