Nurculukta Meşreblerin Mezheb Tev’emliği (Tefekküridir!)
Ve Vehhabîlik damarı, hiçbir cihette Nur'un hakikî şakirdlerinde olmamak lâzım! [1]
Her Şeyin Bir Râfızîsi Var.[2]

Ehl-i Sünnet: Sahabe ve onlara tâbi' olanların mezhebi ve o mezhepte olan.
Râfizi: Rafıza fırkasından olan. Hazret-i Ebu Bekir'in ve Hazret-i Ömer'in (R.A.) halifeliklerini kabul etmeyenlerden olan.
Şia: İfrat ve tefrit ve dünyevi sebebler yüzünden Ehl-i Sünnet ve Cemaat Mezhebinden ayrılan bir fırka. Bir şahsa taraftar olmak.
72 fırkadan 3 tanesinin ismini verdim. Ehl-i Sünnet Kur'an-ı Kerim'e ve Sünnet-i Seniyeye sıkı sıkıya bağlı olup Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolundan ayrılmayan müslümanlar. Bunlar kıyamete kadar lütf-u İlahî ile devam eder. Bu Ehl-i Sünnet mezhebi üzerine olanlara Fırka-i Naciye Denilir.

Teker teker baktığımızda ise:

· Rafizilik/Vehhabilik/Selefililk Mezhebinde Olan Meşreb: Mesleğimizde Üstadımız Allame-i Ahirzaman muvazzaf-uz zaman olan Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Varis Tayin ettiği kimseleri kabul etmeyip kendi meşrebinde olan birisini Varis-i Bediüzzamandan Üstün tutanlardır. Cerbeze hakimdir. Hakikatın Rengini değiştirir.

· Şia Mezhebinde Olan Meşreb: Bu meşrebde olan kimseler ise Üstadımın Varislerinden Birisini kendisine Kandil yapar imam tayin eder ne derse dersin doğrudur hatasızdır adeta Layuhti olarak kabul eden meşreb olup bu cihette ise sıkıntılar arz etmektedir. Layuhti kabul etmek temel sebeb olup şiddet-i muhabbet sebebiyle ifrat hasıl olmuştur. Cerbeze hakimdir. Hakikatın Rengini değiştirir.


· Ehl-i Sünnet Mezhebinde Olan Meşreb: Üstadımın ashabı hükmünde olan ağabeylerimizin harekat ve kavlini Asar-ı nuriye ile ve Esasat-ı Nuriye ile müvazene eder, muvafık-ı Nuriye ise kabul eder, değilse reddeder. Her şeyini Esasat-ı Nuriye ile müvazene eder. Muvafık ise tatbik eder değil ise reddeder kabul etmez.

Emirdağ Lahikası 1'de üstadım vasiyetnamesini saymaktadır. Bu vasiyetname biz Nur Talebelerinden Tarz-ı Bediüzzaman olanlar için bir üss'ul esastır. Her şeyin bir Vehhabisi ve şiası ve ehl-i sünneti vardır.
Bu Vasiyetname İse:
Vasiyetnamemdir!
Aziz, Sıddık Kardeşlerim Ve Vârislerim!
Ecel Gizli Olmasından, Vasiyetname Yazmak Sünnettir.
Benim metrukâtım ve Risale-i Nur'dan olan benim hususî kitablarım ve güzel cildlenmiş mecmualarım vesair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikalarının heyetine, başta Hüsrev ve Tahirî olarak o heyetten on iki {(*): Kardeşim Abdülmecid, Zübeyr, Mustafa Sungur, Ceylan, Mehmed Kaya, Hüsnü, Bayram, Rüşdü, Abdullah, Ahmed Aytimur, Âtıf, Tillo'lu Said, Mustafa, Mustafa, Seyyid Sâlih.} kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum.
Onlara bırakıyorum ki;
Emr-İ Hak Olan Ecelim Geldiği Zaman,
· benim arkamda
· metrukâtım,
· benim bedelime
· sadık
· ve mübarek ellerde
· hizmet-i Nuriye
· ve imaniyede
· çalışsın
· ve istimal edilsin.
Kardeşlerim! Bu vasiyetten telaş etmeyiniz. Ben, teessürattan ve dokuz defa zehirlenmekten, pek çok zaîf olmakla beraber; gizli münafıkların desiselerle müteaddid sû'-i kasdları için bu vasiyeti yazdım. Merak etmeyiniz, inayet-i Rabbaniye ve hıfz-ı İlahî devam ediyor.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz Said Nursî[3]
* * *
Metin aşikar ortadadır.
Şimdi bizler hasbelkader birisi vasıtasıyla bir meşrebe girmiş ve tenevvür etmeye başlamışız. Bu ilk tanışma duhul bizim elimizde değildir. Muhtelif vesail ile girmişizdir. Bizlere burada düşen ise okunanlar ve tatbik edilenler birbiriyle çelişmekte ise o meşreb sakattır.
Okunanlar ve tatbikat muvafık ise o meşreb sağlamdır devam edilir. Baktık okunan ve tatbikat farklı ise bize düşen şey orayı terk etmektir. Müstakim olan istikametli bir meşrebe tabi olup devam etmektir. Ama unutulmamalıdır ki sürekli mükemmeliyet istemek anarşiye sebeptir. Şimdi tabi olduğumuz meşreb hangi özellikte ise muhakeme etmeli kimin neyin trenine bindiğimizi bilelim. Yoksa Mekke Mekke Diye Paris’te soluk alırız. Allah istikamet üzere bizleri Kaim etsin.
Hülasa:
· Vehhabi Meşreb Nurcular: üstadın talebelerini kabul etmez.
· Şia Meşreb Olanlar Nurcular İse: bir talebesine şiddet-i muhabbet gösterir.
· Ehl-İ Sünnet Olan Nurcular İse: üstadımın ashabı hükmünde olan ağabeylerimizin harekat ve kavlini Asar-ı nuriye ile müvazene eder. Muvafık-ı Nuriye ise kabul eder, değilse reddeder.

Biz istikamet üzere olmak, ifrat ve tefritten azade olmak istiyorsak şayet esasat-ı nuriyeyi uss-ul esas yaparak hizmetimizi, efkarımızı, gayemizi, amalimizi, hatta hayalimizi bile Risale-i Nura Muvafık yapmalı ve esasları müvacehesinde hareket etmeliyiz. Yoksa nasıl ki batıl efkar ifrat ve tefritten doğup nice insanları kendisine tabi etmiş ve ortaya sıkıntılar çıkmışsa bizleri de kendisine esir edip kendisine hizmetkar kılıp hem dünyamızı hem ahiretimizi perişan edecektir.
Nitekim üstadımız Lahikalarda evvelen hitabı Aziz, Sıddık olmak üzeredir. Yani Risale-i Nur Talebeliğinde Nurculukta Sadakat en üst makamdır. Bu makama gelen Nurun Sadıklarından olur.
Allah bizleri ehl-i sünnet itikad ve amelinde hem mezheben hem meşreben bulundursun. İfrat ve tefritten türeyen istikametsiz şeylerden uzak tutsun ki dareynde saadete mazhar olalım.
Bu yazım bir tekekkürdür kimseyi tenkid değildir sadece yollardaki tabelalar gibi yol gösterici mahiyet taşıması içindir.
Selam ve Dua ile
Muhammed Numan ÖZEL



[1] Emirdağ Lahikası-1 ( 204 )


[2] Münazarat ( 21 )


[3] Emirdağ Lahikası-1 ( 136 )