Rahmet-i Rabbaniyenin en hürmetli, en halâvetli(tatlı), en latif ve en şirin bir cilvesi olan şefkat-i valide(anne şefkati), hakaik-i kâinat(Yaratılanlara ait gerçekler) içinde en muhterem, en mükerrem bir hakikattır. Ve valide, en kerim, en rahîm öyle fedakâr bir dosttur ki; o şefkat saikasıyla(sebebiyle) bir valide, bütün dünyasını ve hayatını ve rahatını, veledi için feda eder. Hattâ valideliğin en basit ve en edna derecesinde olan korkak tavuk, o şefkatin küçücük bir lem’asıyla yavrusunu müdafaa için ite atılır, arslana saldırır.[1]


“Halik-ı Zülcelalinden havf etmek [korkmak], Onun rahmetinin şefkatine yol bulup iltica etmek demektir. Havf [korku] bir kamçıdır, Onun rahmetinin kucağına atar. Malûmdur ki, bir valide, mesela bir yavruyu korkutup sinesine celb ediyor. O korku, o yavruya gayet lezzetlidir. Çünkü şefkat sinesine celb ediyor. Halbuki, bütün validelerin şefkatleri, rahmet-i İlahiyenin bir lem’asıdır. [parıltısıdır] Demek, havfullahta [Allah korkusunda] bir azim [büyük]lezzet vardır.[2]


Şefkat halistir, mukabele istemiyor; safi ve ivazsızdır(karşılıksız).Hatta en adi mertebede olan hayvanatın yavrularına karşı fedakarane ivazsız şefkatleri buna dedlildir.[3]


1-Risale-i Nur - Mektubat
2-Risale-i Nur - Sözler
3-Risale-i Nur - Mektubat