+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: İmam-ı Ali'nin Peygamberimizi (s.a.a) Anlatan Hutbesi

  1. #1
    Gayyur Rainboy44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesajlar
    98

    Standart İmam-ı Ali'nin Peygamberimizi (s.a.a) Anlatan Hutbesi

    Resûl-i Ekrem Dünyaya Gönül Vermedi

    Mü’minlerin Emiri Hz. İmam-ı Ali'nin bir hutbesinden Hazret-i Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve âlihi ve selem) ‘i anlatan sözleri..

    Hamd Allah'a (c.c) ki evveldir, ondan evvel bir var yok; âhirdir, ondan sonra kalan yok. Zâhirdir, fevkinde bir varlık bulunamaz; bâtındır, ondan başka bâtına erişen olamaz.

    Hz. Muhammed'in, (s.a.a) karar ettiği yer, karar edilecek yerlerin en hayırlısıdır; yetiştiği yer, yetişilen yerin en yücesidir. Kerâmet mâdenlerinde yetişmiş, selâmet yaygısının yayıldığı yerlerde gelişmiştir. İyi kişilerin gönülleri ona yönelmiştir; inananların gözleri, ona meyletmiştir. Allah, eski kinleri onunla gömmüştür; gönüllerdeki düşmanlıkları, onunla söndürmüştür. Onunla, inananları uzlaştırmıştır, kardeş etmiştir. O'nunla şirki îmandan ayırmıştır. O'nunla, alçalışı yüceltmiştir; onunla yüceliği alçaltmıştır. Sözü anlatıştır O'nun; susması, söz söyleyişidir.

    Sen de tertemiz olan Peygamberinin (s.a.a) huylarıyla huylan; çünkü O'nda uyulacak huylar, yaslanacak kişiye yaslanacak şeyler vardır. Kulların Allah'a en sevgilisi, Peygamberine (s.a.a) benzemeye çalışan, O'nun izini izleyen kişidir.

    O, dünyada ağız dolusu bir lokma yemedi, dünyaya gözünün ucuyla bile bakmadı. Dünya ehlinin en zayıfıydı bedence; karnı en açıydı yemek bakımından. Dünya ona sunuldu, O kabûl etmedi bile. Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah'ın buğz (nefret) ettiği şeyi bildi, ona buğz etti; horladığı şeyi bildi, horladı; küçük gördüğü şeyi küçük gördü, küçülttü. Bizde hiç bir ayıp olmasa da, yalnız Allah'ın Rasûlünün buğz ettiğini sevsek, Allah'ın ve Resûlü’nün küçülttüğünü büyültsek, Allah'a karşı durmak, Allah'ın emrinden çıkmak için bu yeter bize.

    Yeryüzünde yemek yerdi; kul gibi otururdu; ayakkabısını kendi tâmir ederdi; elbisesini kendi yamardı; eğersiz merkebe binerdi; (yanında) biri daha varsa ardına bindirirdi. Evinin kapısına, üstünde resimler bulunan bir perde asılmıştı; zevcelerinden birine, şunu kaldır buyurmuştu; baktıkça dünya ziynetlerini hatırlıyorum. Dünyayı gönlünden çıkarmıştı; onu anmayı hatırından geçirmezdi; ziynetini gönlünden yitirmişti; dünyayı o kadar gözden çıkarmıştı ki ne gönül bağlayacağı güzel bir elbisesi vardı, ne üstünde oturacağı beğenilecek bir yaygısı.

    Dünyayı gönlünden sürüp atmış, gözünden yitirip gitmişti. Bir şeyi sevmeyen kişi böyledir; ne onu görmek ister, ne adının anılmasını diler. Allah'ın salâtı ona ve soyuna olsun, Allah katında bu kadar yüce mertebesi varken, dünya ve dünyadakiler, onun yüzü suyu hürmetine yaratılmışken; Rasûlullah (s.a.a), ashabıyla (dostlarıyla) beraber dünyada aç yaşardı; bu da dünyanın kötülüklerine, ayıplarına delâlet (işaret) eder sence.

