+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5
Like Tree1Beğeni
  • 1 tarafından Ararad

Konu: Bir Şey’in Tafsilatını Vermek

  1. #1
    Vefakar Üye yozgati - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2013
    Bulunduğu yer
    Alem-i Şehadet
    Mesajlar
    320

    Standart Bir Şey’in Tafsilatını Vermek

    Bir Şey’in Tafsilatını Vermek

    Bir şeyin müteaddit sıfatlarını zikretmek, o şeyin zihinlerde tecessüm etmesine ve akılda hazır ve hayalde mahsus olmasına sebep olduğuna işarettir. [1]

    Muhakkak ki hemen herkes kendi sahasında olan bir şeyin malumatını bilir. Karşısındakine bu malumatını aktarırken de şahsa göre aktarma yüzdesi değişmektedir.

    Maddi bir meselede mevzuun hakimi olan şahıs belki bu anlattıklarım benim rakibimin eline geçebilir diyerek malumatını yüzeysel üstünkörü anlatır aktarır. Bu sistemde düşünen birisi enaniyet sahibi egoisttir.

    Neden ? denilirse şayet buna denilecek söz şudur. Bu şahıs kendisi senelerini günlerini hayatının belirli bir kısmını vermiş ve bazı şeyleri anlamak mevkiinde bazı yerlere gelmiştir. Şimdi başkası da ya bu alanda onca zaman israfı yapacaktır ve daha önce bu egoist’in mevkiine gelecektir.

    Neden onca zaman çar çur edilsin ki?

    O egoist’in o mevzuda hakim olduğu malumata verdiği zaman kadar tasarruf yapıp neticeye daha kısa bir surette ulaşmasına neden engel olmaktadır. Belki bu halef konumunda olan şahıs onun hakikatını daha geliştirecek ve ileri gidecek veya bilinmeyen bir veçhesini keşfedecektir. Bu demiş olduğum gibi olunca helfein zihninde “muazzam bir bârika-i hakikatın zuhuru yaklaştığı iman ve itikadı, bizi teselli ediyor. [2]” diyerek aşk u şevk ile say u gayret edecektir. Ve “tesadüm-ü efkârdan ve tehalüf-ü ukûlden hakikat tamamıyla tezahür eder.[3]” kaidesinin şemsiyesi altına girerek onun saye’sinde gölgesinde çalışacaktır.

    Muhtelif fikirlerin mukayesinde bakış açısı farklarından anlamak ve izah etmek mevzuunda farklar bulunmasıyla ortaya daha mükemmel bir şey çıkmaktadır. Bunun için Risale-i Nur’u dikkat, tefekkür ve devamlı okumaya teşvikler Risale-i Nurun muhtelif yerlerinde mevcuttur.

    · Dikkat edersen görürsün,
    · Çalışırsan anlarsın,
    · Cüz'-i ihtiyarını bu emre sevk edersen Allah da muvaffakıyet verir.
    · Bulur ve bilebilirsin.[4]

    Bizler de Risale-i Nur Külliyatını tetkik ederken elde ettiğimiz malumatı isteyen herkese vererek başkalarının bizlerden daha ileri gitmesine vesile olarak bencillik yapmamış ve elde ettiğimiz hakaikin başka veçhesinin keşfine idrak edilmesine vesile oluruz. Başkalarının bizden daha ileri gitmesine Zımni muhalefet ve kıskançlık etmemiş oluruz.

    Belki zahirde böyle bir şey yoktur ama şu ikazı her daim hatırlamak gerekir ki: “Ehl-i ilmin bir kısmında, bir enaniyet-i ilmiye bulunur. Kendi mütevazi de olsa, o cihette enaniyetlidir. Çabuk enaniyetini bırakmaz. Kalbi, aklı ne kadar yapışsa da; nefsi, o ilmî enaniyeti cihetinde imtiyaz ister, kendini satmak ister.[5]” Biz hakikat mesleğinde yürüyen kimseler için bu enaniyet-i ilmiye çok tehlikelidir.

    Bilmeyerek çok zarar verir. Çok kimseleri bu yoldan çevirir. Yalnız kendisine okur yeri gelirsekeyfi isterse bu yüklendiği manaları satmaya çalışır. “Bir kardeş diyor dershaneye gittim yaşlı birisi kitap okuyor selam verdim yarım ağızla selamımı aldı. Sonra beni tanıyan birisi geldi dedi abi bu kardeş filan yerde çalışıyor. O yaşlı kimse kitabı bıraktı bana teveccüh etti gözlerinin içi gülmeye başladı. Bana değil çalıştığım yerle alakalı olduğu için alakadar oldu.” Dedi. Bu bağnaz ihtiyar sabunluklar hizmete çok zarar vermektedir.

    Bu sabunluk konumuna düşmemek için azami dikkat göstermek gerekir ki yol kaygan zemin gevşektir.

    Bahtiyar odur ki: malumatını esirgemez saklamaz.

