Adem ARIKANLI

Çoğumuz zaman zaman mide ve bağırsak şişkinliğinden şikâyet etmişizdir. Bazen kalabalık ortamlarda, rahatsızlık veren gazı çıkartamadığımızda daha da rahatsız oluruz, utanır, sıkılır ve kıvranabiliriz. Dengesiz ve sağlıksız beslenmeden veya çeşitli hastalıklardan kaynaklanabilen karın ağrısı, gazlanma, gurultu ve ishal, sindirim sisteminde bir şeylerin yanlış gittiğinin habercisidir.


Rabb'imizin hayatî nimetler olarak verdiği gıdalardan hücrelerimizin istifade etmesi en başta sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına bağlıdır. Gıdalar sindirim kanalı boyunca ilerlerken uzun zincirli büyük moleküller, enzimlerle yapıtaşlarına kadar parçalanıp bağırsaklarda emilerek kan dolaşım sistemine geçer.

Önemli yanlışlarımızdan biri hızlı yemektir. Gıdalar sindirim için mideye gönderilirken her lokmayla 2–3 ml kadar hava yutulur, buna aerofaji denir. Normalde enzimler, gıdalar ve mide asidinin birbirine karışması için çalkalanma gerekir; bunun için az miktarda yutulan hava bu çalkalanmada faydalıdır. Fakat hızlı yemek yendiğinde fazla miktarda hava yutulur ve bu da midede şişkinlik meydana getirir. Hava, giriş-çıkış kapakları kapanan midenin üst kısmında biriktiğinden, göğüs boşluğuna doğru "taş oturmuş hissi" veren şişkinlik meydana gelir. Yutulan hava midenin belli bir miktarını doldurduğunda kan yoluyla ve mide çeperlerine yapılan baskıyla beyne "Yeter artık!" sinyali gönderilir.

GAZLARIN KAYNAKLARI
Ağızdan mideye giden hava, daha sıcak bir yere girdiğinden, hacmi genişler ve kötü bir ses çıkarsa da (geğirme) tekrar ağız yoluyla dışarıya atılabilir. Mide, kıvrılma ve sağılma hareketiyle kasılarak besinleri, açlık hâlinde de salgıları onikiparmak bağırsağına iter. Midede miktarı fazla olan gaz, bağırsaklara geçerken ses çıkar (mide gurultusu). Sağlıklı insanlarda yutulan havanın % 50'si kalın bağırsağa kadar gelebilir.

İnsanların bir kısmında genetik olarak bazı sindirim enzimleri eksik veya yetersiz olabilir. Karbonhidratlar ve selülozik lifler, ince bağırsaktaki enzimlerin yetersizliği veya yokluğunda, sindirilmeden kalın bağırsağa geçer. Çoğunluğu su olan malzemenin % 90'ı burada emilir. Geriye kalan dışkının bir mililitresinde dört yüz çeşitten fazla, 100 milyon ile bir trilyon arasında bakteri bulunur.1 Kalın bağırsakta bulunan bakterilerin % 99'u fermentasyon yaptığından kötü kokulu gazlar (amonyak, karbondioksit, yellenmeye kokusunu veren hidrojen sülfür, indol ve skatol) oluşur; % 1'i ise oksijenli solunum yapar. İnsanların üçte birinde metan gazı meydana gelir ve bu kişilerin gaitaları sulu olur. İki yaşından küçüklerde görülmeyen metan gazı bakterilerin metabolizma faaliyetleri ile ortaya çıkar.

