+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 22
Like Tree2Beğeni

Konu: Mübalağanın Zararı!

  1. #1
    Vefakar Üye yozgati - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2013
    Bulunduğu yer
    Alem-i Şehadet
    Mesajlar
    320

    Standart Mübalağanın Zararı!

    Mübalağanın Zararı!


    Mübalağa: Bir şeyi çok büyük veya çok küçük göstermek. Bir şeyi olduğundan fazla veya eksik göstermek.
    * Haddini aşmak. * Edb: Bir şeyi ifade ederken ya olduğundan fazla veya olduğundan çok noksan göstermek." Habbeyi kubbe, kubbeyi habbe yapmak." Manalarına Gelmektedir.

    Biz insanların aczimize, hüsn-ü zannımıza istinaden verdiğimiz sun’i ve hakiki olmayan verilen makamlarla kendisini o yüksek makamda kendini muhafaza etmek ve ona da hüsn-ü zanla bakanlar için mübalağlar olmakta yapılmaktadır.

    Bu yapılan hüsn-ü zan için tehlike büyüktür. Çünkü verilen makam-ı kazin olan yalancı makamla o abi, bu hoca, bu şeyhim.. gibi şeylerle ne derse desin o yukarıda bulunan makam-ı kazib sahibi direkt olarak kabul edilmektedir.

    Halbuki bize üstadımız diyor ki: “Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görünür. Yahut bâtılı hak görür. Evet, kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mehenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor.

    Hattâ benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyle ise her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın, mehenge vurunuz.

    Eğer altun çıktı ise kalbde saklayınız. Bakır çıktı ise çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz gönderiniz.[1]” bu gerçekten çok muazzam hakikatleri veciz bir suretle ifade edilmiş olan hakikat hazinesidir. Görüp, okuyup, anlayıp, tatbik edene.

    Daire-i Nuriyeye girmiş ve sokulmuş olan başka defterler, başka emeller sahibi olanlar var. Bu komiteye karşı üstadımız bizzat teyakkuza sevketmiş ihtiyati tedbirler uygulamıştır. Külliyatın bir çok yerinde bunu belirtip ifade etmiştir.

    Bu komiteye karşı ise bizler Nurculuğun Yolu olan Lahikalarla yürüyerek bu dehşetli zındıka, münafık ve saftirik hücumları geri püskürtebiliriz. Aksi halde bizleri keskin virajlarda şarampole yuvarlayacaklardır.

    Bu 3 kısmı tesbit, teşhis ve bertarafında lahikalar baştacımız ve mihmandarımızdır. Lahikasız hizmet eden denize yüzme bilmeden giren gibidir. Her an boğulmakla karşı karşıyadır.

    Farz edelim ki birisi çıksa bir yerden ders okuyup kafasına göre kalabalık ve kendisine hüsn-ü zanla bakan bir cemaate izahta bulunsa.. karşıında onlarda “bu abimiz bir bildiği vardır” derse, yanlış, yalan, iftira ve düzmece hezeyanlarını savurmaya devam ederken o şahsın sözlerini yutsa kabul etse üstadımın bu beyanlarına muhalefet etmez mi?

    Neticede nurculuktan hatta islamiyetten çıksa suç kimde?

    “Nev'-i beşerde envaen dalalete düşen fırkaların sebeb-i dalaletleri, imamlarının kusurudur.[2]” bu ifadeyi ben mi yanlış okuyorum, okuyupta görmeyenler mi görmüyor anlamıyorum.

    Sarih açık bir beyan ama bizler muhabbet gözüyle gözümüz kör olduğu için bu makam-ı kazib sahiplerine itimad edip. Abidir, hocadır bir bildiği varır deyip onun anlayışına girip üstadımızın anlayışında çıkmaktayız. Bu hal olunca Nurculuk sadece o anlayıştır şeklinde düşünüp okyanusun kapasitesini çay bardağına sığdırıyoruz. Bunun neticesinde ise sıkıntılar, taassublar, istibdadlar, kin, öfke, garez, iğbirar.. gibi şeyler tezahür etmektedir.

    Nurculuk kimsenin anlayışına sığmayacak kadar büyüktür. Kimsenin anlayışına sığacak kadar küçük değildir.

    Müteaddid mana mertebesi var olduğu kadar meşrebler vardır.

