+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Kalbin Beş Yarasına Beş Merhemi Tazammun Eder

  1. #1
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    3.049

    Standart

    Yirmi Birinci Sözün ?kinci Makam?


    [Kalbin beş yaras?na beş merhemi tazammun eder.]








    Ey maraz-? vesvese ile mübtelâ! Biliyor musun vesvesen neye benzer? Musîbete benzer; ehemmiyet verdikçe şişer, ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazar?yla baksan büyür; küçük görsen, küçülür. Korksan ağ?rlaş?r, hasta eder; havf etmezsen hafif olur, mahfî kal?r. Mahiyetini bilmezsen devam eder, yerleşir; mahiyetini bilsen, onu tan?san, gider. Öyle ise, şu musîbetli vesvesenin aksâm-? kesîresinden kesîrü'l-vuku' olan yaln?z beş vechini beyân edeceğim. Belki sana ve bana şifâ olur. Zîrâ, şu vesvese öyle bir şeydir ki, cehil onu dâvet eder, ilim onu tard eder; tan?mazsan gelir, tan?san gider.

    Birinci Vecih - Birinci Yara

    Şeytan, evvelâ şüpheyi kalbe atar. Eğer kalb kabul etmezse, şüpheden şetm'e döner. Hayale karş? şetme benzer bâz? pis hât?ralar? ve münâfi-i edeb çirkin halleri tasvir eder. Kalbe "Eyvah!" dedirtir; ye'se düşürtür. Vesveseli adam zanneder ki, kalbi Rabbine karş? sû-i edebde bulunuyor. Müthiş bir halecan ve heyecan hisseder. Bundan kurtulmak için huzurdan kaçar, gaflete dalmak ister. Bu yaran?n merhemi budur:

    Bak, ey bîçare vesveseli adam! Telaş etme. Çünkü, senin hat?r?na gelen, şetm değil, belki tahayyüldür. Tahayyül-ü küfür, küfür olmad?ğ? gibi, tahayyül-ü şetm dahi, şetm değildir. Zîrâ, mant?kça, tahayyül hüküm değildir. Şetm ise hükümdür.

    Hem bununla beraber, o çirkin sözler, senin kalbin sözleri değil. Çünkü, senin kalbin, ondan müteessir ve müteessiftir. Belki, kalbe yak?n olan lümme-i şeytânîden geliyor. Vesvesenin zarar?, tevehhüm-ü zarard?r; yani onu zararl? tevehhüm etmekle, kalben mutazarr?r olmakt?r. Çünkü, hükümsüz bir tahayyülü hakikat tevehhüm eder. Hem şeytan?n işini kendi kalbine mal eder; onun sözünü, ondan zanneder. Zarar anlar, zarara düşer. Zâten şeytan?n da istediği odur.



    --------------------------------------------------------------------------------


    Rahmân ve Rahîm olan Allah'?n ad?yla.

    Ey Rabbim, şeytanlar?n vesveselerinden Sana s?ğ?n?r?m. • Onlar?n yan?mda bulunmalar?ndan da, yâ Rabbi, Sana s?ğ?n?r?m. (Mü'minûn Sûresi: 97-98.)

    http://www.risaleara.com/oku.asp?id=238
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 20:16 ) değiştirilmiştir.
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  2. #2
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    3.049

    Standart

    ?kinci Vecih

    Budur ki: Mânâlar kalbden ç?kt?klar? vakit, sûretlerden ç?plak olarak hayale girerler; oradan sûretleri giyerler. Hayal ise, her vakit bir sebep taht?nda, bir nevi sûretleri nesc eder. Ehemmiyet verdiği şeyin sûretlerini yol üstünde b?rak?r; hangi mânâ geçse, ya ona giydirir, ya takar, ya bulaşt?r?r, ya perde eder. Eğer mânâlar, münezzeh ve temiz iseler, sûretler mülevves ve rezil ise, giymek yoktur; fakat, temas var. Vesveseli adam temas?, telebbüsle iltibas eder. "Eyvah," der. "Kalbim ne kadar bozulmuş. Bu sefillik, bu h?sset-i nefs, beni matrûd eder." Şeytan onun şu damar?ndan çok istifade eder.

