+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Öldükten Sonra Diriltilen Şehit...

  1. #1
    Ehil Üye yasemenn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesajlar
    2.469

    Standart Öldükten Sonra Diriltilen Şehit...

    Öldükten Sonra Diriltilen Şehit Hz. Nevfel ra

    Server-i Kâinat zaman zaman şanlı eshabını toplar, tadına doyulmaz sohbetler yapardı.
    Medine'nin nurlu gençlerinden Nevfel (Radıyallahu anh) bunları hiç kaçırmaz, âdeta kaydeder, kelimesi kelimesine aktarmaya bakardı.
    Bir gün yüzü suyu hürmetine âlemlerin yaratıldığı server şehadetten söz açtı: "Kıyâmet gününde şehidler, Mahşer yerine gelirken; Peygamberler ayağa kalkar. Onlar; çocuklarından, akraba ve dostlarından 70.000 kişiye şefaat eder (Cehennemden kurtarırlar)"

    Gel de heyecanlanma. Müjdenin güzelliğine bak.
    Nevfel soluk soluğa eve koştu. İki oğlunu ve hanımını alıp geldi, Efendimizin (Sallallahü aleyhi ve sellem) huzuruna çıktı. "Yâ Resûlallah! Bir duâ etsem âmin der misiniz?"
    Gül yüzlü Nebi, adı güzel Muhammed (Sallallahü aleyhi ve sellem) tebessüm buyurdular.
    Nevfel büyük bir aşkla ellerini açtı ve "Yâ Rabbi" dedi, "Nevfel kulunu şehid, yavrularını yetim, hanımını dul bırak!"
    Bu içli niyaza hanımı ve çocukları da katıldılar...
    Nitekim Nevfel çıktığı ilk gazada (Uhud'da) şehid oldu. Kâfirler mübarek naaşını paraladı, tanınmaz hale soktular.
    Hazret-i Ali Anlatır:
    "Gazâdan sonra Medine'ye dönüyorduk, şehre yaklaşınca kadınlar ve çocuklar bizi istikbale (karşılamaya) çıktılar. Allahü Teâlâ'nın takdirine razıydılar ama yine de bir ümit, bir merak...
    Eşleri, oğulları, babaları dönecek mi bilmiyorlar.
    Nitekim Nevfel'in hanımı, çocukları ve ihtiyar anası da önümüze durdular. Büyük bir muhabbetle "Gazânız mübârek olsun Yâ Resûlullah!" dediler, sonra Nevfel'i sordular.
    Efendimizin güzel gözleri nemlendi, "o şehit oldu" diyemedi. Elleriyle arka tarafı işaret edip yürüdüler. Efendimizin ardından Ammar'la birlikte geliyoruz.
    Nevfel'in hanımı ve çocukları bu kez bize yöneldiler.

    Resûlallah Efendimizin vermediği haberi biz nasıl verebiliriz? Aynen onun yaptığı gibi yaptık, elimizle arkayı işaret ettik.
    Hattaboğlu Ömer de, aynı şekilde hareket etmek zorunda kaldı, Osman bin Affan ona keza...
    Kafilenin sonunda Ebû Bekir Sıddîk geliyordu, yanında Muaz bin Cebel, üç beş adım gerisinde de Zübeyr bin Avvam.
    Gerçekten çok zor durumdaydı, onun "arkada işareti" yapmak gibi bir şansı kalmamıştı. Ebû Bekir'in ıstırabını anlayabiliyorduk, hem doğru konuşmak isterdi, hem de Resûlallah gibi davranmayı arzulardı. Efendimize uymamaktan hepimiz korkardık ama o daha çok korkardı.
    Peki yalan? Hayır, hayır böyle bir şeyi hiç yapmadı ve yapmazdı.
    Nevfel'in anası, hanımı ve çocukları Sıddîk'i çevirip halkaladı, her biri ayrı tondan "Nevfel'e ne oldu" diye sormaya başladılar.

    Ne söylenebilir ki? Sıkıntıya bak!
    Hazret-i Ebû Bekir gözlerini yumdu ve inlercesine haykırdı:
    —Yâ! Allah
    —Yâ Nevfel!
    Donduk kaldık, nasıl bir sessizlik oldu anlatamam. Birden ovayı bir nal sesi doldurdu ve uzaklardan bir toz bulutu kalktı. Yayından boşanırcasına koşan bir at yıldırım hızıyla yaklaştı. Süvari dizginleri çekip sordu "buyur ya Sıddîk! Beni mi çağırdın?"
    Yüzünden keyfiyesini çıkarıp attı.
    Aaaa Nevfel!
    Daha genç, daha taze, daha nurlu, hem kanlı, hem canlı...
    Biraz evvel onu libaslarıyla gömmedik mi, üstüne toprak atmadık mı? Müminler henüz hadisenin şaşkınlığını yaşarken, Cebrail Aleyhisselâm göründü. Efendimize "Yâ Resûlallah" diye haber getirdi, "Hak teâlânın selâmı var. Buyurdular ki:
    "Eğer mağara arkadaşın bir kere daha ALLAH deseydi yüceliğim hakkı için, bütün şehidleri diriltirdim. Çünkü Ebû Bekir kulum; cahiliye devrinde bile, yalan söylemedi".
    Nevfel bundan sonra yıllarca yaşar. Nihayet duası kabul olur ve Yemame cenginde umduğuna kavuşur, şehadet şerbetini yudumlar...
    Cihan dolu bela başında varken ne bağırırsın küçük bir beladan, gel tevekkül kıl;
    Tevekkül ile bela yüzüne gül, ta o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül...

  2. #2
    Dost yaseminur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    14

    Standart

    Allah raz? olsun kardeşim içim ürperdi okurken selametle


  3. #3
    Yasaklı Üye TURKUAZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    628

    Standart

    Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: Onlar hiç bir şeye malik olmayan şeyler olsalar da mı? De ki: Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü onundur

  4. #4
    Pürheves ışık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    171

    Standart

    ne yazsam ki bilemedim................Allah(c.c)razı olsun onlardan da sizden de AMİN

    BANA SENİ GEREK SENİ


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Öldükten Sonra Sevap Nasıl Kazanılır
    By DENİS in forum Fıkıh
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.10.12, 20:43
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.02.09, 21:55
  3. Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 27.11.08, 15:05
  4. Übeyy b.Halef'in Öldükten Sonra Dirilmeyi İnkarı
    By zerre06 in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.08.08, 16:44

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0