+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Deha ve Hüda Muvazenesi

  1. #1
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart Deha ve Hüda Muvazenesi

    Nasıl olur ki; aslı, hem mâdeni, matlaı başka çeşit olmuştu; Kur'ân'da olan nuru, şeriat hidâyeti, şu medeniyetin ruhu olan Roma dehâsı birbiriyle barışır, hem mezc ve ittihadı?

    O dehâ ile bu hüdâ menşe'leri ayrıdır.

    Hüdâ semâdan indi, dehâ zeminden çıktı.

    Hüdâ kalbde işliyor; dimağı da işletir.

    Dehâ dimağda işler; kalbi de karıştırır.

    Hüdâ ruhu eder tenvir, dâneleri sümbüllettirir.

    Karanlıklı tabiat onunla ışıklanır.

    İstidad-ı kemâli birden bire yol alır.

    Nefs-i cismanî yapar hizmetkâr-ı emirber. Melek-sîmâ ediyor insan-ı himmetperver.

    Dehâ ise, evvelâ nefse ve cisme bakıyor, tabiata giriyor, nefsi tarla ediyor. İstidad-ı nefsânî neşv ü nemâ buluyor.

    Ruhu eder hizmetkâr; taneleri kuruyor.

    Şeytanın sîmâsını beşerde gösteriyor.

    Hüdâ, hayatına saadet veriyor, dâreyne ziyâ neşrediyor, insanı yükseltiyor.

    Deccâl-misâl dehâ-i a'ver, bir dâr ile bir hayatı anlar, maddeperest olur ve dünyaperver.

    İnsanı yapar birer canavar.

    Evet, dehâ sağır tabiata tapar. Kör kuvvete fermanber.

    Fakat hüdâ şuurlu san'atı tanır, hikmetli kudrete bakar.

    Dehâ, zemine küfran perdesi çeker.

    Hüdâ, şükran nurunu serper.

    Bu sırdandır, dehâ a'mâ-i asam, hüdâ semî-i basîr.

    Dehânın nazarında, zemindeki nimetler sahipsiz ganimettir.

    Minnetsiz gasb ve sirkat, tabiattan koparmak, canavarca his verir.


    Hüdânın nazarında, zeminin sînesinde, kâinatın yüzünde serpilmiş olan niam, rahmetin semerâtı, her nimetin altında bir yed-i muhsin görür, şükran ile öptürür.

    Bunu da inkâr etmem:

    Medeniyette vardır mehâsin-i kesîre.

    Lâkin, onlar değildir ne Nasrâniyet malı, ne Avrupa icâdı,
    Ne şu asrın san'atı. Belki umum malıdır. Telâhuk-u efkârdan, semâvî şerayi'den, hem hâcât-ı fıtrîden, hususi şer'-i Ahmedî,
    İslâmî inkılâbdan neş'et eden bir maldır. Kimse temellük etmez.

    Lemeat
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  2. #2
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Ey sefahet ve dalalette bozulmuş ve İsevî dininden uzaklaşmış Avrupa!

    Deccal gibi birtek gözü taşıyan kör dehan ile ruh-u beşere bu cehennemî haleti hediye ettin!

    Sonra anladın ki: Bu öyle ilâçsız bir illettir ki, insanı a'lâ-yı illiyyînden, esfel-i safilîne atar.

    Hayvanatın en bedbaht derecesine indirir.

    Bu illete karşı bulduğun ilâç, muvakkaten ibtal-i his hizmeti gören cazibedar oyuncakların ve uyutucu hevesat ve fantaziyelerindir.

    Senin bu ilâcın, senin başını yesin ve yiyecek!

    İşte beşere açtığın yol ve verdiğin saadet, bu misale benzer.


    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  3. #3
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Nİce Hüda'lı dehalara...

  4. #4
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart


    (Amin, inş.)

    İkinci yol ki:


    Kur'an-ı Hakîm, hidayetiyle beşere hediye etmiştir.

    Şöyledir:


    Görüyoruz ki o yolun her menzilinde, her mekânında, her şehrinde bir Sultan-ı Âdil'in müstakim askerleri her tarafta bulunuyor, geziyorlar.

