+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Hz. Ömer: Şeytanın Korktuğu Adam

  1. #1
    Vefakar Üye HÜCCET - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    389

    Standart Hz. Ömer: Şeytanın Korktuğu Adam

    A.Ali Ural
    Gelenek ve inadın bağladığı ellerini çözene kadar beş yıl geçti. Beş yıl yüzlerce defa doğup battı güneş. Yüzlerce defa uyudu uyandı. Ama elleri hep bağlı. Elini kolunu rahatça hareket ettirmesi onu yanılttı. Kılıcı çekmesi, testiyi başına dikmesi, mızrağı savurması bağlarını görmesine izin vermedi. Mekke'de neler oluyordu? Muhammed (sav) peygamberliğini ilan edeli beş yıl geçmişti. Bir avuç insan vardı etrafında. Gizli gizli evlerde buluşuyordular. Neyin peşindelerdi? Ömer, uzun boylu, beyaz tenli, heybetli adam, kız kardeşinin de Müslüman olduğunu öğrenince deliye dönmüştü. Hamile olduğuna bakmayıp dövmüştü onu. Sonra bir hışımla Kâbe'de almıştı soluğu. Geceydi. Muhammed (sav) Kâbe'nin içine girmiş namaz kılıyordu. Ömer Kâbe'nin örtüleri altına gizlenmiş merakla O'nu dinliyordu. İbadetini bitirip dışarı çıkınca peşine takıldı. "Kim o?" diye seslendi Hz. Peygamber fark ederek izlendiğini. Karanlığın içinden bir ses: "Ömer!"dedi. "Ey Ömer!" dedi Hz.Muhammed (sav), "Artık gece gündüz beni terk etmeyeceksin!" İşte o anda beş yıldır göremediği bağlarını fark etti Ömer. Allah'tan başka ilâh olmadığını ve Muhammed (sav)'in O'nun peygamberi olduğunu söyleyerek özgürlüğü seçti.
    Hiç kimsenin Müslümanlığı onun kadar coşkuyla karşılanmamıştı. Tekbir sesleri Mekke sokaklarını çınlatmış, kendisinden önce Müslüman olan otuz dokuz kişinin ruhuna kırk rakamı sıcak bir mühür gibi basılmıştı. Ömer Müslümanlığını gizlemeye yanaşmamış, "Müşrikliğimi duyurduğum gibi Müslümanlığımı da duyuracağım!"diyerek müminleri yürüyüşe çağırmış, Kâbeye vakarla akan nehrin iki kolundan birinin başında Hz. Hamza, diğerinin başında o yer almıştı. "Ey Rasûlüm! Sana ve sana tâbi olan müminlere Allah yeter" (Enfal,64) âyeti inmişti Ömer'in Hazreti Ömer olduğu gün. Açık tebliğ dönemi onunla başlamıştı.
    Müslüman olanların dövülüp kendisine dokunulmaması ağırına gitti Hz. Ömer'in. Kur'ân'a göre onur müminlerindi. Bu yüzden dayısının himayesini iade etmekte gecikmedi. Yaşasın! Artık o da diğer müminler gibiydi. Sık sık yolu kesiliyor, dövülüyor, dövüyor fakat başı dik yürüyordu. Hz. Peygamber'in ifadesiyle, yüce Allah, doğruyu Ömer'in diline ve kalbine koymuştu. Aklı ve ruhu ilâhi iradeyle tamamen örtüşüyordu. Öyle ki bir görüş ileri sürdüğünde, o görüşü destekleyen âyetler nazil oluyordu. Bedir esirlerinin fidye karşılığı serbest bırakılmasına ve münafıklardan İbn Übey b. Selul'ün cenaze namazının kılınmasına itirazı sert mizacına yorularak yerinde bulunmamış ancak daha sonra inen âyetler Hz.Ömer'i doğrulamıştı. Sert mizaçlıydı evet. Fakat bu mizaç dini duyarlılıklar konusunda tavizsiz olmasını sağlamıştı. Şeytan onunla karşılaşmaktan korkardı. Hz. Peygamber, "Gökte bir melek bulunmasın ki, Ömer'e saygı duymasın, yeryüzünde bir şeytan bulunmasın ki Ömer'den kaçmasın" buyurmuştu.
    Ciddi ve cesurdu. Sözlerinden istikrar, güven ve kararlılık yansırdı. Allah'ın elçisine olan imanı ve bağlılığı her şeyin önüne geçer, O ağladı diye ağlar, O tebessüm etti diye tebessüm ederdi. Hacerü'l-Esved için şöyle demişti: "Senin, zarar ve yararı dokunmayan bir taş olduğunu biliyorum; vallahi Allah'ın Elçisi'nin seni öptüğünü görmeseydim, ben de seni öpmezdim." Şerefi İslam'a bağlılıkta görür, onuru başka yerde arayanları alçalışın beklediğini vurgular, "Asıl yağma edilmiş olan, dini yağma edilendir,"derdi. Ona göre bir insanın oruç tutmasına, namaz kılmasına değil; konuştuğunda sözünün doğruluğuna, emanet edildiğinde ona riayetine, eliyle ve diliyle kimseye zarar vermeyişine bakmak lazımdı.
    Madem kısa bir süre sonra veda edilecekti dünyaya, diri kalabilmek için kendini ölüler arasında saymalıydı. Saydı da. Dünyaya hak ettiği değerden fazlasını vermedi. Bir çöplüğün yanında bir müddet durduktan sonra arkadaşlarının yanına gitmiş, üzerine sinmiş kokudan rahatsızlık duyulunca, "İşte hırs gösterdiğiniz ve üzerinde devamlı konuştuğunuz dünyanın hali budur,"demişti. Dünyayı arzuladığında âhiretine zarar verdiğini, âhireti arzuladığında dünyasına zarar verdiğini görmüş, sonunda fani olan dünyasına zarar vermeyi tercih etmişti. Elbette bu dünyevi görevlerini yerine getirmesini engelleyen bir husus değildi. Çocuklarına okuma yazmayı, yüzücülüğü, atıcılığı, biniciliği ve şiiri öğretmeliydi babaları. Beden ve ruh dengesi sağlanmalıydı. Sorumluluk bilincinde olanlardan dostlar edinmeli, ahmaklarla yakınlıktan kaçınmalıydı. İnsanlar seviyelerine göre değerlendirilmeli, güçlerine göre iş verilmeliydi. Hür olmak isteyen adam borçlu olmamalıydı. Allah'ın dinini ancak dalkavukluk etmeyen, kuruntularının peşine düşmeyen, gayreti eksiltmeyen, yandaşlarını desteklemek için doğruyu saklamayan kişiler yaşatabilirdi.
