+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3
Like Tree2Beğeni
  • 1 tarafından Bir Müslüman
  • 1 tarafından Ashab-i kehf

Konu: Risale-i Nur İlham Mahsülüdür

  1. #1
    Dost Bir Müslüman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2014
    Mesajlar
    5

    Exclamation Risale-i Nur İlham Mahsülüdür

    RİSALE-İ NUR İLHAM MAHSÜLÜDÜR

    بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
    اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰ لِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ
    اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ

    Risale-i Nur, Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin şahsî ilhamının mahsulü değildir; Kur’an’dan ilham olunan hakikatlerdir.

    Evet, Risale-i Nur’daki ekser hakaik, ayat-ı Kur’aniyyeden mülhem ve muktebes olarak Müellif-i Muhterem’in kalbine tulu’ etmiş, O da bu hakaika ve esrara tercüman olmuştur. Tabir-i diğerle, Risale-i Nur’un menbaı ve me’hazı Kur’an’dır. Haşa Müellif-i Muhterem oturmuş, düşünmüş, hayal etmiş, daha sonra kendi ilmî gücünü ve kabiliyetini kullanarak bu eserleri kaleme almış değildir. Belki doğrudan doğruya sırr-ı verasete ve külli ve şümullü ilhama mazhar olarak bu eserleri te’lif etmiştir. Her bir mes’ele-i imaniyenin izah ve isbatı için iki yüz ayet-i Kur’aniye, izn-i İlahi ile imdadına gelmiş, yani o mes’ele o kadar ayattan tereşşüh etmiştir. Risale-i Nur’da geçen “Yazdırıldı.” gibi tabirler, “Kur’an’dan bana ilham olundu.” manasındadır. Demek yazılan herbir mes’ele-i imaniye, ayat-ı Kur’aniyenin menbaından süzülüp gelen reşahattır. Risale-i Nur’da geçen bazı mesail de nakildir. Bu nevi mesail azdır.

    Keza Risale-i Nur, Kur’an’ın bu asra bakan i’caz ve esrarını ve altı erkân-ı imaniye ve beş esasat-ı İslamiyeye dair hakaiki beyan eden manevî bir tefsir-i Kur’anî’dir. Haşa Risale-i Nur ne vahiydir, ne de vahyin yerine geçmiştir. Belki vahyin hadimidir. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri de haşa peygamber değildir. O Zat-ı Muhterem’in ifadesiyle; “Risale-i Nur, Kur’an’dan ve hadîsten sonra en mühim hüccet-i imaniyedir.”

    Kur’an, umum nev-i beşere hitab eden bir Kelam-ı İlahî’dir. Her müstaid, kabiliyetine göre o menba-ı hakaikten nasibini alır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri de bir müfessir olması hasebiyle, kabiliyetine göre izn-i İlahi ile o hakaikten bazı manaları massederek “Risale-i Nur Külliyatı” adı altında ümmete tebliğ etmiştir. Demek O Zat, bu asırda hakaik-i Kur’aniyenin bir mübelliği, bir dellalı ve bir tercümanıdır ve Resul-i Ekrem (sav)’in varisidir. Risale-i Nur’un pek çok yerinde bu mes’ele izah edilmiştir. Nümune olarak Bediüzzaman Hazretlerinin bazı cümlelerini aynen naklediyoruz:

    “Risale-i Nur'un menbaı, madeni, esası da Kur'andır.”( Tarihçe-i Hayat - 492)

    “Risale-i Nur, Kur'anın hakikî bir tefsiri ve hakikatının bir tercümanı ve mes'elelerinin bürhanıdır.”( Şualar - 685)

    “Risale-i Nur doğrudan doğruya Kur'anın bahir bir bürhanı ve kuvvetli bir tefsiri ve parlak bir lem'a-i i'caz-ı manevîsi ve o bahrin bir reşhası ve o güneşin bir şuaı ve o maden-i ilm-i hakikattan mülhem ve feyzinden gelen bir tercüme-i maneviyesi olduğundan onun kıymetini ve ehemmiyetini beyan etmek Kur'anın şerefine ve hesabına ve senasına geçtiğinden, elbette Risale-i Nur'un meziyetini beyan etmekliği, hak iktiza eder ve hakikat ister, Kur'an izin verir.”
    ( Şualar - 686)

    “Cenab-ı Hakk'ın rahmetiyle kalbime geldi ki: Bu muhtelif turukların başı ve bu cedvellerin menbaı ve şu seyyarelerin güneşi, Kur'an-ı Hakîm'dir. Hakikî tevhid-i kıble bunda olur. Öyle ise, en a'lâ mürşid de ve en mukaddes üstad da odur. Ona yapıştım. Nâkıs ve perişan istidadım elbette lâyıkıyla o Mürşid-i Hakikî'nin âb-ı hayat hükmündeki feyzini massedip alamıyor; fakat ehl-i kalb ve sahib-i halin derecatına göre o feyzi, o âb-ı hayatı yine onun feyziyle gösterebiliriz.

