Tahakküm ve Neticesi

TAHAKKÜMHüküm. den) Tekebbür, zorbalık etmek. Zorla hükmetmek.·Yüksek tabakadan aşağı tabakaya merhamet, ihsan, taltif yerine zulüm ateşleri, tahakkümler, şimşek gibi tahkirler yağıyor." (İ: 45)·“Tahakküm ve tagallüb etmek, faziletsizliktir." (L: 171)·“Yoksa yukarıdan avamın başına zulüm ve tahakküm iner, avamdan zenginlere karşı kin ve isyan çıkar." (M: 274)·“Hem nasılki bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabetkârane uğraşmaz, birbirinin önüne tekaddüm edip tahakküm etmez, birbirinin kusurunu görerek tenkid edip sa’ye şevkini kırıp atalete uğratmaz." (L: 160)·“Eğer zerre mikdar bir taarruz, bir tahakküm karışsa; o fabrikayı karıştıracak, neticesiz akîm bırakacak." (L: 161)·tahakküm ve tagallübü kaldırmak düsturu, (L: 170)·“Onun için bütün kuvvetimle adalet-i tâmme lehinde, zulüm ve tagallübün ve tahakküm ve istibdadın aleyhindeyim." (L: 170)·“Evet imanlı fazilet, medar-ı tahakküm olmadığı gibi, sebeb-i istibdad da olamaz." (L: 171)·“Ezcümle; şimdiki hükûmetin kanununda, vazife haricinde bir meziyeti, bir fazileti kendine takıp, onunla bir kısım millete tahakküm edip nüfuzunu icra etmek, müsavat esasına istinad eden cumhuriyetin bir düsturuna münafîdir." (L: 172)·“Halbuki bu Cumhuriyetler devrinde tahakküm ve tegallübü kaldırmak düsturu var." (L: 401)·“Tahakküm altındaki serbestiyetten dahi nefret ettim." (Ş: 395)Tahakkümün ibka edilebileceğine dair üstadım: “Üçüncü Nükte: Evet kahr u cebr ile zâhirî bir hâkimiyet, sathî bir tahakküm, kısa bir zamanda ibka edilebilir." (İ: 109)Allahın fiillerine karışmak da tahakküm ile olduğuna dair:“Kezalik insan-ı gafil, kendi şahsına ait edna, cüz’î bir tanzimden âciz olduğu halde gururuyla, hayaliyle Cenab-ı Hakk’ın ef’aline tahakküm ile el uzatıyor." (Ms: 128)Tahakküm Yanlıştır: “Evet bir padişahın doğru bir hizmetkârı, bir çobanıntahakkümüne tenezzül etmez." (Mü: 23)Bir Yerde Bir Makamda Bir Yerin Müdebbiri Olan Kimsenin Bilmesi Gereken: “hakikatıyla, memuriyet bir hizmetkârlıktır; bir hâkimiyet ve benlik için tahakküm âleti değil." (Em: 173)·tahakkümü altına girmek; elbette Nur talebesinin kârı değil." (Em: 49)·tahakküm ve istibdad ile başkasını tezlil etmemek" (H: 61)·“Tahakküm etmemek şarttır." (Mu: 28)·“Nefis, eğer muvakkat bir ayın gündüz zamanında ta’til-i eşgal etmezse; o fabrikanın hademelerinin ve o cihazatın hususî ibadetlerini onlara unutturur, kendiyle meşgul eder, tahakkümü altında bırakır." (M: 403)·“Yine görüyoruz ki; masum, mütedeyyin, fakir mazlumlar zahmetler, zilletler, tahkirler, tahakkümler altında can veriyorlar." (İ: 58)·“Tekebbür ve tahakküm değildir." (Mü: 24)·“Dünyaca havas tanılan insanlardaki meziyet, sebeb-i tevazu ve mahviyet iken, tahakküm ve tekebbüre sebeb olmuştur." (STİ: 84)·“Bir bîçareye tahakküme dahi, o hizmetkâr tenezzül etmez." (Mü: 23)Hatalara Karşı Nasıl Davranılmalı: “Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır." (M: 263)Tahakküm İle Hiçbir Şey Değiştirilemez: “Çünki İngiliz ikiyüz sene zarfında tahakküm ettiği iki yüz milyon İslâm’dan iki yüz adamı Purutluğa çevirememiş ve çeviremez." (Em: 208)·biz onlara hakikî hâkim olamayız, tahakkümümüz altında tutamayız." (Em: 223)·“Elhasıl: Sekiz-dokuz ayda gazetelerin heyecan verici neşriyatıyla ve fırkaların cem’iyetlere fedai yazmakla ve inkılabı vücuda getiren zevatıntahakkümatıyla ve itaat-ı askeriyeye münafî olan hürriyet-i mutlaka efrada sirayetle ve âdâb-ı diniyeye muhalif zannettikleri şeyleri bazı dikkatsizlerin efrada telkinatıyla ve itaat bozulduktan sonra müstebidler, cahil mutaassıblar, dinde hassas, muhakeme-i akliyede noksan olanlar iyilik zannı ile o bataklık zeminde tohum ekmeğe başlamasıyla ve devletin umum siyaseti cahil efradın elinde kalmakla ve bir milyona yakın fişenk havaya atılmakla ve dâhil ve hariç müddeîler parmak vurmakla ortalık anarşistlik haline girdiğinden bu hâdisenin" (D: 38)Hürriyet Ve Tahakküm Birbirine Zıttır: “Ve illâ hürriyet var,tahakküm yoktur." (Mu: 143)·“Ve bu hapis dahi, haricinde hürriyetsiz tahakkümler