    Ve bir gün Allah'ın dinini yaşatma görevi Hz. Ömer'e verildi. Hz.Ebu Bekir'in vefat ettiği günün sabahı güneşin ışıkları Hz. Ömer'in kaleminin ve kılıcının üzerine düştü.
    ****
    Kâğıtta onun ismi yazılıydı. Hz. Ebu Bekir istemişti o ismi. Bu ismi görenler "Bilirsin ki Ömer sert mizaçlıdır. Rabbin Ömer'i halife tayin ettiğin için seni sorgularsa ne cevap vereceksin?"diyecek olmuşlardı da, "Allah'ın kullarının en iyisini onlara halife yaptım, derim,"diye cevaplamıştı Ebu Bekir (r.a.) bu soruyu. Ve sonunda emri hakk vaki olmuş, minberde yükselme sırası Ömer'e (r.a.) gelmişti. İşte ilk sözleri: "Allah'ım! Ben sert, şiddetli biriyim, beni yumuşat. Zayıf biriyim, beni güçlü kıl! Cimriyim, beni cömert eyle!"
    Yüce Allah Ömer (r.a.)'i yumuşatmadı. Daha doğrusu onun kalbini zayıflara karşı yumuşattı güçlülere değil. Emri altındaki yöneticilere karşı sertliği hiç gitmedi. "Yöneticilerimden biri haksızlık eder de düzeltmezsem bu haksızlığı yapan ben olmuş olurum!" diyerek bilgi sahibi olmaya çalıştı hep yapılan işlerden. Zira ona göre Allah'ın en sevmediği bilgisizlik devlet başkanının bilgisizliğiydi. Bu yüzdendi Fırat kenarındaki koyunun öte dünyada bir soru işaretine dönüşeceğinden korkması. Bu yüzdendi Mısır Valisi Amr b. As'ın oğlunun, kaybettiği yarış yüzünden bir Kıbtîye "Al sana bir soylu tokadı!" diyerek vurması üzerine verdiği cevap: "Annelerinden hür doğan insanları ne zaman köleleştirdiniz!"
    Amr b. As'ın Mısır Fatihi oluşu Hz. Ömer'in öfkesini engellemedi. Zira fetih, fethedilen topraklardaki insanların üstüne adaletin gölgesini düşürmek içindi, adalete gölge düşürmek için değil. Zamanın iki büyük gücü Bizans ve İran'ın Müslümanlar karşısındaki başarısızlıklarının arkasında kendi halklarına yaptıkları zulüm vardı. Art arda düşüyordu şehirler. Önce Suriye Bizans hakimiyetinden çıktı, sonra Mısır. Öte yandan İran Kadisiye zaferiyle sarsıldı ve Horasan'a kadar bütün İran topraklarında Mecusilerin ateşi söndü. Suriye'nin fethi tamamlandıktan sonra Müslümanlar harekatı batıya kaydırarak efendilerinin mirac basamaklarından olan Kudüs'e yöneldiler. Kuşatma sonuç verdi ancak Hristiyanlar teslim olmak için bir istekte bulundular: Şehri bizzat Hz. Ömer teslim alacaktı. Bir mektupla durum Ömer'e bildirilmiş, yamalı elbiselerle ordunun başında Kudüs'e giren Hz. Ömer, kendi önderlerinin debdebeli yaşantısına aşina halkı şaşkına çevirmişti. Tıpkı Şam'a devesiyle girdiği gün, "Ey müminlerin halifesi! Şayet asil bir ata binmiş olsaydın, seni halkın ileri gelenleri karşılardı!"diyenlerin şaşkınlığı gibi. Ne demişti Ömer onlara eliyle göğü işaret ederek: "Sizi orada göremiyorum! Bana emirler ancak oradan gelir. Devemin önünden çekilin!"
    Hz. Ömer "İsteseydim, içinizde en güzel giyinen, en hoş şeyler yiyen ve en rahat yaşayan biri olurdum."diyordu. ‘ Bir kişi cehenneme girecek!' dense korkuyla ürperen, ‘Bir kişi cennete girecek!'dense ümitle titreyen bir insanın istekleri de kuşkusuz farklı olacaktı: Mesela ailesinden kurallara öncelikle kendilerinin uymasını istemiş, "İnsanlar sizi yırtıcı kuşun eti gözetlediği gibi gözetlerler. Emirleri çiğnerseniz, sizin cezanız daha ağır olur."diyerek uyarmıştı. Mesela bir deveyi yakalamaya çalışırken kendisini gören Ahnef b. Kays'tan kovalamaya katılmasını istemiş, "Gel birlikte yakalayalım. Devlete ait bir deve kaçtı. Bu malda kaç kişinin hakkı olduğunu biliyorsun!" diye yükseltmişti sesini. "Neden bu işi bir köleye yaptırmıyor da eziyet çekiyorsun!" diyenlere ise şu tarihi cevabı vermişti: "Benden iyi köle kimmiş!"
    Hz. Ömer'in başka istekleri de vardı. Mesela Bizans ve Sasani toplumundan bulaşan şaşaalı hayata direnmelerini istedi valilerinden ve onlara saray yapmayı yasakladı. Ordunun halkla karışıp bozulmasını önlemek için özel ordugah şehirleri kurulmasını emretti. Yöneticilerin mal ve servetlerinin kayıt altına alınmasını istedi. Yabancı paraların İslam topraklarındaki hakimiyetine para bastırarak son verdi. Müslümanların bir takvime olan acil ihtiyaçlarını dikkate alarak hicrî takvimi başlattı. Hayırlı işlerde acele edilmesini isteyerek, "Her şeyin bir şerefi vardır; iyiliğin şerefi ise hemen yapılmasıdır," ilkesini koydu.
    Ona göre kötülükle yenen aslında mağluptu, günahla zafer elde eden muzaffer değil. Hz. Ömer'i kötülük bir sabah namazı vurdu. "Beni bir köpek vurdu!"diye inledi Ömer. Kan kaybederken katilini öğrendi ve sevindi; zira katil Müslüman değildi. Katilini öğrendi ve üzüldü; zira katil iyilik yaptığı biriydi. Ve Ömer (r.a.) ölmeden önce son bir şey istedi: Hz. Peygamberin yanına defnedilmek...Hz. Aîşe'ye gidilip "Ömer arkadaşı Muhammed (sav)'in yanına gömülmek için iznini bekliyor!"denilmesini istedi. Hz. Aîşe hıçkırarak verdi izni. Ömer(r.a.) müjde ulaşana kadar ölmedi. Son sözü şuydu: "Allah'a hamdolsun! Benim için bundan daha mühim bir şey olamaz!"
    Hz. Peygamber'in "Gözüm!" dediği heybetli adam, işte böyle ayrıldı dünyadan.Sonpeygamber.info'dan alıntıdır.


