+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 18
Like Tree1Beğeni

Konu: Risale-i Nur Niçin Sadeleştirilemez?

  1. #1
    Yasaklı Üye el_firdevsî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    86

    Standart Risale-i Nur Niçin Sadeleştirilemez?

    Aziz Sıddîk Kardeşlerim!
    Malum olsun ki, Risâle-i Nur,Kurân-ı azimüşşânın en yüksek ve en ulvi nücum ve yıldızlarından telemmuedip parlayarak ,mahza hikmet ve rahmet-i İlâhiye ile bu helâket ve felaket asrını aydınlatan nur-efşan ve kudsi bir cevher-i Kurandır.

    Hem Risâle-i Nur,Kuran-ı mucizül-beyânın en yüksek ve en gâli ve en pahalı bir mücevherat dükkanıdır.İçinde sadece ve sadece Kuran tezgahında işlenmiş mücevheratlar bulunur ve arzu edenlere satılır.Gümüş,demir,bakır vb.kıymet ve değeri çok düşük olan şeyler bulunmaz.

    Evet kim,altın,elmas,inci ve zümrüt almak istiyorsa; o halde Kuranın emsalsiz bir mücevherât dükkanı olan Risale-i Nura buyursun, gelsin ve dilediği miktar cevahir alsın.

    Fakat bilmiş olsun ki,o eşsiz mücevherler,öyle ucuz değilYani, hiçbir çaba ve gayret sarfetmeden o mücevherler satın alınamaz. Ancak kim,teenni ,dikkat ve sabırla defalarca okuyıp biraz çabalarsa; biiznillâh o kenz-i mahfî yâni,o gizli hazinenin kapıları ona açılacak ve kendisini cevahir ve incilerle dolu bir dükkanda bulacaktır.

    Amma okurken hiçbir çaba ve gayret sarfetmeyip zahmet çekmeden Risale-i Nuru sadeleştirerek anlamak isteyenler,ellerinde çok cüzi ve az bir para ve pul olup mücevherât dükkanına girerek ,inci altın ve elmas almak isteyen adamların durumuna benzer.
    Ne vakit onlar, o dükkana girerek mücevher satın almak isteseler, dükkancı onlara der: Elinizdeki para dükkandaki mücevherlerden satın alabilmenize ne yazık ki,kafi gelmiyor. Mücevherlerimiz pek murassa ve pek sanatlı ve emsalsiz olduğundan,fiyatları dahi gâlî ve pek pahalıdır.

    Ama üzülmeyin.Eğer biraz daha çaba ve gayret sarfedip para kazanırsanız,istediğiniz miktarda sizlere elmas,altın ve inciler verebiliriz.
    Ne kadar fazla gayret ederseniz o kadar ziyade para kazanır ve dolayısıyla mücevher alabilirsiniz.
    Onlarda tenbelcesine şöyle bir ricada bulunurlar: Bizler fazla çaba ve gayret harcayıp yorulmak istemiyoruz.Bize çok ağır geliyor.
    Acaba o altın ve mücevherlerin ayarları ile oynayıp kıymet ve değerini düşüremez misiniz? Ta ki, bizde elimizdeki parayla satın alabilelim.
    Önemli değil,değeri ve ayarı düşük dahi olsa,biz yine de alırız.
    Neticede altın değil mi?.. dükkancı ise onlara şöyle bir cevapta bulunur: Kasem ederim ki, zerre miskal dahi ayarlarıyla aynayıp, bu emsalsiz mücevherlerin kıymet ve değerini tenzil edip düşüremem.Efendimiz buna katiyyen müsaade etmez.

    Öyle de, Risale-i Nur dahi, Kuranın en yüksek ve en ince parıltıları olan manasındaki belagat ve nazmındaki cezâlet ve lafzındaki fesahat ve selaset ve üslubundaki bedâat ve beyanındaki berâatını âyinesinde tam temessül ettirmesi sırrıyla daha ilk okumada bu yüksek manalar anlaşılmaz,inkişaf etmez,Lakin büsbütün de faidesiz kalınmaz.
    Akıl anlamasa dahi,kalp,ruh,nefis,sır,ve vicdan bu manaları mass eder,emer.