    Birisinin makam-ı kazibine aldanarak ona aldanmamak gerektir. Bir söz mü söyledi hemen bunu müteala ve muhakeme etmek gerekir. Hak mı batıl mı, altın mı toprak mı, itibara değer mi değmez mi?

    Ama bizlerde ne var abi dedi. Hoca dedi. Direkt içeri almaktayız. Ama üstadımız ne diyor biz ne yapıyoruz. Teoride biliyoruz ama uygulamada ise sıkıntı tezahür ediyor. Sonra bakıyoruz istikametli nur hizmetinden uzaklaşmış ne görür ne de görünür yerlere girmiş oluruz.

    Zaten zındıka konitesi ve münafıklar içeri girdiklerinde bu cemaatte müvazene ve istikametle bulunan kimler bunu tesbit eder ve bunlarla uğraşır. Genç ise bunu ifsada vakıf ise şehir şehir dolaştırıp yurt dışına ve içtimai ise ona muhtelif şekillerde tuzaklar kurarlar bunları tasfiye ederler.

    Bugün birisi makam-ı kazib sahibi olsa umum nur cemaatinin kaidesine muhalif bir şeyler beyan etse bizde buna ses çıkartmayıp bir şeyler demesek meslek-i nuriyeyi müdafaa etmesek bizler mes’ul oluruz.

    Belâgat yerine mübalagat ve yalan ve ifrat-perverane keşmekeşler..[3] içimizde var oldukça daha çok hezeyan sahipleri çıkacaktır ve hezeyanlara kapılarak istikametini kaybedecekler olacaktır.

    sîga-i mübalağa ile bir zalûmiyettir veya bir sarhoşluktur ve bir nevi divaneliktir." [4] bu mübalağa bir hastalıktır ama sebebi ise insanda var olan içindeki makamı bir aynada görmek isteğidir.
    sîga-i mübalağa ile cehûldür." [5] ve “Mübalağa ihtilâlcidir." [6]

    “meyl-ül mübalağa ile, hayali hakikata karıştırmaktır."[7] Mübalağa ile boyalanan sıbgalanan kimse aslen cahildir, cerbeze sahibidir yani hayal ve hakikatin arasını arasındaki çizgiyi, ayracı görememektedir.

    Mübalağa sahibi ve her şeyde mübalağa yapan adamın halini üstadımızın şu sözüyle ifade edelim: “O mübalağa ise; dağ tepesinde bir kartopu gibi yuvarlamakla tâ hayalin yüksek zirvesinden lisana kadar tekerlense, sonra lisandan lisana yuvarlanıp giderken kendi hakikatının çok parçalarını dağıtmakla beraber, her lisandan meyl-ül mübalağa ile çok hayalâtı kendine toplar, şape gibi büyür." [8] bu misal ne güzel ifade etmiş bu hakikati.

    Bir kar tanesi yuvarlanmaya başlayınca dağ eteğine indiğinde tane artık kocaman bir kütle olmuştur. Yani yanına mübalağacıları almış bir cemaat teşekkül etmiştir.

    Mübalağacıların durumu ise; cehl-i Mürekkebin hemşiresi ve nazar-ı sathînin annesi olan ülfet, mübalağacıların gözlerini kapatmıştır." [9] zırcahil, bilmediğini biliyorum zanneden, ülfet etmiş artık anlayışsızlaşmış, sadece yüzeysel okuyup hakikatin derinliklerine inmek gibi bir gayesi olmayan ve üstünkörü geçip taklitçilik makamında kalmış kendi nurcu kimliğini meşrebini olauşturamamış mübalağacıların durumudur.

    Birsi çıkıp bir fikir beyan ettiği zaman “hakkı tanıyan, hakkın hatırını hiçbir hatıra feda etmez. Zira, hakkın hatırı âlîdir. Hiçbir hatıra feda edilmemek gerektir!”[10] ve “Kimin hatırı kırılırsa kırılsın, yalnız hak sağ olsun.”[11]

    Ahir zamandayız hak batıl karması zamanı yani. Amma velakin bu karma içinde bizde karma olursak halimiz hrab olur. Kah dağ zirvesinde kah kuyu dibinde buluruz kendimizi. Nitekim üstadımız bu meselenin ehemmiyetine dair: “Gördüm ki, tünel kapısı yerine çok delikler görünüyor. O uzun şimendiferden o deliklere adamlar atılıyorlar.”[12] Ve “Ne Görür, Ne De Görünür Yerlere Sokulmuşlar. Perişan Olup Gitmişler.”[13] Yani çok yol var ama nereye gittiği belli olmayan çok yol vasıtaları var. Bu yollara sapıp istikameti kaybetmemenin yolu ve selametle yollardan geçip istikamete tutunmak ise “Ancak Bir Sultanla Çıkarsınız.”[14] Kaidesine tabi olmakladır.

