+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 6 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 51

Konu: Sahabe Hayatlarını Öğrenelim

  1. #1
    Pürheves melekseker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    214

    Standart Sahabe Hayatlarını Öğrenelim

    kardeşler size bir teklifim var
    Her hafta yada 3 günde bir değiştirmek üzere sahabeyi ikramı tanımaya ve tanıtmaya ne dersiniz.
    Ebu Bekir-i Sıddık (r.a) ile başlamaya ne dersiniz?

    Ebu Bekir-i Sıddık (r.a)


    Hz. Muhammed (s.a.s.)'in İslâm'ı tebliğe başlamasından sonra ilk iman eden hür erkeklerin; raşit halifelerin, aşere-i mübeşşerenin ilki. Câmiu'l Kur'an, es-Sıddîk, el-Atik lakaplarıyla bilinen büyük sahabi.

    Kur'ân-ı Kerim'de hicret sırasında Rasûlullah'la beraber olmasından dolayı, '...mağarada bulunan iki kişiden biri...' (et-Tevbe, 9/40) şeklinde ondan bahsedilmektedir. Asıl adı Abdülkâbe olup, İslâm'dan sonra Rasûlullah (s.a.s.)'in ona Abdullah adını verdiği kaydedilir. Azaptan azad edilmiş mânâsına 'atik'; dürüst, sadık, emin ve iffetli olduğundan dolayı da 'sıddik' lâkabıyla anılmıştır. 'Deve yavrusunun babası' manasına gelen Ebû Bekir adıyla meşhur olmuştur. Teym oğulları kabilesinden olan Ebû Bekir'in nesebi Mürre b. Kâ'b'da Rasûlullah'la birleşir. Anasının adı Ümmü'l-Hayr Selma, babasının ki Ebû Kuhafe Osman'dır. Künyesi Abdullah b. Osman b. Amir b. Amir... b. Murra ...et-Teymî'dir. Bedir savaşına kadar müşrik kalan oğlu Abdurrahman dışında bütün ailesi müslüman olmuştur. Babası Ebû Kuhafe, Ebû Bekir'in halifeliğini ve ölümünü görmüştür. Hz. Ebû Bekir'in Rasûlullah (s.a.s.)'den bir veya üç yaş küçük olduğu zikredilmiştir. İslâm'dan önce de saygın, dürüst, kişilikli, putlara tapmayan ve evinde put bulundurmayan 'hanif' bir tacir olan Ebû Bekir, ölümüne kadar Hz. Peygamber'den hiç ayrılmamıştır. Bütün servetini, kazancını İslâm için harcamış, kendisi sade bir şekilde yaşamıştır.

    Hz. Ebû Bekir, Fil yılından iki sene birkaç ay sonra 571'de Mekke'de dünyaya gelmiş, güzel hasletlerle tanınmış ve iffetiyle şöhret bulmuştur. İçki içmek câhiliye döneminde çok yaygın bir âdet olduğu halde o hiç içmemiştir. O dönemde Mekke'nin ileri gelenlerinden olup Arapların nesep ve ahbâr ilimlerinde meşhur olmuştur. Kumaş ve elbise ticaretiyle meşgul olurdu; sermayesi kırk bin dirhemdi ki, bunun büyük bir kısmını İslâm için harcamıştır. Rasûlullah'a iman eden Ebû Bekir (r.a.) İslâm dâvetçiliğine başlamış, Osman b. Affân, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf, Sa'd b. Ebî Vakkas ve Talha b. Ubeydullah gibi İslâm'ın yücelmesinde büyük emekleri olan ilk müslümanların bir çoğu İslâm'ı onun dâvetiyle kabul etmişlerdir.

    Hz. Ebû Bekir hayatı boyunca Rasûlullah'ın yanından ayrılmamış, çocukluğundan itibaren aralarında büyük bir dostluk kurulmuştur. Rasûlullah birçok hususlarda onun görüşünü tercih ederdi. Umûmî ve husûsî olan önemli işlerde ashâbıyla müşavere eden Peygamber (s.a.s.) bazı hususlarda özellikle Ebû Bekir'e danışırdı. (İbn Haldun, Mukaddime, 206). Araplar ona 'Peygamber'in veziri' derlerdi.

    Teymoğulları kabilesi Mekke'de önemli bir yere sahipti. Ticaretle uğraşıyorlar, toplumsal temasları ve geniş kültürlülükleri ile tanınıyorlardı. Hz. Ebû Bekir'in babası Mekke eşrafındandı. Hz. Ebû Bekir, câhiliye döneminde de güzel ahlâkı ile tânınan, sevilen bir kişi idi. Mekke'de 'eşnak' diye bilinen kan diyeti ve kefalet ödenmesi işlerinin yürütülmesiyle görevliydi. Muhammed (s.a.s.) ile büyük bir dostlukları vardı. Sık sık buluşur, Allah'ın birliği, Mekke müşriklerinin durumu ve ticaret gibi konularda müşâvere ederlerdi. İkisi de câhiliye kültürüne karşıydılar, şiir yazmaz ve şiiri sevmezlerdi, daha ziyade tefekkür ederlerdi.

    İslâm'ı Benimsemesi

    Hz. Ebû Bekir, Hira dağından dönen Hz. Muhammed ile karşılaştığında, Rasûlullah (s.a.s.) ona, 'Allah'ın elçisi' olduğunu söyleyip 'Yaratan Rabbinin adıyla oku' (el-Alâk, 96/1) diye başlayan âyetleri bildirdiği zaman hemen ona: 'Allah'ın birliğine ve senin O'nun rasûlü olduğuna iman ettim' demiştir. Hz. Hatice'den sonra Rasûlullah'a ilk iman eden odur. Hz. Peygamber (s.a.s.) İslâm'ı tebliğinin ilk zamanlarında kiminle konuştuysa en azından bir tereddüt görmüş, ancak Ebû Bekir şeksiz ve tereddütsüz bir şekilde kabul etmiştir. Hatta Hz. Peygamber (s.a.s.), 'Bütün insanların imanı bir kefeye, Ebû Bekir'in ki bir kefeye konsa, onun imanı ağır basardı ' diye lâtif bir benzetme de yapmıştır. Mü'min Ebû Bekir, hayatının sonuna kadar tüm varlığını İslâm'a adamış, bütün hayırlı işlerde en başta gelmiştir.

