+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Mikdad Bin Esved

  1. #1
    Gayyur nakirev - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Istanbul
    Mesajlar
    84

    Standart Mikdad Bin Esved

    Ad?n? taş?maktan büyük şeref duyduğum peygamberefendimizin(asm) y?ld?zlar?ndan olan bir sahabi ayr?ca, Resûlullah?n süvârilerinden:
    M?KDÂD B?N ESVED

    Hicretin ikinci y?l?nda Bedir savaş? başlayacağ? s?rada, Peygamberimiz Eshâb?n ileri gelenlerini toplay?p onlarla istişâre etti. Henüz Müslümanlar çok azd?.

    Harp için haz?rl?klar? yok say?l?rd?. Maddî imkânlar? azd?. Önce Hz. Ebû Bekir’in ve Hz. Ömer’in fikirlerini ald?. Onlardan herbiri:

    - Hiçbir hizmet ve fedâkârl?ktan geri durmay?z, diyerek, Resûlullah?n dilediği gibi hareket etmesini istediler.

    Ne ise bize bildir

    Hz. Mikdâd şöyle konuştu:

    -Ey Allah?n Resûlü! Cenâb-? Hakk?n emirleri ne ise, bize bildir. Biz, size itâat ederiz. Yahûdîlerin, Hz. Mûsâ’ya söyledikleri gibi, “Sen, Rabbinle beraber git de, düşmanlarla savaş!.. Biz burada, seni bekleyicileriz” demiyoruz. Biz hepimiz, senin sağ?nda, solunda, önünde, arkanda harp etmeye haz?r?z.

    Bu sözleri işiten sevgili Peygamberimizin mübârek yüzleri ayd?nland?. Çok memnun oldular. Çünkü kuvvetli bir müşrikler ordusu üzerlerine geliyordu.

    Onun, bu ferâgat ve şecâat misâli sözlerinden son derece memnun olan Peygamberimiz, ona duâ etti.

    Hz. Mikdâd’?n söyledikleri çok te’sîr etti. Diğer Eshâb da, onun gibi konuştular. Böylece, ?slâm?n ilk harbi ve ilk zaferi gerçekleşti.

    Bedir savaş?nda büyük bir kahramanl?k gösteren Mikdâd bin Esved, bu savaşta ?slâm ordusunda süvâri idi. Bunun için kendisine, Resûlullah?n süvârisi denilirdi.

    Hz. Mikdâd, ok atmakta, binicilikte son derece mâhir bir yiğitti. Bedir’deki kahramanl?klar? siyer ve hadîs kitaplar?nda anlat?lmaktad?r.

    Hz. Mikdâd, Müslümanl?ğ? kabûl eden ilklerdendir.

    Sütleri paylaş?n?z

    Bir gün Hz. Mikdâd ve iki arkadaş?, iyice yorgun ve aç idiler. Sonunda, Efendimize gittiler. Avluda, 3 keçi bulunuyordu. Sevgili Peygamberimiz onlar?, perişân hâlde görünce buyurdu ki:

    - Şunlar? sağ?n?z da, sütleri paylaş?n?z!

    Sevinerek öyle yapt?lar ve açl?ktan kurtuldular. Sonraki günlerde de, ayn? şekilde hareket etmeye başlad?lar.

    Her akşam hâne-i saâdete, Peygamber Efendimizin huzûr verici evlerine gelirler, kendilerine ayr?lan odaya girmeden önce, keçileri sağarlar, kar?nlar? doyuncaya kadar içerler, Peygamber efendimizin paylar?n? da ay?r?rlard?.

    ?ki cihân?n Sultân?, şâyet onlardan sonra gelirlerse, uyan?k olanlar?n duyacağ?, fakat, uyuyanlar? uyand?rmayacak bir sesle; selâm verirler, gece namazlar?n? k?larlar, süt kab?ndaki kendi paylar?na ayr?lan sütü içerlerdi.

    Bir akşam Peygamber efendimiz, Ensâra da’vetli idiler. Hz. Mikdâd, “Nas?l olsa orada, izzet ve ikrâm edilecekler. Evdeki sütü içmeye, ihtiyaç duymayacaklar!..” diye düşündü.

    Bir türlü uyuyam?yordu

    ?şte o duygularla, Peygamber efendimizin süt pay?n? da içiverdi. Ama içtiği anda, pişman oldu ve, “Peki şimdi, ne olacak? Biraz sonra Peygamber efendimiz gelip, sütlerini içmek isterlerse. Sütü bulamay?nca da üzülürlerse...” diye düşünmeye başlad?.