    Bakıp görenin, aklıyla düşünmesi, can gözüyle görmesi gerek: Allah (c.c) Hz. Muhammed'e (s.a.a) bu çekinmeyi vermekle onun kadrini mi yüceltti, yoksa onu alçalttı mı? Alçalttı diyen, andolsun ulular ulusu Allah'a; iftira eder, yalan söyler. Kadrini yüceltti denirse bilinmesi gerektir ki dünyayı O'nun için yayıp döşediği halde O'na ve O'na en yakın olanlara, dünyayı hor hakir göstermiştir. Şu halde Peygamberin yolunu tutan kişinin de O'nun sünnetini (izini) izlemesi, O'nun konduğu yere konması gerekir, yoksa helâk olmaktan kurtulamaz.

    Gerçekten de Allah, Hz Muhammed'i, Allah'ın salâtı O'na ve soyuna olsun, kıyâmete bir delil, Cennete müjdeci, azaptan korkutucu olarak gönderdi; O'ysa dünyadan karnı boş olarak çıkıp gitti; âhirete ayıplardan, suçlardan esen olarak vardı; bir taşı bir taş üstüne koymadan yolunu tuttu, Rabbinin dâvetine icâbet etti. Allah bize ne büyük bir lütufta bulunmuştur ki O’nu bize muktedâ (uyulacak İmam) olarak göndermiştir; O'nun izini izlemekteyiz; yolundan gitmekteyiz.

    Andolsun Allah'a ki şu yünden dokunmuş abamı kendim yamadım; yamattığım kişiden utandım artık; çünkü bana “bu kadar yamadan sonra hâlâ mı giyeceksin, atmayacak mısın artık bunu?” dedi. Ben de, uzaklaş benden dedim ona; sabah olup gün ışıyınca halk, gece yol alanları över..



    Hz Ali'nin Hutbelerini, Mektuplarını ve Sözlerini içeren Nehc'ül Belaga isimli kitaptan..

  2. #2
    Gayyur Hilal Nihal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    61

    Standart

    Hem madem Hâl?k?m?z, bize en büyük muallim ve en mükemmel üstad ve şaş?rmaz ve şaş?rtmaz en doğru rehber olarak Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm? tayin etmiş ve en son elçi olarak göndermiş. Biz dahi, ilmelyakîn mertebesinden aynelyakîn ve hakkalyakîn mertebelerine terakki ve

    tekemmül etmek üzere, herşeyden evvel bu üstad?m?zdan, Hâl?k?m?zdan sorduğumuz suali sormakl?ğ?m?z lâz?m geliyor. Çünkü o zât, Hâl?k?m?z taraf?ndan herbiri birer nişane-i tasdik olan bin mu'cizât?yla, Kur'ân'?n bir mu'cizesi olarak, Kur'ân'?n hak ve kelâmullah olduğunu ispat ettiği gibi; Kur'ân dahi, k?rk nevi i'câz ile o zât?n bir mucizesi olup, onun doğru ve Resulullah olduğunu ispat ederek, ikisi beraber, biri âlem-i şehadet lisan? (bütün hayat?nda, bütün enbiya ve evliyan?n tasdikleri alt?nda) diğeri âlem-i gayb lisan? bütün semâvî fermanlar?n ve kâinat hakikatlerinin tasdikleri içinde binler âyât?yla iddia ve ispat ettikleri hakikat-i haşriye elbette güneş ve gündüz gibi bir kat'iyettedir. Evet, haşir gibi, en acip ve en dehşetli ve tavr-? akl?n haricinde bir mes'ele, ancak ve ancak böyle harika iki üstad?n dersleriyle halledilir, anlaş?l?r.

    Bediüzzaman Said Nursî, Asâ-y? Mûsâ

    *

    Din ilimleri ile fen ilimleri birlikte okutulmal?

    Vicdan?n ziyas?, ulûm-u dîniyedir. Akl?n nuru, fünun-u medeniyedir. ?kisinin imtizac?yla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. ?ftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.

    Bediüzzaman Said Nursî, Münâzarât

    *

    O vilayat-? Şarkiye, âlem-i ?slâm?n bir nevî merkezi hükmündedir; fünûn-u cedîde yan?nda, ulûm-u dîniye de lâz?m ve elzemdir. Çünkü, ekser enbiyan?n Şarkta, ekser hükeman?n Garbda gelmesi gösteriyor ki, Şark?n terakkiyât? dinle kaimdir. Başka vilayetlerde s?rf fünûn-u cedide okuttursan?z da, Şarkta her halde millet, vatan maslahat? nam?na, ulûm-u dîniye esas olmal?d?r. Yoksa Türk olmayan müslümanlar, Türke hakîki kardeşliğini hissedemeyecek. Şimdi, bu kadar düşmanlara karş? teavün ve tesanüde muhtac?z. Hatta bu hususta size bir hakikatli misal vereyim:

    Eskiden, Türk olmayan bir talebem vard?. Eski medresemde, hamiyetli ve gayet zeki o talebem, ulûm-u dîniyeden ald?ğ? hamiyet dersi ile her vakit derdi: ‘Salih bir Türk, elbette fas?k kardeşimden ve babamdan, bana daha ziyade kardeştir ve akrabad?r.’ Sonra ayn? talebe, talihsizliğinden, s?rf maddî fünûn-u cedide okumuş. Sonra, ben, dört sene sonra esaretten gelince onunla konuştum. Hamiyet-i milliye bahsi oldu. O dedi ki: 'Ben şimdi, rafizî bir kürdü, salih bir Türk hocas?na tercih ederim.' Ben de, 'Eyvah!' dedim. ‘Ne kadar bozulmuşsun?' Bir hafta çal?şt?m, onu kurtard?m, eski hakikatli hamiyete çevirdim.

    ?şte ey mebuslar! O talebenin evvelki hali, Türk milletine ne kadar lüzumu var; ikinci hali ne kadar vatan menfaatine uygun olmad?ğ?n? fikrinize havale ediyorum. Demek, farz-? muhal olarak, siz başka yerde dünyay? dîne tercih edip, siyasetçe dîne ehemmiyet vermeseniz de, herhalde Şark vilayetlerinde din tedrisat?na azamî ehemmiyet vermeniz lâz?m.

    Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat

  3. #3
    Gayyur Hilal Nihal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    61

    Standart

    RASULULLAH (A.S) IN 24 SAAT?

    Hiç merak ettik mi acaba, can?m?zdan çok sevmemiz gereken ve -inşallah- sevdi?imiz Hz. Rasulullah (sav) bir gününü nas?l geçiriyordu? Ne zaman yat?yor, nas?l kalk?yor ve bütün gün boyunca neler yap?yordu?
    Peki O’nu niçin sevmemiz gerekti?ini de biliyor muyuz? Güçlü bir iman ve derin duygularla ba?l? oldu?umuz peygamberimizi, ilim ve şuur yönüyle de tan?mak ve bilmek, bizi gerçek kullu?a götürecek en büyük vesile olacakt?r.

    Sevmek Benzemeyi Gerektirir
    Hz. Rasulullah (sav)’i sevmek, herkese farzd?r. Zaten, Cenab-? Hakk? sevmek de buna ba?l?d?r. Allah-u Teâla’n?n sevgili Peygamberini sevmedikçe, ona uymad?kça, Allah-u Teâla’y? sevmek saadeti ele geçmez.
    Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
    “De ki: E?er Allah’? seviyorsan?z, bana tabi olunuz ki Allah da sizi sevsin.” (Al-i ?mran; 31) Allah-u Teâla, Habib’ine böyle demesini emir buyurmaktad?r.

    Saadete kavuşmak isteyen kimse, bütün adetlerini, ibadetlerini ve al?ş-verişlerini, k?saca tüm yaşam?n? O’na benzetmeye çal?şmal?d?r.
    Bir kimsenin sevdi?ine benzemeye çal?şanlar, benzemeye çal?şt??? kimseyi sevene, sevimli ve güzel görünürler. Bunun gibi, Hz. Peygamberi (sav) sevenleri de Allah-u Zülcelal sever. Bundan dolay?, görünen ve görünmeyen bütün iyilikler, bütün üstünlükler, ancak Hz. Peygamber (sav)’i sevmekle ele geçer.
    Allah-u Teâla, sevgili Peygamberini, insanlar?n en güzeli, en iyisi, en sevimlisi olarak yaratt?. Her iyili?i, her güzelli?i, her üstünlü?ü O’nda toplad?.
    Ashab-? Kiram?n hepsi, O’na aş?k idiler. Hepsinin kalbi, O’nun sevgisi ile yan?yordu. O’nun ay yüzünü, nur saçan cemalini görmeleri, lezzetlerin en tatl?s? idi. O’nun sevgisi u?runa canlar?n?, mallar?n? feda ettiler. Evet, Allah’? seviyorum diyenlerin, Ashab-? Kiram gibi olmalar? laz?m…
    Hz. Peygamber (sav)’e tam ve kusursuz tabi olabilmek için, O’nu tam ve kusursuz sevmek laz?md?r. Tam ve olgun sevginin alameti de O’na tam olarak mutabaat etmektir. Yani, her söz ve davran?ş?n? O’na benzetmek, k?saca O’na uymakt?r.
    Kur’an-? Kerim ve hadis kitaplar?nda, Hz. Peygamber (sav)’e mutabaat etmenin, dinin vazgeçilmez bir esas? oldu?unu kesin olarak ifade eden ayet ve hadisler pek çoktur.
    Oysa Efendimizin şerefli yaşam? hakk?nda bilgisi olmayan birisinin O’na mutabaat etmesi düşünülemez. Çünkü bilmeden uyulamaz.