    Ebû Bekir Mekke döneminde güçlü kabilelere mensup kişileri İslâm'a kazandırmaya çalıştı, öte yandan müşriklerin işkencelerine maruz kalan güçsüzleri, köleleri korudu; servetini eziyet edilen köleleri satın alıp azad etmekte kullandı. Bilâl, Habbab, Lübeyne, Ebû Fukayhe, Amir, Zinnire, Nahdiye, Ümmü Ubeys bunlardandır. Kendisi de Mescid-i Haram'da müşriklerin saldırısına uğramıştı. Ebû Bekir, iman ettikten sonra İslâm'ı tebliğe gizli gizli devam ediyordu. Annesi, karısı Ümmü Ruman ve kızı Esma da iman etmiş, fakat oğulları Abdullah, Abdurrahman ve babası Ebû Kuhafe henüz iman etmemişlerdi. Osman b. Affan, Sa'd b. Ebî Vakkas, Abdurrahman b. Avf, Zübeyr b. Avvâm, Talha b. Ubeydullah gibi ilk müslümanları İslâm'a dâvet eden odur. Müşriklerin eziyetleri çoğalıp müslümanlara yapılan baskılar arttıktan sonra Hz. Peygamber Hz. Ebû Bekir'e de Habeşistan'a göç etmesini söylemiş ve Ebû Bekir yola çıkmış; ancak Berkü'l-Gımâd'da Mekke'nin ileri gelen kabilelerinden İbn Dugunne ile karşılaştığında İbn Dugunne onu himayesine aldığını ve Mekke'ye dönmesi gerektiğini belirterek, ikisi birlikte Mekke'ye dönmüşlerdir. Ancak şartlı olarak Ebû Bekir'i himayesine alan İbn Dugunne, Ebû Bekir'in açıktan açığa ibadet etmesi ve inancını yaymaya devam etmesi sebebiyle şartları yerine getirmediğini iddia ederek ona ibadetini gizli yapmasını söylediğinde Ebû Bekir, onun himayesine ihtiyacı olmadığını, zaten kendisine söz de vermediğini ifade etmişti: 'Senin himayeni sana iâde ediyorum. Bana Allah'ın himayesi yeter.' Böylece onüç yıl Mekke'de Rasûlullah'ın yanında kalan Hz. Ebû Bekir, Hz. Aişe'nin rivâyetine göre, Rasûlullah hicret emrini alıp Ebû Bekir'e gelerek ona beraberce hicret edeceklerini söyleyince Ebû Bekir sevinçten ağlamaya başlamıştı (İbn Hişâm, es-Sire, II, 485).

    Hz. Peygamber'in bir gecede Mekke'den Kudüs'e oradan Sidretü'l Münteha'ya gittiği İsra ve Mirâc * hâdisesini duyan müşrikler bunu Hz. Ebû Bekir'e yetiştirdikleri zaman; 'O dediyse doğrudur.' demiştir. Bu sözünden sonra Ebu Bekir'e; ihlâslı, asla yalan söylemeyen, özü doğru, itikadında şüphe olmayan anlamında, 'Sıddık' lâkabı verildi. Kur'an tâbiriyle, 'O, ne iyi arkadaştı ' (en-Nisâ, 4/69) denilebilir.

    İşte o 'Sıddîk' ile o 'Emîn', o iki arkadaş beraberce Sevr dağındaki mağaraya hareket ederek hicret etmişlerdir.
    Ravi: Hz. Zeyd İbnu Talha İbnu Rükane(r.a.)
    Hadis Metni: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam'ın ahlakı hayadır."
    Kaynak: Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 9, (2, 905); İbnu Mace, Zühd 17, (4181, 4182)

  2. #2
    Pürheves melekseker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    214

    Standart

    Kişiliği ve Yönetimi

    Tâcir olarak geniş bir kültüre sahip olan Hz. Ebû Bekir, dürüstlüğü ve takvâs? ile ashâb içinde ilk s?rada yeral?r. Karakteri; yumuşak huyluluk, çok düşünüp çok az konuşmak, tevâzu ile belirgindi. Hz. Âişe'nin rivâyetine göre, 'gözü yaşl?, gönlü hüzünlü, sesi zay?f' biri idi. Câhiliye döneminde müşrikler ona güvenir, diyet ve borç-alacak işlerinde onu hakem tan?rlard?. Rasûlullah'?n en sad?k dostu olan Ebû Bekir'in Mirâc olay?nda sergilediği sonsuz bağl?l?k örneği ona 'es-S?dd?k' lâkab?n? kazand?rm?şt?r. O bu olayda 'O ne söylüyorsa doğrudur' demiştir. Cömertlikte ondan üstünü de yoktur. Bütün mal?n? mülkünü ?slâm için harcam?ş, vefât ederken vasiyetinde, halifeliği müddetince ald?ğ? maaşlar?n, topraklar?n?n sat?larak iâde edilmesini istemiş ve geride bir deve, bir köleden başka birşey b?rakmam?şt?r. Dört eşinden alt? çocuğu olan Ebû Bekir, k?z? Âişe'yi Rasûlullah ile hicretten sonra evlendirmiştir (Tabakat-? ?bn Sa'd, VI, 130 vd.; ?bnu'l-Esir, II, 115 vd).

    Hicret s?ras?nda mağarada iken ayağ?n? bir y?lan soktuğunda ve ayağ? ac?d?ğ?nda o s?rada dizine yat?p uyumuş olan Peygamber'i uyand?rmamak için sesini ç?karmamas?, ağlarken Hz. Peygamber uyan?p ne olduğunu sorduğunda, 'Anam-babam sana fedâ olsun ya Rasûlullah' demesi olay? Ebû Bekir'in Rasûlullah'a olan bağl?l?ğ?n?n örneklerinden sadece biridir. Hz. Ebû Bekir'in beyaz yüzlü, zay?f, doğan burunlu, sakallar?n? k?na ve çivit otuyla boyayan sakin bir adam olduğu rivâyet edilir (?bnü'l Esir, el-Kâmil fi't-Târih, II, 419-420). Rasûlullah'tan sonra bu ümmetin en hay?rl?s? Ebû Bekir'dir. O, Hz. Peygamber'in veziri, fetvâlarda en yak?n? idi. Rasûlullah'?n, '?nsanlardan dost edinseydim, Ebû Bekir'i edinirdim' (Buhâri, Salât, 80: Müslim, Mesâcid, 38: ?bn Mâce, Mukaddime, II) ve 'Herkeste iyiliklerimin karş?l?ğ? vard?r, Ebû Bekir hariç' demesi ve son hutbesinde, 'Allah, kullar?ndan birini dünya ile kendi kat?nda olan şeyleri tercih hususunda serbest b?rakt?; kul, Allah kat?nda olan? tercih etti'' diye Ebû Bekir'i övmesi ve mescide aç?lan tüm kap?lar? kapatt?r?p yaln?z Hz. Ebû Bekir'in kap?s?n? aç?k b?rakmas? ona verdiği değeri göstermektedir.

