Hazreti Aişe (r.a.) (614-678)

Hakk?nda ayet nazil olacak kadar fazilet sahibi, müminlerin annesi, S?dd?k-? Ekber'in ölüm döşeğinde, "...senden daha sevimli servet b?rakm?yorum. Seni kaybetmekten daha büyük bir fakirlik ise bilmiyorum" dediği, Habibullah?n sevgilisi, Müslüman han?mlara en büyük örnek, çok k?sa süren evlilik hayat?na çok büyük kazan?mlar s?ğd?ran mübarek bir insan.
Peygamber Efendimizin (asm) han?m? olduğu için "ümmü'l-müminin" ve Hz. Ebubekir (ra)'?n k?z? olduğundan "es-S?dd?ka" ünvanlar?yla an?lan Hz. Aişe, 614 y?l?nda Mekke'de doğdu. Annesi Ümmü Ruman bint Amir b. Uveymir, Kinane kabilesindendir. Kendi ismiyle tan?nmakta olup künyesi, Ümmü'l-Müminin Aişe Ebi Bekr es-S?ddik el-Kureyşi şeklindedir.
Babas?, Hz. Muhammed (sav) ile beraber hicret ettiği için kendisi daha sonra Medine'ye hicret etti. Hicretten önce nikahlar? k?y?lmakla birlikte düğünleri daha sonra 624 y?l?nda iki bayram aras?nda yap?larak Peygamber Efendimiz ile evlendi. Bu evlilik hayat?nda çok büyük değişikliklere vesile oldu. Peygamber han?mlar? müminlerin anneleri ve başkas?yla evlenemeyecekleri hakk?ndaki Kur'ani hükümden (Ahzab S. 33) dolay? ümmü'l-müminin ünvan?yla an?lmaya başland?. Bunun yan?nda en önemli husus, Peygamber terbiyesi ile büyümesi ve en çok hadis rivayet eden sahabeler aras?nda yer almas?d?r.
Yaş?n?n da elvermesiyle gelişme, yetişme ve şahsiyetini Peygamberimizin evinde pekiştirdi. Çocuğu olmad?ğ?ndan ve Araplarda han?mlar?n erkek evlatlar?n?n isimlerini künye olarak almalar?ndan ötürü, Peygamber Efendimiz k?zkardeşi Esma'n?n (ra) oğlu Abdullah'a nisbetle, Ümmü Abdullah künyesini kendisine verdi. Peygamber Efendimiz onu çok sevdiğini saklama ihtiyac? duymam?ş, baz? hadis ravileri Hz. Aişe'den yapt?klar? rivayetlerde, "Allah?n sevgilisinin sevgilisi, semadan inen ayetle temize ç?kan" (Mustafa Fayda; "Aişe", TDV. ?A II. C. ?stanbul, 1989,s. 202) ifadelerine yer vermişlerdir.
Hz. Aişe, Peygamber Efendimize nazlan?r ve Onu çok k?skan?rd?. Hz. Muhammed de onunla sohbet etmekten, sorular?na cevap vermekten büyük mutluluk duyard?. Sevgi ve sayg? üzerine kurulu bir aile hayatlar? vard?. Davetlere onunla beraber gider, seyahatlerde onunla sohbet etmekten hoşlan?rd?. Zeki, haf?zas? güçlü, konuşmas? düzgün ve Kur'an-? Kerim ile Peygamberi çok iyi anlard?. Ailesinde ald?ğ? terbiyeyi Peygamber ocağ?nda ald?klar?yla mezc ederek mükemmel bir seviyeye getirdi. Bilmediklerini ve anlayamad?klar?n? sormaktan çekinmeyerek her türlü cevab? kaynağ?ndan öğrenme şans?na sahip olmas?, olgunlaş?p derinleşmesini netice verdi. Peygamber Efendimize soru sorar ve onunla müzakere ederdi.
Peygamber Efendimizin Hz. Aişe'yi çok sevmesinin hikmetleri vard?r. Hz. Hatice (ra)'tan sonra en çok onu sevdiğini izhar etmesi sebepsiz değildir. Bunun en güzel cevab?, "han?mlar? aras?nda sadece Hz. Aişe'nin yan?nda bulunduğu zaman vahiy geldiği" ifadelerinde yer almaktad?r. Bu ifade ayn? zamanda Hz. Aişe'nin diğerlerinden daha faziletli olduğunu da göstermektedir. Kendisi de Hz. Muhammed'i çok sever ve emirlerine uymada büyük titizlik gösterirdi. Onunla beraber ibadet eder, gece namazlar?n? Onunla beraber k?lard?. Günlerinin çoğunu oruçla geçirirdi. Kimsenin aleyhinde konuşmaz, mütevazi ve cömert idi. Bir çok köle ve cariyeyi azat etti.