    Birisi çıkar bu yazınla beni/bizi kastediyorsun derse derim ki o halde kendinden kork istikameti kaybetmişsin. Mizan ve müvazenen yok. Kendini düzelt olduğun yeri tahlil ve tashih et.

    Netice-i Kelam ise; “bir müfside, bir dessasa hüsn-ü zan edebilirsiniz. Delil ve akibete bakınız.”[15] ve “Hadd-i evsatı gösterecek, ifrat ve tefriti kıracak yalnız felsefe-i şeriatla belâgat ve mantık ile hikmettir.”[16]

    “Bu âhirzaman çok çalkalanıyor, bu fitne-i âhirzaman acib şeyler doğuracağını ihsas ediyor.”[17]
    Muhammed Numan ÖZEL


    [1] Münazarat ( 14 )

    [2] Mesnevi-i Nuriye ( 136 )

    [3] D.H. Örfi ( 38 )

    [4] Mektubat ( 266 )

    [5] Mektubat ( 332 )

    [6] Muhakemat ( 31 )

    [7] Muhakemat ( 32 )

    [8] Muhakemat ( 50 )

    [9] Muhakemat ( 49 )

    [10] Münazarat ( 15 )

    [11] D.H. Örfi ( 36 )

    [12] Sözler ( 326 )

    [13] Sözler ( 169 )

    [14] Mesnevi-i Nuriye ( 205 )

    [15] Münazarat ( 15 )

    [16] Muhakemat ( 27 )

    [17] Barla Lahikası ( 339 )

  2. #2
    Ehil Üye Ararad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.174

    Standart

    Şu alttaki iki satırınız ( size aitse tabi )Güzel ve doğrudur bana göre...
    Ben ve Sen dahil olmak şartı ile....

    " Nurculuk kimsenin anlayışına sığmayacak kadar büyüktür.
    Kimsenin anlayışına sığacak kadar küçük değildir. "

  3. #3
    Vefakar Üye yozgati - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2013
    Bulunduğu yer
    Alem-i Şehadet
    Mesajlar
    320

    Standart

    Alıntı Ararad Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şu alttaki iki satırınız ( size aitse tabi )Güzel ve doğrudur bana göre...
    Ben ve Sen dahil olmak şartı ile....

    " Nurculuk kimsenin anlayışına sığmayacak kadar büyüktür.
    Kimsenin anlayışına sığacak kadar küçük değildir. "
    evet dinlediğimiz okuduğumuz derslerden anladığımız budur. bir misal vereyim.

    Gül sadece kırmızı değildir. veya kırmızı renk sadece güle mahsus değildir.

    nurculuk üstadımızın ve varislerindan maada başka kimsenin anlayışına sığacak kdar küçük değildir.

    tüm anlayışlar nurculuktandır. ama bu anlayışlar bizzat nurculuk değildir.

  4. #4
    Ehil Üye Ararad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.174

    Standart

    Alıntı yozgati Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    evet dinlediğimiz okuduğumuz derslerden anladığımız budur. bir misal vereyim.Gül sadece kırmızı değildir. veya kırmızı renk sadece güle mahsus değildir.nurculuk üstadımızın ve varislerindan maada başka kimsenin anlayışına sığacak kdar küçük değildir.tüm anlayışlar nurculuktandır. ama bu anlayışlar bizzat nurculuk değildir.
    Bana göre Nur'un dairesi ve vazifesi " saffı evvel "in de anlayışından çok daha büyük.. Aksi halde o muazzam daireyi , tasavvurunuzdaki en büyük daireyi vermekle küçültmüş olursunuz...
    Hak ile iştigal etmezsen
    batıl seni istila eder...

    İ. Şafii.