    Hz. Ebû Bekir'in nasslara ayk?r? hiçbir görüşü bize ulaşmam?şt?r, çünkü böyle bir reyi yoktur. Ebû Bekir nâsih sünneti çok iyi biliyor, Rasûlullah'? herkesten çok tan?yordu. Bu yüzden hilâfetinde kendisine karş? içte muhâlif bir hareket olmam?ş ve fitneler görülmemiştir (Buhâri, Fedâilü'l-Ashâb?'n-Nebî, 3 ). ?htilâf veya ihtilâflarda çözümsüzlük, bid'atler onun devrinde yaşanmam?şt?r. 'Üzülme, Allah bizimle beraberdir' buyuran Rasûlullah'?n haberi sanki lâf?zda ve mânâda Hz. Ebû Bekir'de zâhir olmuştur (?bn Teymiye, Külliyat Tercümesi, ?stanbul 1988, IV, 329).

    Kaynaklarda onun, 'Ben ancak Rasûlullah'a tâbiyim, birtak?m esaslar koyucu değilim' diye kararlar?nda çok titiz davrand?ğ? zikredilir (Taberî, IV, 1845; ?bn Sa'd, III, 183). Bir meseleyi hallederken önce Kur'ân'a bakar, bulamazsa Sünnet'te araşt?r?r, orda da bulamazsa ashâbla istişâre eder ve ictihad ederdi. Ganimetin bölüşümü meselesinde Muhâcir-Ensâr eşitliği'nin ihtilâfa yol açmas?nda Ömer'in Muhâcirlere daha çok pay verilmesini savunmas?na rağmen ganimeti eşit olarak bölüştürmüştür. O sebeple hilâfetinde huzursuzluk ç?kmad?. Rasûlullah ve kendisi, bir mecliste bir anda verilen üç talâk? bir talâk saym?şlar, bu daha sonra-birçok 'maslahat gereği' diye yap?lan değişiklik gibi- üç talâk say?lm?şt?r. Yani Ebû Bekir, Rasûlullah'?n tüm uygulamalar?n? aynen tatbik etmek istemiş; bazen -kalpleri ?slâm'a ?s?nd?rmak istenenlere toprak vermesi gibi- maslahat gereği veya zaman?n değişmesiyle hükümlerin değişmesini söyleyen ashâb?na uymuştur. Müslümanlar henüz otuzsekiz kişiyken Mekke'de Mescid-i Haram'da ?slâm'? tebliğ eden ve müşriklerce dövülen Ebû Bekir'e hilâfetinde 'Halifet-u Rasûlillah' denilmiş, sonraki halifelere ise 'Emîrü'l-Mü'minîn' denilmiştir. Mâlî işlerini Ebû Ubeyde, kad?l?k ve kazâ işlerini Hz. Ömer, kâtipliğini Zeyd b. Sâbit ve Hz. Ali, başkumandanl?ğ?n? Üsâme ve Halid b. Velid yapm?şt?r. Medine Dârü'l-?slâm'?n başkenti olmuş, Mekke, Taif, San'a, Hadramevt, Havlan, Zebid, Rima, Cened, Necran, Cureş, Bahreyn vilâyetlere ayr?lm?şt?r. Yönetimi merkezî olup, ganimetlerin beşte biri Beytü'l-Mal'de toplanm?şt?r.

    Hz. Ebû Bekir, Mukillîn* denilen çok az hadis rivâyet eden ashâbdan say?l?r. O, yan?l?p da yanl?ş birşey söylerim korkusuyla yaln?zca yüz k?rk iki hadis rivâyet etmiş veya ondan bize bu kadar hadis rivâyeti nakledilmiştir. Hutbe ve öğütlerinden baz?lar? şöyledir:

    'Rasûlullah vahy ile korunuyordu. Benim ise beni yaln?z b?rakmayan bir şeytan?m vard?r... Hay?r işlerinde acele edin, çünkü arkan?zdan acele gelen eceliniz var... Allah için söylenmeyen bir sözde hay?r yoktur... Herhangi bir yericinin yermesinden korktuğu için hakk? söylemekten çekinen kimsede hay?r yoktur... Amelin s?rr? sab?rd?r... Hiç kimseye imandan sonra sağl?ktan daha üstün bir nimet verilmemiştir... Hesaba çekilmeden kendinizi hesaba çekiniz (Ayr. bk. Ebû Nuaym, H?lye, l )
    Ravi: Hz. Zeyd İbnu Talha İbnu Rükane(r.a.)
    Hadis Metni: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam'ın ahlakı hayadır."
    Kaynak: Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 9, (2, 905); İbnu Mace, Zühd 17, (4181, 4182)

  3. #3
    Pürheves melekseker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    214

    Standart

    Kur'ân-? Kerîm'in Toplanmas?, 'Mushaf''?n Meydana gelmesi

    Hz. Ebû Bekir, Ridde harplerinde, vahiy kâtiplerinin ve kurrâ'n?n birçoğunun şehid olmas? üzerine, Hz. Ömer'in Kur'ân'?n toplanmas? fikrine önce s?cak bakmam?şsa da sonra ona hak vererek, Kur'ân âyetlerinin toplanmas?n? sağlam?şt?r. Rasûlullah zaman?nda peyderpey inen vahiy, kâtiplerce ceylan derilerine, beyaz taşlara, enli hurma dallar?na yaz?ld?ğ? gibi, ashâb?n çoğu da Kur'ân hâf?z? idi. Ancak, yaz?l? olan âyetler dağ?n?kt?, kurrâ da azal?nca Kur'ân'?n muhafazas? hususunda endişe edildi. Ebû Bekir, Zeyd b. Sâbit'in başkanl?ğ?nda bir heyet teşkil ederek, herkesin elindeki âyetleri getirmesini emretti. Ayr?ca şâhitlerle âyetler doğrulan?yor, kurrâ' ile te'kid ediliyordu. Böylece bütün âyetler topland? ve 'Mushaf' meydana getirildi. Bu Mushaf Ebû Bekir'den Ömer'e, ondan da k?z? Hafsa'ya geçti ve Hz. Osman zaman?nda çoğalt?larak Dârü'l-?slam'?n bütün vilâyetlerine dağ?t?ld?.
    Ravi: Hz. Zeyd İbnu Talha İbnu Rükane(r.a.)
    Hadis Metni: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam'ın ahlakı hayadır."
    Kaynak: Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 9, (2, 905); İbnu Mace, Zühd 17, (4181, 4182)