Gazların bağırsaktan atılması, dışkılamadan bağımsız gerçekleşir. Günde ortalama 1000 ml (bir litre) civarında gaz, sindirim sisteminin son çıkışından ortalama 13–14 defada atılır.2 Atılan gazda azotun yoğun olması, aşırı gazın kaynağının yutulan hava olduğunu gösterir. Bakterilerin aşırı çoğalması durumunda, metan ve hidrojen gazlarındaki artışından meydana gelen basınç sebebiyle, gazların belli bir miktarı kana geçerek, akciğerlerden atılır. Bu durum, insanların nefesinden tespit edilebilir. Nefeslerinde yüksek konsantrasyonda hidrojen, karbondioksit ve metan bulunduğunda, kolona fazla miktarda karbonhidrat geldiği anlaşılır. Bazı insanlarda metan gazı meydana gelirken, bazılarında meydana gelmemesi dikkat çekicidir, metan gazı üreten bakterilerin varlığının büyük ihtimalle irsî olduğu düşünülmektedir.

Bazı besinler tüketildiğinde daha fazla gaz üretilir. Bu besinler arasında yağlı gıdalar, kuru baklagiller (fasulye, nohut, bezelye), sebzeler (lahana, kereviz, karnabahar, pırasa, brokoli), köklü sebzeler (soğan, havuç, turp) yanında muz, kayısı, mandalina gibi meyveler, kafeinli, alkollü, gazlı içecekler ve laktoz intoleransı (laktaz enziminin yetersizliği) olanlar için laktoz sayılabilir.3 Süt ve süt ürünlerinde bulunan laktoz, parçalanmazsa, ince bağırsakta birikir ve gaz oluşumu artar.4,5 Bir kişide gaz oluşmasına sebep olan gıdaların, başka bir kişide gaz oluşturmaması, tamamen kişiye has enzim ve bağırsak bakterilerinden kaynaklanmaktadır.

GAZLANMA ve ÇARELERİ
Sindirim sistemi faaliyetlerinin düzenli devam etmesi için belirli nispette bağırsak gazlarına ihtiyaç vardır. Vücudun sindirim sisteminde oluşan gazın uzaklaştırılması için geğirme ve yellenme bir ihtiyaçtır. Kalın bağırsağa gelen sıvıların büyük kısmı, uzun süre dışkılamama durumunda buradan emilerek kana geçer. Çıkış kısmına yakın olan dışkıdaki sıvı emildiğinden yumuşaklığını ve akışkanlığını kaybederken, gaz ile birlikte kalın bağırsak duvarlarını gerer ve kabızlık meydana gelir. İnsanların % 7'sinde geğirme, % 11'inde şişkinlik problemi görülür.

Bağırsak gazlarının normalden fazla olması, bazı hastalıkların belirtisi olabilir. Sık geğirti safra kesesi, reflü, mide fıtığı, gastrit, ülser gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarında görülür.6 Aşırı karın şişkinliği genellikle bağırsak adalelerindeki kasılmadan meydana gelen çalışma bozukluğundan olabilir. Bağırsakta iltihaplanma, kanser oluşumu ve karın ameliyatı geçirmiş kişilerde bağırsak yapışması, hazımsızlık, bazı enzim eksiklikleri, iltihaplanmalar ve karın şişkinliği görülebilir.7 Kötü kokulu gaz çıkarmaya kalın bağırsakta iltihaplanma ve buna bağlı hastalıklar, emilim bozukluğu, çölyak hastalığı vs. sebep olabilir.

Hipokrat: "Bütün hastalıklar bağırsaktan başlar. Bağırsak hasta ise vücudun geri kısmı da hastadır." demiştir. Kötü kokulu gaz çıkarma, birkaç gün sürüyorsa, kalın bağırsaktaki iltihaplanmadan olabilir. Eğer uzun süre (aylarca) devam ediyorsa, gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır. Fakat bu gazların hepsine kötü gözle de bakmamak gerekir. Bir çalışmada, bağırsaklarda fermentasyon neticesinde çıkan kokulu gazlardan ‘hidrojen sülfür'ün hücredeki mitokondrilerinin korunmasına ve bazı hastalıkların engellenmesine vesile olduğu tespit edilmiştir.8