    Şu yaran?n merhemi şudur:

    Dinle ey bîçare! Nas?l ki, senin namaz?n edeb-i nezîhânesinin vesîlesi olan zâhirî taharete, batn?n?n bât?n?ndaki necâset ona tesir etmez ve bozmaz; öyle de, maânî-i mukaddesenin sûret-i mülevveseye mücâvereti, zarar etmez. Meselâ, sen âyât-? ?lâhiyeyi tefekkür ediyorsun. Birden, bir maraz, ya bir iştihâ, ya bevl gibi bir emr-i müheyyic, şiddetle senin hissine dokunuyor. Elbette senin hayalin, devâ-i illet ve kazâ-i hâcetin levâz?mât?n? görecek, bakacak; onlara münâsip süflî sûretleri nesc edecek; ve gelen mânâlar ortalar?ndan geçecekler. Geçeceklere ne beis vard?r, ne televvüs var ve ne zarar var ve ne hatar var. Yaln?z hatar ise, hasr-? nazard?r, zann-? zarard?r.

    Üçüncü Vecih

    Budur ki: Eşya mâbeynlerinde, bâz? münâsebât-? hafiye bulunur. Hattâ, hiç ümit etmediğin şeyler içinde, münâsebet ipleri bulunur. Ya bizzat bulunur; veya senin hayalin, meşgul olduğu san'ata göre o ipleri yapm?ş, onlar? birbiriyle bağlam?ş. Şu s?rr-? münâsebettendir ki, bâzan bir mukaddes şeyi görmek, bir mülevves şeyi hat?ra getirir. Fenn-i beyânda beyân olunduğu gibi, "Hariçte uzakl?k sebebi olan z?dd?yet ise, hayalde sebeb-i kurbiyettir." Yani, iki z?dd?n sûretlerinin cem'ine vâs?ta, bir münâsebet-i hayaliyedir. Bu münâsebetle gelen tahattura, tedâi-yi efkâr tâbir edilir. Meselâ, sen namazda münâcâtta, Kâbe karş?s?nda, huzûr-u ?lâhîde iken, âyât? tefekkürde olduğun bir halde, şu tedâi-yi efkâr, seni tutup en uzak mâlâyâniyât-? rezîleye sevk eder.

    Senin baş?n, böyle bir tedâi-yi efkâra mübtelâ ise, sak?n telaş etme; belki, intibâha geldiği anda dön. "Aman ne kusur ettim," deyip, tetkikle meşgul olup durma; tâ o zay?f münâsebet, senin dikkatinle kuvvet peydâ etmesin. Zîrâ teessür gösterdikçe, ehemmiyet verdikçe, senin o zay?f tahatturun melekeye döner, bir maraz-? hayalî olur. Korkma, maraz-? kalbî değil. Şu nevi tahattur ise, gâliben ihtiyârs?zd?r; hususan, hassas asabîlerde daha gâliptir. Şeytan, şu nevi vesvesenin mâdenini çok işlettirir.

    Şu yaran?n merhemi şudur ki:

    Tedâi-yi efkâr, gâliben, ihtiyârs?zd?r. Onda mesûliyet yoktur. Hem, tedâide mücâveret var, temas ve ihtilât yoktur. Onun için, efkâr?n keyfiyetleri, birbirine sirâyet etmez, birbirine zarar vermez. Nas?l ki, şeytan ile melek-i ilham, kalb taraflar?nda mücâveretleri var ve füccâr ve ebrâr?n karâbetleri ve bir meskende durmalar?, zarar vermez; öyle de, tedâi-yi efkâr sâikas?yla, istemediğin pis hayalât gelip nezîh efkâr?n içine girse, zarar vermez. Meğer, kasden olsa veya zarar zann?yla, onunla ziyâde meşgul olsa. Hem, bâzan kalb yoruluyor; fikir, kendini eğlendirmek için rastgele bir şeyle meşgul olur. Şeytan f?rsat bulur. Pis şeyleri önüne serpiyor, sürüyor.

    http://www.risaleara.com/oku.asp?id=239
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 20:16 ) değiştirilmiştir.
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  3. #3
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    3.049

    Standart

    Dördüncü Vecih

    Amelin en iyi sûretini taharrîden neş'et eden bir vesvesedir ki; takvâ zann?yla teşeddüd ettikçe, hal ona şiddetlenir, hattâ bir dereceye var?r ki, o adam, amelin daha evlâs?n? ararken, harama düşer. Bâzan bir sünnetin aramas?, bir vâcibi terk ettiriyor. "Acaba amelim sahih oldu mu?" der, iâde eder. Bu hal devam eder. Gayet ye'se düşer. Şeytan şu halinden istifade eder, onu yaralar. Şu yaran?n iki merhemi var.