  4. #4
    Pürheves melekseker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    214

    Standart

    Hilâfeti

    Hicrî onbirinci y?lda hastalanan Rasûlullah (s.a.s.) 13 Rebiyülevvel Pazartesi günü (8 Haziran 632) vefât etti. Onun vefât?n? duyan müslümanlar büyük bir üzüntüye kap?ld?lar ve ilk anda ne yapmalar? gerektiğine karar veremediler. Ama o da bir ölümlüydü. Hz. Ömer, onun Hz. Musa gibi Rabbi ile buluşmaya gittiğini, O'nun için 'öldü' diyen olursa ellerini keseceğini söylüyordu. Ebû Bekir, Rasûlullah'?n iyi olduğu bir s?rada ondan izin alarak k?z?n?n yan?na gitmişti. Vefât haberini duyar duymaz hemen geldi, Rasûlullah'? aln?ndan öptü ve 'Babam ve anam sana fedâ olsun ya Rasûlullah. Ölümünde de yaşam?ndaki kadar güzelsin. Senin ölümünle peygamberlik son bulmuştur. Şân?n ve şerefin o kadar büyük ki, üzerinde ağlamaktan münezzehsin. Yâ Muhammed, Rabbinin kat?nda bizi unutma; hat?r?nda olal?m ...' dedi. Sonra d?şar? ç?k?p Ömer'i susturdu ve; 'Ey insanlar, Allah birdir, O'ndan başka ilâh yoktur, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Allah apaç?k hakikattir. Muhammed'e kulluk eden varsa, bilsin ki o ölmüştür. Allah'a kulluk edenlere gelince, şüphesiz Allah diri, bâkî ve ebedîdir. Size Allah'?n şu buyruğunu hat?rlat?r?m: 'Muhammed sadece bir elçidir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Simdi o ölür veya öldürülürse siz ökçelerinizin üzerinde geriye mi döneceksiniz? Kim ökçesi üzerinde geriye dönerse Allah'a hiçbir ziyan veremez. Allah şükredenleri mükâfatland?racakt?r' (Âl-u ?mrân, 3/144). Allah'?n kitab? ve Rasûlullah'?n sünnetine sar?lan doğruyu bulur, o ikisinin aras?n? ay?ran sap?t?r. Şeytan, peygamberimizin ölümü ile sizi aldatmas?n, dininizden sapt?rmas?n. Şeytan?n size ulaşmas?na f?rsat vermeyiniz' (?bn Hişâm, es-Sire, IV, 335; Taberî, Târih, III, 197,198).

    Hz. Ebû Bekir bu konuşmas?yla orada bulunanlar? teskin ettikten sonra Rasûlullah'?n teçhiziyle uğraş?rken, Ensâr, Benû Sâide sakifesinde toplanarak Hazrec'in reisi olan Sa'd b Uhâde'yi Rasûlullah'tan sonra halife tayini için bir araya gelmişlerdir. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Ebû Ubeyde ve Muhacirlerden bir grup hemen Benû Saîde'ye gittiler. Orada Ensâr ile konuşulduktan ve hilâfet hakk?nda çeşitli müzakereler yap?ld?ktan sonra Hz. Ebû Bekir, Ömer ile Ebû Ubeyde'nin ortas?nda durdu ve her ikisinin ellerinden tutarak ikisinden birine bey'at edilmesini istedi. O, kendisini halife olarak öne sürmedi. Hz. Ebû Bekir'in konuşmas?ndan sonra Hz. Ömer at?larak hemen Ebû Bekir'e bey'at etti ve, 'Ey Ebû Bekir, müslümanlara sen Rasûlullah'?n emriyle namaz k?ld?rd?n. Sen onun halifesisin ve biz sana bey'at ediyoruz. Rasûlullah'a hepimizden daha sevgili olan sana bey'at ediyoruz' dedi. Hz. Ömer'in bu âni davran?ş? ile orada bulunanlar?n hepsi Ebû Bekir'e bey'at ettiler. Bu özel bey'attan sonra ertesi gün Mescid-i Nebî'de Hz. Ebû Bekir bütün halka hutbe okudu ve resmen ona bey'at edildi. Rasûlullah'?n defni sal? günü gerçekleşirken, onun nereye defnedileceği hakk?nda da bir ihtilâf meydana geldiğinde Hz. Ebû Bekir yine firasetini ortaya koydu ve 'Her peygamber öldüğü yere defnedilir' hadisini ashaba hat?rlatarak bu ihtilâf? giderdi. Rasûlullah'?n cenaze namaz? imams?z olarak gruplar halinde k?l?nd?. Bütün bunlar olurken, Hz. Ali'nin Hz. Fat?ma'n?n evinde Haşimoğullar? ve yandaşlar? ile topland?ğ? ve bey'ata ilk zamanlar kat?lmad?ğ? nakledilir. Hz. Ali rivâyetlere göre, el-Bey'atü'l-Kübrâ'ya bey'at edildiği haberini al?r almaz, elbisesini yar?m yamalak giydiği halde evden f?rlam?ş ve gidip Hz. Ebû Bekir'e bey'at etmiştir (Taberî, Târih, III, 207). Onun aylarca Hz. Ebû Bekir'e bey'at etmediği haberleri gerçeğe uygun olmasa gerektir. Çünkü onun Ebû Bekir'in üstünlüğünü bildiği, onun hakk?nda yapt?ğ? konuşmalar ve tarihin ak?ş?, diğer rivâyetlere ayk?r?d?r.