    Yatt?ğ? yerde, bir türlü uyuyam?yordu. Üzerinde, bir örtü vard?. Baş?n? örtse, ayaklar?; ayaklar?n? örtse, baş? aç?kta kal?yordu.

    Nihâyet Peygamber efendimiz teşrîf ettiler. Her zamanki gibi yavaşca selâm verip, gece namazlar?n? k?ld?lar. Süt kab?na bakt?lar. Tabiî kap bomboştu!..

    Hz. Mikdâd’?n yüreği, h?zl? h?zl? çarp?yordu. Peygamber efendimiz ellerini kald?rd?lar ve;

    - Yâ Rabbî! Bize yedirenlere, Sen de yedir. ?çirenlere, Sen de içir! diye duâ ettiler.

    Kulaklar?na inanam?yan Hz. Mikdâd, sevinçle üzerindeki örtüyü att?. Yavaşca doğrulup, keçilerin bulunduğu yere vard?.

    Az önce onlar? sağm?şt?, fakat, “Hangisinde süt bulursam, biraz alay?m da, Peygamber efendimize takdîm edeyim” diye karar verdi.

    Hayretle gördü ki, keçilerin hepsi de sütlüydü... Hemen sağd?. Kap tamamen dolmuş, üzeri süt köpükleriyle süslenmişti.

    Dökmeden getirdi. Kâinât?n Efendisine dedi ki:

    - ?çiniz yâ Resûlallah!

    Peygamber efendimiz hayretle sordular:

    - Yâ Mikdâd! Sizler bu gece, süt içmediniz mi?

    O tekrar ricâda bulundu:

    - ?çiniz, yâ Resûlallah!

    Ne oldu, yâ Mikdâd?

    Sevgili Peygamberimiz al?p içtiler. Sonra da süt kab?n?, kendisine uzatt?lar. Artan k?sm? da, o içti.

    Büyük lezzet ve haz duymuştu. Peygamber efendimizden artan sütün, harareti söndürücü olduğunu hissedince güldü. O zaman Resûl-i ekrem sordular:

    - Ne oldu yâ Mikdâd?

    O da, bütün yapt?klar?n? ve üzüntüsünü bir bir anlatt?. ?ki Cihân Güneşi tebessüm ettiler ve buyurdular ki:

    - Bu hâl, cenâb-? Hakk?n bizlere rahmetidir. Allahü teâlâya şükredelim!

    Hz. Mikdâd, uzun boylu, iri; fakat yak?ş?kl? bir zât idi. Bir arkadaş?n?n akrabâs?yla evlenmek istedi. Nedense arkadaş? râz? olmad?. O da durumu, Peygamber efendimize bildirdi.

    Çok k?r?ld?ğ?n? anlayan sevgili Peygamberimiz, kendisini memnûn etmek istediler. Öz amcalar?n?n k?z?, Hz. D?baa ile evlenmelerini sağlad?lar. Bu sâyede, Allahü teâlân?n Resûlüyle akrabâl?k şerefine erişmiş oldu.

    Hz. Mikdâd bütün müşküllerini Peygamber efendimize sorarak hallederdi. Bir gün Peygamber efendimize sordu:

    - Yâ Resûlallah! Ben bir kâfirle dövüşürken, o, bir kolumu kesse, sonra da, ağaç arkas?na s?ğ?n?p, “Allah r?zâs? için, Müslüman oldum” dese, onu öldürmek, benim için câiz midir?

    Peygamber efendimiz buyurdular ki:

    - Hay?r! Onu öldürme!

    - Fakat o, benim kolumu kestikten sonra Kelime-i Şehâdet getirmiş bulunuyor. Böyle olduğu hâlde, onu öldürmiyeyim mi?

    Onu öldürme!

    Allahü teâlân?n Resûlü tekrar buyurdular ki:

    - Onu öldürme! Çünkü, Müslüman olduktan sonra öldürürsen, onun “şehâdet” getirdikten önceki hâline dönersin. O da senin, onu öldürmenden önceki hâline döner.

    Hz. Mikdâd, Peygamber efendimizin vefâtlar?ndan sonra da gazâdan gazâya koştu. K?l?ç kullanmas? ve ok atmas? kadar, hâf?zl?ğ? da mükemmeldi. Savaş meydanlar?nda mücâhidleri, Kur’ân-? kerîm okuyarak da coşturuyordu.

