+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 18

Konu: 19.Söz-Risalet-i Ahmediyeye Dairdir

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart 19.Söz-Risalet-i Ahmediyeye Dairdir

    On Dokuzuncu Söz

    Risâlet-i Ahmediyeye dâirdir

    Ben sözlerimle Muhammed'i (a.s.m.) övmüş, güzel göstermiş olmad?m; aksine Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdan bahsetmekle sözlerimi güzelleştirmiş oldum. (?mam-? Rabbanî, Mektubât, 1: 58.) -

    Evet, şu Söz güzeldir. Fakat onu güzelleştiren, güzellerin güzeli olan evsâf-? Muhammediyedir. (Muhammed asm s?fatlar?d?r,güzel ahlak?d?r)
    On Dört Reşahât? tazammun eden On Dördüncü Lem'an?n


    B?R?NC? REŞHASI:
    Rabbimizi bize tarif eden üç büyük küllî muarrif var.(tan?tt?r?c? var)
    Birisi şu kitâb-? kâinatt?r ki,

    bir nebze, şehâdetini on üç lem'a ile, Arabî Nur Risâlesinden On Üçüncü Dersten işittik;

    birisi şu kitâb-? kebîrin âyet-i kübrâs? olan Hâtemü'l-Enbiyâ Aleyhissalâtü Vesselâmd?r;

    biri de Kur'ân-? Azîmüşşand?r.

    Şimdi, şu ikinci bürhan-? nât?k? olan(anlayan ve konuşan delil olan) Hâtemü'l-Enbiyâ(son peygamber Hz.Muhammed) Aleyhissalâtü Vesselâm? tan?mal?y?z, dinlemeliyiz.
    Evet, o bürhan?n şahs-? mânevîsine bak: (Resulullah sav efendimizin şahsi manevisine bak)
    Sath-? arz(yeryüzü) bir mescid,
    Mekke bir mihrab,

    Medîne bir minber;

    o bürhan-? bâhir(aç?k delil) olan Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm

    bütün ehl-i imâna(müminlere) imam,

    bütün insanlara hatip,

    bütün enbiyâya(peygamberlere) reis,

    bütün evliyâya seyyid,

    bütün enbiyâ ve evliyâdan mürekkeb(oluşan) bir halka-i zikrin(zikir halkas?n?n) serzakiri(baş zikredicisi);

    bütün enbiyâ hayattar kökleri,

    bütün evliyâ tarâvettar(taze) semereleri(meyveleri) bir şecere-i nurâniyedir ki,(nurani ağaçt?r ki)

    herbir dâvâs?n?,

    mu'cizâtlar?na istinad eden bütün enbiyâ

    ve kerâmetlerine itimad eden bütün evliyâ tasdik edip imza ediyorlar.

    Zîrâ,(çünkü)

    o "La ?lahe ?llâlah" der, dâvâ eder.

    Bütün sağ ve sol,

    yani mâzi(geçmiş) ve müstakbel(gelecek) taraflar?nda saf tutan o nurânî

    zâkirler, ayn? kelimeyi tekrar ederek,

    icmâ ile(beraber) mânen "Sadakte ve bil hakk? Netakte" -Doğru dedin ve söylediğin hakt?r. derler.
    Hangi vehmin haddi var ki,
    böyle hesaps?z imzalarla teyid edilen(kuvvetlenmiş) bir müddeâya

    (davaya)parmak kar?şt?rs?n.
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 22:25 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    ?K?NC? REŞHA:
    O nurânî bürhan-? tevhid(tevhidin delili,Allah?n birliğine delil olan hz.Muhammed asm)
    , nas?l ki iki cenâh?n(Bütün peygamberler;124 bin peygamberler ile bütün evliyalar?n,milyarlarca evliyan?n)) icmâ(fikir birliğiyle) ve tevâtürüyle(yalan olma ihtimali, mümkün olm?yan haberleriyle )teyid ediliyor;(destek görüyor,ona kuvvet veriyorlar)

    öyle de, Tevrat ve ?ncil gibi kütüb-ü semâviyenin Haşiye( Hüseyin-i Cisrî "Risâle-i Hamidiye"sinde yüz on dört işârât? o kitaplardan ç?karm?şt?r. Tahriften sonra bu kadar bulunsa, elbette daha evvel çok tasrihât varm?ş.)

    yüzler işârât?

    ve irhâsât?n( Peygamberimiz Hz. Muhammed`in (a.s.m.) peygamberliğinden önce meydana gelen hârikulâde hallerdir ki, bunlar peygamberliğine delil olan hâdiselerdendir.)
    binler rumuzât? (işaretleri)

    ve hâtiflerin meşhur beşârât? (müjde vermeleri)

    ve kâhinlerin mütevâtir şehâdât?

    ve Şakk-? Kamer gibi binler mu'cizât?n?n delâlât?

