+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Nasıl Sahabe Oldular?

  1. #1
    Pürheves Hatice_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    291

    Standart Nasıl Sahabe Oldular?

    ?SLAM'IN H?ZMET?NE VER?LEN ?LK EV?N SAH?B?

    ERKAM'IN MÜSLÜMAN OLUŞU



    Miladi takvim 610'u gösteriyordu.?sa Aleyhisselam'dan sonra tam alt? as?r geçmiş,ilahi emir ve irşadlardan bütün

    bütüne mahrum kalm?ş olan Mekke müşrikleri işi iyice az?tm?şlard?.Kendi öz yavrular?n? götürüp çölün ortas?nda diri diri toprağa gömme vahşetine kap?ld?klar?n? hat?rlamak bile,onlar?n içine düştüğü vahşeti tahmine kafi gelir.
    ?şte böyle bat?l anlay?şlar?n bask?s?n? sürdürdüğü bir devirde Rabbimiz son kurtar?c?n? göndermiş,Mekke'de emirlerini tebliğe başlatm?şt?.Ancak alt? as?rd?r ilahi irşaddan mahrum kitleler herhalde kolay kolay al?şkanl?klar?n? b?rakmayacak,bat?l inançlar?n? terketmeyeceklerdi.Yine k?z çocuklar?n? diri diri gömme vahşetini savunacak ,kendi elleriyle yapt?klar? putlar?n önünde diz çöküpgöz yaş? dökecek,Kabeyi puthane yapmakta ?srar edeceklerdi.
    Peygamberimiz ilk senelerde bunlara karş? sab?r ve tahammül örneği vermeye devam etti.Önce kad?nlardan Hazret-i Hatice,erkeklerden Ebu Bekri's-S?dd?k,çocuklardan Hazreti Ali,kölelerden Bilal-i Habeşi iman etmişlerdi.Gizlice iman edenler gittikçe say?y? çoğalt?yorlard?.
    Ancak müşrikler bu gelişmeye seyirci kalm?yorlard?.Resulüllah'la kimin konuştuğunu görürlerse hemen bir f?rsat?n? bulup onu yakal?yor,akla hayale gelmeycek vehimli şeyler söylyerek ?slam'a meylini önlüyor,bir sürü vesveselerin içine at?yorlard?.
    Resulüllah Hazretleri bunu önlemek için tebliğini gizlice yapacağ? bir eve ihtiyaç duymaya başlad?.Ancak böyle bir evi kim vermeye cesaret edebilirdi?Müşrikler onu önce sözle cayd?rmaya çal?ş?rlar,sonrada tesiri olmayacağ?n? anlay?nca işi tehdide götürür,işkence ve ölümle korkuturlard?.
    ?şte bu durumlar? düşünmekte olan Resülüllah'?n karş?s?na bir gün meçhul bir genç geldi.Masum ve samimi genç:
    _Kulağ?ma gelen söylentilere göre,ahirzaman Nebisi olduğunu söylüyormuşsun,diyerek işin asl?n? bizzat araşt?rmak istediğini ifade etti.Meçhul gencin sualleri şöyleydi:
    _Tevrat'ta,?ncil'de geleceği bildirilen ahirzaman Peygamberin olduğunu iddia ediyormuşsun,doğru mu?
    Resulüllah'?n cevab? kesindi:
    _Evet,doğrudur.Yeri,göğü ve aras?ndakileri yaratan Rabbim beni insanlar? ikaz için gönderdi.Doğruyu anlatacak,hakk? izah edeceğim,iman edenler Cennete,inkar edenler ise Cehenneme gidecekler.Vazifem insanlara Rabbimin emirlerini tebliğ etmektedir!
    _Peki,neleri emrediyor senin Rabbin?
    _Kendi elleriyle yapt?lar? putlara tapmamalar?n?,masum k?z çocuklar?n? diri diri gömmemelerini ,zay?flara zulmetmemelerini,hak kimin yan?nda ise,onun taraf?nda olmalar?n?,daima hakl?ya kuvvet vermelerini emrediyor!
    Meçhul genç ald?ğ? cevaplar? baş?n? önüne eğerrek düşünüyor,vicdan?nda tasdikini yap?yor,sonra tekrar soruyordu:
    _Sahi bu anlatt?klar?n? seni gönderen Rabbin mi emrediyor?
