Sual: Avam-ı nastan, hakaik-i diniyeyi tabir eden ancak yüzde birdir.

Cevap:

Tabir etmemesi, bilmemesine delil olamaz.

Evet, çok defa lisan, insanın tasavvuratından incelerini tabirden aciz olduğu gibi, kalbindeki ve vicdanındaki inceler de akla görünmez.

Hatta belagat dahilerinden Sekkaki gibi bir zat, İmruu'l-Kays veya başka bir bedevinin ibraz ettiği belagat incelerini kavramamıştır.

Maahaza, imanın var olup olmadığı sorguyla anlaşılır.

Mesela ami bir adama, Saniin, cihat-ı sittesiyle kabza-i tasarrufunda bulunan alemin herhangi bir cihetinde mekan ittihaz etmesinin mümkün olup olmadığı hakkında bir sorgu yapıldığı zaman, "Hiçbir cihette değildir, olamaz" dese kafidir.

Çünkü, nef-yi cihetin, yani Saniin hiçbir cihette olamayacağı hakikatinin onun vicdanında sabit olduğuna delalet eder.

İşaratül İcaz 46