+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Bahçesaray (Müküs) Yolculuğumuz

  1. #1
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    39
    Mesajlar
    854

    Standart Bahçesaray (Müküs) Yolculuğumuz


    Amacımız Risale-i Nur da geçen Nil-i mübârek Cebel-i Kamer'den çıktığı gibi, Dicle'nin en mühim bir şubesi Van vilâyetinden, Müküs nâhiyesinden bir kayanın mağarasından çıkıyor.” burayı görmek ve çok şükür nasipte oldu.


    Faraza o dağlar tamamen su kesilse ve mahrutî birer havuz olsalar, o büyük nehirlerin şöyle sür'atli ve kesretli cereyanlarına müvazeneyi kaybetmeden, birkaç ay ancak dayanabilirler ve o kesretli masarife karşı galiben bir metre kadar toprakta nüfuz eden yağmur, kâfi varidat olamaz. Demek ki, şu enhârın nebeanları, âdi ve tabiî ve tesadüfî bir iş değildir. Belki pek hârika bir Sûrette Fâtır-ı Zülcelâl, onları sırf hazine-i gaybdan akıttırıyor.



    Van dan 7 haziran sabahı erken satlerde başlayan yolculuğumuz inanılmaz manzaralarla devam etti. Van da baharı yaşarken yüksek kesimler de kıştan yeni çıkmış yerlerle karşılaştık yer yer 2 metreyi bulan kar ve yeni yeni çıkan kardelen çiçekleri,Alpler’i hatırlatan dağlar ve sarp uçurumlar muhteşem bir manzara ülkemizin en yüksek karayolundan 3 bin 200 rakımlı Krapit Geçidi’ni geçip, onuncu gezegen Bahçesaray'a varmak. Bahçesaray adeta başka bir yer. Yeşillikler içinde bir vadi, bir yaşam biçimi.

    Risale-i Nur da geçen”Nil-i mübârek Cebel-i Kamer'den çıktığı gibi, Dicle'nin en mühim bir şubesi Van vilâyetinden, Müküs nâhiyesinden bir kayanın mağarasından çıkıyor.”bu suyun kaynağına gidip o mağara dan çıkan muhteşem suyu temaşa etmek…Hayatta bir defa gidip görmek lazım.

    “Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek, Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla, taşların evâmir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nümâ ve mu'cizevari bir Sûrette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder ve onunla böyle bir mânâyı müteyakkız kalblere veriyor ki: Şöyle azîm ırmakların elbette mümkün değil, şu dağlar hakikî menbaları olsun. Çünki: Faraza o dağlar tamamen su kesilse ve mahrutî birer havuz olsalar, o büyük nehirlerin şöyle sür'atli ve kesretli cereyanlarına müvazeneyi kaybetmeden, birkaç ay ancak dayanabilirler ve o kesretli masarife karşı galiben bir metre kadar toprakta nüfuz eden yağmur, kâfi varidat olamaz. Demek ki, şu enhârın nebeanları, âdi ve tabiî ve tesadüfî bir iş değildir. Belki pek hârika bir Sûrette Fâtır-ı Zülcelâl, onları sırf hazine-i gaybdan akıttırıyor.

    İşte bu sırra işareten bu mânâyı ifade için hadîste rivayet ediliyor ki:
    «O üç nehrin herbirine Cennet'ten birer katre her vakit damlıyor ve ondan bereketlidirler.» Hem bir rivayette denilmiş ki: «Şu üç nehrin menbaları Cennet'tendir.G Şu rivayetin hakikatı şudur ki: Mâdem esbab-ı maddiyye, şunların bu derece kesretli nebeanına kabil değildir. Elbette menbaları, bir âlem-i gaybdadır ve gizli bir hazine-i Rahmetten gelir ki, masarif ile varidatın müvazenesi devam eder. “Yirminci Söz



    “Evet, zemin denilen muhteşem ve seyyar sarayın temel taşı olan taş tabakasının Fâtır-ı Zülcelâl tarafından tavzif edilen en mühim üç vazifeyi Beyân etmek, ancak Kur'an'a yakışır.

    İşte birinci vazifesi: Toprağın, kudret-i Rabbâniye ile nebâtata analık edip yetiştirdiği gibi, Kudret-i İlahiye ile taş dahi toprağa dâyelik edip yetiştiriyor.