    _Ona hiç şüphen olmas?n!
    Art?k şüphelerini yenmişti.Gözlerini diktiği sabit noktaya bakarak kararl? bir şekilde konuşmaya başlad?:
    _Bunlardan daha doğru bir istek olamaz.Bir insan?n kendi ciğerparesini gömmesi kadar vahşiyane ne olabilir?Böyle insanl?k d?ş? şeyi yapan,bat?l inanç sahipleri;yasaklayan da ancak doğruyu emreden Allah olabilir.?nan?yorum ki,senin gösterdiğin yol doğru yoldur.Emrettiklerin de Allah'?n emridir!
    Resul-i Ekrem Hazretleri gönlünde iman nuru parlamaya başlayan bu meçhul gence sordu:
    _Sen kimsin,evin nerededir?
    _Ben Abdimenaf oğlu Erkam'?m.Evim de şurada,Kabe'nin yan?baş?ndaki Safa tepesinde çok müsait bir sokak içindedir.Şayet tenezzül buyurur da evime teşrif ederseniz bizi şereflerin en büyüğüyle şereflendirmiş olursunuz.Evim hizmetinizde,bende emrinizde olurum.
    Cenab-? Hakk'?n,ihtiyac?n? ihsan ettiğini düşünen Efendimiz,kalk?p Erkam'?n Safa tepesindeki evine doğru yürüdü.Buras? gerçektende ?slam? tebliğ için müsait bir yerdi.Hem Kabeye ,hem çarş?ya yak?nd?.?lk bak?şta göze çarpmaz,gelip gidenlerin dikkatini çekmezdi.Sokağ?n sonunda,evlerin arkas?nda oluşu böyle bir özelliği temin ediyordu.
    ?şte tarih boyunca dillerde dolaşacak mukaddes vahyin geşil mahalli buras? olacakt?.Nitekim Resulülllah Hazretleri bu mütevazi evde tam beş sene gizlice tebliğde bulunmuş,peyderpey gelen ayetlerin emir ve irşadlar?n? lay?k olan insanlara buradan ta'lim ve tedris eylemiştir.Mekki sürelerin çoğu Erkam'?n bu mübarek hanesinde nazil olmuş,?slam?n iman hükümlerinin tesbit ve talimi burada cereyan etmiştir.
    Resulüllah Hazretleri burada bulunduğunu süreceçevresindeki müşriklerin taşk?nl?klar?n? mümkün olan sab?r ve tahammülle karş?l?yor,onlar? engel olacak şiddet ve hiddete sevketmeden tebliğe bulunmaya gayret ediyordu.
    Ancak müşrikler byle insani ve ?slam? güzellik yumuşakl?ğ? asla istemiyor,bat?l inançlar?n?n terk edilmesine raz? olmuyorlard?.Bunun için de hiddet ve şiddetlerini her geçen güün art?r?yor,hatta Müslüman vatanlar?n? terke bile zorluyorlard?.Daha beş sene öncesinde can-ciğer dost ve akrabalar?,konu-komşular?n? art?k amans?z düşman ilan etmişlerdi.
    _Ya inand?ğ?n?z Allah'a ibadeti terkedersiniz,ya da size olanca kin ve gayz?m?zla düşmanl?k eder,ölümlerden ölüm beğendirecek işkencelere maruz b?rak?r?z,diyorlard?.
    Bakal?m beş senedir say?lar? henüz k?rk? bile bulmayan bu yeryüzü Müslümanlar? böylesine korkunç ç?kIşa nas?l karş? koyacak,ne türlü sab?r ve feragat örneği vereceklerdi.Görünüşte gelişme çok yavaşt?.Senede on kişiy? dahi bulmuyordu iman edenlerin say?s?.Beş senedir k?rka ulaşamam?şlard?.Ama azl?k onlar? y?ld?racak,ümitsizliğe itecek değildi.Belki çelikten bir imanla her türlü bask?ya katlanacak,zulme göğüs gerecek ,k?tl?klar,göçler,hatta ölümler bile onlara korku vermeyecekti.
    Nitekim hanesini derhal Allah'?n Resulü'ne tahsis eden Erkam'da hiç bir çekinme görülmüyordu.Tam aksine bileniyor,bir gölge gibi Resulüllah'? takip ediyor,işaret ettiği yere gözünü k?rpmadan gitme sadakati gösteriyordu.