    Sabunluk: Hizmet benim anladığım tarzdadır. Hizmet olacaksa benim dediğim olacak kanaatini taşıyanlardır.
    Selam ve dua ile
    Muhammed Numan ÖZEL


    [1] İşarat-üi İ’caz ( 61 )

    [2] Barla Lahikası ( 223 )

    [3] Mektubat ( 268 )

    [4] Barla Lahikası ( 306 )

    [5] Mektubat ( 426 )

  2. #2
    Ehil Üye Ararad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.182

    Standart

    Bağnaz, sabunluk rahle başındaki ihtiyar....

    " beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasa belalar sel gibi üzerinize yağacak ".

    ..İkazı ile anlıyoruz ki yaşlılara saygı esastır.
    Yaş ilerledikçe çocuk mizaçlaşan ayakları öpülesi değerlerimizi " sabunluk " olarak anlatmak burdan hiç güzel görünmüyor ...
    Yaptıları yanlışlıklar, onlara bağnaz, sabunluk deme hakkını bize vermez.

    M. Numan beyin bunu dikkate alacağını düşünüyorum...
    *SAHRA* bunu beğendi.
    Hak ile iştigal etmezsen
    batıl seni istila eder...

    İ. Şafii.

  3. #3
    Vefakar Üye yozgati - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2013
    Bulunduğu yer
    Alem-i Şehadet
    Mesajlar
    320

    Standart

    Alıntı Ararad Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bağnaz, sabunluk rahle başındaki ihtiyar....

    " beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasa belalar sel gibi üzerinize yağacak ".

    ..İkazı ile anlıyoruz ki yaşlılara saygı esastır.
    Yaş ilerledikçe çocuk mizaçlaşan ayakları öpülesi değerlerimizi " sabunluk " olarak anlatmak burdan hiç güzel görünmüyor ...
    Yaptıları yanlışlıklar, onlara bağnaz, sabunluk deme hakkını bize vermez.

    M. Numan beyin bunu dikkate alacağını düşünüyorum...
    Elcevab: öncelikle yazımın altında SABUNLUK nedir bunun ıstılahi manasını verdim. bunu okumadan yorum yaptı iseniz tekrar okuyun.

    saniyen:
    1- Bu zamanda terbiye-i İslâmiyenin noksaniyetiyle ve ubudiyetin za'fiyetiyle benlik, enaniyet kuvvet bulmuş. Tarihçe-i Hayat ( 620 )
    2- Lüb, kışrın zararına kuvvetleşir.
    Sözler ( 530 )
    3-Suret inceleştikçe, hakikat o nisbette kuvvet bulur. İş
    Sözler ( 530 )
    4-Cisim ihtiyarlanırsa, enaniyet genç kalır
    Mesnevi-i Nuriye ( 194 )

    bu ve bunun gibi mehazlara göre bakacak olursak insan hizmette harç olup yoğurulmazsa benim dediğim doğrudur düşüncesinde bir bağnazlık sergileyecektir ve benim tabirimle SABUNLUK OLACAKTIR. Metindeki manaya bakın en alttaki ıstılahi manaya bakın.


    HİZMETTE "R" GERİ VİTES YAZIMA DA NAZAR EDİN

  4. #4
    Ehil Üye Ararad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.182

    Standart

    Alıntı yozgati Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Elcevab: öncelikle yazımın altında SABUNLUK nedir bunun ıstılahi manasını verdim. bunu okumadan yorum yaptı iseniz tekrar okuyun.saniyen:1- Bu zamanda terbiye-i İslâmiyenin noksaniyetiyle ve ubudiyetin za'fiyetiyle benlik, enaniyet kuvvet bulmuş. Tarihçe-i Hayat ( 620 )2- Lüb, kışrın zararına kuvvetleşir. Sözler ( 530 )3-Suret inceleştikçe, hakikat o nisbette kuvvet bulur. İşSözler ( 530 )4-Cisim ihtiyarlanırsa, enaniyet genç kalırMesnevi-i Nuriye ( 194 )bu ve bunun gibi mehazlara göre bakacak olursak insan hizmette harç olup yoğurulmazsa benim dediğim doğrudur düşüncesinde bir bağnazlık sergileyecektir ve benim tabirimle SABUNLUK OLACAKTIR. Metindeki manaya bakın en alttaki ıstılahi manaya bakın.HİZMETTE "R" GERİ VİTES YAZIMA DA NAZAR EDİN
    Değerli yazılarınızdan istifade ediyorum M. Numan bey.
    Hem ; hizmet hususunda sizlere tavsiyerde bulunmak haddime düşmediğini de biliyorum.

    Söylemek istediğim şundan ibaret ;
    benim gibi algı bozukluğu sıtması geçirenler'e bile, terimlerinizdeki ıstılahatları seçerken
    "rayıhayı tayyibe "
    kelimelerden seçmeniz.
    Takdir edersiniz ki " ettahribul eshel ".

    Malumunuz olduğu üzre ;

    " lafızların tebeddülü ile mana tebeddül etmez . "...

    FİEMANİLLAH ...
    Hak ile iştigal etmezsen
    batıl seni istila eder...