    Peygamber Efendimiz (sav)’in Gündelik Hayat?
    Hz. Hüseyin (ra), babas? Hz. Ali’ye (kv), Hz. Peygamber (sav)’in baz? hallerini sormuş, Hz. Ali de şu şekilde anlatm?şt?r:
    “Evine izin isteyerek girerdi. Evindeki zaman?n? üç k?sma bölerdi. Bir k?sm?n? Allah ‘a (ibadet), bir k?sm?n? ailesine ve kendisine. Sonra da insanlara ay?r?rd?.”
    Hz. Peygamber (sav)’in günlük olarak her zaman yapt??? gibi, sabah namaz?n?n farz?ndan önce mutlaka iki rekat sünnet k?lard?. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
    “Sabah namaz?n?n iki rekat sünneti dünya ve içindekilerden hay?rl?d?r.” (Müslim, Tirmizi)
    Hz. Peygamber (sav) bütün namazlar?n? huşu ve huzur içerisinde korku ve ümit aras?nda k?lard?. Nitekim, Mutarr?f (ra), babas?ndan şöyle nakletmiştir:
    “Hz. Peygamber (sav)’i namaz k?larken gördüm, gö?sünden de?irmen sesi gibi inilti ç?k?yordu.” Başka bir rivayette ise; “Gö?sünden kaynayan tencerenin sesi gibi ses ç?k?yordu.” (Ebu Davud, Nesai)
    Hz. Peygamber (sav) ümmetine de, bu şekilde namaz k?lmalar?n? emretmiştir. Nitekim Ammar bin Yasir’den (ra) rivayetle di?er bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
    “Bir kişi namaz?n? k?l?nca, kendisine namazdaki dikkatine göre; namaz?n onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri alt?da biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri ve yar?s? kadar sevap yaz?l?r.” (Ebu Davud, Nesai, ?bn H?bban)
    Di?er bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur: “Farz namazlar teraziye benzer. Eksiksiz yapan çok kazan?r.” (Taberani, ?bn H?bban)
    Bu sebeple Hz. Peygamber (sav) namazlara çok büyük bir önem verirdi. Hz. Peygamber (sav) sabah namaz?n?n farz?n?, cemaate k?ld?rd?ktan sonra, namaz?n? k?ld??? seccadenin üzerine, güneş iyice do?uncaya kadar otururdu. (Müslim)

    Güneş Do?uncaya Kadar Zikir
    Nitekim Enes bin Malik’den (ra) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
    “Kim sabah namaz?n? cemaatle k?lar, sonra güneş do?uncaya kadar oturarak Allah’? zikreder, sonra iki rekat namaz (işrak namaz?) k?larsa, ona makbul tam bir hac ve bir umre sevab? verilir.” Enes (ra) der ki: “Tam bir hac ve umre sevab?” buyurdu. Bu sözü üç defa tekrar etti. (Tîrmizi)
    Hz. Peygamber (sav) daha sonra uzaktan yak?ndan kendisini görmeye gelenleri kabul etmeye başlard?. Gelenler halka şeklinde etraf?nda toplan?rlard?. O, çevresindekilere vaaz eder, ö?ütler verir, sorular?n? cevapland?r?r, hattâ gördükleri rüyalar? tabir ederdi. Bazen sahabelere kendi rüyalar?n? anlat?rd?.