    ve Şeriat?n hakkâniyeti ile teyid ve tasdik ettikleri gibi,

    zât?nda gayet kemâldeki ahlâk-? hamîdesi (övgüye lay?k ahlak?)

    ve vazifesinde nihayet hüsnündeki secâyâ-i gâliyesi(çok k?ymetli huylar?)

    ve kemâl-i emniyeti (bütün arabistan düşman olduğu halde,emniyette olmas?)

    ve kuvvet-i imân?n?(bütün dinler ve çeşitli felsefi fikirlerle aleyhinde olduğu halde iman?n?n sars?lmamas?)

    ve gayet itminân?n?(kararl?l?ğ?,tam inanm?ş olmas?)

    ve nihayet vüsûkunu gösteren fevkalâde takvâs?,(bir rekatta bakara süresi,ve ondan sonra gelen sürelerden okumas?,hiç günaha bulaşmamas?,Allaha en çok ibadet eden olmas?,Kuran? en çok okuyan ve yaşayan olmas?)

    fevkalâde ubûdiyeti,

    fevkalâde ciddiyeti,

    fevkalâde metâneti;(bütün servetleri önüne koyduklar? halde,davas?ndan vazgeçmemesi,bütün engellere rağmen sağlam durmas?)

    dâvâs?nda nihayet derecede sâd?k olduğunu güneş gibi âşikâre(aç?kça) gösteriyor.
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 22:25 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  3. #3
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    ÜÇÜNCÜ REŞHA:
    Eğer istersen gel,
    Asr-? Saadete,(saadet,huzur asr?na,Peygamber efendimizin yaşad?ğ? asra deniliyor;saadet asr?.)
    Cezîretü'l-Araba(arab yar?madas?na) gideriz.

    Hayalen olsun onu(Hz.Muhammed asm) vazife baş?nda görüp ziyâret ederiz. ?şte bak:
    Hüsn-ü sîret ve cemâl-i sûret ile(güzel ahlak ve d?ş güzellik ile) mümtaz(eşsiz) bir zât? görüyoruz ki,
    elinde mu'ciznümâ bir kitap,

    lisân?nda hakâikâşinâ bir hitâb,

    bütün benîâdem'e(adem oğullar?na,insanlara)

    , belki cin ve inse ve meleğe,

    belki bütün mevcudâta karş? bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.

    S?rr-? hilkat-i âlem(Alemlerin yarat?l?ş?n?n s?rr? ) olan muammâ-i acîbânesini (acip,anlaş?lmaz işleri )hall ve şerh edip(aç?klay?p)

    ve s?rr-? kâinat(kainat s?rr?) olan t?ls?m-? muğlâk?n?(kainat?n anlaş?lmayan t?ls?mlar?n?) feth(aç?p) ve keşfederek,

    bütün mevcudâttan(varl?klardan) sorulan,

    bütün ukûlü(ak?llar?) hayret içinde meşgul eden üç müşkül

    ve müthiş suâl-i azîm(büyük sual) olan

    "Necisin?

    Nereden geliyorsun?

    Nereye gidiyorsun?" suâllerine muknî(ikna edici), makbul cevap verir.
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 22:26 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  4. #4
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    DÖRDÜNCÜ REŞHA:
    Bak, öyle bir ziyâ-i hakikat neşreder ki,
    eğer onun o nurânî(nurlu) daire-i hakikat-i irşâd?ndan(gerçekleri anlatan bilgilerinin d?ş?nda yani efendimizin anlat?klar?n?n d?ş?nda)

    hariç bir sûrette kâinata baksan,

    elbette kâinat?n şeklini bir mâtemhâne-i umumi (ağlan?lan,yas tutulan yer)hükmünde

    ve mevcudât?(varl?klar?) birbirine ecnebî, belki düşman

    ve câmidât?(cans?zlar?) dehşetli cenazeler

    ve bütün zevi'l-hayat?(hayat sahiblerini) zevâl ve firâk?n (ayr?l?ğ?n) sillesiyle

    ağlayan yetimler hükmünde görürsün.
    Şimdi bak, onun neşrettiği nur ile,(anlatt?ğ? kuran ile)

    mâtemhâne-i umumi(ağlan?lan,yas tutulan yer)

    , şevk u cezbe içinde bir zikirhâneye ink?lâb etti.

    O ecnebî, düşman mevcudât(varl?klar)

    , birer dost ve kardeş şekline girdi.

    O câmidât-? meyyite-i sâmite,(suskun,ölü ve cans?z varl?klar)

    birer mûnis(sevimli) memur,

    birer musahhar(emre boyun eğmiş) hizmetkâr vaziyetini ald?.