  5. #5
    Vefakar Üye yozgati - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2013
    Bulunduğu yer
    Alem-i Şehadet
    Mesajlar
    320

    Standart

    Alıntı Ararad Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bana göre Nur'un dairesi ve vazifesi " saffı evvel "in de anlayışından çok daha büyük.. Aksi halde o muazzam daireyi , tasavvurunuzdaki en büyük daireyi vermekle küçültmüş olursunuz...
    saff-ı evvelin efradı değil. o efradın ittihadıyla mümkündür bu. ferdi olarak bakılırsa hata edilir. ama sadkatın kapısı onlar beraber olmaktan geçer

  6. #6
    Ehil Üye Ararad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.174

    Standart

    Alıntı yozgati Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    saff-ı evvelin efradı değil. o efradın ittihadıyla mümkündür bu. ferdi olarak bakılırsa hata edilir. ama sadkatın kapısı onlar beraber olmaktan geçer
    En küçük ve en az koşturan abi ve kardeşin ayakları altındadır başım. Onların hiç birine laf söyleme hakkına sahip değilim, öyle bir hakkı da kimse bana vermez.Şunu biliyor şunu düşünüyorum ; Nur camiasından düşse de , şeriat dairesinde kalmak şartı ile büyüğümdür, abimdir, kardeşimdir.. İslam kardeşliğini böyle bişiyorum.
    Hak ile iştigal etmezsen
    batıl seni istila eder...

    İ. Şafii.

  7. #7
    Vefakar Üye yozgati - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2013
    Bulunduğu yer
    Alem-i Şehadet
    Mesajlar
    320

    Standart

    Alıntı Ararad Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    En küçük ve en az koşturan abi ve kardeşin ayakları altındadır başım. Onların hiç birine laf söyleme hakkına sahip değilim, öyle bir hakkı da kimse bana vermez.Şunu biliyor şunu düşünüyorum ; Nur camiasından düşse de , şeriat dairesinde kalmak şartı ile büyüğümdür, abimdir, kardeşimdir.. İslam kardeşliğini böyle bişiyorum.
    sadakat ilmin ve her şeyin kıblesidir.
    AbdûlHâdi bunu beğendi.

  8. #8
    Ehil Üye Ararad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.174

    Standart

    Alıntı yozgati Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    sadakat ilmin ve her şeyin kıblesidir.
    Birilerini sadakat"siz" lik ile ittihamı ima etmek başlıbaşına bir facia .. Sizin gibi düşünmüyorum Numan bey.
    Hak ile iştigal etmezsen
    batıl seni istila eder...

    İ. Şafii.

  9. #9
    Vefakar Üye yozgati - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2013
    Bulunduğu yer
    Alem-i Şehadet
    Mesajlar
    320

    Standart

    Alıntı Ararad Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Birilerini sadakat"siz" lik ile ittihamı ima etmek başlıbaşına bir facia .. Sizin gibi düşünmüyorum Numan bey.
    Ben, havaya bir taş attım. kafasını taşa uzatan ve başını yaran varsa ben suçlu değilim.

    * elbise belli kimin bedenine olursa..

    * sadakatsiz davranıp insanları peşine takıp istikametten saptıran mı suçlu yoksa onun sadakatsiz davranışını söyleyen mi suçlu?

    * hüsn-ü zan perdedir, kusur göstermez görse de yüz tevil ile tevil eder.

    * ben isim filan vermedim. birelbise koydum yazımdan aklınıza birisi geliyorsa kimse o, o kişiden uzak durun.

    * katılmaya bilirsiniz. bakış açınıza göre değişir. meyveden, daldan, ağaçtan, çekirdekten nereye göre bakarsan.

    herbirisine cevap isterim.
    AbdûlHâdi bunu beğendi.

  10. #10
    Ehil Üye Ararad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.174

    Standart

    Havaya taş atmıyor, göz gez ve arpacık düzleminde direk kafaya nişan alıyorsunuz. Sonra da çıkıp " kafalarını uzattılar . Suçum ne ? " diyorsunuz. Kocaman bir tutarsızlık.

    ".... En yekule lehme AHİHİ meyta " Ikazına etraflıca bakmalısınız
    Konu Ararad tarafından (27.10.14 Saat 11:43 ) değiştirilmiştir.
    Hak ile iştigal etmezsen
    batıl seni istila eder...

    İ. Şafii.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Çayın Zararı Var mı?
    By konyali2007 in forum Sağlık
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 30.07.08, 13:48
  2. Tevekkülsüz Olmanın Zararı
    By Özgürlük in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 14.01.08, 21:52
  3. Haddi Aşmanın Zararı
    By Ebu Hasan in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 09.04.07, 00:32
  4. Sigara ve İçkinin Beyne Zararı
    By ademyakup in forum Sağlık
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.02.07, 17:11

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0