    İ. Şafii.

  5. #5
    Vefakar Üye yozgati - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2013
    Bulunduğu yer
    Alem-i Şehadet
    Mesajlar
    320

    Standart

    Alıntı Ararad Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Değerli yazılarınızdan istifade ediyorum M. Numan bey.
    Hem ; hizmet hususunda sizlere tavsiyerde bulunmak haddime düşmediğini de biliyorum.

    Söylemek istediğim şundan ibaret ;
    benim gibi algı bozukluğu sıtması geçirenler'e bile, terimlerinizdeki ıstılahatları seçerken
    "rayıhayı tayyibe "
    kelimelerden seçmeniz.
    Takdir edersiniz ki " ettahribul eshel ".

    Malumunuz olduğu üzre ;

    " lafızların tebeddülü ile mana tebeddül etmez . "...

    FİEMANİLLAH ...
    Aziz Kardeşim!

    öncelikle OKUYUP KANAAT BELİRTTİĞİN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.

    Evvela: Algı tabiri uydurukça olan bir tabirdir. kimileri kendilerince bunu izah etmeye çalışmış. mesela:
    Algı, psikoloji ve bilişsel bilimlerde duyusal bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesi anlamına gelir.[1]
    Algı, duyu organlarının fiziksel uyarılmasıyla oluşan sinir sistemindeki sinyallerden oluşur.[2]
    Örneğin, görme gözün retinasına düşen ışıkla, işitme kulağa gelen ses ile oluşur. Algı bu sinyallerin pasif bir şekilde alınması değil değildir.Öğrenme, hafıza ve beklenti ile şekillenebilir.[3]
    Algı, bu "yukarıdan aşağıya etkileri" kapsadığı gibi duyusal girdinin "aşağıdan yukarıya" işlenmesini de içerir.[3] "Aşağıdan yukarıya işlemler", basitçe, düşük seviye bilgi kullanılarak daha yüksek seviyede bilginin (örneğin nesne tanımada şekiller) oluşturulmasıdır. Yukarıdan aşağıya işlemler ile kastedilen, kişinin kavram ve beklentilerinin algıyı etkilemesidir. Algılama, sinir sisteminin kompleks işlemlerine dayanır, ancak bilinçsel farkındalığın dışında gerçekleştiği için çoğu zaman kişilere zahmetsizce gerçekleşir gibi gelir.[2]

    Deneysel psikolojinin, 19. yüzyılın sonlarına doğru yükselişinden beri psikolojinin algı anlayışı çeşitli teknikleri birleştirerek ilerledi. Psikofizik, fiziksel nitelikleri değişen girdinin algı üzerine etkisini ölçerken, Duyusal nörobilim algının arka planındaki beyin mekanizmalarını inceler. Algı sistemleri (işledikleri bilgi açısından) hesaplamalı olarak da incelenebilir. Felsefe, algı ile ilgili olarak; ses, koku gibi duyusal niteliklerin ne dereceye kadar algılayanın zihni yerine nesnel gerçeklikte var olduklarını inceler. Duyular geleneksel olarak pasif alıcılar olarak düşünülmesine rağmen, yanılsama ve illüzyon üzerine çalışmalar beynin algısal sistemlerinin aktif ve bilinç düzeyine çıkmadan girdilerinden duyu oluşturmaya çalıştıklarını gösterdi. Halen, algının ne derece aktif bir hipotez test süreci olduğu veya gerçekçi duyusal bilginin bu süreci gereksiz kılıp kılmayacağı tartışma konusudur.
    Beynin algısal sistemleri, insanların çevrelerindeki dünyayı, duyusal bilgileri eksik ya da değişken olsa bile, kararlı görmesini sağlıyor. İnsan ve hayvan beyinleri farklı bölgeleri farklı duyu bilgilerini işleyecek şekilde kısımlı bir yapıya sahiptir. Bu kısımlardan bazıları duyusal harita şeklini alır. Bu farklı kısımlar birbirleriyle bağlantılıdır ve birbirlerinden etkilenir. Örneğin, tatma duyusu kokudan güçlü bir şekilde etkilenir.

    bu izahlar yukarıda verilmiş. bunlar Dimağın 7 mertebesi olan tahayyül, tasavvur, taakkul, tastik, izan, iltizam, itikad bu yedi mertebeye verilen uydurukça bir isimdir ALGI. bu algı tabirinin yerine fehmetmek, anlamak kelimelerini kullansak daha iyi olur. şayet isterseniz bu 7 mertebeye dair de bir konu açıp müzakere ederiz.

    Baki selamlar

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Oy Vermek Günah mıdır?
    By Neml in forum Fıkıh
    Cevaplar: 83
    Son Mesaj: 08.11.16, 12:37
  2. Fetva Vermek
    By cihaderi in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.12.07, 19:52
  3. Ders Vermek mi?
    By ozlem in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 07.12.07, 15:04
  4. Fıkra: Kan Vermek
    By elff in forum Mizah
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 20.04.07, 22:13

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0