    Birinci merhem: Bu gibi vesvese, ehl-i îtizâle lây?kt?r. Çünkü, onlar derler: "Medâr-? teklif olan ef'âl ve eşya, kendi zât?nda, âhiret itibâriyle, ya hüsnü var, sonra o hüsne binâen emredilmiş; veya kubhu var, sonra ona binâen nehyedilmiş. Demek eşyada, âhiret ve hakikat nokta-i nazar?nda olan hüsün ve kubh, zâtîdir; emir ve nehy-i ?lâhî ona tâbidir." Bu mezhebe göre, insan her işlediği amelde şöyle bir vesvese gelir: "Acaba amelim nefsü'l-emirdeki güzel sûrette yap?lm?ş m?d?r?"

    Ammâ mezheb-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat derler ki: "Cenâb-? Hak bir şeye emreder, sonra hasen olur; nehyeder, sonra kabih olur." Demek, emir ile, güzellik; nehiy ile, çirkinlik tahakkuk eder. Hüsün ve kubh, mükellefin ?tt?lâ?na bakar ve ona göre takarrür eder. Şu hüsün ve kubh ise, sûrî ve dünyaya bakan yüzünde değil, belki âhirete bakan yüzdedir. Meselâ, sen namaz k?ld?n veya abdest ald?n. Halbuki, namaz?n? ve abdestini fesada verecek bir sebep, nefsü'l-emirde varm?ş lâkin, sen ona hiç muttalî olmad?n. Senin namaz?n ve abdestin hem sahihtir, hem hasendir. Mûtezile der: "Hakikatte kabih ve fâsiddir. Lâkin senden kabul edilir. Çünkü cehlin var, bilmedin ve özrün var." Öyle ise Ehl-i Sünnet mezhebine göre, zâhir-i şeriata muvâf?k olarak işlediğin ameline, "Acaba sahih olmuş mu?" deyip, vesvese etme. Fakat, "Kabul olmuş mu?" de; gururlanma, ucb'a girme.

    ?kinci Merhem: Dinde, harec yoktur. -1- Mâdem dört mezheb hakt?r. Mâdem istiğfara müncer olan derk-i kusur ise gurura müncer olan hüsn-ü amelin rü'yetine-böyle vesveseli adama-müreccaht?r; yani böyle vesveseli adam, amelini güzel görüp gurura düşmektense, amelini kusurlu görse, istiğfar etse, daha evlâd?r.

    Mâdem böyledir, sen vesveseyi at, şeytana de ki: "Şu hal, bir harecdir. Hakikat-i hale muttalî olmak güçtür. Dindeki yüsr'e münâfidir. -2- esâs?na muhâliftir. Elbette, böyle amelim, bir mezheb-i hakka muvâf?k gelir. O bana kâfidir. Hem, lâakal ben aczimi itiraf ederek ibâdeti lây?k-? vech ile edâ edemediğimden, istiğfar ve tazarrû ile merhamet-i ?lâhiyeye dehâlet edip, kusurum affolunmak, kusurlu amelim kabul olunmak için mütezellilâne bir niyaza vesîledir."



    --------------------------------------------------------------------------------


    1- Din kolayl?kt?r. (Keşfü'l-Hafâ, c. 1., s. 414; Kenzü'l-Ummâl, 3:33, 36, 47; Buhârî, ?mân: 29.)

    2- Dinde zorluk, s?k?nt? yoktur. (âyet ve hadîslerden iktibas dinî bir kâide.) • Din kolayl?kt?r

    http://www.risaleara.com/oku.asp?id=240
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 20:17 ) değiştirilmiştir.
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  4. #4
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    3.049