    Râsulullah'?n en yak?n ashâb? aras?nda -hattâ Ebû Bekir ile Ömer aras?nda- zaman zaman ihtilâflar, görüş ayr?l?klar? meydana gelmişse de ilk iki halife zaman?nda da görüldüğü gibi dâima birliktelik devam ettirilmiştir. Anlaşmazl?k gibi görünen hâdiselerin birçoğunda huy ve karakter farkl?l?ğ? rol oynuyordu. Meselâ Ebû Bekir yumuşak ve sâkin davran?rken, Ömer sertlik yanl?s?yd?. Ama her zaman birlikte hareket ettiler. Ebû Bekir'in yönetiminde, Hz. Ali ve Zübeyr b. Avvam Ridde savaşlar?nda kararlar?n içinde, namazlarda Ebû Bekir'in arkas?nda yer alm?şlard?r (?bn Kesir, el-Bidâye ve'n Nihâye, V, 249). Hz. Ali, Rasûlullah'?n bir vasiyeti olsayd? ölünceye kadar onu yerine getireceğini söylemiş (Taberî, a.g.e., IV, 236) ancak, ?bn Abbas'?n Rasûlullah hastaland?ğ? zaman ona gidip hilâfet işini sormak istemesini geri çevirmiştir. Yani Hz. Ebû Bekir'in halifeliğine karş? kimseden bir ç?k?ş olmam?şt?r. Zaten tabii, f?trî, akli ve maslahata uygun olan da onun halifeliğidir. Hz. Peygamber ölmeden önce yaz?l? bir ahidname b?rakmam?ş, ancak Hz. Ebû Bekir'in faziletine dair Mescid'de konuşmuş, hasta yatağ?ndayken onu ?srarla çağ?rtm?ş ve yerine ?mam tâyin etmiştir.

    Hz. Ebû Bekir, kendisine Rasûlullah'?n miras?ndan pay almak için gelen Hz. Fât?ma'ya, 'Rasûlullah'?n yapt?ğ? hiçbir şeyi yapmaktan geri durmam' diyerek, Fât?ma'n?n peygamberin k?z? olmas?n? dinin üstün tutulmas?ndan daha önemsiz görmüş ve Rasûlullah'?n yan?ndayken ondan ne duymuş, ne görmüşse onu tatbik etmiştir (Taberî, III, 220). Sonralar? Hz. Ali'nin hilâfeti zaman?nda Fât?ma'ya -ki, Ebû Bekir'e gidip miras isterken onu savunmuştu- mirastan hiçbir şey vermemesi de ashâb?n Rasûlullah'?n sünnetine nas?l itaat ettiklerinin delilidir (?bn Teymiye, Minhâc'üs-Sünne, III, 230). Hz. Ebû Bekir 'Rasûlullah'?n Halifesi' seçildikten sonra Mescid'de yapt?ğ? konuşmada, 'Sizin en hay?rl?n?z değilim, ama baş?n?za geçtim; görevimi hakk?yle yaparsam bana yard?m ediniz, yan?l?rsam doğru yolu gösteriniz; ben Allah ve Rasûlü'ne itaat ettiğim müddetçe siz de bana itaat ediniz, ben isyan edersem itaatiniz gerekmez...' demiştir (?bn Hişâm, es-Sire, IV, 340-341; Taberî, Târih, III, 203).
    Ravi: Hz. Zeyd İbnu Talha İbnu Rükane(r.a.)
    Hadis Metni: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam'ın ahlakı hayadır."
    Kaynak: Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 9, (2, 905); İbnu Mace, Zühd 17, (4181, 4182)

  5. #5
    Ehil Üye maveraunnehir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Bulunduğu yer
    erzurum
    Mesajlar
    1.196

    Standart

    çok güzel olur haftada bir sahabe hayatı yapalım uzun ya baya ancak okunur ben bilgisayardan uzun okuyamıyom hergün biraz okurum teşekkürler fikrin için maşallah çok hoş
    "Gönül yapmak gelmiyorsa elinden
    Bari gönül yıkılmasın dilinden."

  6. #6
    Ehil Üye delailinnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    1.368

    Standart

    [quote=melekseker;125081]kardeşler size bir teklifim var
    Her hafta yada 3 günde bir değiştirmek üzere sahabeyi ikram? tan?maya ve tan?tmaya ne dersiniz.
    Ebu Bekir-i S?dd?k (r.a) ile başlamaya ne dersiniz?

    Kocaman bir alk?ş deriz Melekşeker Kardeşimiz.. ..çok güzel bir konuya vesile oldunuz,ALLAH Raz? Olsun..devam?n? bekliyoruz inş..
    İlaçların en hayırlısı KUR'AN'dır!

    Şüphesiz ALLAH ve Melekleri Peygambere
    Salat ederler.Ey İman Edenler,siz de O'NA
    Salat edin ve tam bir teslimiyetle O'NA Selam verin.(Ahzab-56)
    "İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri ise zerre gibi küçüldü."
    İbrahim bin Edhem (r.a.)

  7. #7
    Yasaklı Üye Lebid24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    alem-i muhabbet
    Mesajlar
    2.298

    Standart

    kadiri cemaatini de aç?klamak laz?m gelir. ebubekir r.a. ile başlayacaksan?z. siz tan?t?n ben cemaatlerini yazay?m. olurmu kardeşcikler

  8. #8
    Pürheves melekseker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    214

    Standart

    Alıntı macacad Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kadiri cemaatini de açıklamak lazım gelir. ebubekir r.a. ile başlayacaksanız. siz tanıtın ben cemaatlerini yazayım. olurmu kardeşcikler
    Olur kardeş ama bu kardeşçikler ifadesi değişik geldi

    Ayrıca bu konu için bütün kardeşler birşeyler eklerse daha zevli ve etkili olacağına inanıyorum.Daha kalıcı olur farklı kalemlerden.....
    Ravi: Hz. Zeyd İbnu Talha İbnu Rükane(r.a.)
    Hadis Metni: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam'ın ahlakı hayadır."
    Kaynak: Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 9, (2, 905); İbnu Mace, Zühd 17, (4181, 4182)

  9. #9
    Pürheves melekseker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    214

    Standart

    Ömer Bin Hattab (r.a)


    ?kinci Raşid Halife. ?slâm? yeryüzüne yerleştirip, hakim k?lmak için Resulullah (s.a.s)'?n verdiği tevhidî mücadelede ona en yak?n olan sahabilerden biri. Hz. Ömer (r.a), Fil Olay?ndan on üç sene sonra Mekke'de doğmuştur. Kendisinden nakledilen bir rivayete göre o, Büyük Ficar savaş?ndan dört y?l sonra dünyaya gelmiştir (?bnül-Esîr, Üsdül-Ğâbe, Kahire 1970, IV,146). Babas?, Hattab b. Nüfeyl olup, nesebi Ka'b'da Resulullah (s.a.s) ile birleşmektedir. Kureyş'in Adiy boyuna mensup olup, annesi, Ebu Cehil'in kardeşi veya amcas?n?n k?z? olan Hanteme'dir (bk. a.g.e., 145).