    Arasıra o Sultan'ın emriyle o askerlerin bir kısmını terhis ediyorlar.

    Silâhlarını, atlarını ve mîrî levazımatlarını alıyorlar, onlara izin tezkeresini veriyorlar.

    O terhis olunan neferler, çendan ünsiyet ettikleri at ve silâhların teslim alınmasından zâhiren mahzun oluyorlar.

    Fakat hakikat noktasında terhisle müferrah olup, Sultan'ın ziyaretine ve padişahın payitahtına dönmesi ve padişahı ziyaret etmesi cihetinde gayet memnun oluyorlar.

    Bazan terhis memurları acemi bir nefere rastgeliyorlar. Nefer onları tanımıyor. “Silâhını teslim et!” diyorlar.

    Nefer diyor:

    “Ben padişahın askeriyim, onun hizmetindeyim; sonra onun yanına gideceğim. Siz neci oluyorsunuz? Eğer onun izin ve rızasıyla gelmiş iseniz, göz ve baş üstüne geldiniz, emrini gösteriniz; yoksa çekiliniz, benden uzak olunuz. Ben tek başımla kalsam, sizler binler dahi olsanız, yine sizinle döğüşeceğim. Kendi nefsim için değil, çünki nefsim benim değil, benim sultanımındır. Belki bendeki nefsim ve silâhım, mâlikimin emanetidir. Emaneti muhafaza ve Sultanımın haysiyetini himaye ve izzetini vikaye için size baş eğmeyeceğim!


    İşte o ikinci yoldaki medar-ı sürur ve saadet olan binler ahvalden bu hal bir nümunedir.

    Sair ahvali sen kıyas et. Bütün o ikinci yolun seferinde, tevellüdat namında sevinç ve şenlikle bir tahşidat ve sevkiyat-ı askeriye var ve vefiyat namında sürur ve muzıka ile terhisat-ı askeriye görünüyor.

    İşte Kur'an-ı Hakîm beşere bu yolu hediye etmiştir. Bu hediyeyi kim tam kabul etse, böyle iki cihanın saadetine giden bu ikinci yoldan gider. Ne geçmiş şeyden mahzun ve ne de gelecek şeyden havf eder.

    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  5. #5
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Ey ikinci bozuk Avrupa!

    Senin çürük ve esassız esaslarının bir kısmı şunlardır ki:

    “En büyük melekten en küçük semeğe kadar her bir zîhayat kendi nefsine mâliktir ve kendi zâtı için çalışır ve kendi lezzeti için çabalar. Onun bir hakk-ı hayatı var. Gaye-i himmeti ve hedef-i maksadı, yaşamak ve bekasını temin etmektir.” diyorsun.


    Ve Hâlık-ı Kerim'in kerem düsturlarından ve erkân-ı kâinatta kemal-i itaatla imtisal edilen düstur-u teavünle, nebatat hayvanatın imdadına ve hayvanat insanların yardımına koşmasından tezahür eden o umumî kanunun rahîmane, kerimane cilvelerini cidal zannedip, “Hayat bir cidaldir” diye ahmakane hükmetmişsin.


    Acaba o düstur-u teavünün cilvesinden olan zerrat-ı taamiyenin, kemal-i şevk ile beden hüceyrelerinin gıdalandırılması için koşmaları nasıl cidaldir?

    Nasıl bir çarpışmaktır? Belki o imdad ve o koşmak, Kerim bir Rabb'in emriyle bir teavündür.

    Hem çürük bir esasın: “Herşey kendi nefsine mâliktir” diyorsun. Hiçbir şey kendi nefsine mâlik olmadığına kat'î bir delil şudur ki: Esbabın içinde en eşrefi ve ihtiyar noktasında en geniş iradelisi, insandır.


    Halbuki bu insanın düşünmek, söylemek ve yemek gibi en zâhir ef'al-i ihtiyariyesinden yüz cüz'ünden onun dest-i ihtiyarına verilen ve daire-i iktidarına giren yalnız meşkuk tek bir cüz'dür. Böyle en zâhir fiilin yüz cüz'ünden bir cüz'üne mâlik olmayan, nasıl kendine mâliktir denilir? Böyle en eşref ve ihtiyarı en geniş, bu derece hakikî tasarruftan ve temellükten eli bağlanmış bulunsa; “Sair hayvanat ve cemadat kendine mâliktir” diyen, hayvandan daha ziyade hayvan ve cemadattan daha ziyade camid ve şuursuz olduğunu isbat eder.