    Standart

    Beşinci Vecih

    Mesâil-i imâniyede şüphe sûretinde gelen vesvesedir. Bîçare vesveseli adam, bâzan tahayyülü, taakkul ile iltibas eder. Yani, hayale gelen bir şüpheyi, akla girmiş bir şüphe tevehhüm edip, itikad?na halel gelmiş zanneder. Hem, bâzan tevehhüm ettiği bir şüpheyi, imâna zarar veren bir şek zanneder. Hem, bâzan tasavvur ettiği bir şüpheyi, tasdik-i aklîye girmiş bir şüphe zanneder. Hem, bâzan bir emr-i küfrîde tefekkürü, küfür zanneder; yani dalâletin esbâb?n? anlamak sûretinde kuvve-i müfekkirenin cevelân?n? ve tetkikat?n? ve bîtarafâne muhâkemesini, hilâf-? ?mân zanneder. ?şte telkinât-? şeytâniyenin eseri olan şu zanlardan ürkerek, "Eyvah, kalbim bozulmuş, itikad?ma halel gelmiş" der. O haller, gâliben ihtiyârs?z olduğundan, cüz-i ihtiyârîsiyle ?slah edemediğinden yeise düşer. Bu yaran?n merhemi şudur ki:

    Tahayyül-ü küfür, küfür olmad?ğ? gibi, tevehhüm-ü küfür dahi, küfür değildir. Tasavvur-u dalâlet, dalâlet olmad?ğ? gibi, tefekkür-ü dalâlet dahi, dalâlet değildir. Çünkü, hem tahayyül, hem tevehhüm, hem tasavvur, hem tefekkür, tasdik-i aklîden ve iz'ân-? kalbîden ayr?d?rlar, başkad?rlar. Onlar bir derece serbesttirler, cüz-i ihtiyâriyeyi pek dinlemiyorlar, teklif-i dinî alt?na çok giremiyorlar. Tasdik ve iz'an, öyle değiller; bir mîzana tâbidirler.

    Hem, tahayyül, tevehhüm, tasavvur, tefekkür, nas?l ki tasdik ve iz'an değiller; öyle de, şüphe ve tereddüt say?lmazlar. Fakat, eğer lüzumsuz tekrar ede ede müstekar bir hale gelse, o vakit, hakiki bir nevi şüphe ondan tevellüd edebilir.

    Hem, bîtarafâne muhâkeme nâmiyle veya insaf nâm?na deyip, ş?kk-? muhâlifi iltizam ede ede tâ öyle bir hale gelir ki, ihtiyârs?z, taraf-? muhâlifi iltizam eder; ona vâcib olan hakk?n iltizâm? k?r?l?r. O da tehlikeye düşer; hasm?n veya şeytan?n bir vekil-i fuzûlîsi olacak bir hâlet, zihninde takarrür eder.

    Şu nevi vesvesenin en mühimi budur ki: Vesveseli adam, imkân-? zâtî ile imkân-? zihnîyi birbirine iltibas eder. Yani, birşeyi zât?nda mümkün görse, o şeyi zihnen dahi mümkün ve aklen meşkuk tevehhüm eder. Halbuki, ilm-i kelâm?n kaidelerindendir ki; imkân-? zâtî ise, yakîn-i ilmîye münâfi değil ve zarûret-i zihniyeye z?ddiyeti yoktur. Meselâ, şu dakikada Karadeniz'in yere batmas?, zât?nda mümkündür ve o imkân-? zâtî ile muhtemeldir. Halbuki, yakînen o denizin yerinde olduğunu hükmediyoruz, şüphesiz biliyoruz; ve o ihtimâl-i imkânî ve imkân-? zâtî, bize şek vermez, bir şüphe getirmez, yakînimizi bozmaz. Meselâ, şu güneş, zât?nda mümkündür ki, bugün gurûb etmesin veya yar?n tulû etmesin. Halbuki, bu imkân, yakînimize zarar vermez, şüphe getirmez.

    http://www.risaleara.com/oku.asp?id=241
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 20:17 ) değiştirilmiştir.
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  5. #5
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    3.049

    Standart

    ?şte bunun gibi, meselâ, hakâik-? imâniyeden olan hayat-? dünyeviyenin gurûbuna ve hayat-? uhreviyenin tulûuna imkân-? zâtî cihetinde gelen vehimler, yakîn-i imânîye zarar vermez.
    Hem, yani, "Bir delilden neş'et etmeyen bir ihtimâlin hiç ehemmiyeti yoktur" olan kaide-i meşhure, hem usûlü'd-din, hem usûlü'l-f?kh?n kaide-i mukarreresindendir.
    Eğer desen: "Bu derece mü'minlere muz?r ve müz'ic olan vesvese, ne hikmete binâen bize belâ olmuş?"
    Elcevap: ?frata varmamak, hem galebe çalmamak şart?yla, asl-? vesvese teyakkuza sebeptir, taharrîye dâîdir, ciddiyete vesîledir; lâkaydl?ğ? atar, tehâvünü def' eder. Onun için, Hakîm-i Mutlak, şu dâr-? imtihanda, şu meydan-? müsâbakada, bize kamç?-y? teşvik olarak, vesveseyi şeytan?n eline vermiş, beşerin baş?na vuruyor. Şâyet ziyâde incitse, Hakîm-i Rahîme şekvâ etmeli, * demeli.



