+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 12

Konu: Tenkit ve Suçlamalara Karşı Tavrımız Ne Olmalıdır?

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart Tenkit ve Suçlamalara Karşı Tavrımız Ne Olmalıdır?

    Risale-i Nur'a, Bediüzzaman'a, mesleğimize, meşrebimize, hizmette önemsediğimiz abilerimize vs. gelen -özellikle de ehl-i imandan- tenkitleri nasıl anlamalı, onlara nasıl cevap vermeliyiz? Karşıdakine aynı surette mi cevap vermeliyiz? Onu günaha girmekle mi itham etmeliyiz? Kendi düşüncemizi savunurken karşımızdaki insanın düşüncesine mi saldırmalıyız? Doğrudan savunmaya mı geçmeliyiz? Ne yapmalıyız?
    Bu mevzu hakkında Risalelerden bazı bölümleri buraya eklemeye çalışayım, diğer kardeşler de katkıda bulunurlarsa sevinirim...


    Konya'daki Rıfat Filiz kardeşimizin mektubunda, bazı sofîlerin bize hafif tenkitlerinin hiç ehemmiyeti yoktur. Sakın müteessir olmasınlar. Hiçbir vecihle mukabele etmesinler. Şimdi ehl-i imanın, hususan ehl-i tarikatın ve bilhassa şahsıma ait tenkitlerini bir nevi nasihat ve bir nevi iltifat telâkki ederim. Onlara hakkımı helâl ediyorum. Şimdi ehl-i ilhadın bize dehşetli zararlarına karşı, kardeşlerimiz olan ehl-i imanın gayet hafif, şahsıma karşı tenkitlerini bir nevi ikaz ve bizi ihtiyata sevk için bir dostluk telâkki ediyorum.

    Emirdağ Lahikası, 288
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  2. #2
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Medâr-ı hayrettir, duamda Nurcular dairesinde hergün isimleriyle yâd ettiğim iki sofî meşrep, kendilerini satmak fikriyle bana ve Nura iliştiklerine dair mektup geldi. Ben gücenmedim, onları daha ziyade duama aldım. Aynen eskiden İstanbul'da eski partinin desiseleriyle bize ilişen malûm ihtiyar şeyh gibi, onları hem kendime mübarek kardeş, hem dost bildim, hakkımı helâl ettim. Fakat iki İhlâs Lem'alarını okumalarını arzu ediyorum.
    Kardeşlerim,
    siz dahi böylelerden gücenmeyiniz, münakaşa etmeyiniz.

    Emirdağ Lahikası, 285
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  3. #3
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    S -Tenkidi nasıl görüyorsun? Hususan umur-u diniyede_
    C - Tenkidin sâiki (sevkedeni,), ya nefretin teşeffisidir(şifa bulmasıdır,rahatlamasıdır), veya şefkatin tatminidir. (Dostun veya düşmanın ayıbını görmek gibi.)
    Sıhhat ve fesada muhtemel bir şeyde kabule temayül ve tercih şefkatten; redde temayül ve tercih-vesvese olmazsa-nefretten geldiğine ayardır.( Rıza gözü, ayıplara karşı kördür. Kem göz ise kusurları araştırır.")
    Sâik-i tenkit (tenkide sevkedici), aşk-ı hak ve arzu-yu tenzih-i hakikat olmalı. Selef-i Salihînin tenkitleri gibi.( İşârât)

    - En müthiş maraz ve musibetimiz, cerbeze ve gurura istinad eden tenkittir. Tenkidi eğer insaf işletirse, hakikati rendeçler (parlatır). Eğer gurur istihdam etse, tahrip eder, parçalar.(Hutbe-i Şamiye)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  4. #4
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Risale-i Nur a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez; daha kimseyi o bahaneyle inandıramazlar.

    Fakat cepheyi değiştirip, din perdesi altında bazı safdil hocaları veya bid a taraftarı veya enaniyetli sofi meşreplileri bazı kurnazlıklarla Risale-i Nur a karşı-iki sene evvel İstanbul da ve Denizli civarında olduğu gibi-istimal etmek ve Risale-i Nur a ve şakirtlerine ayrı bir cephede tecavüz etmeye münafıklar çabalıyorlar.


    İnşaallah muvaffak olamazlar.

    Risale-i Nur şakirtleri, tam ihtiyatla beraber, bir taarruz olduğu vakitte münakaşa etmesinler, aldırmasınlar.



    Aldanan ehl-i ilim ve imansa, dost olsunlar,

    "Biz size ilişmiyoruz. Siz de bize ilişmeyiniz. Biz ehl-i imanla kardeşiz"

    deyip yatıştırsınlar.