    İkinci vazifesi: Zeminin bedeninde deveran-ı dem hükmünde olan suların muntâzam cevelânına hizmetidir.

    Üçüncü Vazife-i Fıtriyesi: Çeşmelerin ve ırmakların, uyûn ve enharın muntâzam bir mizan ile zuhur ve devamlarına hazinedârlık etmektir. Evet taşlar, bütün kuvvetiyle ve ağızlarının dolusuyla akıttıkları âb-ı hayat Sûretinde, Delâil-i Vahdâniyeti zemin yüzüne yazıp serpiyor.”




    İlçe Tarihçesi



    Bahçesaray ’ın eski yerli halk tarafından hala kullanılan ismi “Müküs”tür. Müküs, Arapça bir kelime olup-meks-kelimesinin çoğuludur. Sözlük anlamı öşürler, borçlar, vergiler ve bunların toplamıdır. Ayrıca toplanma yeri ve üs anlamında da kullanılır.

    Eskiden Siirt İli Pervari İlçesine bağlı bir nahiye iken, 1964 yılında Van İli Gevaş İlçesine bağlanmış, 04.07.1987 tarih ve 19507 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak ilçe olarak şekillendirilmiştir.
    Bahçesaray, zengin bir tarihsel geçmişe sahip olmasına karşılık ulaşımı zor bir kapalı havzada bulunması ve Van gibi önemli bir merkezin gölgesinde kalması nedeniyle hakkında az bilgi bulunan bir yer olarak tanınır. Bahçesaray ilçesinin Van gölü Havzasının klasik ortak tarihi dışında, bilinen özel tarihi IV. Yüzyıla dayanmaktadır. Şemsettin Sami, “Kamus-ül Alam” adlı eserinde Dicle Irmağının bir kolu olan Müküs Çayının İskender kalesi altından çıktığını yazmıştır. Adı geçen ve Dicle ırmağının bir kolu olan bu çay ilçenin 2km kuzeyinden çıkar. Kaynaktan yaklaşık 3km yukarıda, günümüzde İskender kalesi olarak bilinen kalıntıları mevcuttur.

    Bahçesaray ilçesi, tarihi kayıtlarda ilk olarak “Moks” adında Vaspurakan Krallığı’na ait bir prenslik olarak karşımıza çıkar. Nitekim Abbasi Halifesi Mütevekkil Prensi Grigor, Vaspurakan Kralı Gagik’e bağlılığını bildirmiştir. 977’de ise Moks prensi Zapranik, Bizans İmparatoru Basil’e karşı Vaspurakan krallığı güçleri ile savaşa katılmıştır. 1064 yılında Sultan Alparslan’ın oğlu Melikşah tarafından fethedilen Müküs, 1548yılına kadar sırası ile Ahlatşahlar, Eyyubiler, Anadolu Selçukları, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safevilerin himayesine girmiştir. 1539 yılında Müküs, Kanuni Sultan Süleyman’ın Van’ı fethetmesi ile Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine geçmiştir. Ancak Avusturya Kralı ile baş gösteren sorunlardan dolayı Osmanlı güçlerinin Van Bölgesinden çekilmesi nedeniyle Müküs, tekrar Safevilerin hakimiyetine girmiştir. Daha sonra 1548 yılında Osmanlı Devletinin Van’ı geri alması ile Müküs, bir daha el değiştirmemek üzere Osmanlı idaresi altına girmiştir.

    Tarihi seyri içerisinde Müküs bazen sancak beyliği, bazen kaza, bazen de nahiye statüsünde bulunmuştur. Bu statüler de dönemsel olarak stratejik önemi ile bağlantılı olmuştur.

    Coğrafi Yapı

    Bahçesaray ilçesi 576 kilometre kare yüz ölçümüne sahip deniz seviyesinden 1670 metre yükseklikte, Van il merkezine 110 kilometre uzaklıkta olup, bu yolun 74 kilometresi asfalt geri kalan 36 kilometresi ise ham toprak yoldur. Ayrıca Van-Tatvan- Hizan- Bahçesaray güzergahının bulunduğu 245 kilometrelik bir yol bulunduğu 2004 yılı içinde de asfaltlanmıştır. Çetin arazi ve tabiat şartlarına sahip, etrafı sarp yüksek dağ ve tepelerle çevrilidir. Dar bir yerleşimi bulunmaktadır.