    Seni bu hataya atıp bu vartaya düşüren, bir gözlü dehandır.


    Yani hârika, menhus zekândır.

    O kör dehan ile, herşeyin Hâlıkı olan Rabbini unuttun, mevhum bir tabiata isnad ettin, âsârını esbaba verdin, o Hâlıkın malını bâtıl mabud olan tagutlara taksim ettin.

    Şu noktada ve o dehan nazarında her zîhayat, herbir insan, tek başıyla hadsiz a'daya karşı mukavemet etmek ve nihayetsiz hacatın tahsiline çabalamak lâzım geliyor.

    Ve zerre gibi bir iktidar, ince tel gibi bir ihtiyar, zâil lem'a gibi bir şuur, çabuk söner şu'le gibi bir hayat, çabuk geçer dakika gibi bir ömür ile, o hadsiz a'daya ve hacata karşı dayanmaya mecbur oluyor.


    Halbuki o bîçare zîhayatın sermayesi, binler matlublarından birisine kâfi gelmiyor. Musibete giriftar olduğu zaman; sağır, kör esbabdan başka derdine derman beklemiyor, وَمَا دُعَاءُ الْكَافِرِينَ اِلاَّ فِى ضَلاَلٍ sırrına mazhar oluyor.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  6. #6
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Senin karanlıklı dehan, nev-i beşerin gündüzünü geceye kalbetmiş.

    Yalnız o sıkıntılı, zulümlü ve zulmetli geceye ısındırmak için; yalancı, muvakkat lâmbalarla tenvir ettin.

    O lâmbalar sürur ile beşerin yüzüne tebessüm etmiyor. Belki beşerin ağlanacak acı hallerindeki eblehane gülmesine, o ışıklar müstehziyane gülüp eğleniyor
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  7. #7
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Alıntı elff Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bunu da inkâr etmem:

    Medeniyette vardır mehâsin-i kesîre.

    Lâkin, onlar değildir ne Nasrâniyet malı, ne Avrupa icâdı,
    Ne şu asrın san'atı. Belki umum malıdır. Telâhuk-u efkârdan, semâvî şerayi'den, hem hâcât-ı fıtrîden, hususi şer'-i Ahmedî,
    İslâmî inkılâbdan neş'et eden bir maldır. Kimse temellük etmez.

    Lemeat

    Herbir kemâlin, herbir ilmin, herbir terakkiyâtın, her bir fennin bir hakikat-i âliyesi var ki, o hakikat, bir ism-i İlâhîye dayanıyor. pek çok perdeleri ve mütenevvi' tecelliyâtı ve muhtelif daireleri bulunan o isme dayanmakla o fen, o kemâlât, o san'at, kemâlini bulur, hakikat olur. Yoksa, yarım yamalak bir sûrette nâkıs bir gölgedir.

    ...

    İşte, Kur'ân-ı Hakîm, şu âyetle, beşeri şimdiki terakkiyâtında pek çok geri kaldığı en yüksek noktalara, en ileri hududa, en nihayet mertebelere, arkasına dest-i teşviki vurup, parmağıyla o mertebeleri göstererek "Haydi, arş ileri!" diyor. Bu âyetin hazîne-i uzmâsından şimdilik bu cevherle iktifâ ederek, o kapıyı kapıyoruz.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. O Bir Deha Genlisia Bitkisi
    By kabeaşığı in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03.04.14, 17:19
  2. Deha mı Dikkati, Dikkat mi Dehayi Tetikler?
    By avrasyam_seker in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 23.01.09, 20:28
  3. Kardeşler külliyati kaç deha anlayarak bitirdik?
    By GÖKÇE KIZ in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10.01.09, 22:40
  4. Nurani Bir Deha: Abdurrahman Nursi
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.01.09, 20:44

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0