    Kaynaklar Hz. Ömer (r.a)'in müslüman olmadan önceki hayat? hakk?nda fazlaca bir şey söylemezler. Ancak küçüklüğünde, babas?na ait sürülere çobanl?k ettiği, sonra da ticarete başlad?ğ? bilinmektedir. O, Suriye taraflar?na giden ticaret kervanlar?na iştirak etmekteydi (H. ?brahim Hasan, Tarihul-?slâm, M?s?r 1979, I, 210). Cahiliyye döneminde Mekke eşraf? aras?nda yer almakta olup, Mekke şehir devletinin sifare (elçilik) görevi onun elindeydi. Bir savaş ç?kmas? durumunda karş? tarafa elçi olarak Ömer gönderilir ve dönüşünde onun verdiği bilgi ve görüşlere göre hareket edilirdi. Ayr?ca kabileler aras?nda ç?kan anlaşmazl?klar?n çözümünde etkin rol al?r ve verdiği kararlar bağlay?c?l?k vasf? taş?rd? (Suyûtî, Tarihul-Hulefâ, Beyrut 1986, 123; Üsdül-Ğâbe, IV, 146).

    Hz. Ömer, sert bir mizaca sahip olup, ?slâma karş? aş?r? tepki gösterenlerin aras?nda yer almaktayd?. Sonunda o, dedelerinin dinini inkâr eden ve tap?nd?klar? putlara hakaret ederek insanlar? onlardan yüz çevirmeğe çağ?ran Muhammed (s.a.s)'? öldürmeye karar vermişti. K?l?c?n? kuşanarak, Peygamberi öldürmek için harekete geçmiş, ancak olay?n gelişim şekli onun müslümanlar?n aras?na kat?lmas? sonucunu doğurmuştu. Tarihçilerin ittifakla naklettikleri rivayete göre, Ömer (r.a)'in müslüman oluşu şöyle gerçekleşmişti: Ömer, Resulullah (s.a.s)'? öldürmek için onun bulunduğu yere doğru giderken, yolda Nuaym b. Abdullah ile karş?laşt?. Nuaym ona, böyle öfkeli nereye gittiğini sorduğunda o, Muhammed (s.a.s)'i öldürmeye gittiğini söylemişti. Nuaym, Ömer'in ne yapmak istediğini öğrenince ona, k?zkardeşi ve eniştesinin yeni dine girmiş olduğunu söyledi ve önce kendi ailesi ile uğraşmas? gerektiğini bildirdi. Bunu öğrenen Ömer (r.a), öfkeyle eniştesinin evine yöneldi. Kap?ya geldiğinde içerde Kur'an okunmaktayd?. Kap?y? çal?nca, içerdekiler okumay? kesip, Kur'an sayfalar?n? saklad?lar. ?çeri giren Ömer (r.a), eniştesini dövmeye başlam?ş, araya giren k?zkardeşinin ald?ğ? darbeden dolay? burnu kanam?şt?. K?zkardeşinin ona, ne yaparsa yaps?n dinlerinden dönmeyeceklerini söyleyerek kararl?l?ğ?n? bildirmesi üzerine, ona karş? merhamet duygular? kabarmaya başlam?ş ve okuduklar? şeyleri görmek istediğini söylemişti. Kendisine verilen sahifelerden Kur'an ayetlerini okuyan Ömer (r.a), hemen orada imân etti ve Resulullah (s.a.s)'?n nerede olduğunu sordu. O s?ralarda müslümanlar, Safa tepesinin yan?nda bulunan Erkam (r.a)'?n evinde gizlice toplan?p ibadet ediyorlard?. Resulullah (s.a.s)'?n Daru'l-Erkam'da olduğunu öğrenen Ömer (r.a), doğruca oraya gitti. Kap?y? çald?ğ?nda gelenin Ömer olduğunu öğrenen sahabiler endişelenmeye başlad?lar. Zira Ömer silahlar?n? kuşanm?ş olduğu halde kap?n?n önünde duruyordu. Hz. Hamza: 'Bu Ömer'dir. ?yi bir niyetle geldiyse mesele yok. Eğer kötü bir düşüncesi varsa, onu öldürmek bizim için kolayd?r' diyerek kap?y? açt?rd?. Resulullah (s.a.s), Ömer (r.a)'?n iki yakas?n? tutarak;

    'Müslüman ol ya ?bn Hattab! Allah?m ona hidayet ver!' dediğinde, Ömer (r.a), hemen Kelime-i Şehadet getirerek imân ettiğini aç?klad? (?bn Sa'd, Tabakatu'l Kübra, II, 268-269; Üsdül-Ğâbe, IV, 148-149; Suyûtî, Tarihu'l-Hulefa, Beyrut 1986, 124 vd.).

    Rivayetlere göre Ömer (r.a)'?n müslüman oluşu, Resulullah (s.a.s)'?n yapm?ş olduğu; Allah?m! ?slâm? Ömer b. el-Hattab veya Amr b. Hişam (Ebû Cehil) ile yücelt' şeklinde bir duan?n sonucu olarak gerçekleşmişti (?bnul-Hacer el-Askalânî, el-?sâbe fi Temyîzi's-Sahâbe, Bağdat t.y., II, 518; ?bn Sa'd, ayn? yer; Suyûtî, a.g.e., 125).

    Ömer (r.a), risaletin alt?nc? y?l?nda müslüman olmuştur. O, iman edenlerin aras?na kat?ld?ğ? zaman müslümanlar?n say?s? yetmiş seksen kişi kadard? (?bn Sa'd, ayn? yer).

    Mekkeli müşriklerin, gösterdiği zorbaca tepkiden dolay? müslümanlar, Beytullah'a gidip namaz k?lam?yor ve ancak gizlice bir araya gelebiliyorlard?. Ömer (r.a) müslüman olunca doğruca Beytullah'?n yan?na gitti ve müslüman olduğunu hayk?rd?. Orada bulunanlar şiddetli tepki gösterdi. Ancak o, müşriklere karş? savaş?n? sürdürerek onlar?n, müslümanlara gösterdiği muhalefeti k?rd? ve bir avuç müslümanla birlikte herkesin gözü önünde Beytullah'ta namaza durdu. Onun bu şekilde saflar?na kat?lmas? müslümanlara büyük bir moral desteği sağlam?şt?. Abdullah ?bn Mes'ud'un; 'Ömer'in müslüman oluşu bir fetihti' (Üsdül-Ğâbe, IV,151; ?bn Sa'd, a.g.e., III, 270) sözü bunu aç?kça ortaya koymaktad?r. Taberî'nin ?bn Abbas'tan tahric ettiği bir hadise göre, müslümanl?ğ?n? ilk ilân eden kimse Hz. Ömer (r.a) olmuştur (Suyûtî, a.g.e.,129). Ömer (r.a) benliğini kuşatan iman?n verdiği heyecanla, küfre karş? aç?k ve net bir şekilde, hiç bir tehdide ald?r?ş etmeden mücadele ediyordu. Müşrikler, şecaat ve kararl?l?ğ?n? eskiden beri bildikleri için ona sataşmaya cesaret edemiyorlard?.