    İlçe doğuda Çatak, batıda Bitlis iline bağlı Hizan, kuzeyde Gevaş, Güneyde ise Siirt iline bağlı Pervari ilçesi ile sınırdır.

    lçenin tarihi ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Ancak, ilçedeki XVII.yüzyılda yapılmış Mir Hasan Veli Medresesinin bulunması yörenin Osmanlı döneminde bir yerleşim yeri olduğuna işaret etmektedir. Medrese 1737 ve 1858 yıllarında onarılmıştır. Bunun dışında Bahçesaray ile ilgili herhangi bir bilgi yoktur. Yalnızca eski isminin Müküs olduğu bilinmektedir. İlçenin belediyesi 1989 yılında kurulmuş olup, 19 köy ve 43 mezradan meydana gelmiştir. Gevaş ilçesine bağlı bir bucak olan Bahçesaray 1987’de ilçe konumuna getirilmiştir.

    İlçede eski eser olarak; Mir Hasan Veli Medresesinin kalıntıları, Bahçesaray-Hizan yolu üzerindeki Kırmızı Köprü bulunmaktadır.


    İlçenin kuzeyinde bulunan ağirov dağı eteğindeki Serkahni (Çeşme başı) dedikleri membadan çıkan, Müküs (Bahçesaray) çayı olarak adlandırılan akarsu ilçeyi ikiye bölerek uzun ve dar vadiden geçtik ten sonra Pervari ilçesi sınırına ulaşır.

    Karakovan balı, cevizi, ağaç oymacılığı, keçi kılından yapılan çarıkları ile üzümü meşhurdur. Yılın büyük bir bölümü yolu karla kaplı olduğundan kış mevsimi sözü edilen bir yerdir.
    FOTOĞRAFLAR


    Van-Bahçesaray yolundayız Güzel bir bahar sabahı Buralara daha yeni bahar gelmektedir.





    Yukarı Narlıca Köyü



    Zirvelere çıkışımız devam ediyor.
    http://www.vanasyanur.com/ozel/genel...ukus-yolculugu



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


  2. #2
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    39
    Mesajlar
    854

    Standart


    Yol kenarın daki 2 metre kar bu yolların hazirana kadar niçin açılmadığını daha iyi anlıyoruz. Yol 2 gün önce açıldı.





    Yol kenarın da Müthiş bir kar yığını


    Zirvelerde yetişen bir kardelen

    Zirve krapit geçidi 3200 metre

    3200 metre yüksekliğin deki Krapit geçidinden inişe geçiyoruz


    Ve yol çalışması 1 saat yolun açılmasını bekliyoruz


    Yolun kenarın daki uçurum ve orda bir köy var uzakta


    Bahçesaray da bir cami


    Nil-i mübârek Cebel-i Kamer'den çıktığı gibi, Dicle'nin en mühim bir şubesi Van vilâyetinden, Müküs nâhiyesinden bir kayanın mağarasından çıkıyor.” suyun çıkış yeri bakmayın böyle durgun olmasına


    Ey Rabbü'l-Berri ve'l-Bahr!
    Kur'ân'ın dersiyle ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın tâlimiyle anladım ki: Nasıl gökler ve fezâ ve zemin Senin birliğine ve varlığına şehâdet ederler; öyle de, bahirler, nehirler ve çeşmeler ve ırmaklar, Senin vücûb-u vücuduna ve vahdetine bedâhet derecesinde şehâdet ederler.




    Şimdi, bak çeşmelere, çaylara, ırmaklara; yerden, dağlardan kaynamaları tesadüfî değildir. Çünkü, onlara terettüb eden âsâr-ı rahmet olan faydaların ve semerelerin şehâdetiyle ve dağlarda bir mîzan-ı hâcetle iddiharlarının ifadesiyle ve bir mîzan-ı hikmetle gönderilmelerinin delâletiyle gösteriliyor ki, bir Rabb-i Hakîmin teshîriyle ve iddiharıyladır. Ve kaynamaları ise, Onun emrine heyecanla imtisâl etmeleridir.