    Bununla beraber biraz dikkat ,teenni ve sabırla tekrar be tekrar şevk ile okunduğu vakit,akıl dahi bu ulvi ve mümtaz manaları anlayacak ve kalp ile ittifak ederek inâyet-i İlâhiye ve himmet-i peygamberiye ile evc-i alaya uçacaktır.

    Amma sadeleştirerek daha iyi ve daha kolay anlarız diyenler ise;misaldeki adamların dükkancıdan,altın ve mücevherlerin ayar ve değerini düşürdükten sonra,satın almak istemeleri gibi gülünç ve gayr-ı makul bir hamakat olsa gerektir.

    Ve keza Risâle-i Nur, çok yüksek ve çok meyveli müsmir bir ağaca benzer.Dalları her tarafa intişar etmiş, herkes boyu, kabiliyeti ve gayreti nisbetinde, ağacın dallarına zarar vermeden ,o yüksek ağaçtaki hayat-bahş meyveleri koparıp istifade etmeye çalışır.Yâni,kendisi yükseliyor, ta ki,meyvelere ulaşıp onları kolayca devşirsin.

    Amma boyum yetmiyor ve o yüksek ağaçtaki meyveleri koparamıyorum diye, ağacın dallarını kesip, o meyveleri koparıp yemek; herhalde ne kadar kabih ve çirkin bir fiil olup, o ağacın hukukuna bir nevi tecavüz etmek olduğunu anlarsın.

    İşte değerli kardeşlerim! Bu misal gibi, fehm ve anlayışları hem kısa hem de dar olduğundan ,Risale-i Nur ağacındaki o yüksek meyve mesabesindeki mânaları anlamak isteyenler, boyları yetmediği için sadeleştirerek anlamak istiyorlar.
    Yani, ağacın dallarını kesmek misali çirkin ve gayet kabih ve bir nevi Risale-i Nurun hukukuna tecavüzden ibaret olan sadeleştirme girişimine tevessül ediyorlar veyahut arzu ediyorlar.
    Eğer anlasaydılar ne kadar hata ediyorlar.Derhal bu teşebbüs ve düşüncelerinden vazgeçip,Risâle-i Nurun müşfik rahle-i tedrisi önünde diz çöküp berdevam ile mütefekkirâne okumakla o yüksek firdevsî meyve ve manâları Allahın lütfu ile koparacaklar ve saadet-i ebediyyeye nail olacaklardır inşallah.

    Eğer desen: Asıl amaç ağaçtaki meyveleri koparıp yemek değil midir? Öyleyse boyumuzun yetmediği meyveleri koparmak için, ağacın dallarının kırılmasında ne mahzur vardır?

    Cevaben deriz ki:Azizim! Eğer sen çaba ve gayretlerin sonucunda o yüksek meyvelerin olduğu mevkiye çıkıp,ağaca herhengi bir zarar vermeden meyveleri koparırsan,devamlı bir surette ebed kadar o ağaçtan istifade edebilirsin.
    Meyveleri kopardıkça mevsim be mevsim tenileri çıkacak ve böylece istifaden külli olacaktır.Amma sen eğer, ağacın meyve veren dallarını kesip, meyveleri kopardığın zaman istifaden çok cüzi olur ve o âna münhasır kalır.ve bir daha da o kestiğin dallardan meyve alamazsın.

    İşte aynen öyle de; Risale-i Nur da, telif edildiği gibi okunup istifade edildiği taktirde, her defasında farklı mânalar ismar edip meyve verecek ve küllî bir istifadeye medar olacaktır inşallah. Lakin vaziyet makuse olursa, kaziye dahi makuse olur. Arife işaret yeter! Vesselâm...
    __________________

    Aciz kalemimle.......................
    Yasin Aslan bunu beğendi.

  2. #2
    Pürheves Pir-i Fani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    şehrİSTAN-I BUL
    Mesajlar
    180

    Standart

    maş.kardeş Risale diliyle temsilden hakikate ulaşan bi konu olmuş.çok da hoş olmuş....
    BiR GöNüL İsTeRiM GöNLümE MiRaÇ
    Ben OnA HaSReTiM BeN OnA MuHTaÇ



    Ab-ı ruy-i Habib-i Ekrem için,
    Kerbela'da revan olan dem için,
    Şeb-i firkatte ağlayan göz için,
    Rah-ı aşkında sürünen yüz için.
    Risale-i Nur'a ve üstada ve İslam'zafer ver YA RABBİ..