Normalden daha fazla hava yutmayı alışkanlık hâline getiren insanlar, sindirim sisteminde olması gerekenden 4–10 kat fazla havayla baş etmek zorundadır. Hızlı yeme, ayakta su içme, sakız çiğneme, şeker gibi besinleri emerek tüketme, sigara içme, hızlı konuşma, ağzı açık uyuma, diş eksiklikleri ve takma dişler fazla hava yutmaya sebep olur. Ayrıca reflü hastalarının aşırı miktarda tükürük yutmaları, streslilerin farkında olmadan sık yutkunmaları da fazla hava yutmaya sebep olur. Sindirim sistemi üşütüldüğünde, gıda zehirlenmelerinde ve antibiyotik kullanıldığında bağırsak florası bozulduğundan aşırı gaz meydana gelebilir.

Gaz şikâyetleri olan kişilerin sıklıkla mide ve bağırsaklarında gaz hacmi arttığında ve bağırsak hareketleri hızlandığında, karında kramp şeklinde ağrılar ve şişkinlik görülür. Yürüyüş yapma, karnı sıvazlama ve eğilip kalkma hareketleri, bu şişkinliği gidermede faydalıdır. Laktoz intoleransı olan insanlarda yaş ilerledikçe gaz şikâyetleri arttığından, bu kişilere süt, sütlü tatlı ve dondurma tüketimini azaltmaları, yoğurt, peynir gibi mayalanmış süt mamullerini daha çok tüketmeleri tavsiye edilir.9

Sindirim sistemine giren havayı azaltmak için gıdalar iyice çiğnenmeli, yemek yavaş, telâşsız, stressiz ve az yenmeli; içecekler şişelerden ve pipetle değil, bardakla içilmelidir.10 Tamamen kurtulmak mümkün olmasa da, karvon, öjenol, mentol ve timol gibi gaz giderici maddelerce zengin olan dereotu, rezene, karanfil, zencefil, papatya, nane, tarçın, kekik gibi bitkilerin tüketimi faydalıdır.

Fizyolojik ve metabolik süreçlerin dışında meselenin bir de edep ve hayâ boyutu vardır. Bu hususta da Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) şu beyânı çok mânidârdır: "Allah'a karşı olabildiğince hayâlı davranın. Allah'a karşı edepli olan kimse kafasını ve kafasındakileri, midesini ve midesinin ihtiva ettiklerini kontrol altına alsın."11 Buradan anlaşılacağı üzere, her davranışın bir iradî ve terbiye yönü vardır. İnsana yakışan, bunu mümkün olduğunca kontrol altına almak, güç yetmediğinde ise kimsenin olmadığı ortamlara geçmektir.



DİPNOTLAR

1. Moncreff R. W. (1946): The chemical senses. New York: John Wiley, p. 76.

2. Slavin J, Levine A. S. (1986): Dietary Fiber and Gastrointestinal Disease. Practical Gastroenterology 10:4:19-24.

3. Gülşen, M. (2007): İrritabl Bağırsak Sendromu. Güncel Gastroenteroloji. 11: 98-121.

4. Heyman, M.V., MPH fort he Committee on Nutrition (2006): Lactose intolerance in infants, children, andadolescents, Pediatrics, 118(3), 1279-1286.

5. Pray, W.S. (2000): Lactose intolerance: The norm among the world's peoples. Am. J. Pharm. Educ, 64(2), 205-207.

6. Bausserman, M. Michail, S. (2005): The use of Lactobacillus GG in irritable bowel syndrome in children: adouble-blind randomized control tria. J. Pediatr . 147; 197-201.

7. Gülşen, M. (2014): Gastrointestinal Sistem ve Gaz, Güncel Gastroenteroloji. Ankara, 14/4

8. Research news - Rotten egg gas holds key to healthcare therapies - University of Exeter

9. Uz, E., Türkay C. (2006): İrritabl Barsak Sendromunda Gıda Alerjisi. Güncel Gastroenteroloji. 10.38-44.

10. Gülşen, M. (2014): Gastrointestinal Sistem ve Gaz, Güncel Gastroenteroloji. Ankara, 14/4

11. Müsned, 1/387