    * Rahmetten kovulmuş şeytandan Allah'a s?ğ?n?r?m. (Buhârî, Bed'ul Halk: 11, Edeb: 76.; Müslim, Birr: 109; Ebû Dâvud, Salât: 18; Tirmizî, Mevakît: 65.)

    http://www.risaleara.com/oku.asp?id=242
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 20:17 ) değiştirilmiştir.
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  6. #6
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    3.049

    Standart

    Vesvese hastal?ğ? (obsesyon)


    Obsesyonlar (tak?nt?lar), irade d?ş? gelen, kişiyi tedirgin eden veya s?k?nt? veren, bilinçli bir çaba ile kovulamayan yineleyici düşüncelerdir. Kompulsiyonlar (zorlant?lar) ise çoğu kez obsesif düşünceleri kovma veya bu düşüncelerin verdiği s?k?nt?y? azaltmak için yap?lan ve istemeden yinelenen hareketlerdir. Ocağ? ya da evinin kap?s?n? kapat?p kapatmad?ğ?ndan emin olamayan (obsesyon) bir kişinin, tekrar tekrar kap?y?, ocağ? kontrol etmesi gibi davran?şlard?r. Bu iki durumun birlikte yaşanmas?na “obsesif kompulsif bozukluk” (OKB) denir. OKB’nin 1980’li y?llara değin oldukça seyrek görülen bir hastal?k olduğuna inan?l?rd?. Ancak, günümüzde bu bozukluk toplumda s?k görülen psikiyatrik hastal?klar aras?nda yer almaktad?r. Çeşitli araşt?rmalarda, hayat boyu görülme s?kl?ğ?n?n % 2-3 olduğu bildirilmiştir. Ayr?ca, obsesif-kompulsif belirtiler bir çok insan?n hayat?n? önemli ölçüde etkilemektedir. Şimdi bu hastal?ğ?n çok yönlerinden, en çok karş?laş?lan beş tanesinden ve çarelerinden bahsedelim. Fakat bu hafta bize ayr?lan k?sma sadece iki tanesini s?ğd?rabiliriz. Kalan üçünden de haftaya bahsedelim inşaallah.
    1. ?stemediğimiz halde hayalimize gelen ve bundan çok rahats?zl?k duyduğumuz düşünceler: Evet, hepimizin hayaline böyle istemediğimiz düşünceler gelmiştir. Bundan rahats?z oluruz. Ancak bu her zaman hastal?ğa dönüşmez. Onun hastal?ğa dönüşmesi şu şekilde olur; kişi bu düşünceden kalben rahats?z olduğundan, ondan kurtulmak için onunla zihnen savaşmaya ya da diğer bir tabirle onunla meşgul olmaya başlar. Niçin bu tip kötü düşünceleri düşünüyorum deyip kendini suçlamaya başlar. Bu süreç bir süre devam ederse art?k o düşünceler eskisine nazaran daha s?k zihnine gelmeye başlar. Yani obsesyona dönüşür. Bir süre sonra da bu obsesyonlardan kurtulmak için yineleyici hareketler yapmaya yani kompülsif bozukluğa dönüşür. Tabi iş bu safhaya gelmeden tedbirini almam?z gerekir. Bunun çaresi ise şudur: O hat?r?m?za gelen düşünceler fiiliyata ya da söze geçmemiş düşüncelerdir. Yani bu olaylar tamamen hayal aşamas?ndad?r. Ve bir şeyin hayalden geçmesi, mahiyeti ne olursa olsun, sorumluluk gerektirmez. Çünkü o düşünce henüz ak?l süzgecinden geçirilip tasdik edilmemiş ve davran?şa dönüştürülmemiştir. Bizler ise kalben inand?klar?m?zdan, aklen tasdik ettiklerimizden ve davran?şa dönüştürdüklerimizden sorumluyuz. Bununla beraber hayalden geçen o çirkin düşünceler bizim kalbimizden ç?kan düşünceler değildir. Bunlardan kalben rahats?zl?k duymam?z bunun ispat?d?r. Onlar?n kaynağ? lümme-i şeytani diye tabir edilen kalbe yak?n bir noktada bulunan şeytana ait sözler ya da f?s?lt?lard?r.