    "Yağmur duasına çıksaydık dostlar
    Bulutlar yarılır hava açardı
    Şimdi ne ihtimal nede imkan var
    Göğe hükmetmkten kolay ne vardı?
    Yağmur duasına çıksaydık dostlar

    Ben geldim geleli açmadı gökler
    Ya ben bulutları anlamıyorum
    Ya bulutlar benden bir şeyler bekler
    Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum
    Ben geldim geleli açmadı gökler "
    S.Karakoç



  2. #2
    Ehil Üye ŞİMŞEK MUSTAFA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    AYDIN
    Mesajlar
    1.598

    Standart

    efendimizin buyurduğu gibi (benden sonra bir peygamber gelmiş olsaydı o da ömer olurdu.)
    Allah razı olsun

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. "Acaba âdi bir adam, binler adam kadar günah işleyebilir mi ?
    By _vatan_ in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.05.14, 08:46
  2. Sudan Korktuğu İçin 31 Yıldır Yıkanamıyor
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.01.14, 23:45
  3. Dava Adamı/Adam Gibi Adam Olmak
    By yozgati in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.09.13, 19:21
  4. Yahudilerin Korktuğu Hadis-i Şerif
    By nereden nereye in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 21.01.09, 10:51
  5. Kamil İnsan Yada Adam Gibi Adam
    By lasiyyema in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 17.08.07, 23:15

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0