    Tav?r ve Konuşmas?
    Hz. Peygamber (sav)’in konuşmas? son derece tatl? ve gönül okşay?c? idi. Tane tane konuşur, her cümlesi, dinleyenler taraf?ndan iyice anlaş?lmas? için ayr? ayr? olurdu. Kahkaha ile gülmez, tebessüm halinde bulunurdu. O, insanlar?n en halîmi, en yumuşak huylusuydu.
    Hz. Peygamber (sav) şahs?na yap?lan, nefsine karş? işlenen hatalar?, yumuşakl?kla karş?lard?; Allah’a ve imana yap?lan, bir hücum olunca asla susmaz, gereken cevab? verirdi.
    Hz. Peygamber (sav) insanlar?n kusurlar?n? görmez, bazen görmezden gelir, çok zaman gözünü çevirir, kusurunu görse de yüzüne vurmaz, o kişiyle aras?ndaki sayg? ve sevgi perdesini y?rtmazd?.
    Hz. Peygamber (sav)’in tevazusu, bilhassa insanlarla olan münasebetlerinde daha aç?k bir şekilde ortaya ç?km?şt?r. Meclisinde kim olursa olsun, konuşan kimseyi, sab?rla dinler, haktan uzaklaşmad??? müddetçe sözünü kesmezdi.
    Bir gün adam?n biri, Hz. Peygamber (sav)’i görmeye geldi. Fakat Peygamberli?in haşmetinden o kadar etkilendi ki, titremeye başlad?. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav): “Korkma! Ben hükümdar de?ilim. Kuru et pişirerek karn?n? doyuran, Kureyşli bir kad?n?n o?luyum.” buyurdu. (Hakim)
    Hz. Peygamber (sav) kendi yak?nlar?na ve sahabelerine devaml? hoşgörülü oldu?u gibi, düşmanlar?n? da, özellikle onlar güçsüz bulunduklar? ve teslim olduklar? zaman ba??şlam?ş, suçlar?n? affetmiş, sonunda da pek ço?unun iman etmesine vesile olmuştur.
    Peygamberimizden bir şey istenildi mi, asla “Yok!” demezdi. O, insanlar?n en cömerdi idi…
    Nitekim ?bn-i Abbas şöyle demiştir:
    “Hz. Peygamber (sav) insanlar?n, en cömerdi idi. Özellikle Ramazan aylar?nda daha fazla cömert olurdu.” (Buhari)

    Duha Namaz?
    ?nsanlarla sohbet etmesi, onlar?n dertlerini dinlemesi genellikle, kuşluk vaktinin girmesine kadar sürerdi.
    Kuşluk vakti gelince Hz. Peygamber (sav) bazen dört, bazen da sekiz rekat olmak üzere Duha namaz? k?lard?. Bu namaz?n fazileti hakk?nda şöyle buyurmuştur:
    “Cennette, ‘duha kap?s?’ denilen bir kap? vard?r. K?yamet günü bir münadi şöyle seslenir: ‘Ey Duha namaz? k?lanlar nerdesiniz? ?şte girece?iniz kap? buras?d?r, Allah-u Teâla’n?n rahmetiyle buradan içeri giriniz.” (Taberani)
    Hz. Peygamber (sav) Duha namaz?n? k?ld?ktan sonra evine gelir, ev işleriyle meşgul olur, elbise ve ayakkab?lar? tamir eder, hayvanlar?n? sa?ard?. (Ahmed bin Hanbel)

    Öglen Namaz?
    Hz. Peygamber (sav) daha sonra Ö?le namaz? için haz?rl?k yapard?. Ö?le vakti girince camiye gider, ö?le namaz?n?n farz?ndan önce ve sonra k?l?nan müekked sünnetleri k?lmay? ihmal etmezdi.
    Efendimiz ö?leden sonra istirahat ederlerdi…
    Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem) ö?le namaz?n? k?ld?ktan sonra, bir miktar uyur, ‘kaylule’ yapard?. Nitekim bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlard?r: “Ö?leyin kaylule yap?n?z. Muhakkak şeytanlar ö?le vaktinde kaylule yapmazlar.” (Müslim)
    Kaylûle, ö?le namaz?ndan sonra yap?lan k?sa istirahat ve uykuya verilen isimdir. Kaylûle yapan insan, bir sünneti ihya etti?i gibi ayn? zamanda dinç olur, gece namazlar?n?, teheccüdü k?lacak gücü kendine bulur. F?rsat? olan bu sünneti yerine getirirse iyi olur.