    Eğer insanoğlu edepten mahrum ise insan değildir.

    İnsanın hayvandan farkı edeptir.

    Gözünü aç ve Allah'ın bütün kelamına dikkat et.

    Ayet ayet bütün Kur'an'ın manası edeptir.

    Mevlana


  2. #2
    Pürheves bir_damla_nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    264

    Standart

    Ah o ev ki Daru'l Erkam?n evi..

    ihlas?n zirvede yaşand?ğ? yer.. ne çok isterdim orada olmay?
    'Lezzetleri tahrib edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz.'

  3. #3
    Pürheves Hatice_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    291

    Standart Seffâne Binti Hâtim (r.a)

    Seffâne Binti Hâtim (r.a)



    Rubeyyi binti Muavviz radıyallahu anhâ ilmî ve siyasî toplantılara katılan hanım sahâbîlerden... Medine’de İslâm’ın yayılmasına bilgisiyle, görgüsüyle hizmet eden bir hanımefendi... Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin evine gelip istirahat ettiği bir bahtiyar hanım!..

    O, Medineli olup Hazreç kabilesinin Beni Neccar koluna mensuptur. Babası Muavviz İbni Hâris’tir. Annesi Ümmü Yezid’dir.
    Rubeyyi babası ile birlikte müslüman oldu. Amcası Muaz İbni Hâris, Birinci Akabe görüşmesinde İslâm’la şereflenip Medine’ye geldiğinde kardeşi Muavviz İbni Hâris’de anlatılanlardan etkilenip müslüman olmağa karar verdi. Kızı Rubeyyi de, babasıyla birlikte kelime-i şehadet getirerek İslâm’ın ilklerinden oldular.
    Seffâne binti Hâtim radıyallahu anhâ cömertliği ile meşhur bir âilenin ferdi... Akıllı, zeki bir hanımefendi...

    Babasının cömertliği darb-ı mesel haline gelmiş olan Hâtim-i Tâî’nin kızı...

    Güzel konuşan, kendini ifadede acze düşmeyen, cesâret sâhibi bir hanım...

    Esir düştükten sonra İslâm’la buluşan ve kardeşi Adiy İbni Hâtim’in de müslüman olmasına vesîle olan bahtiyar bir hanım sahâbî!..

    O Yemen taraflarında yaşayan Tayy kabilesine mensuptur. Babası cömertliğiyle meşhur Hâtim-i Tâyî’dir. Akıllı bir kadın olan Seffâne binti Hâtim’in İslâm’la buluşması şöyle olmuştur:

    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz, hicretin dokuzuncu yılında Tayy kabilesi üzerine Hz. Ali (r.a) komutasında bir birlik gönderdi. Tayy kabilesinin meşhur putu Füls’ü yıkıp ortadan kaldırmasını istedi.

    Hz. Ali (r.a)’ın Tayy kabilesi topraklarına baskın düzenleyeceğini haber alan Adiy İbni Hâtim, aile efradını alarak Şam taraflarına kaçtı. Kızkardeşi Seffâne ise kabilesi içinde kaldı.

    Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin atlıları bu kabilenin topraklarına girince Hz. Ali (r.a) komutasındaki süvariler Tayy kabilesine bir gece baskını düzenledi. Hz. Ali (r.a) halka; “lâ ilâhe illallah” deyin canınızı ve malınızı kurtarın diye ilân ettirdi. Müslüman olanlara dokunulmadı. Kabilenin diğer fertleri toptan esir alındılar. Süvâri birliği bir çok esir alarak, ganîmet ve mallar elde ederek döndüler.

    Medine-i Münevvere’ye getirilen esirler Mescid-i Nebî’nin yanında bulunan esirlerin toplandığı yere kondu. İçlerinde Tayy kabilesinin reisi Adiy İbni Hâtim’in kızkardeşi Seffâne binti Hâtim de vardı.