    Hz. Ebû Bekir devrinde yap?lan, Ecnadin muhârebesinde ak?llar? şaş?rtan işler başard?. Yüzlerce hâf?z-? Kur’ân? etraf?na toplam?ş, ?slâm askerlerine heyecan ve şevk veriyordu.

    Hz. Ömer zaman?nda, M?s?r seferi aç?ld?. Oraya giden ?slâm kumandan?, Halîfeden yard?m istedi. Hz. Ömer, ona gönderdiği mektupta şunlar? yazd?:

    “Sana yard?m için, dört Müslüman? yolluyorum! Çünkü onlar?n her biri, bin askere bedeldir. Haydi, Allah yard?mc?n?z olsun.”

    “Bin kişiye bedel” Müslümanlardan biri de, Hz. Mikdâd idi. Evvel Allah, sonra onlar?n yard?m?yla; bereketli Nil vâdisi fethedildi. M?s?r’?n karanl?k topraklar?, ?slâm ?ş?klar?yla nûrland?.

    Peygamber efendimizin Medîne’ye hicretlerinden 24 y?l sonra idi. Hâinin biri, halîfe Hz. Ömer’i hançerledi. Hayat?ndan ümit kesildi. Yerine geçecek halîfeyi bildirmesini istediler. O da en k?ymetli alt? Müslüman? seçti. Onlar?n hepsi sevgili Peygamberimiz taraf?ndan Cennetle müjdelenmiş kimselerdi...

    Halîfe daha sonra, Hz. Mikdâd’? çağ?rd?. Kendisine;

    - Ey Resûlullah?n süvârisi! Beni kabrime koyar koymaz, sen de, bu 6 Müslüman? bir eve topla! Aralar?ndan birini halîfe seçmedikçe onlar? b?rakma, emrini verdi.

    Hz. Ömer’in bu derece güvenini kazanan Hz. Mikdâd, vazîfesini eksiksiz yerine getirdi. Hz. Osman, halîfe seçildi.

    Toprakla bulay?n?z!

    Bir müddet sonra Halîfenin huzûruna, ba’z? işadamlar? geldiler. ?şlerini anlat?rken, Hz. Osman’?, yüzüne karş? övmeye başlad?lar. O zaman Hz. Mikdâd, yerden bir avuç toprak ald?. Övücülerin yüzlerine f?rlatt?.

    Niçin böyle yapt?ğ?n? soranlara da buyurdu ki:

    - Çünkü Resûl-i Kibriyâ; “Yüzünüze karş? sizi övenlerin yüzlerini, toprakla bulay?n?z” buyurmuşlard?.

    Hz. Mikdâd, Hz. Ebû Bekir’in halîfeliği s?ras?nda mürtedlerle yap?lan savaşa kat?lm?şt?r. Hz. Ebû Bekir, Kur’ân-? kerîm âyetlerinin bir araya getirilip toplanmas? için kurduğu heyete Hz. Mikdâd bin Esved’i de alm?şt?r.

    O devirde yaşasayd?n?z!

    Hz. Mikdâd gittiği her yerde, Kur’ân-? kerîm ve hadîs-i şerîf öğretmeye gayret ediyordu. M?s?r’da iken adam?n biri, onun yüzüne bak?p, “Resûl-i ekremi gören, bu gözlere ne mutlu!” deyiverdi. Hz. Mikdâd biraz da üzülerek şunlar? söyledi:

    - Sizleri bunu söylemeye sevk eden nedir? O devirde yaşasayd?n?z, Resûlullaha karş? tavr?n?z?n ne olacağ?n? biliyor musunuz? Allaha yemîn ederim ki, Resûlullah efendimiz, kendisine uymayan ve tasdîk etmeyen pek çok kavimle karş?laşm?şt?.

    Hâlbuki Allahü teâlân?n sizi bu devirde yaratmas? sebebiyle, Resûlullah?n size getirdiklerini tasdîk ederek, yaln?z Allah? biliyor ve ona îmân ediyorsunuz. Sizin s?k?nt?lar?n?z? başkalar? çekti.

    ?nsanlar?n azg?nl?klar? sebebiyle Peygamberler gönderilmiştir. Resûlullah efendimiz, insanlar?n puta tapmaktan başka hiçbir şey tan?mad?klar? câhiliyet ve vahşet devrinin en şiddetlisinde gönderilmiştir.