    Bütün bunlar? bilmek, o tip düşünceler geldiğinde hemen uyanmam?za sebep olacak ve onunla gereksiz meşgul olmay? b?rakacağ?z. Bu da zamanla o düşüncelerin daha az s?kl?kla gelmesine sebep olacak. Hiçbir zaman s?f?ra inmeyecek ama art?k bizi rahats?z da edemeyecek. 2. ?kinci k?s?m insan?n zihinsel süreci ile alâkal?d?r: ?nsanda bir davran?ş ortaya ç?kmadan önce, ya da bir fikir aklen tasdik edilmeden önce, veyahut kalben bir şeye inan?lmadan önce baz? zihinsel süreçler işler. Bu aşamalar s?ras?yla tahayyül ( hayal etmek), tasavvur (zihinde olay? ya da düşünceyi şekillendirmek), taakkul ( o düşünceyi ak?l ve mant?k süzgecinden geçirmek) ve son aşama ise o düşünceyi aklen tasdik etmek veya kalben inanmak ya da fiile dönüştürmektir. Buna bir örnek vererek ak?lda kal?c? hale getirmeye çal?şal?m. Mesela günün bir an?nda kan şekerimiz düştü ve bu bize kendini açl?k olarak hissettirdi. Bu açl?k hissi o an ilk hayale gelmiştir. Sonra hayal açl?ğ?n giderilmesi için gereken tasvirleri, şekillendirmeleri yapar. Yemekle ilgili şeyler düşünür. O an can? istediği yemekleri gözünün önüne getirir vesaire. Daha sonra bu fikir mant?k süzgecinden geçmek ve gerçeğe yaklaşt?r?lmak için akla uğrar. Orada günün şartlar? değerlendirilir. Vakit değerlendirilmesi yap?l?r. Maddi imkanlar göz önünde bulundurulur. Ak?l, eğer şartlar?n uygun olduğuna karar vermişse bu düşünce fiile geçer. Yok eğer şartlar?n müsait olmad?ğ?na karar vermişse bu davran?ş? yine kendisinin belirlediği uygun bir vakte erteler. Bu süreç her an zihnimizde işler fakat düşüncenin mahiyetine göre k?sa sürede sonuçlanabilir veya inanç gibi baz? meselelerin tasdiki y?llarca sürebilir. Bu konunun vesvese ile alakas? şudur. Meselâ biz ulvî, yüksek mânâl? şeyleri düşünüyoruz veya ayat-? ?lâhiye’yi tefekkür ediyoruz. O s?rada ya bedeni bir hastal?ktan kaynaklanan ya da bir ihtiyaçtan kaynaklanan uyar?c? bir his hayalimize geldi. Bu örnekte küçük abdest ihtiyac? (bevl) hissimize dokunuyor ve hayalimizi uyar?yor olsun. Aynen yukar?daki zihinsel süreçler işleyecek ve o ihtiyac?n görülmesi için gereken şekillendirmeler yap?lacakt?r. O s?rada ayetleri tefekkür ettiğimizden ve onlar da zihinde ayn? yolu kulland?klar?ndan (tahayyül, tasavvur, taakkul, tasdik yolu) hayal ve tasvir aşamas?nda az önceki ihtiyaçtan doğan tasvir ve görüntülerin yanlar?ndan geçecekler. Bu durumda kişi, o süfli tasvirlerin yüksek mânâlara bulaşt?ğ?n? zannedecek ve eyvah deyip kalbini bozulmuş zannedecek ve zarar edecek. Bu yaran?n ilâc? ise şudur: Böyle bir durum kendi irademizle gerçekleştirdiğimiz bir durum değildir. Bu tamamen yukar?da da anlat?ld?ğ? gibi zihinsel işleyiş sürecimizle ilgili bir durumdur ve bunun önüne geçemeyiz ve geçmemiz de gerekmiyor. Çünkü o suretler çirkin ve rezil ise, ortalar?ndan geçen manalar münezzeh ve temiz ise birbirlerine bulaşmazlar ve bize zarar? yoktur. As?l zarar, onlar? zihinden uzaklaşt?rmak amac?yla dikkati oraya yönlendirmek veya bundan zarar gördüğünü zannedip boş yere üzüntüye kap?lmakt?r. Sonuç olarak dikkatimizi o yöne yöneltmemek, belki bunu fark ettiğimiz an hemen tefekkürümüze geri dönmek bizi bunun zarar?ndan korur. Şayet bedeni ihtiyaç şiddetle hissimize dokunuyorsa belki o ihtiyac? görüp sonra devam etmek de uygun olabilir.