Hazreti Muhammed, kendisine çok değer verir kimseye söylemediği şeyi Hazreti Aişe'ye anlatt?ğ? olurdu. Mesela, Mekke seferi haz?rl?klar? yap?l?rken sefer yap?lacak yeri gizli tuttu ve bunu sadece Hz. Aişe'ye anlatt?. Hz. Ebubekir seferin Mekke üzerine olduğunu k?z?ndan öğrendi. Hz. Aişe muhtelif seferlere kat?ld?. Bu seferlerden bir tanesi Beni Mustalik seferidir. Sefer dönüşü gerdanl?ğ?n? kaybettiğinin fark?na varan Hz. Aişe, bunu aramaya ç?k?nca ordunun hareket ettiğini gördü. Çünkü, konak yerinden ayr?ld?ktan sonra kafileden ayr?ld?ğ?ndan haberdar olunmad?ğ? gibi, hareket esnas?nda kafile ile beraber olduğu san?l?yordu. Kendisini almaya gelmelerini beklerken orduyu geriden takip etmekle vazifeli Safvan b. Muattal onu devesine bindirip orduya yetiştirdi.
Bu olay, savaşa kat?lm?ş bulunan münaf?klar?n lideri Abdullah b. Selül taraf?ndan bir iftira şeklinde kullan?larak çeşitli dedikodular ortaya at?ld?. Bu iftiraya fark?nda olmadan baz? Müslümanlar?n da alet olmas? neticesinde Hz. Aişe ve ailesi büyük s?k?nt? çektiler. Nazil olan Nur Suresinin on bir ve on ikinci ayetleriyle Hz. Aişe'nin masumiyeti bizzat Cenab-? Hakk taraf?ndan bildirilmiş oldu. Hz. Aişe'nin üstün şahsiyetiyle ilgili başka bir olay; kardeşi Esma'dan ödünç ald?ğ? gerdanl?ğ? kaybetmesi s?ras?nda cereyan eder. Bulunulan yerde arama yap?l?rken suyun olmamas?ndan dolay? namaz?n geçme tehlikesi karş?s?nda Hz. Ebubekir ve baz? Müslümanlar?n Hz. Aişe'ye k?zmalar? sonras?nda yaşand?. ?şte bu s?rada teyemmüm ayetinin nazil olmas? üzerine kendisine k?zanlar?n, hay?rl? bir işe sebep olmas?ndan ötürü kendisine dua etmeliyle neticelendi. Bu iki zor olayda Kur'an-? Kerim'in onu zor durumdan kurtarmas? üzerinde büyük bir önemle durulmas? gerektiğini tüm Müslümanlara gösterdi.
Peygamber Efendimiz son nefesini onun yan?nda verdi ve burada defnedildi. Bunun üzerine on sekiz yaş?nda dul kald?. Kur'an?n hükmüne uyarak bir daha evlenmedi ve k?rk yedi y?l bu şekilde yaşad?. Vefat? büyük üzüntüye sebep oldu (678). K?skanç olarak bilinmesine rağmen; Peygamber Efendimizin diğer han?mlar?, k?z? Hz. Fat?ma, Hz. Ali ve diğerlerinin faziletlerini naklettiği hadislerle tan?nmalar?n? sağlayacak şekilde alicenap bir kişiliğe sahipti.
Peygamber Efendimizin vefat? s?ras?nda henüz on sekiz yaş?nda olmas?na rağmen kendisini çok iyi yetiştirmiş ve çok önemli bilgilere sahip olmuştu. Ayn? zamanda hitabeti de çok güzel olup Arap dili ve edebiyat?na da vak?f idi. Arapça'y? çok iyi kullan?rd?. Dolay?s?yla çok etkileyici konuşma yapan bir hatipti. Babas?n?n vefat?ndan sonra kabri baş?nda yapt?ğ? dua, ile Cemel olay?nda yapt?ğ? konuşma hatipliğinin önemli örneklerini teşkil eder. Diğer yandan, Arap tarihi, cahiliye döneminin sosyal durumu, örf ve adetler konusunda da önemli bilgilere sahipti.
?lme aş?r? merak? önemli bilgilere sahip olmas?n? sağlad?. Peygamber Efendimizden ald?ğ? feyzin de etkisiyle ?slami esaslar?n öğrenilmesinde dikkate değer bir mevkiye sahip oldu. Kur'an-? Kerim'i hem tefsir etti, hem de daha iyi anlaş?lmas? gayesiyle şerh etti. ?çtihat ve fetvalar?yla müçtehit ve bir fakih olarak kabul edildi. Çok say?da fetva veren yedi sahabe aras?nda yer ald?. ?slam hukuku dal?nda yetiştirdiği talebeleri vas?tas?yla, bu alandaki görüşleri ümmetin aras?nda yay?lm?ş oldu.