    Seffâne akıllı zekî ve özgüvene sâhib bir kadındı. İslâm’a karşı kalbinde bir sıcaklık oluşmuştu. Zira sefer halinde iken, yol boyu gelirken kendisine kötü davranılmamıştı. Rasûlullah (s.a)’in atlılarından hiç bir sert ve kaba hareket görmemişti. İnsanlara şefkat ve merhamet ile muamele ettiklerine şahit olmuştu. Müslümanların bu davranışı ona çok tesir etti. İslâm’ın şefkat ve merhameti onun gönlünde iman nurunun parlamasına vesîle oldu.

    O Rasûlullah (s.a) ile görüşmek istedi. Efendimizin huzuruna çıkartıldı.

    Bir rivayete göre de Resûl-i Ekrem (s.a) efendimiz esirlerin bulunduğu tarafa doğru gelmişti de Seffâne hemen ayağa kalkıp müslüman olduğunu söyleyip kendisini tanıtmıştı. Şöyle ki:

    “Ya Rasûlallah! Ben Hâtem-i Tâî’nin kızıyım. Şüphesiz babam kendisine sığınanları korur, ihtiyaç sahiplerine yardım eder, açları doyurur, yemek yedirir, kendisinden bir şey isteyeni reddetmezdi.” dedi. Sözüne devam ederek:

    “Şimdi babam öldü. Kılavuzum, ortadan kayboldu. Bana lütufta bulun. Beni esaretten kurtarmanı senden rica ediyorum.” dedi.

    İki Cihan Güneşi efendimiz ona:

    “ – Senin kılavuzun kim?” diye sordu.

    O da:

    “ – Adiyy İbni Hâtim” dedi.

    Resûl-i Ekrem (s.a) efendimiz:

    “– Şu Allah ve Resûlünden kaçan Adiyy İbni Hâtim mi?” dedi ve yürüyüp geçti.

    Ertesi gün Rasûlullah (s.a) Mescidden dışarı çıktığında yine esirlerin toplandığı yerden geçiyordu. Seffâne binti Hâtim tekrar ayağa kalktı ve:

    “ – Ya Rasûlallah babam öldü. Elçi ortadan kayboldu. Bana yardım eyle. Esaretten kurtar. Memleketime gönder.” dedi.

    Fahr-i Kâinat (s.a) efendimiz Seffâne (r. anhâ)’nin bu samîmi isteğini yerine getirmek üzere şöyle cevap verdi:

    “ – Tamam. Fakat gitmekte acele etme. Kavminden güvenli bir kimse gideceği zaman bana haber ver.” buyurdu.

    Seffâne binti Hâtim (r. anhâ) İslâm’la şereflenişinin ve Resûl-i Ekrem (s.a) efendimizden izin çıkmasının sevinciyle döneceği günü beklemeye başladı.

    Nihayet memleketlerinden bir kervanın geldiğini duydu. Onlarla güven içerisinde gidebileceğini düşünerek hemen Fahr-i Kâinat (s.a) efendimizin huzuruna çıktı ve:

    “ – Ya Rasûlallah! Beni götürecek, güvendiğim insanlardan bir kervan geldi.” dedi.

    İki Cihan Güneşi efendimiz Seffâne binti Hâtim (r. anhâ)’ya bir deve hazırlattı. Ona yiyecek, içecek ve giyecek verdi. Türlü hediyelerle onu uğurladı.

    Seffâne (r. anhâ) samimi bir müslüman olarak memleketine dönüp ailesinin ve kabilesinin İslâm’a girmesini arzu ediyordu.

    Bunun için Şam taraflarına kaçan kardeşine ulaşmak üzere kervanla Suriye’ye gitti. Orada Adiyy İbni Hâtim’i buldu.

    Olan biten, başından geçen hadiseleri bir bir kardeşine nakletti. Anlatılanları dikkatle dinleyen Adiyy İbni Hâtim’de bir merak uyandırdı. Seffãne (ranhâ) Sözüne devam ederek Rasûlullah (s.a)’in şefkat, merhamet, afv ve mûsâmahasına, cömertliğine hayran kaldığını söyledi. Kendisine karşı nâzik davranışlarından, hediyelerle uğurlayışından bahsetti.