    Dr. Selçuk CANSIZ

    18.04.2007

    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 20:18 ) değiştirilmiştir.
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  7. #7
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    3.049

    Standart

    Vesvese hastal?ğ? (obsesyon) - 2


    Geçen hafta vesvese hastal?ğ?ndan ve en çok görülen beş k?sm?ndan bahsedeceğimizi söylemiştik, ancak bize ayr?lan k?sma sadece ikisini s?ğ?şt?rabildik. Bu hafta da iki tanesinden bahsettik. ?nşaallah son k?s?mdan haftaya söz edelim.
    1. Çağr?ş?mlar: Nesneler aras?nda bağlar vard?r veya hayalimiz, uğraşt?ğ?m?z ilme, san’ata, al?şkanl?klar?m?za göre, nesneler aras?nda alâka kurar. Meselâ okul ile s?n?f aras?nda, öğrenci ile öğretmen aras?ndaki yak?n alâkadan dolay? birinden bahsettiğimiz zaman, diğeri akla gelebilir. Bu gerçek bir bağ say?labilir. Ya da t?p ilmiyle ziyade meşgul olan birisi gördüğü bir eşyay?, normalde onunla alâkas? olmayan, t?pla ilgili başka bir eşya ile alâka kurabilir. Bütün bunlar?n d?ş?nda şu da bilinen bir gerçektir ki, z?t şeyler hayalde birlikte bulunur. ?yi-kötü, yüksek-alçak gibi z?t kavramlar biri söylenince hemen diğeri hat?rlanabilir. Bunlara çağr?ş?m denir. Yani bir eşyan?n zihinde başka bir eşyay? hat?rlatmas?d?r.
    Aynen bunlar gibi bazen olur ki çok güzel mânâlar? düşünürken hayalimiz çağr?ş?m yaparak çirkin mânâlar? göz önüne getirebilir. Böyle bir durumda kişi kalbinin bozulmuş olduğu zann?na kap?labilir. Ya yapt?ğ? güzel işi yar?m b?rak?p huzurdan kaçmak isteyecek ya da o çirkin hayali zihninden atma düşüncesiyle onunla daha çok meşgul olup hayalindeki alâka bağ?n? daha da kuvvetlendirecek. Bu iki durum da kişi işin tehlikeli durumlard?r. Bu hastal?ktan zarars?zca kurtulman?n çaresi ise şudur: öncelikle böyle bir hastal?ğ? olan kişi telâş etmemeli. Çünkü bu bir kalp bozulmas? veya manevî kalp hastal?ğ? değildir. Tamamen hayalde gerçekleşir ve hayal hastal?ğ?d?r. ?kincisi, bu çeşit çağr?ş?mlar çoğunlukla irade d?ş? gelen çağr?ş?mlard?r. Dolay?s?yla kişi bundan sorumlu ya da mesul değildir. Üçüncü olarak, bu iki z?t tasvir ayn? yerde, hayalde, bulunurlar fakat birbirlerine bulaşmazlar, zarar vermezler. Bununla ilgili şu misal verilir ki çok yerindedir: namaz k?larken nas?l karn?m?zdaki necaset namaz için farz olan temizliğe zarar vermez, namaz? bozmaz; onun gibi hayalde bulunan iki z?t tasvir de birbirine dokunmaz, zarar vermez. Bu hususta da kalbimizi ferah tutabiliriz. Dördüncü olarak; böyle çağr?ş?mlar zihnimize geldiğinde bunu fark ettiğimizde hemen uyanmal?y?z. Dikkatimizi çağr?ş?m yapt?ğ?m?z eşyaya yönlendirmemeliyiz. Çünkü onunla meşgul olursak bu sefer o iki eşya aras?ndaki hayalî bağ? daha da kuvvetlendirmiş oluruz ki bu da hastal?ğ? ziyadeleştirir.