    Demek Kur'andan gelen o Sözler ve o Nurlar, yalnız aklî mesail-i ilmiye değil; belki kalbî, ruhî, hâlî mesail-i imaniyedir ve pek yüksek ve kıymetdar mearif-i İlahiye hükmündedirler.”
    ( Mektubat - 356)

    Risale-i Nur’un birinci muhatabı ve talebesi olan Hacı Hulusi Bey’in konu ile alakalı gelecek sözlerini aynen naklediyoruz:

    * Üstad Hazretleri, Risalelerin te’lif zamanında: “Bakarım bir mes’ele-i imaniye kalbe geldiği vakit, iki yüz âyât-ı Kur’âniyye birden imdada geliyor.” diyordu.
    * Üstâd Hazretlerinin ders okumak ve okutmak husûsundaki usûlünü ileri sürerek, Hacı Hulusi Bey’in ders ve sohbet ve müzâkere usûlü ona uymadığı için kabûle yanaşmak istemeyen ve “Ben de O’nu (Üstad Hazretlerini) taklîd edeceğim.” diyen bir Zat’a Hacı Hulusi Bey’in verdiği cevaptan bir kısım:
    “Üstâd Hazretleri, müelliftir. Eserler, ilhâm mahsûlüdür. O Zât, Kadîr ve Hakîm-i Mutlak olan Ellah’ın izni ile ve Hakîm ismine mazhar olarak, bu hizmete sevk edilmiştir. “Bir mes’ele-yi îmâniyye kalbe gelse, bakarım iki yüz âyet birden imdâda geliyor. Yâni gönderiliyor.” dediğine bizzât şâhid olduğum bir Zât’la, yâni sırr-ı i'câz-ı Kur'ân’ı dâimâ almaya ve vermeye müheyyâ bir ma'nevî radyo istasyonu hâlindeki Zât’la, nasıl kendimizi kıyâs edebiliyoruz?”
    * Yine bir gün Üstad’ı ziyarete gittim. Normal sohbet edi*yorduk. Konuşurken doğu şivesiyle konuşurdu. Tasdik et*tiği bir şey için, “Beli kardaş!” derdi. Birden Üstad’ın tavrında bir değişiklik oldu, hemen iki dizinin üzerine doğruldu. Ya*nında kâtip görevi gören bir-iki kişi vardı. Muvazzaf bir ko*mutan edasıyla onlara kâğıt kalem getirip yazmalarını emret*ti. Üstad’ın sesi soluğu tamamen değişmişti.

    Artık fevkalade akıcı bir üslupla seri bir şekilde ve mü*kemmel bir Türkçe ile konuşuyor ve konuştuklarını yazdırı*yordu. Ben yanı başındaydım. Sanki Üstad’ın içinde bir de*re çağlıyor da, o deredeki çakıl taşları birbirine çarparak hoş bir sada çıkarıyordu. Hatta bir an için kendimi bir derenin kenarında hissettim. Yazdıracakları bitince tekrar normal hale döndü.

    Ben merak etmiştim. Üstad’a rahat soru sorardım. İçindeki o sesin ne olduğunu ve nereden ileri geldiğini sordum. Ver*diği cevap çok manidardı:

    “Keçeli, bir mesele-i imaniye yazdırmaya başladığımda, içimde en az iki yüz ayet-i kerime o imani meselede yer al*mak için birbiriyle çarpışır!” dedi.


    Hâdimu’l-Kur’an
    Muhammed DOĞAN
    (Molla Muhammed el-Kersî)
    Ashab-i kehf bunu beğendi.

  2. #2
    Pürheves Ashab-i kehf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2014
    Mesajlar
    239

    Standart

    Cenab-i hak ustadimizdan ebeden razi olsun.
    Bir Müslüman bunu beğendi.
    Evet, tam münevverü’l-kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimâldir ki, onu korkutmaz. Belki hârika bir kudret-i Samedâniyeyi, lezzetli bir hayret ile seyredecek. Bediüzzaman(ra)

  3. #3
    Dost Bir Müslüman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2014
    Mesajlar
    5

    Standart

    Amin...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sudan Alınan İlham..!
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.11.11, 16:42
  2. Risale-i Nur'un Ekserisi İlham mıdır?
    By uçanüniversiteli in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 29.07.09, 16:45
  3. Risale-İlham?
    By yahyakusoglu in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01.12.08, 17:02
  4. Risale-i Nur'da İlham
    By asayı_musa in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 25.11.07, 19:47
  5. Arı & İlham & Rububiyet
    By purkusur in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.04.07, 21:19

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0