    Seffâne (r. anhâ) akıllı ve zekî bir hanım olduğu için kardeşi Adiy İbni Hâtim ona güvenirdi. Onun sözlerine değerlendirmelerine önem verirdi. Allah Rasûlünü görmüş birisi olarak kardeşine özel bir soru yöneltti ve:

    “ – Şu zâtın işi hakkındaki görüşün nedir?” dedi.

    Seffâne (r. anhâ) bu soru ile kardeşinin gönlünün İslâm’a ısındığını anladı. Eski inadının kalmadığını, kin ve öfkesinin söndüğünü düşündü. Adiyy İbni Hâtim’in onurunu okşayarak, tatlı dil ve yumuşak bir üslûbla onun aklına hitab ederek şöyle konuştu:

    “Vallahi ey kardeşim, senin ona acele iltihak etmeni düşünürüm. Ona süratle katılmanı uygun görürüm.

    Eğer o gerçekten bir peygamber ise ona önce giden için bir fazilet vardır. Ona tâbi olmakta başkalarının önüne geçmen senin için bir fazilet ve üstünlükdür.

    Eğer o bir hükümdar ise, onun sâyesinde Yemen’deki saltanatını kaybetmez, seçkin insanlar içinde kalırsın. Hor ve hakir bir duruma düşmezsin! Artık karar sana aittir!” dedi.

    Adiy İbni Hâtim’in kalbine çok tesir eden bu sözler onun zihninde yer etti. Onu düşünmeye sevk etti. İslâm’a yönelişini sağladı. İman nurunun kalbine girmesine ve gönlünde güzel ufuklar açılmasına vesîle oldu. Kızkardeşi Seffâne’ye cevap olarak:

    “ – Vallahi söylediklerin yerinde bir görüştür. Ben bu zâta gideceğim. O bir yalancı ise bana zarar vermez. Eğer doğru ise söylediklerini dinler, kendisine tâbî olurum!” dedi.

    Adiy İbni Hâtim hiç vakit kaybetmeden yola çıktı. Medine’ye geldi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin huzuruna çıktı ve kelime-i şehâdet getirerek İslâm’la şereflendi.

    Seffâne binti Hâtim (r. anhâ) akıllı, zekî hareketleriyle konuşmasının güzelliği ve ifadelerinin tesirli olmasıyla tanınmıştı. O, esâret hayatında gösterdiği cesaretle birlikte hem kendisi İslâm’ın nûruna kavuşmuş, hem de kardeşi Adiyy İbnî Hâtim’in bu nur halkasına girmesine vesile olmuştur.

    Allah ondan razı olsun.

    Cenâb-ı Hak cümlemize Seffâne (r. anhâ) gibi ince düşünceli, zekîce hareket edebilmeyi nasib eylesin. Bizleri dâima şerlere kilit, hayırla anahtar eylesin. Amin

    Eğer insanoğlu edepten mahrum ise insan değildir.

    İnsanın hayvandan farkı edeptir.

    Gözünü aç ve Allah'ın bütün kelamına dikkat et.

    Ayet ayet bütün Kur'an'ın manası edeptir.

    Mevlana


  4. #4
    Vefakar Üye Özgürlük - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    denizli
    Mesajlar
    427

    Standart

    binlerle amin..
    Allah böyle mübarek zatlardan razı olsun,,

    teşekkür edrim kardeşim güzel bir konu seçmişsiniz..

  5. #5
    Pürheves mesnevice - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    225

    Standart

    Allah onlar?n hat?r? için inşallah bizi affeder

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İnsanlar Hür Oldular, Ama Yine Abdullahtırlar!
    By YİĞİDO in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.07.11, 15:10
  2. Sahabe Mesleği...
    By İbrahim in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 13.06.11, 09:45
  3. Türkiye'de Okuyamadılar, Viyana'da Mimar Oldular
    By Meyvenin Zeyli in forum Eğitim
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 12.09.09, 11:19
  4. Nasıl Müslüman Oldular??
    By __tİryakİ in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.09.08, 19:30
  5. Nasıl Müslüman Oldular?
    By visal in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 28.12.07, 22:27

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0