  3. #3
    Yasaklı Üye el_firdevsî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    86

    Standart

    Alıntı ezafulibad Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    maş.kardeş Risale diliyle temsilden hakikate ulaşan bi konu olmuş.çok da hoş olmuş....
    Allah razı olsun ağabey....takdirinize haiz olmuş ise bizlere ne mutlu

  4. #4
    Ehil Üye yağmur_damlası - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.189

    Standart

    örnekler çok yerinde olmuş.Allah razı olsun
    Acaba o altın ve mücevherlerin ayarları ile oynayıp kıymet ve değerini düşüremez misiniz? Ta ki, bizde elimizdeki parayla satın alabilelim. maalesf yaptıkları bu durumla tamamen aynı

  5. #5
    Yasaklı Üye el_firdevsî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    86

    Standart

    Alıntı yağmur_damlası Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    örnekler çok yerinde olmuş.Allah razı olsun
    Acaba o altın ve mücevherlerin ayarları ile oynayıp kıymet ve değerini düşüremez misiniz? Ta ki, bizde elimizdeki parayla satın alabilelim. maalesf yaptıkları bu durumla tamamen aynı
    Malesef öyle ...
    Takdir ve beğeniniz için teşekkür edrim
    mevlam istifademizi ziyade eylesin

  6. #6
    Pürheves *niyaz* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Mesajlar
    275

    Standart

    Konuyla direk alakası olmasada dolaylı olarak alakalı olduğnu düşündüğüm bir yazıyla katkıda bulunmak isterim...