    2. Amelin daha iyisini ararken vesveseye kap?lmak: Bazen ibadetlerimizi yerine getirirken, bir şeyi eksik ya da yanl?ş yapt?ğ?m?z? fark ederiz tekrar yapar?z. Bazen eksik mi, değil mi tam karar veremeyiz, şüpheye düşeriz, yine tekrarlar?z. Eğer bu şüphe durumu çok nadir oluyor ve bir kez tekrarlay?nca geçiyorsa, bu bizim için sorun teşkil etmemektedir. Ancak baz? kişilerde bu hastal?k düzeyine ulaşmaktad?r. Meselâ abdest al?r, bir uzvunun y?kan?p y?kanmad?ğ? konusunda şüpheye düşer o uzvu tekrar y?kar ya da abdesti tekrarlar. Fakat tekrar etmesi onu şüpheden kurtarmaz ve tekrar tekrar abdest almaya devam eder. Bu bir müddet sürer. Ya da bir namaz? olmad? düşüncesiyle tekrar tekrar k?lar. Bu hastal?ğ?n çaresi ise şudur: Öncelikle böyle bir durum Ehl-i Sünnet için problem teşkil etmemelidir. Çünkü Ehl-i Sünnet inanc?nda bir amel Allah emrettiği için güzel olur veya Allah yasaklad?ğ? için o şey çirkin olur. Yani amelin güzelliği ve çirkinliği Allah’?n emrine tâbîdir. Zât?ndan kaynaklanan bir güzellik veya çirkinlik değildir. Namaz k?lmaya yönelmek emr-i ?lâhî olduğu için güzeldir. ?çindeki hareket ve zikirleri de bu yüzden güzel olur. Farz edelim ki, bir yerini fark?nda olmadan eksik ya da yanl?ş yapt?k; o vakit yine o namaz güzeldir, ayn? zamanda sahihtir. Çünkü emr-i ?lâhîdir. Ancak Allah kat?nda kabul olup olmad?ğ? meçhuldür. Eğer böyle şüpheli durumlar çok nadir baş?m?za geliyorsa, bir kez tekrarlar?z ve buna rağmen şüphe devam ediyorsa, art?k bu vesvesedir. Tekrar? gerektirmez. Yaln?z, aczimizi ve fakr?m?z? Allah’a ilân edip aff?m?z? ve kabul-ü ibadetimizi Allah’tan niyaz etmeliyiz. ?kinci olarak; zaten böyle bir durum “din kolayl?kt?r, dinde zorluk yoktur” hadis-i şerifine ters bir durumdur. Çünkü biz böyle bir halde çok s?k?nt? çekeriz. Öyleyse bu vesvesedir ve itibar etmememiz gerekmektedir. Ona önem vermedikçe, zamanla bu vesvese de azalacakt?r. Tabiî bu bir denge meselesi. ?badetlerimizin fiilî yönlerine mümkün olduğunca uymaya gayret göstermeliyiz. Ama gücümüzü aşacak şekilde vesvese edip, bunu hastal?k haline getirmemeliyiz. ?kisi aras?nda dengeyi iyi kurmam?z gerekli. Öyleyse bize düşen; ibadetlerimizin fiilî yönlerini ilmihallerden güzelce öğrenip, bilgi konusunda eksikliğimiz varsa onlar? tamamlay?p, elimizden geldiği kadar?yla ef’ale dikkat etmeli, gerisini Allah’a b?rakmal?, yani tevekkül etmeliyiz. Allah ibadetlerimizi kabul etsin…

    Dr. Selçuk CANSIZ

    25.04.2007



    http://www.yeniasya.com.tr/2007/04/25/saglik/h4.htm
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 20:18 ) değiştirilmiştir.
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bazan zıd,zıddını tazammun eder..
    By gamze-i_dilruzum in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.05.13, 15:15
  2. Kalbin Beş Yarasına Beş Merhem
    By yakaza in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 10.12.09, 18:01
  3. Sosyal Yaraların Merhemi
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10.06.09, 07:53
  4. Kalbin Ayarı Kaçarsa Namaz İnsanı Terk Eder!
    By serab in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 07.09.08, 17:57
  5. kalbin ayarı kaçarsa namaz insanı terk eder
    By nurender in forum Şiirler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.09.08, 17:26

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0