+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: İman ve Küfür 2 .....,Nefsi Emmare

  1. #1
    Gayyur nur_çarşı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    65

    Standart İman ve Küfür 2 .....,Nefsi Emmare

    yaaaaa benim kafama bi şiy takıldı şimdi insan nefsi kaça ayrılır nefs_i emmare nedir? yani insan ne ile karşı karşıya .....

  2. #2
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    nur çarşı kardeşim, nefsi emmare kötülüğü emreden nefis demektir.

    Hz. Yusuf Aleyhisselam'ın dediği gibi:


    Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis daima kötülüğe sevk eder." Yusuf Sûresi: 12:53.

    aşağıdaki alıntı meseleyi açmaya yardımcı olur inş.


    Nefis derken çoğu zaman nefs-i emmareyi kastederiz.


    Kötülüğü emreden bu nefis, zamanla terbiye göre göre, günahlardan uzaklaşa uzaklaşa safiyet kazanır.


    Sonunda Allah’ın razı olduğu bir nefis olma makamına kadar çıkar.



    Nefs-i emmare, insan nefsinin en aşağı mertebesi ve “Muhakkak nefis kötülüğü emredicidir.” âyetinin haber verdiği büyük düşmandır.


    Şehvet, hırs ve hasedin emrine girmekle, ruh ve kalbi aşağıların ve bayağıların hizmetine sokmağa çalışır.


    Kötülüğe aşık, harama düşkün, sefahate hayrandır.


    Hayırlı işlerde tembel ve ürkek, şerde cesur ve atılgandır.


    Şeytanı meleklere secdeden men eden haset ve kibir, bu nefsin önde gelen sıfatları ve en belirgin özellikleridir.


    Bu imtihan dünyasında, insanlar nefislerinden ve şeytandan gelen kötü telkinlerle, İlâhî fermandan gelen hidayet haberleri arasında bir mücadele verirler.


    Kazanılan her mücadele, yani yapılan her ibadet, vazgeçilen her kötülük, uzak durulan her haram nefis için bir terakki basamağı ve bir temizlenme ameliyesi olur.

    Yükselme yoluna giren bu nefsin son durağı rıza makamıdır; Allah’ın taktir ettiği her şeyi rıza ile karşılayan ve böylece Allah’ın da kendisinden razı olduğu bir nefis olma makamı.


    Bu makama eren nefse, Cenab-ı Hak şu hitapta bulunur:


    “Ey mutmainne nefis (Güvenceye kavuşmuş ruh)! Sen Ondan O da senden razı olarak Rabbine dön. Seçkin kullarım arasına karış (dahil ol) ve cennetime gir.” ( Fecr Sûresi, 27-30 )


    Alaaddin Başar
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  3. #3
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart



    Bir tarladan iyi mahsul almanın yolu, tarlanın iyi işlenmesinden geçer.

    Eğer tarlaya iyi bir bakım yapılmazsa, yabani otlar ve dikenler her tarafı istila eder.

    İşte, insanın nefsi de tarla gibidir.


    Eğer terbiye edilmezse, kötü kabiliyetler boy gösterir. Eğer iyi bir terbiyeden geçse, ondan çok istifade edilir.


    Ham petrolün arıtılması gibi, nefsin de tezkiyesi (kötü sıfatlardan arındırılması) söz konusudur.

    Bir kısım tasavvuf ehli, nefsin yedi mertebesinden bahsederler. Bunlar:

    1. Nefs–i emmare
    2- Nefs-i levvame
    3. Nefs-i mutmainne
    4. Nefs-i radiyye
    5. Nefs-i mardıye
    6. Nefs-i mülheme
    7. Nefs-i zekiyyedir. (1)

    Nefsin, terbiyeden geçmemiş hali, nefs-i emmaredir. (2) Bu haldeki nefis, şiddetle kötülüğü emreder. Günahlara dalmak ister.

    Kendini kınayan nefse ise, nefs-i levvame denir. (3) Bu mertebedeki nefis, günahlardan dolayı kendini kınamaya başlar, pişmanlık duyar.

    Terbiyenin ilerlemesiyle, nefis mutmainne mertebesine çıkar; Allah’dan gelen her şeyi rıza ile karşılar. Allah’ın razı olduğu bir vaziyet kazanır. İlahi ilhamlara mazhar olur. Arınmış bir nefis haline gelir. İlk hali, terbiye edilmemiş vahşi bir ata, son hali ise terbiye edilmiş ve sahibine çok faydalı uysal bir ata benzetilebilir.

    Bilindiği gibi, sirklerde gösteride kullanılan aslanlar daha küçükten terbiye edilirler.

    Gösteri sırasında, ara sıra ağızlarına yatıştırıcı hap verilir.

    Ta ki, ormandaki günlerini hatırlamasınlar, sahiplerini parçalamasınlar.

    Onun gibi, nefsin terbiyesine de küçük yaşlardan başlamak; ayrıca her gün, nefse hitap eden ve onu yatıştıran hakikatlerden okumak gerekir.

    Yoksa, yıllarca terbiyeden geçmiş bir nefis, fırsatını bulduğunda tekrar eski haline dönmeye müsaittir.

    Nasıl ki, bir yaya bastığımızda, onu yere kadar eğeriz.

    Fakat, ayağımızı gevşettiğimiz ölçüde, o başını kaldıracaktır.


    Nefis de böyledir. İyi bir terbiyeyle sesini keser.


    Uygun bir ortam bulduğunda, tekrar hükmünü icra eder.


    Bazı zatlar, “nefs-i öldürmek” tabirini kullanırlar.

    Bunun da bir nefis terbiyesi olduğunu kabulle beraber, nefsin mahiyetinde yer alan duyguların, kabiliyetlerin hayra yönlendirilmesinin daha isabetli olacağı kanaatindeyiz.


    Mesela, herkeste şiddetli bir hırs var. Hırsın sesini tamamen kesmek yerine, bu hırsın hayırlı işlere yönlendirilmesi daha faydalı olacaktır.



    O zaman, yaptığı ibadeti, hizmeti yeterli görmeyecek, daha ilerisini elde etmeye çalışacaktır. (4)

    Nefis, terbiyeyi kabule müsaittir.

    Mesela, herkesin fıtratında cimrilik vardır.

    İslami bir terbiyeyle, cimri bir insanın çok cömert bir insan haline gelmesi mümkündür.


    Nefsin fıtri hali, deli dolu akan bir nehre benzer.


    Terbiye edilmiş hali ise, bu nehrin önüne bir baraj yapılıp, çevrenin hem aydınlatılması, hem de sulanması gibidir.

    Kaynaklar:
    1. Yazır, VIII, 5817.
    2. Yusuf, 53.
    3. Kıyame, 2.
    4. Bu konuda bkz. Nursi, Mektubat, s. 33-34.


    Şadi Eren
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Asayı Musa, İman ve Küfür Muvazeneleri Hakkında Bilgi.
    By Gnbt44 in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 31.12.08, 16:03
  2. Ey Nefs-i Emmare! Kat'iyen Bil ki..
    By Şahide in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.10.08, 11:00
  3. İman ile Küfür
    By Özgürlük in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.01.08, 21:52
  4. İman ve Küfür...
    By nur_çarşı in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 08.09.07, 00:21
  5. Rıza-i Küfür, Küfür Olduğu Gibi; Zulme Rıza da....
    By Ehl-i telvin in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.03.07, 03:12

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0