    O Kur’ân-? kerîmi getirdi, onunla hakk? ve bât?l? birbirinden ay?rd?. O kadar ki; bir kimse, kalbine îmân yerleştikten sonra, îmân etmeyen babas?n?n, çocuğunun veya kardeşinin küfürde olduğunu görüyor ve karş? duruyordu.

    Kimsenin Cehenneme gitmesine katiyyen sevinmezdi ve îmân etmesini arzûlar, bunun için ç?rp?n?r, Cehennemden kurtulmas?n? isterdi. Bu husûsta Allahü teâlâ Kur’ân-? kerîmde Furkân sûresi 74. âyet-i kerîmesinde meâlen şöyle duâ etmeyi emretti: “Ey yüce Rabbimiz! Han?mlar?m?zdan ve çocuklar?m?zdan gözlerimizi ayd?n edecek, bizi sevindirecek olanlar? bahşet.”

    Sevmemi emir buyurdular

    Hz. Mikdâd 653 y?l?nda 70 yaşlar?nda hastaland?. Çok geçmeden Hakk?n rahmetine, Resûlünün hasretine kavuştu. Hz. Osman buyurdu ki:

    - Ey Müslümanlar! Sevgili Peygamberimiz bizlere bildirdiler ki:

    “... Allahü teâlâ, Eshâb?mdan 4 kişiyi çok sevdiğini; benim de, onlar? sevmemi emir buyurdular. Onlar: Ali, Mikdâd, Selmân ve Ebû Zer’dir...”

    Cenâze namaz?n? bizzat, Hz. Osman k?ld?rd?.

    Hz. Mikdâd’?n doğum yeri olan Behrâ, Arab Yar?madas?’n?n güneyindedir. Kabîlesi diğer kabîlelerle, kan da’vâs? içinde idi. Bu yüzden önce Kinde taraflar?na, sonra da Mekke’ye geldi.

    Mekke’de, kendisini çok seven Esved bin Abd-i Yegus, Hz. Mikdâd’? evlâd edindi. As?l babas?n?n ismi Amr olduğu hâlde, Esved’in oğlu olarak tan?nd?.

    Hz. Mikdâd ilk Müslümanlardand?r. Müslüman olduğunu gizlemeyen yedi mücâhidden biri oldu. Mekkeli müşrikler, Peygamber efendimize îmân edip, putlara tap?nmaktan vazgeçerek Müslümanl?ğ? yeni kabûl edenlerin hepsine eziyet ve işkence etmeye başlad?lar.

    Hicrete izin verildi

    ?slâmiyeti kabûl eden Hz. Mikdâd ve diğer kimsesiz Müslümanlar? yakalay?p, elbiselerini soydular. Demirden z?rhlar giydirerek güneşin alt?nda, k?zg?n kumlar?n üzerine yat?rarak saatlerce, hattâ günlerce, işkenceleri art?rarak devam ettiler.

    Müslümanlar? her gördükleri yerde yakalay?p hapsediyorlar, akla ve hayâle gelmedik işkenceler yap?yorlard?. ?şkenceler, sonunda dayan?lmaz bir hâl al?nca, diğer Müslümanlarla beraber Habeşistan’a hicret etmelerine izin verildi. Mikdâd bin Esved de, Habeşistan’a hicret eden ikinci kâfilenin içinde yer ald?. Peygamberimizin Medîne’ye hicretine kadar orada kald?. Buradan Medîne’ye döndü.

    Mikdâd bin Esved Medîne’ye gelince, Resûlullah efendimiz, onu haber toplamas? için Meke’ye gönderdi. Çünkü Peygamberimiz Mekke’deki müşriklerin durumunu araşt?r?p, Müslümanlar için ne düşündüklerini öğrenmek istiyordu. Nitekim daha önce Utbe bin Cezvan da, bu maksatla Mekke’ye gönderilmişti.

    ?şte bu s?ralarda Mekkeli müşrikler, birkaç koldan Medîne’ye ak?n için haz?rlanm?şlar, keşfe ç?km?şlard?. Hz. Mikdâd ile Hz. Utbe de bunlar?n aras?na sokularak beraberce ilerlediler. Resûlullah efendimiz de tam bu s?rada Ubeyde bin Hâris’i keşif için göndermiş olduğundan, bunlar?n ikisi hemen ona iltihak ederek, Medîne’ye döndüler.