    Müslüman olduktan sonra sürekli Resulullah (s.a.s)'?n yan?nda bulunmuş, onu korumak için elinden gelen gayreti göstermiştir.

    O, imân ettikten sonra müşriklere karş? çok sert davranm?ş ve dinini her ortamda, kimseden çekinmeden herkese meydan okuyarak savunmuştur. ?slâm tebliğinin yeni bir veche kazanmas? için Medine'ye hicret emrolunduğu zaman müslümanlar Mekke'den gizlice Medine'ye göç etmeye başlad?klar?nda, Hz. Ömer, gizlenme ihtiyac? duymam?şt?. Ömer (r.a), beraberinde yirmi arkadaş? olduğu halde Medine'ye doğru yola ç?km?şt?. Hz. Ali (r.a) onun hicretini şu şekilde anlatmaktad?r: 'Ömer'den başka gizlenmeden hicret eden hiç bir kimseyi bilmiyorum. O, hicrete haz?rland?ğ?nda k?l?c?n? kuşand?, yay?n? omuzuna takt?, eline oklar?n? ald? ve Kâ'be'ye gitti. Kureyş'in ileri gelenleri Kâ'be'nin avlusunda oturmakta idiler. O, Kâ'be'yi yedi defa tavaf ettikten sonra, Makâm-? ?brahim'de iki rek'at namaz k?ld?. Halka halka oturan müşrikleri tek tek dolaşt? ve onlara; 'Yüzler pisleşti. Kim anas?n? evlads?z, çocuklar?n? yetim, kar?s?n? dul b?rakmak istiyorsa şu vadide beni takip etsin' dedi. Onlardan hiç biri onu engellemeye cesaret edemedi (Suyûtî, a.g.e., 130). Bunun içindir ki ?bn Mes'ud;

    'Onun hicreti bir zaferdi' (?bn Sa'd, ayn? yer; Üsdül-Ğâbe, IV, 153) demektedir.

    Ömer (r.a), Medine dönemi boyunca ?slam?n yücelişini etkileyen bütün olaylara aktif olarak iştirak etmiştir. Resulullah (s.a.s)'?n önemli kararlar alacağ? zaman görüşlerine başvurduğu kimselerin baş?nda Ömer (r.a) gelir. Onun ileri sürdüğü görüşler o kadar isabetliydi ki; baz? ayetler onun daha önce işaret ettiğine uygun olarak nazil oluyordu. Resulullah (s.a.s) onun bu durumunu şu sözüyle ifade etmekteydi: 'Allah, hakk? Ömer'in dili ve kalbi üzere k?ld?' (Üsdül-Ğâbe, IV, 151).

    Ömer (r.a), Bedir, Uhud, Hendek, Hayber vb. gazvelerin hepsine ve çok say?da seriyyeye kat?lm?ş, bunlar?n bans?nda komutan olarak görev yapm?şt?r. Bunlardan biri Hicretin yedinci y?l?nda Havazinliler'e karş? gönderilen seriyyedir.

    Ömer (r.a), bütün meselelere karş? net ve tavizsiz tav?r koymakla tan?n?r. Onun küfre karş? düşmanl?ğ?; müşriklerin, ?slâma karş? olan sald?r?lar?n? hazmedememe konusundaki hassasiyeti; baz? kararlara şiddetle karş? ç?kmas?na sebep olmuştur. Hudeybiye'de yap?lan anlaşman?n müşrikler lehine görünen maddelerine karş? ç?k?ş? bunlardan biridir. Ancak o, Resulün, Allah Teâlâ'n?n gösterdiği doğrultuda hareket etmekten başka bir şey yapmad?ğ? uyar?s? karş?s?nda, hemen kendini toparlam?ş ve olay?n iç gerçeğini kavram?şt?.

    Resulullah (s.a.s)'?n vefat?n?n hemen peşinden ortaya ç?kan kar?ş?kl?ğ?n Hz. Ebû Bekir'in halife seçilmesiyle yok edilmesinde Hz. Ömer büyük rol oynam?şt?r. Hz. Ebû Bekir'in k?sa halifelik döneminde en büyük yard?mc?s? Ömer (r.a) olmuştur.

    Hz. Ebû Bekir (r.a) vefat edeceğini anlad?ğ?nda, Hz. Ömer'i kendisine halef tayin etmeyi düşünmüş ve bu düşüncesini aç?klayarak baz? sahabilerle istişarelerde bulunmuştu. Herkes Ömer (r.a)'?n fazilet ve üstünlüğünü kabul etmekle beraber, onu bu iş için biraz sert mizacl? buluyorlard?. Hatta Talha (r.a) ve diğer baz? sahabiler ona; 'Rabbin seni Ömer'i hafife tayin ettiğinden dolay? sorgularsa ona ne cevap vereceksin? Bilirsin ki Ömer oldukça sert bir kimsedir' demişlerdi. Hz. Ebû Bekir onlara; 'Derim ki: Allah?m! Kullar?n?n en iyisini onlara halife yapt?m' karş?l?ğ?n? vermişti. Sonra da Hz. Osman'? çağ?rarak bir kâğ?da Hz. Ömer'i halife tayin ettiğini yazd?rd?. Kâğ?t katlan?p mühürlendikten sonra, Hz. Osman d?şar? ç?karak insanlardan kâğ?tta yaz?l? olan kimseye bey'at edilmesini istedi. Oradakilerin bey'at etmesiyle Hz. Ömer'in II. Raşid halife olarak iş baş?na gelişi gerçekleşmiş oldu (Üsdü'l-Ğâbe, IV,168-199; ?bn Sad, a.g.e., III, 274 vd.; Suyûtî a.g.e., 92-94).
    Ravi: Hz. Zeyd İbnu Talha İbnu Rükane(r.a.)
    Hadis Metni: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam'ın ahlakı hayadır."
    Kaynak: Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 9, (2, 905); İbnu Mace, Zühd 17, (4181, 4182)