    Sikke-i Tasdik-i Gaybi 190
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  5. #5
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Sakın, sakın hocalarla münakaşa etmeyiniz.

    Mümkün olduğu kadar musalahakarane davranınız.

    Enaniyetlerine dokunmayınız.

    Bid at taraftarı da olsa ilişmeyiniz.

    Karşımızda dehşetli zındıka varken, mübtedi lerle uğraşıp, onları dinsizlerin tarafına sevk etmemek gerektir.

    Eğer size ilişmek için gönderilmiş hocalara rastgelseniz, mümkün olduğu kadar münazaa kapısını açmayınız.

    İlim kisvesiyle itirazları, münafıkların ellerinde bir senet olur.

    İstanbul da ihtiyar hocanın hücumu ne kadar zarar verdiğini bilirsiniz.

    Elden geldiği kadar Risale-i Nur lehine çevirmeye çalışınız.

    Umum kardeşlerime birer birer selam..

    Emirdağ Lahikası 116
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  6. #6
    Vefakar Üye Yeni Said - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    342

    Standart

    Allah raz? çok hoş bir paylaş?m;bizde vesilenizle istifade ediyoruz-ettiriyoruz inş.

  7. #7
    Yasaklı Üye aön - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    320

    Standart

    buraya yazzmad?m bunu hatt? bu konuyu yeni gördüm nas?l oldu anlamad?m....

    Konu aön tarafından (16.08.07 Saat 09:46 ) değiştirilmiştir.

  8. #8
    Vefakar Üye Yeni Said - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    342

    Standart

    Yanl?ş yere mi yazd?n?z cevab?.Ben bişey anlamad?m

  9. #9
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Alıntı aön Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Allah için cemaatlerin oluşmasına nasıl taasup dersin...Herkes kendine göre farklı sonuç çıkarmış o yoldan gitmiş aklı başında kimse cemmat görüntüsü altında farklı işler yapanlar dışında kimseyi eleştirmiyorki.... hep si doğru yoldur diyor benim yolum bence daha doığru diyor....Mezheplerin oluşumunun aynısı....
    Cemaatlere taasup demeden önce bir sallan kendine gel iki gündür ne yapmaya çalışıyorsun anlamadım....O zaman bir birinden farklı 7-8 kola ayrılmış cemaatten sadece birimi doğru yolda diğerleri yanlış mı???Cemaatler çoktandır bir birine düşmedi her halde hadi düşelim ....
    Kimse ya bugün işim yok bir cemaat kursamda iş olsa demiyor kendine göre bir yol çiziyor kaynağınıda gösteriyor aklın yatarsa o yolsdan git daha iyisini bulursan ondan buna taasup derken sonucu ne olacak....Tüm farklı yollar yanlış o zaman herkes en doğru da buluşmalı değil mi???
    Benim içinde en doğru yol kesinlikle benim ki(Bence) o zaman herkes gelsin bana iltihak etsin öylemi????
    evet, görülüyor ki aön kardeş malesef yukarda yazılanları okumamış. Artık kardeşimize kim ne dediyse aynı doğtultuda cevap vermiş... Bir açıklama yapmanız gerekmez mi aön kardeş, bu yazdıklarınızla ne demek istediniz?
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  10. #10
    Vefakar Üye yenipınar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    419

    Standart

    Tenkidin psikolojisi, üslûbu ve ölçüsü


    Eleştiri bir kültür ve hatta bir sanatt?r. Gerçeği bulmaya hizmet ettiği nisbette meşrû ve makbuldür. Tenkidin saik?, psikolojisi, “ya nefretin teşeffisi (rahatlamas?) ya şefkatin tatminidir”1
    Oysa münekkidde, gerçeği bulma, ifâde etme aşk? olmal?. Eğer eleştiriyi insaf işletirse, gerçeği parlat?r.2 Gurura dayanan tenkit ise, müthiş bir hastal?k ve musîbettir. 3 Hem hakikati incitir, hem de gayret ve şevki k?rar.