altındaki serbestiyetten yüz derece daha rahat, daha faidelidir." (L: 260)·“Şimdi o kadar manasız, lüzumsuz tahakkümler içinde hayat bana gayet ağır gelmiş, yaşayamayacağım." (Ş: 392)“Belki hürriyet budur ki: Kanun-u adalet ve tedibden başka, hiç kimse kimseye tahakküm etmesin." (Mü: 21)·Zira rabıta-i iman ile Sultan-ı Kâinat’a hizmetkâr olan adam, başkasına tezellül ile tenezzül etmeye ve başkasının tahakküm ve istibdadı altına girmeye, o adamın izzet ve şehamet-i imaniyesi bırakmadığı gibi; başkasının hürriyet ve hukukuna tecavüz etmeyi dahi o adamın şefkat-i imaniyesi bırakmaz." (Mü: 23)Tahakküm Cehalettendir: “Elhasıl: Şedid bir istibdad ve tahakküm, cehalet cihetiyle şimdi hükümfermadır." (D: 43)·Ben eskiden beri tahakküme ve terzile karşı boyun eğmemişim." (Em: 241)·Tahakkümün neticesi şirktir: “Hem şerikler "müstağniyetün anha" ve "mümteniatün bizzât" yani hiç onlara ihtiyaç olmadığı gibi, vücudları muhal oldukları halde onları dava etmek, sırf tahakkümîdir." (S: 607)·“Hem kâinatın mevcudatında şerik-i uluhiyet için hiçbir delil, bir emare ve onlara dair aslâ ve kat’â bir işaret, bir alâmet olmadığından bunları tevehhüm etmek, sırf tahakkümîdir." (BMs: 130)·Hakikatı Anlamayan Tahakküme Girer: “O eski hikmetin dâhî hükemasının şaşaalı ifadeleri, nev-i beşeri çok asırlar müddetincetahakkümleri altında tutmuşlar." (L: 66)Meşveret Tahakküme Karşıdır: “Hem de meşrutiyet-i meşrua denilen dünyada beşer saadetinin bir sebebi ve hâkimiyet-i milliyeyi temin ile makina-yı hayatın buharı olan hürriyetteki irade-i cüz’iyeyi, istibdad vetahakkümün belasından kurtaran meşveret-i şer’iyenin mayesiyle mayalandıran meşrutiyet-i meşrua, sizi herkes gibi imtihana davet ediyor ki, sinn-i rüşde bülûğunuzu ve vâsîye adem-i ihtiyacınızı görmek" (D: 52)Tahakküm Zulümdür: “Veya Türkleşmiş sair unsurdan olan ve bu vatanda mevcud ırkçılık ve unsurculuk damarıyla bir ecnebiye istinad ile masum Türk milletini tahakkümleri altına alacaklar." (Em: 207)adamların tahakkümlerini çekmeğe iktidarım yok." (Ş: 392)garazkâr bir hafiyenin veya âdi bir polisin tahakkümü altında azab vermekten ise, idam edilmesini daha evlâ görür." (Ş: 457)Tahakküm olmamalı: “İkinci düstur: Rekabetsiz, tahakkümsüz, gıbtasız, ataletsiz, hakikî bir tesanüd ile, faaliyetlerini umumî maksada tevcih ederek çalışan bir fabrikanın çarkları gibi olmalısınız, der." (L: 399)Tahakküm Düşman Eder: “Şimdi ise, en ziyade birbirine muhtaç ve birbirinden mazlum ve birbirinden fakir ve ecnebi tahakkümü altında ezilen anasır ve kabail-i İslâmiye içinde, fikr-i milliyetle birbirine yabani bakmak ve birbirini düşman telakki etmek, öyle bir felâkettir ki, tarif edilmez." (M: 323)Tahakküm Eden Başkasıyla Görüşmez: “Eskiden beri fıtratımda tahakkümü kaldıramadığım için dünyaya karşı alâkamı kesmiştim." (Ş: 392)Lahikalar Neden Yazıldı: şeriat âleme gelmiş, tâ istibdadı ve zalimane tahakkümü mahvetsin." (D: 14)Mahza Risale-i Nur’dan derleme olan bu yazı Statüko ve Fert Hakimiyetinin Zararı ve Ne olduğuna dair izahat olup. Beyan üstadıma aittir.Fert hakimiyetini Bediüzzaman Said Nursi kendisi cemaatin şahs-ı manevisini öne çıkartmakla kaldırmış olup bu tarzı asr-ı saadetten almıştır. Lakin o Bediüzzamanın; cahil, kaba ham sofi, bağnaz, geçimsiz, uyumsuz, tutucu, inat.. olan bazı tabeiyet iddia eden şahıslar tekrar fert hakimiyetini ortaya koymak isteyerek kendini ortaya koymak sözünün dinlenmesini istemektedir. Fert hakimiyeti: benim dediğim olacak, benim dediğim doğrudur, ben bilirim edasında olan toy veya kaşarlanmış kimseler her meslek ve meşrebde var olan kimselerdir. İnat bunların temel karekteridir. Bir yerde müdür, sözü geçen, bir cemaatte vakıf, müdebbir, sözü geçen kimseler de dahildir.Bu mütahakkim kimseler o işten çekilmesiyle o tahakküm altında olan kimselerin yaptıkları iş birden parlamaktadır. Bunu aynelyakin derecesinde bir ilmenyakinle bilmekyetiz görmekteyiz.

Allahım ya bunları bu hasletten vazgeçirsin

veya cemaati bu admlardan kurtarsın!

Amin amin amin

Selam ve Dua ile

Muhammed Numan ÖZEL