    ?kindi Namaz?
    Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve selem) kaylûle yapt?ktan sonra ?kindi namaz?na haz?rlan?rd?. ?kindi vakti girince, farz?ndan önceki sünnet namaz? baz? zaman k?lar, bazen de terk ederdi. Hz. Peygamber (sav) bu sünnet hakk?nda hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Kim ikindinin farz?ndan önce dört rek’at sünnet k?larsa, Allah-u Teala onun vücudunu cehenneme haram eder.” (Taberani)
    Hz. Peygamber (sav) ikindi namaz?n? eda ettikten sonra, bir müddet oturdu?u yerde kal?r zikirle meşgul olurdu. Nitekim Enes bin Malik’den (ra) rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “?kindi namaz?ndan güneş bat?ncaya kadar, Allah’? zikreden bir cemaatle oturmay?, ?smailo?ullar?ndan her birinin bedeli onikibin dirhem olan, dört köle azat etmeye tercih ederim.” (Ebu Davud, Ebu Ya’la, ?bn-i Ebi’d-Dünya)
    Eşlerine Güzel Davran?rd?
    Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Akşam namaz?na yak?n saadet hanesine döner, eşlerinin her birinin yan?na gider, azar azar oralarda kal?r, hat?rlar?n? sorard?. Hz. Peygamber (sav) han?mlar?na güzel ahlakla davranm?ş, ümmetine de güzel ahlakla davranmalar?n? emretmiştir.
    Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “?man? en mükemmel olan mü’min, huyu en güzel oland?r. Sizin de en hay?rl?n?z, ailesine daha iyi davranan?zd?r. ” (Ebu Davud, Tirmizi)

    Akşam Namaz?
    Bundan sonra akşam namaz?n?n haz?rl???n? yapard?. Akşam ezan? okununca Akşam namaz?n? k?ld?r?r, daha sonra olan iki rekat nafile namaz (sünnet) k?lard?.
    Hz. Peygamber (sav) akşam namaz?ndan sonra zikir ve nafile ibadetle (Evvabin Namaz?) meşgul olur, böylece yats? namaz?n?n vaktinin girmesini beklerdi.

    Yats? Namaz?
    Yats? namaz?n?n vakti girince, Yats? namaz?n?n farz?ndan önce, bazen nafile namaz (sünnet) k?lar, bazen de k?lmazd?. Yats? namaz?n?n farz?ndan sonra ise iki rekat (müekket sünnet olan) nafile namaz? k?lmay? ihmal etmezdi. Bundan sonra yatar, gece kalk?p vitir namaz?n? k?lard?.
    Nitekim Cabir’den rivayetle bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Gece geç vakitlerde kalkmamaktan endişe eden kimse, vitir namaz?n? yatmadan önce k?ls?n. Kim, gece geç vakitlerde k?lmak isterse k?labilir. Zira gece k?l?nan namazda rahmet melekleri haz?r bulunurlar, şahit olurlar ve daha faziletlidir.” (Müslîm.Tirmizi)
    Hz. Peygamber (sav) yats? namaz?n? k?ld?ktan sonra saadet hanesine döner, eşlerinden kimin s?ras? gelmişse geceyi orada geçirirdi. Yats? namaz?ndan sonra konuşmay? sevmezdi. (Buhari)

    Uyumas?
    Hz. Peygamber (sav) devaml? abdestli oldu?u gibi, uykuya çekilirken de abdestsiz yatmazd?. Nitekim ?bn-i Ömer’den rivayetle şöyle buyurmuştur: “Bir kimse abdestli olarak yatarsa, geceyi bir rahmet mele?i ile geçirir. O kişi uyan?r uyanmaz melek; ‘Allah ‘?m! Falan kulunu ba??şla, çünkü o geceyi abdestli geçirdi, diye dua eder.” (?bn Hibban)