    Ayet ve Risale
    İşaterül İcaz’ın ayetlerin aralarındaki kopmaz örgüyü anlatışını fark eden biri ,bir ayetin manasının Kur’anın bütünüyle ilgili olduğunu ve ayetin adresinin Kur’anın içinde bir yer değil Kuran’ın hepsi olduğu nu anlamış olmalıdır.İşara tül icaz’da her ayetin manası bir önceki ve bir sonraki ayetle irtibatına anlaşılmaya çalışılır.Buna göre,bir ayet zahirde başladığı yerden değil Kuranını ta başından başlar;zahiren bittiği yerde değil ,ancak Kuran’ın sonunda biter.Mesela, Bakara’nın 32. ayeti,31.ayetin bittiği yerden başlıyor değildir;33. ayetin başladığı yerde bitiyor da değildir.Ayet manası ve numarası vermek teknik bir zaruret olsada manen bu sırrı ihlal eder.Bir ayetin manasını bilmek için onun Kuran dan olduğunu bilmek,adresini bilmek için de Kuranda olduğunu bilmek yeter.Risalede bu sırra binaen ,kasden ve bilerek ayet adresi ve meali verilmediğini düşünüyorum.
    Bir başka husus ise ,Risale de kelimat-ı tayyibenin muhafaza edilmesi ve yaşatılması ile ilgilidir. Bu açıdan ,Risale metni Kurani kelimelerle bizi sürekli irtibat halinde tutar.Ayet meali vermek yerine , metnin içinde kullanlılır., ilgili Esma-i Hüsna canlı olarak dillendirilir, adeta telkin yoluyla talim edilir.Çoğu zaman , biz fark etmeden , dimağımız ve damağımız ayetin manasına ve lafzına ısındırılır; ayetle aşinalık peyda ederiz.Ancak , bu hazırlıktan sonra , özel merakımız varsa adresi bulup ayetin yüzüne doğrudan bakmaya başlarız. Oysa , mealde bu yoktur, ayetin yaşmağını hoyratça açarı; onun yüzüne namahrem bir nazarla bakarız.
    Bu açıdan değerlendirildiğin de, risale-i nur bize Kuran’a muhatabiyet dersi telkin eder, Kelamı Ezeli’ye yakın olma adabı talim eder. Halen bir çok entelektüelin sorunu olan İslami düşünüş anahtarlarının bu adab ve muhatabiyet içinde inşa edilebileceği kanaatindeyim. Bu konuda, bize düşen Risale-i Nur ‘un hakkını vermek, ;okumalarımızı hem miktarını hem de boyutunu artırmalıyız. Bir bahsi okurken orada nasıl bir usul verildiğini soruşturacak kadar uyanık okumak gerekiyor. Belki böylece başkalarının Risale –i nurun hakkının yenmesini önlemiş oluruz. Biz, Risale ye muhatap olanlar çoğu zaman Risale nin Kur’an’i bağlantılarını ihmal ediyor vahyin sınırsız manalarından haber veren imalarını fark edemiyoruz. Metnin derinliğine inemiyor ve böylece Kur’ani düşünmenin anahtarı olabilecek diri bir zikir ve fikir dilinden mahrum kalıyoruz.
    Bu kanaatimide, maalesef Risale adına yapılan Kuran mealinden ve Risalelere eklenen ayet ve hadis meallerinden edindiğimi söylemeliyim. Risaleye meal eklemek yada risale adına meal hatırlamakla ilgili endişelerimi saklı tutarak illa meal vereceksek nasıl meal vereceğimizi bir düşünmek gerekiyor. Mesela,kul in küntm tuhibbuneallahe fettebiuni yuhbibkumullah diye okunan Ali İmran suresinin 31. ayetin Risaleye eklenen mealine bakalım “deki eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin “ (onsekisizinci sözün üçüncü noktası)Burada , ayetin mihverini oluşturan ve zaten her risale talebesinin aşina olduğu kelimat-ı Tayyibe anlaşılmaz biçimde göz ardı edilmiştir.İlla meal verilecekse şöyle verilemezmiydi”De ki eğer Allah’a muhabbet ediyorsanız ,bana ittiba edin ki Allah da size muhabbet etsin.”Çünkü sevmek muhabbet kelimesi kadar Kurana aşina etmez kalbimizi.Uymak yerine ittiba kelimesinin sıcaklığını ve derinliğini taşımaz.Oysa muhabbet ve ittiba kelimeleri Kuranidir, böylece Kurani tefekkürün eksenini yakalamamızı sağlar,ayrıca aklımızı hub ve ittiba kelimesiyle örülen bütün ayetlerin ve bütün tabirlerin yörüngene yerleştirir
    Risalelerde eklenen meallerin bu açıdan Risale nin ana metnindeki tabirlerden ayrı olduğu için ,okumanın akışında zihni bir inhiraf açtığını söylemek isterim.Bu mahzur göz önüne alındığında eğer umuma risale okunuyorsa , dipnottaki ayet meallerinin okunmaması gerektiği kanaatindeyim.Ancak şahsi okumada referans olarak başvurulabilir yada umuma okuyan kişi yorumları içinde eritebilir.Ders sırasında doğrudan meal okumanın faydası olmadığından eminim,zarar ihtimalinden ise endişe ediyorum.

    SENAİ DEMİRCİ


    Ehl-i kalb için bazan sükût dahi bir konuşmaktır.R.N.K.

  7. #7
    Ehil Üye yağmur_damlası - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.189

    Standart

    çok güzel tespitler varmıış.Allah razı olsun niyaz kardeş..

    Bir başka husus ise ,Risale de kelimat-ı tayyibenin muhafaza edilmesi ve yaşatılması ile ilgilidir. Bu açıdan ,Risale metni Kurani kelimelerle bizi sürekli irtibat halinde tutar.Ayet meali vermek yerine , metnin içinde kullanlılır., ilgili Esma-i Hüsna canlı olarak dillendirilir, adeta telkin yoluyla talim edilir.Çoğu zaman , biz fark etmeden , dimağımız ve damağımız ayetin manasına ve lafzına ısındırılır; ayetle aşinalık peyda ederiz.Ancak , bu hazırlıktan sonra , özel merakımız varsa adresi bulup ayetin yüzüne doğrudan bakmaya başlarız. Oysa , mealde bu yoktur, ayetin yaşmağını hoyratça açarı; onun yüzüne namahrem bir nazarla bakarız.

  8. #8
    Yasaklı Üye el_firdevsî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    86

    Standart

    Alıntı *niyaz* Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Konuyla direk alakası olmasada dolaylı olarak alakalı olduğnu düşündüğüm bir yazıyla katkıda bulunmak isterim...