    Hz. Mikdâd cesûr, gözüpek ve fedâkâr bir Müslümand?. Bütün önemli hâdiselerde, ona vazîfe verilirdi. Hîleyle esîr ve şehîd edilen, Hz. Hubeyb’in mübârek cesedi, müşriklerin elindeydi. Bunu istemeyen Efendimiz, Hz. Ebû Zer ile Hz. Mikdâd’? vazîfelendirdi.Her husûsta, Kur’ân-? kerîme ve sevgili Peygamberimize uygun hareket ederdi. Kur’ân-? kerîmi baştan başa ezberlemişti. Hâf?z idi. Çünkü Resûl-i ekrem buyurmuştu ki:

    (Kur’ân-? kerîme sar?l?n?z! Çünkü o şefâ’at eden ve şefâ’ati kabûl edilendir. Kendisine uymayanlar?n yenilmeyen hasm?d?r. Kim Kur’ân-? kerîmin emirlerine uyarsa, Kur’ân-? kerîm, onu Cennete götürür.

    Kim de Kur’ân-? kerîmin emirlerine s?rt çevirirse, Cehenneme gider. Kur’ân-? kerîm en hay?rl? yolu gösterir. Güzellikleri say?lamaz. Âlimler ona doymazlar. O hakîkate ulaşmak için Allah?n sağlam ipidir. Doğdoğru yoldur. Cinlerin Kur’ân-? kerîmi duyduklar? zaman, hayretten, “Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kur’ân dinledik ve hemen inand?k ve art?k Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağ?z” dedikleri hakîkattir.)

    ?nsan kalbi

    Hz. Mikdâd bin Esved, herkesin hakk?nda son derece ihtiyatl? konuşurdu. Ancak işlerini netîcesine bakarak hüküm verirdi. Bu husûsta kendisi şöyle bildiriyor:

    Ben, bir adam?n sonunu görmeden onun hakk?nda iyi veya fena bir şey söylemem! Çünkü buna dâir Resûlullahtan bir şey sorulmuştu da, şu cevâb? vermişti: “?nsan kalbi kadar değişen bir şey yoktur!”

    Cenâb-? Hak bizleri de, Onlara kavuştursun, âmin.

    Konu MuhammedSaid tarafından (04.06.07 Saat 23:08 ) değiştirilmiştir.
    İnsanları canlandıran emeldir, öldüren yeistir.

  2. #2
    Gayyur nakirev - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Istanbul
    Mesajlar
    84

    Standart

    Orjinalini yazan: nakirev


    O devirde yaşasayd?n?z!

    Hz. Mikdâd gittiği her yerde, Kur’ân-? kerîm ve hadîs-i şerîf öğretmeye gayret ediyordu. M?s?r’da iken adam?n biri, onun yüzüne bak?p, “Resûl-i ekremi gören, bu gözlere ne mutlu!” deyiverdi. Hz. Mikdâd biraz da üzülerek şunlar? söyledi:

    - Sizleri bunu söylemeye sevk eden nedir? O devirde yaşasayd?n?z, Resûlullaha karş? tavr?n?z?n ne olacağ?n? biliyor musunuz? Allaha yemîn ederim ki, Resûlullah efendimiz, kendisine uymayan ve tasdîk etmeyen pek çok kavimle karş?laşm?şt?.

    Hâlbuki Allahü teâlân?n sizi bu devirde yaratmas? sebebiyle, Resûlullah?n size getirdiklerini tasdîk ederek, yaln?z Allah? biliyor ve ona îmân ediyorsunuz. Sizin s?k?nt?lar?n?z? başkalar? çekti.

    Allah bütün sahabelerden ve ömrünü peygamber efendimizin getirdiklerinin yaşanabilmesi için harcayanalardan raz? olsun.
    Büyük harflerlede al?nt? yapt?ğ?m gibi biz oyle bir zamanda geldik ki bizims?k?nt?lar?m?z? hep başkalar? çekmiş. Art?k boyle bir zmanda bize düşen sabr? ve metaneti göstermezsek o buyuk zatlar?n binler zorluklarla getitrdikleri bu davaya s?rt donmuş oluruz.
    Allah hepimize şuur ve gayret ihsan eylesin. Amin...
    Konu MuhammedSaid tarafından (04.06.07 Saat 23:09 ) değiştirilmiştir.
    İnsanları canlandıran emeldir, öldüren yeistir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Mukaddes Beldelerden 4 – Hacer-ül Esved Fotoğrafları
    By gündüzalp_58 in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.11.08, 21:40
  2. Hacerul Esved Taşı ve Sorular
    By halenur in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 22.06.08, 17:01

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0