    Bera bin Azib ‘den (ra) rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
    “Yata??na girdi?in zaman, namaz için oldu?u gibi abdest al, sonra sa? taraf?na uzan ve şöyle de: ‘Allah’?m, kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana döndürdüm. ?şimi sana teslim ettim. S?rt?m? sana dayad?m, seni sayd???m için. Senden başka s???nacak yer yoktur. ?ndirdi?in kitab?na ve gönderdi?in peygamberlerine iman ettim.’ Bunu der de o gece ölürsen, müslüman olarak ölürsün. Son sözün bunlar olsun.” (Buhar?, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)
    Hz. Âişe (r.anha) validemiz şöyle anlatm?şt?r: “Hz. Peygamber (sav) yata??na girdi?i zaman, ‘muavvizeteyn’i (Felak ve Nas Sureleri) ve Kul hüvallahu ahad’? (?hlas Suresi) okur ellerine üfleyip, ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastaland??? zaman ayn? şeyi kendisine yapmam? emrederdi. ” (Buhar?, Müslim, ?mam Malik, Tirmizi)
    Yatma Şekli
    Hz. Peygamber (sav)’in uyku al?şkanl??? şöyleydi:
    Yats? namaz?n?n ilk vakti girer girmez namaz? k?lar, sonra bu dualar? okur ve istirahata çekilerek, daima sa? taraf?na yatar ve sa? elini yana??n?n alt?na koyarak uyurdu.
    Gece yar?s? veya üçte biri geçtikten sonra uyan?r, misva?? daima başucunda durur, kalk?nca önce dişini misvaklar, sonra abdest al?r ve ibadetle meşgul olurdu. (Tirmizi)
    Gece ?badeti
    Hz. Aişe (r.anha) validemiz şöyle anlatm?şt?r: “Resulullah (sav) geceleri ayaklar? yar?l?ncaya kadar ayakta durur, ibadet ederdi. Ona: “Senin geçmiş ve gelecek günahlar?n ba??şland??? halde bunu niçin yap?yorsun?” Dedim.” Bana:
    “Ben de şükreden bir kul olmayay?m m??” buyurdu. (Buhar?, Müslim)
    Teheccüd namaz?, Hz. Peygamber (sav)’e vacip oldu?u için hiç terk etmemiştir. Bu ibadet ve zikirleri yaparken ümmetine de yapmalar?n? tavsiye etmiştir.
    Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Sizden biri uyurken, şeytan kafas?na üç dü?üm atar. Her dü?ümün üzerine; ‘uzun bir geceye sahipsin uyu!’ diyerek elini vurur. O kişi uyan?p da Allah-u Zülcelal’i zikrederse bir dü?üm, abdest al?rsa bir dü?üm, namaz da k?larsa bütün dü?ümler çözülür. Art?k o kimse neşeli ve hareketli olur. Aksi halde neşesiz ve tembel olur.” (?mam Malik, Buhar?, Müslim, Ebu Davud, Nesai)
    Di?er bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur; “Gece bir saat vard?r ki, bu saatte Allah’dan dünya ve ahiret işiyle ilgili bir hay?r isteyen müslüman kul ona rastlarsa, mutlaka istedi?i kendisine verilir. Bu, her gece olur.” (Müslim)
    Hz. Peygamber (sav) teheccüd namaz?n? k?ld?ktan sonra sabah namaz? için haz?rl?k yapard?, sabah namaz?n?n sünnetini odas?nda k?lar ve cemâatle farz? edâ etmek üzere mescide giderdi.
    Evet, Hz. Peygamber (sav) yirmidört saatini genelde işte bu şekilde de?erlendirirlerdi.
    Tövbeye önem verirdi
    Gün içerisinde günde yüz sefer tövbe eder ve ümmetine de tövbe etmesini emrederdi. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Allah’a karş? tövbe ediniz. Ben günde yüz sefer tövbe ederim.” (Müslim)
    Hz. Peygamber (sav) beş vakit farz namaz?n ard?ndan yap?lan tesbihatlara da çok önem verirdi. Ayr?ca günlük okumuş oldu?u dualar vard?r. Yemekten sonra, eve girerken ve ç?karken, tuvalete girerken ve ç?karken gibi…
    Hz. Peygamber (sav) günlük okumuş oldu?u dualar? okumak da ona mutabaatt?r, sünnetine uymak, O’nun yolunu izlemektir.
    Kim Hz. Peygamber (sav)’e mutabaat ederse, Allah-u Zülcelal o kulunu sever ve dostlu?unu ona nasip eder.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. peygamberimizi nasıl korudular?
    By miraç_42 in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.02.09, 17:04
  2. Peygamberimizi Rüyada Görmek
    By Gnbt44 in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 30.10.08, 12:44
  3. Haydi Peygamberimizi Sevindirelim...
    By Tılsım in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 19.11.07, 19:27
  4. Peygamberimizi Sevmek
    By TURKUAZ in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 19.08.07, 21:03
  5. Hz. İmam Fatıma s.a. Meşhur Hutbesi ..
    By ademyakup in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 20.02.07, 16:44

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0