  10. #10
    Pürheves melekseker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    214

    Standart

    Ömer Bin Hattab (r.a)


    İkinci Raşid Halife. İslâmı yeryüzüne yerleştirip, hakim kılmak için Resulullah (s.a.s)'ın verdiği tevhidî mücadelede ona en yakın olan sahabilerden biri. Hz. Ömer (r.a), Fil Olayından on üç sene sonra Mekke'de doğmuştur. Kendisinden nakledilen bir rivayete göre o, Büyük Ficar savaşından dört yıl sonra dünyaya gelmiştir (İbnül-Esîr, Üsdül-Ğâbe, Kahire 1970, IV,146). Babası, Hattab b. Nüfeyl olup, nesebi Ka'b'da Resulullah (s.a.s) ile birleşmektedir. Kureyş'in Adiy boyuna mensup olup, annesi, Ebu Cehil'in kardeşi veya amcasının kızı olan Hanteme'dir (bk. a.g.e., 145).

    Kaynaklar Hz. Ömer (r.a)'in müslüman olmadan önceki hayatı hakkında fazlaca bir şey söylemezler. Ancak küçüklüğünde, babasına ait sürülere çobanlık ettiği, sonra da ticarete başladığı bilinmektedir. O, Suriye taraflarına giden ticaret kervanlarına iştirak etmekteydi (H. İbrahim Hasan, Tarihul-İslâm, Mısır 1979, I, 210). Cahiliyye döneminde Mekke eşrafı arasında yer almakta olup, Mekke şehir devletinin sifare (elçilik) görevi onun elindeydi. Bir savaş çıkması durumunda karşı tarafa elçi olarak Ömer gönderilir ve dönüşünde onun verdiği bilgi ve görüşlere göre hareket edilirdi. Ayrıca kabileler arasında çıkan anlaşmazlıkların çözümünde etkin rol alır ve verdiği kararlar bağlayıcılık vasfı taşırdı (Suyûtî, Tarihul-Hulefâ, Beyrut 1986, 123; Üsdül-Ğâbe, IV, 146).

    Hz. Ömer, sert bir mizaca sahip olup, İslâma karşı aşırı tepki gösterenlerin arasında yer almaktaydı. Sonunda o, dedelerinin dinini inkâr eden ve tapındıkları putlara hakaret ederek insanları onlardan yüz çevirmeğe çağıran Muhammed (s.a.s)'ı öldürmeye karar vermişti. Kılıcını kuşanarak, Peygamberi öldürmek için harekete geçmiş, ancak olayın gelişim şekli onun müslümanların arasına katılması sonucunu doğurmuştu. Tarihçilerin ittifakla naklettikleri rivayete göre, Ömer (r.a)'in müslüman oluşu şöyle gerçekleşmişti: Ömer, Resulullah (s.a.s)'ı öldürmek için onun bulunduğu yere doğru giderken, yolda Nuaym b. Abdullah ile karşılaştı. Nuaym ona, böyle öfkeli nereye gittiğini sorduğunda o, Muhammed (s.a.s)'i öldürmeye gittiğini söylemişti. Nuaym, Ömer'in ne yapmak istediğini öğrenince ona, kızkardeşi ve eniştesinin yeni dine girmiş olduğunu söyledi ve önce kendi ailesi ile uğraşması gerektiğini bildirdi. Bunu öğrenen Ömer (r.a), öfkeyle eniştesinin evine yöneldi. Kapıya geldiğinde içerde Kur'an okunmaktaydı. Kapıyı çalınca, içerdekiler okumayı kesip, Kur'an sayfalarını sakladılar. İçeri giren Ömer (r.a), eniştesini dövmeye başlamış, araya giren kızkardeşinin aldığı darbeden dolayı burnu kanamıştı. Kızkardeşinin ona, ne yaparsa yapsın dinlerinden dönmeyeceklerini söyleyerek kararlılığını bildirmesi üzerine, ona karşı merhamet duyguları kabarmaya başlamış ve okudukları şeyleri görmek istediğini söylemişti. Kendisine verilen sahifelerden Kur'an ayetlerini okuyan Ömer (r.a), hemen orada imân etti ve Resulullah (s.a.s)'ın nerede olduğunu sordu. O sıralarda müslümanlar, Safa tepesinin yanında bulunan Erkam (r.a)'ın evinde gizlice toplanıp ibadet ediyorlardı. Resulullah (s.a.s)'ın Daru'l-Erkam'da olduğunu öğrenen Ömer (r.a), doğruca oraya gitti. Kapıyı çaldığında gelenin Ömer olduğunu öğrenen sahabiler endişelenmeye başladılar. Zira Ömer silahlarını kuşanmış olduğu halde kapının önünde duruyordu. Hz. Hamza: 'Bu Ömer'dir. İyi bir niyetle geldiyse mesele yok. Eğer kötü bir düşüncesi varsa, onu öldürmek bizim için kolaydır' diyerek kapıyı açtırdı. Resulullah (s.a.s), Ömer (r.a)'ın iki yakasını tutarak;

    'Müslüman ol ya İbn Hattab! Allahım ona hidayet ver!' dediğinde, Ömer (r.a), hemen Kelime-i Şehadet getirerek imân ettiğini açıkladı (İbn Sa'd, Tabakatu'l Kübra, II, 268-269; Üsdül-Ğâbe, IV, 148-149; Suyûtî, Tarihu'l-Hulefa, Beyrut 1986, 124 vd.).
    Ravi: Hz. Zeyd İbnu Talha İbnu Rükane(r.a.)
    Hadis Metni: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam'ın ahlakı hayadır."
    Kaynak: Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 9, (2, 905); İbnu Mace, Zühd 17, (4181, 4182)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Biraz da İngilizce Öğrenelim :)
    By turabuakdamululema in forum Mizah
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 21.07.11, 23:33
  2. Test: Kalp Yaşımızı Öğrenelim
    By alanyali in forum Sağlık
    Cevaplar: 37
    Son Mesaj: 27.10.08, 22:39
  3. Hadi Hırsızlık Öğrenelim!
    By Gül Yürekli in forum Edebiyat
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 15.06.08, 23:19
  4. Hayat Kitabı, İlmihal, Istılahları Öğrenelim.
    By zerre06 in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 06.02.08, 17:54

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0