    Kendimize yap?lan tenkitleri hazmedebilme maharetini gösterdiğimiz taktirde, eksiklerimizi tamamlar, hatâlar?m?z? telâfi
    eder, olgunlaşabiliriz. Zaten, eleştirilerimizin hedefi geçmişe tak?l?p kalmak değil; ondan ders al?p geleceğe uzanmakt?r. Eleştiri, ayn? zamanda oto-kontrolü sağlar. Ancak, tenkid, sathî bir nazarla yap?lmamal?d?r. Mü’minlerin, ilim adamlar?n?n lüzumsuz şeylerde biri birini tenkit etmeleri gayet zararl?d?r. ?lim ve fikir ehli, mal sat?n alan bir müşteri gibi yaln?z kusurlar? göremez.4 Meseleye çok yönlü bakarak, önce iyi ve güzel taraflar dikkate sunulur. K?skançl?k, ele geçirememe, aşağ?l?k kompleksinden kaynaklanan tenkidin zararlar? zahirdir. Çağdaş mütefekkirlerimizden Bediüzzaman Said Nursî, bizzat kendisini misal verip hedef göstererek, ?slâm?n eleştiri konusundaki muhteşem ölçüsünü şöyle yans?t?r:

    “Hiçbir müfsid, ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görünür. Yahut bât?l? hak görür. Evet, kimse demez ayran?m ekşidir. Fakat siz mihenge vurmadan almay?n?z. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Hattâ benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamam?n? kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim. Veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyleyse, her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. ?şte, size söylediğim sözler hayâlin elinde kals?n, mihenge vurunuz. Eğer alt?n ç?kt?ysa kalbde saklay?n?z. Bak?r ç?kt?ysa, çok g?ybeti üstüne ve bedduay? arkas?na tak?n?z, bana reddediniz, gönderiniz.

    Sual: Neden hüsn-ü zann?m?za su-i zan edersin? Eski padişahlar ve eski hükûmetler seni haktan çeviremedi. Jön Türkler sizi kendilerine râm ve müdaheneci (yağc?, tabasbuscu, dalkavuk) edemediler. Zira seni hapis ettiler, asacaklard?; sen tezellül etmedin. Merdane ç?kt?n. Hem sana büyük maaş vereceklerdi, kabul etmedin. Demek sen onlar?n taraftarl?ğ? için demiyorsun. Demek hak taraftar?s?n.
    Cevap: Evet, hakk? tan?yan, hakk?n hat?r?n? hiçbir hat?ra feda etmez. Zira, hakk?n hat?r? âlidir; hiçbir hat?ra fedâ edilmemek gerektir. Fakat şu hüsn-ü zann?n?z? kabul etmem. Zira bir müfside, bir dessasa hüsn-ü zan edebilirsiniz. Delil ve âk?bete bak?n?z.

    Sual: Nas?l anlayacağ?z? Biz câhiliz, sizin gibi ehl-i ilmi taklit ederiz.
    Cevap: Gerçi cahilsiniz, fakat âk?ls?n?z. Hanginizle zebib, yani üzümü paylaşsam, zekâvetiyle bana hile edebilir. Demek cehliniz özür değil... ?şte, müştebih ağaçlar? gösteren semereleridir. Öyleyse, benim ve onlar?n fikirlerimizin neticelerine bak?n?z.5 Meseleyi daha da müşahhaslaşt?r?r:
    Sual: Bir büyük adama ve bir veliye ve bir şeyhe ve bir büyük âlime karş? nas?l hür olacağ?z? Onlar meziyetleri için bize tahakküm etmek haklar?d?r. Biz onlar?n faziletlerinin esiriyiz.
    Cevap: Velâyetin, şeyhliğin, büyüklüğün gereği tevazu ve mahviyettir; tekebbür ve tahakküm değildir. Demek, tekebbür eden sabiyy-i müteşeyyihtir. Siz de büyük tan?may?n?z.6
    Eğer eleştiri görevini; bu perspektiften ele al?p hakk?yla ifâ, yâni dozaj?n? ayarlay?p ifrat veya tefrite düşmeseydik; ilimde, fikirde, hattâ teknikte çok daha büyük merhaleler kat’ edecek, daha çok ve büyük kabiliyetlerin inkişâf?na zemin haz?rlamayacak m?yd?k?

    Dipnotlar:
    1-?çtimâ î Reçeteler, 1: 200; 2-Hutbe-i Şâmiye, s. 147; 3-Hutbe-i Şâmiye, s. 147; 4-Muhakemât, s. 105; 5-Münâzârât, s. 48-50; 6-Age, s. 59-60
    Ali FERŞADOĞLU-16.08.2007

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 09.10.16, 21:56
  2. Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 21.03.13, 19:00
  3. Tenkit
    By karatopirak1975 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 10.01.13, 01:24
  4. Örtünmeyi Bilmeyenlere Karşı Tavrımız Ne Olmalı?
    By EbEd-YoLcUsU in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.08.08, 13:07
  5. Tenkit Etmek...
    By PirMuhammed in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.02.07, 12:01

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0