    Ayet ve Risale
    İşaterül İcaz’ın ayetlerin aralarındaki kopmaz örgüyü anlatışını fark eden biri ,bir ayetin manasının Kur’anın bütünüyle ilgili olduğunu ve ayetin adresinin Kur’anın içinde bir yer değil Kuran’ın hepsi olduğu nu anlamış olmalıdır.İşara tül icaz’da her ayetin manası bir önceki ve bir sonraki ayetle irtibatına anlaşılmaya çalışılır.Buna göre,bir ayet zahirde başladığı yerden değil Kuranını ta başından başlar;zahiren bittiği yerde değil ,ancak Kuran’ın sonunda biter.Mesela, Bakara’nın 32. ayeti,31.ayetin bittiği yerden başlıyor değildir;33. ayetin başladığı yerde bitiyor da değildir.Ayet manası ve numarası vermek teknik bir zaruret olsada manen bu sırrı ihlal eder.Bir ayetin manasını bilmek için onun Kuran dan olduğunu bilmek,adresini bilmek için de Kuranda olduğunu bilmek yeter.Risalede bu sırra binaen ,kasden ve bilerek ayet adresi ve meali verilmediğini düşünüyorum.
    Bir başka husus ise ,Risale de kelimat-ı tayyibenin muhafaza edilmesi ve yaşatılması ile ilgilidir. Bu açıdan ,Risale metni Kurani kelimelerle bizi sürekli irtibat halinde tutar.Ayet meali vermek yerine , metnin içinde kullanlılır., ilgili Esma-i Hüsna canlı olarak dillendirilir, adeta telkin yoluyla talim edilir.Çoğu zaman , biz fark etmeden , dimağımız ve damağımız ayetin manasına ve lafzına ısındırılır; ayetle aşinalık peyda ederiz.Ancak , bu hazırlıktan sonra , özel merakımız varsa adresi bulup ayetin yüzüne doğrudan bakmaya başlarız. Oysa , mealde bu yoktur, ayetin yaşmağını hoyratça açarı; onun yüzüne namahrem bir nazarla bakarız.
    Bu açıdan değerlendirildiğin de, risale-i nur bize Kuran’a muhatabiyet dersi telkin eder, Kelamı Ezeli’ye yakın olma adabı talim eder. Halen bir çok entelektüelin sorunu olan İslami düşünüş anahtarlarının bu adab ve muhatabiyet içinde inşa edilebileceği kanaatindeyim. Bu konuda, bize düşen Risale-i Nur ‘un hakkını vermek, ;okumalarımızı hem miktarını hem de boyutunu artırmalıyız. Bir bahsi okurken orada nasıl bir usul verildiğini soruşturacak kadar uyanık okumak gerekiyor. Belki böylece başkalarının Risale –i nurun hakkının yenmesini önlemiş oluruz. Biz, Risale ye muhatap olanlar çoğu zaman Risale nin Kur’an’i bağlantılarını ihmal ediyor vahyin sınırsız manalarından haber veren imalarını fark edemiyoruz. Metnin derinliğine inemiyor ve böylece Kur’ani düşünmenin anahtarı olabilecek diri bir zikir ve fikir dilinden mahrum kalıyoruz.
    Bu kanaatimide, maalesef Risale adına yapılan Kuran mealinden ve Risalelere eklenen ayet ve hadis meallerinden edindiğimi söylemeliyim. Risaleye meal eklemek yada risale adına meal hatırlamakla ilgili endişelerimi saklı tutarak illa meal vereceksek nasıl meal vereceğimizi bir düşünmek gerekiyor. Mesela,kul in küntm tuhibbuneallahe fettebiuni yuhbibkumullah diye okunan Ali İmran suresinin 31. ayetin Risaleye eklenen mealine bakalım “deki eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin “ (onsekisizinci sözün üçüncü noktası)Burada , ayetin mihverini oluşturan ve zaten her risale talebesinin aşina olduğu kelimat-ı Tayyibe anlaşılmaz biçimde göz ardı edilmiştir.İlla meal verilecekse şöyle verilemezmiydi”De ki eğer Allah’a muhabbet ediyorsanız ,bana ittiba edin ki Allah da size muhabbet etsin.”Çünkü sevmek muhabbet kelimesi kadar Kurana aşina etmez kalbimizi.Uymak yerine ittiba kelimesinin sıcaklığını ve derinliğini taşımaz.Oysa muhabbet ve ittiba kelimeleri Kuranidir, böylece Kurani tefekkürün eksenini yakalamamızı sağlar,ayrıca aklımızı hub ve ittiba kelimesiyle örülen bütün ayetlerin ve bütün tabirlerin yörüngene yerleştirir
    Risalelerde eklenen meallerin bu açıdan Risale nin ana metnindeki tabirlerden ayrı olduğu için ,okumanın akışında zihni bir inhiraf açtığını söylemek isterim.Bu mahzur göz önüne alındığında eğer umuma risale okunuyorsa , dipnottaki ayet meallerinin okunmaması gerektiği kanaatindeyim.Ancak şahsi okumada referans olarak başvurulabilir yada umuma okuyan kişi yorumları içinde eritebilir.Ders sırasında doğrudan meal okumanın faydası olmadığından eminim,zarar ihtimalinden ise endişe ediyorum.