    Sonra o misafir, nehirlere bakar, görür ki: Menfaatleri ve vazifeleri ve varidat ve sarfiyatları o kadar hakîmâne ve rahîmânedir; bilbedahe ispat eder ki, bütün ırmaklar, pınarlar,çaylar, büyük nehirler, bir Rahmân-ı Zülcelâli ve'l-İkramın hazine-i rahmetinden çıkıyorlar ve akıyorlar. Hattâ o kadar fevkalâde iddihar ve sarf ediliyorlar ki, "Dört nehir Cennetten geliyorlar" diye rivâyet edilmiş. Yani, zâhirî esbabın pek fevkinde olduklarından, mânevî bir cennetin hazinesinden ve yalnız gaybî ve tükenmez bir menbaın feyzinden akıyorlar demektir


    İşte o durgun suyun akması inanılmaz derece de muhteşem

    Evet, zemin denilen muhteşem ve seyyar sarayın temel taşı olan taş tabakasının Fâtır-ı Zülcelâltarafından tavzif edilen en mühim üç vazifeyi beyân etmek, ancak Kur'ân'a yakışır.
    İşte birinci vazifesi: Toprağın, kudret-i Rabbâniye ile nebâtâta analık edip yetiştirdiği gibi, kudret-i İlâhiye ile, taş dahi, toprağa dâyelik edip yetiştiriyor.
    İkinci vazifesi: Zeminin bedeninde deverân-ı dem hükmünde olan suların muntazam cevelânına hizmetidir.
    Üçüncü vazife-i fıtriyesi: Çeşmelerin ve ırmakların, suyun ve enhârın muntazam bir mîzan ile zuhur ve devamlarına hazînedarlık etmektir. Evet, taşlar, bütün kuvvetiyle ve ağızlarının dolusuyla akıttıkları âb-ı hayat sûretinde delâil-i vahdâniyeti, zemin yüzüne yazıp serpiyor.



    Hem taştan su çıkması, çay akması ve dağılıp yuvarlanması ünvânıyla tabaka-i türâbiye altında olan taş tabakası, su damarlarına hazînedarlık ve toprağa analık ettiğini ifade ediyor.


    Akarsuların coşkusu, yazın bereketi, yaylalarının uçsuz bucaklığı yeni ufuklar açar önümüzde. Kuş olup uçmak ister insan ereceğinden bakacağına. Dağlarının tepesinde avuçlamak ister bulutlarını.


    Rabbim bu güzel günde baharın kendini göstermeye başladıgı günlerde bizimde gönüllerimizde filizler oluştur ve bizimde kurumuş gönüllerimizi yeşillendir...amin

    Hem Fettâh ve Musavvir isimlerinin tecellîleriyle başta insan olarak bütün hayvanatın su katrelerinden açılan pek çok mânidar suretlerine ve bahar çiçeklerinin habbe ve zerreciklerinden açtırılan çok cazibedar simalarına bak, fettâhiyet ve musavviriyet-i İlâhiyenin mu'cizâtlı cemâlini gör.

    İşte, bu mezkûr misallere kıyasen, Esmâ-i Hüsnânın herbirisinin kendine mahsus öyle kudsî bir cemâli var ki, birtek cilvesi koca bir âlemi ve hadsiz bir nevi güzelleştiriyor.

    Birtek çiçekte bir ismin cilve-i cemâlini gördüğün gibi, bahar dahi bir çiçektir. Ve Cennet dahi görülmedik bir çiçektir. Baharın tamamına bakabilirsen ve Cenneti İmân gözüyle görebilirsen bak, gör, cemâl-i sermedînin derece-i haşmetini anla. O güzelliğe karşı İmân güzelliğiyle ve ubudiyet cemâliyle mukabele etsen çok güzel bir mahlûk olursun. Eğer dalâletin hadsiz çirkinliğiyle ve isyanın menfur kubhuyla mukabele edip karşılasan, en çirkin bir mahlûk olmakla beraber, bütün güzel mevcudatın mânen menfurları olursun.
    http://www.vanasyanur.com/ozel/genel...culugu?start=1



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


  3. #3
    Vefakar Üye vildan81 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    328

    Standart

    teşekkürler hepsi de müthiş iyiki paylaştınız.

  4. #4
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    39
    Mesajlar
    854

    Standart

    Alıntı vijdan81 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    teşekkürler hepsi de müthiş iyiki paylaştınız.

    ben teşekkür ederim gidip görmek lazım



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


  5. #5
    Ehil Üye yuşaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    kendi dünyamdan
    Mesajlar
    1.808

    Standart

    heyy mnaşallah
    heyy gözünü sevdiğim cananım
    vanım
    maşallah
    toprakları hepsi
    bereket kokuyor
    çavreşamın delalamın ji testede birindarım

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0