RİSALE-İ NUR ASRI

Kur'anın hakikatlarını müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda izah ve isbat eden Risale-i Nur Külliyatı,
her insan için en mühim mes'ele olan
"Ben neyim?
Nereden geliyorum?
Nereye gideceğim?
Vazifem nedir?
Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar?
Mahiyet ve hakikatları nedir?" gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat'î bir şekilde,
çekici bir üslûb ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin ediyor.

Tarihçe-i Hayat
***

Risale-i Nur, yirminci asrın ilim ve fen seviyesine uygun müsbet bir metodla akla ve kalbe hitab ederek ikna' ve isbat yoluyla gittiği için,
yalnız Türkiye'de değil, hariç memleketlerde de hüsn-ü kabule mazhar olmuştur.

Tarihçe-i Hayat
***

Bu lâhikalarda görüleceği gibi, Nur Müellifi Aziz Üstadımız Risale-i Nur'un neşri, okunup yazılması gibi bizzât Nurlarla iştigale ehemmiyet vermekte, talebelerini daima teşvik etmektedir.
Bunun lüzum ve hikmeti ise, şübhesiz izahtan vârestedir.

Zira asrımızda kâinat fenleri ve maddî ilimler revaçta olup, yeni yetişen nesiller bu ilim ve fenleri okudukları;
hem tabiiyyun ve maddiyyunun din ve maneviyat aleyhindeki neşriyatı;
hem küfr-ü mutlak cereyanı ki, hiçbir din ve maneviyatı tanımayan ve Allah'a iman hakikatına karşı muaraza ederek dinsizliği neşreden, İslâmî fikri zedeleyen
ve bütün beşeriyeti tehdid eden, yeni nesillere ve gençliğe imansızlık fikr-i küfrîsini aşılamak isteyen kitab, broşür, gazete gibi neşir vasıtalarının
İslâm ve iman düşmanlarınca ön plâna alındığı böyle acib ve dehşetli bir zamanda
elbette Risale-i Nur'a, okunmasına, neşredilmesine şiddetle ihtiyaç ve zaruret var.

Barla Lahikası
***

Risale-i Nur bu zamanda ehl-i iman ve İslâm için ön plânda ele alınması îcabeden ehl-i iman elinde manevî elmas bir kılınçtır.
Asrın idrakine, zamanın tefehhümüne, anlayışına hitab eden, ihtiyaca en muvafık tarzı gösteren, ders veren ve doğrudan doğruya feyz ve ilham tarîkıyla âyetlerin yıldızlarından gelen ders-i Kur'anîdir, küllî marifetullah bürhanlarıdır.

Emirdağ Lahikası
***

Risale-i Nur'u anlamıyorlar yahut anlamak istemiyorlar. Beni, skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar.

Ben, bütün müsbet ilimlerle, asr-ı hazır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin mes'eleleri hallettim. Hattâ bu hususta da bazı eserler te'lif eyledim.

Fakat ben, öyle mantık oyunları bilmiyorum. Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.

Ben, cem'iyetin iç hayatını, manevî varlığını, vicdan ve imanını terennüm ediyorum.
Yalnız Kur'anın tesis ettiği tevhid ve iman esası üzerinde işliyorum ki İslâm cem'iyetinin ana direği budur. Bu sarsıldığı gün, cem'iyet yoktur.

Tarihçe-i Hayat
***