    SENAİ DEMİRCİ
    Maşaalalh ..Pek güzel tespitler
    Paylaşım için teşekkür ederim

  9. #9
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    Allah (CC) razı olsun kardeşim.. ayrıca şu ilave bilgileri de eklesek fena olmaz inşaallah..

    Risale-i Nur Külliyatında akıl ve kalb birlikte yürürler. Her ikisinin de gıdaları birlikte sunulmuştur. Bazı konularla akıl, bazılarında kalb daha çok hisse alsalar da, sadece akla, yahut sadece kalbe hitap eden bir ders yoktur.

    Kalbin aldığı hisse de üslubunda önemli bir yeri vardır. Sadeleştirmede ve tercümede bu özellik büyük ölçüde kaybolur. Dünyaca meşhur şairlerin şiirlerinin tercümelerini okuduğumuzda fazla bir zevk alamadığımız, onun harika yönünü göremediğimiz açıktır. Bu sırrı anlayan bazı zatlar, sırf bu risaleleri orijinalinden okumak için Türkçe öğrenme yoluna girmişlerdir.

    Sadeleştirmede Risalelerin dilimizi de ıslah etme görevi ortadan kaybolmaktadır. Az bir gayretle bazı Osmanlıca kelimeleri öğrenmekle hem bu risalelerden daha kamil manada istifade edebiliriz, hem de Osmanlıca yazılmış diğer eserleri anlama imkanına kavuşuruz.

    Şu da var ki, sadeleştirme ancak normal kelimelerde olur, ıstılahların ve isimlerin ne tercümeleri ne de sadeleştirmeleri mümkündür. Her ilmin kendine has kavramları vardır, o ilme talip olan kişi bu kavramları öğrenmekle yükümlüdür. Mesela, “vacip, mümkin, vicdan, tesbih, tekbir, hamd” gibi kavramları, “Allah, Rahman, Rahim” gibi İlahi isimleri birer kelimeyle ifade etmek mümkün değildir. Bunların açıklamaları yapılacaktır. O zaman ortaya çıkan eser, sadeleştirilmiş risale değil, şerh ve izah edilmiş risale olur.
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  10. #10
    Müdakkik Üye sargenc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Bulunduğu yer
    denizli
    Yaş
    28
    Mesajlar
    611

    Standart

    Nasıl ki horozun tüyleriyle bir heybeti vardır...O tüyler yolunsa güzel görünmez..İşte aynen öyle de üstadın üslubu, pek mükemmeldir. Onu sadeleştirsek; etkisi az olur..Hatta kaybolur...
    En hayırlı genç odur ki; ihtiyar gibi ölümü düşünüp âhiretine çalışarak, gençlik hevesatına esir olmayıp gaflette boğulmayandır.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Risale-i Nur Niçin ve Nasıl Yazıldı?
    By Eslem in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 10.12.16, 20:42
  2. Bediüzzaman, Niçin Risale-i Nur'a Ait...
    By muntehab in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.03.09, 11:40
  3. Risale-i Nur Niçin Okunmaktadır?
    By EZCÜMLE in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 13.02.07, 01:36

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0