Gerek sahabe gerek tabiin döneminde ?slam alimleri görüşlerine başvurmuş ve aç?klamalar? üzerinde ehemmiyetle durulmuştur. Sahabelerin ileri gelenleri farzlarla ilgili konularda çoğu zaman bilgisine başvururlard?. Hukukçular bilgisinden istifade etmek maksad?yla görüşlerine başvurarak istişarelerde bulunurlard?.
Sünneti Seniyye konusunda başvurulacak kişilerin en önemlileri aras?nda ilk s?ralarda gelir. Çok güçlü bir haf?zaya sahip olmas? ve Peygamber Efendimizin (asm) her hareketini titizlikle takip etmesinden ötürü verdiği bilgiler çok önemlidir. 2210 hadis rivayet etmiştir. Böylece en çok hadis rivayet edenlerin aras?nda dördüncü s?rada yer al?r. Rivayet ettiği hadislerin ilgili konular? da çok önemlidir. Mesela; Peygamber Efendimizin aile hayat?, günlük hal ve hareketleri, ahlak?, Veda hacc?, Cahiliye dönemi tarihi, kad?nlarla alakal? hükümler, ibadetler v.s.'dir.
Hz. Aişe, Peygamber Efendimizin vefat?ndan sonra evini ve Medine'yi ilim irfan yuvas? haline getirdi. Y?llar boyunca devam eden eğitim-öğretim sayesinde Medine ilim merkezi haline geldi. Buradan kad?n, erkek, çocuk her yaş ve kademeden insanlar istifade ettiler. Diğer yandan hac için Mekke'ye gittiğinde çok say?da insan çad?rda ziyaretine gelerek soru sorar ve kendisi de bunlara cevap verirdi.
Siyasi alanda da önemli etkileri olan Hz. Aişe, ilk iki halife zaman?nda siyasetle ilgilenmedi. Hz. Osman (ra) zaman?nda özellikle baz? devlet kademelerine, valiliklere yap?lan tayinler konusunda kendisine çok say?da şikayetin geldiği görüldü. Hz. Osman'?n şehit edildiği s?ralarda Medine d?ş?nda olup yolda öğrendi. Yine Hz. Ali'nin halifeliğini de bu şekilde öğrendi. Bundan sonraki ve özellikle Cemel olay? ile ilgili olarak meydana gelen gelişmeler ?slam dünyas?nda önemli izler b?rakt?.
Hz. Aişe'nin bulunduğu taraf ile Hz. Ali taraftarlar? aras?nda cereyan eden bu savaşla ilgili olarak, muhtelif değerlendirmeler yap?lm?şt?r. Ehl-i Sünnet alimleri, bu konu hakk?nda konuşmaktan sürekli çekinmişlerdir. Ahiret alemine intikal edip ceza veya mükafatla karş? karş?ya olan insanlar hakk?nda ileri geri konuşmay? doğru bulmam?şlard?r. Bediüzzaman Said Nursi, Cemel Savaş?'n? aç?klarken, savaş?n nedenini içtihat fark?na bağlar. Emirdağ Lahikas?'ndaki bir mektubunda konuyu şöyle aç?klar: "...Ehl-i Sünnet ve l-Cemaat, Sahabeler zaman?ndaki fitnelerden bahis açmay? menetmişler. Çünkü Vak?a-i Cemelde Aşere-i Mübeşşereden Zübeyir ve Talha ve Aişe-i S?ddika (r.a.) bulunmas?yla Ehl-i Sünnet Velcemaat, o harbi, içtihad neticesi deyip, "Hazret-i Ali (r.a.) hakl?, öteki taraf haks?z; fakat içtihad neticesi olduğu cihetle affedilir" (Emirdağ Lahikas? s. 178)
Bilahare, Hz. Aişe'nin bu hadiselere kar?şt?ğ? için çok muzdarip olduğu ve günlerce ağlad?ğ? bilinmektedir. Hatta, bu ac? olaylar? yaşamaktansa ölmeyi tercih ettiğini beyan etmiştir. Daha sonralar? Hz. Hasan'?n Peygamber Efendimizin yan?na defnedilmesini istemediği ve engel olduğu iddias? doğru değildir. Halbuki, kendisi izin verdiği halde, başta Medine Valisi Mervan b. Hakem olmak üzere, Emevi idarecilerinin bu isteğin yerine getirilmesine mani olduklar? bilinmektedir.
www.risaleinurenstitusu.org