    Ve o ağlay?c? ve şekvâ edici, kimsesiz yetimler,

    birer tesbih içinde zâkir (zikir eden)

    veya vazife paydosundan şâkir(şükreden) sûretine girdi.
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 22:26 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  5. #5
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    BEŞ?NC? REŞHA:
    Hem o nur ile;
    kâinattaki harekât, tenevvüât(farkl?l?klar), tebeddülât(değişmeler), tegayyürât,(başkalaşmalar)
    mânâs?zl?ktan ve abesiyetten ve tesadüf oyuncakl?ğ?ndan ç?k?p

    , birer mektubât-? Rabbâniye,(Allah?n terbiye ettiği mektuplar)

    birer sahife-i âyât-? tekviniye, (yart?l?şa ait delillerin sahifeleri)

    birer merâyâ-i esmâ-i ?lâhiye (ialhi isimlerin tarlas?)

    ve âlem dahi birer kitâb-? hikmet-i Samedâniye(daimi hikmet kitab?) mertebesine ç?kt?lar.
    Hem, insan? bütün hayvanât?n mâdununa (aşağ?s?na)
    düşüren hadsiz zaaf ve aczi,

    fakr ve ihtiyacât? ve bütün hayvanlardan daha bedbaht eden,

    vâs?ta-i nakl-i hüzün ve elem ve gam olan akl? o nur ile nurland?ğ? vakit,

    insan bütün hayvanât, bütün mahlûkat üstüne ç?kar.

    O nurlanm?ş acz, fakr, ak?lla niyaz ile nâzenin bir sultan ve

    fîzâr(ağlay?p inlemekle) ile nazdar bir halîfe-i zemin olur.

    Demek, o nur olmazsa,

    kâinat da, insan da, hattâ herşey dahi hiçe iner.

    Evet, elbette böyle bedî(eşsiz) bir kâinatta,

    böyle bir zât lâz?md?r; yoksa, kâinat ve eflâk(alemler) olmamal?d?r.
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 22:26 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  6. #6
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    ALTINCI REŞHA:
    ?şte o zât,
    bir saadet-i ebediyenin muhbiri, müjdecisi,

    bir rahmet-i bînihâyenin kâşifi ve ilânc?s?

    ve saltanat-? Rubûbiyetin mehâsininin dellâl?, seyircisi

    ve künûz-u esmâ-i ?lâhiyenin keşşâf?, göstericisi olduğundan,

    böyle baksan, yani ubûdiyeti cihetiyle,

    onu bir misâl-i muhabbet, bir timsâl-i rahmet, bir şeref-i insaniyet, en nurânî bir semere-i şecere-i hilkat göreceksin;

    şöyle baksan,

    , bir bürhan-? Hak, bir sirâc-? hakikat, bir şems-i hidâyet, bir vesîle-i saadet görürsün.
    ?şte, bak: Nas?l berk-i hâtif(şimşek) gibi,
    onun nuru şarktan(doğudan) garb?(bat?y?) tuttu.

    Ve n?sf-? arz ve hums-u beşer(arz?n yar?s? ve insanlar?n beşte biri)

    onun hediye-i hidâyetini kabul edip h?rz-? cân etti.

    Bizim nefis ve şeytan?m?za ne oluyor ki,

    böyle bir zât?n bütün dâvâlar?n?n esas? olan Lâ ilâhe illallah'?,

    bütün merâtibiyle beraber kabul etmesin?
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 22:27 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  7. #7
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    YED?NC? REŞHA:
    ?şte, bak: Şu cezîre-i vâsiada(geniş adada)
    vahşî ve âdetlerine mutaass?b(aş?r? bağl?)

    ve inatç? muhtelif akvâm?,

    ne çabuk âdât ve ahlâk-? seyyie-i vahşiyânelerini (vahşi kötü ahlaklar?n? )

    def'aten kal' ve ref' ederek(hemen kald?rarak)

    bütün ahlâk-? hasene (güzel ahlaklarla)ile teçhiz edip(donat?p,süsleyip)

    bütün âleme muallim(öğretmen)

    ve medenî ümeme(milletlere) üstad eyledi.

    Bak, değil zâhirî bir tasallut(tahakküm)

    , belki ak?llar?, ruhlar?, kalbleri, nefisleri feth ve teshîr ediyor.

    Mahbub-u kulûb,(kalblerin sevgilisi)

    muallim-i ukûl,(ak?llar?n hocas?)

    mürebbî-i nüfûs,(nefislerin terbiyecisi)

    sultan-? ervâh (ruhlara sultan)oldu.
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 22:27 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  8. #8
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    SEK?Z?NC? REŞHA:
    Bilirsin ki sigara gibi küçük bir âdeti,
    küçük bir kavimde büyük bir hâkim,

    büyük bir himmetle ancak dâimî kald?rabilir.

    Halbuki, bak, bu zât büyük ve çok âdetleri,

    hem inatç?, mutaass?b(adetlerine körü körüne bağl?) büyük kavimlerden

    zâhirî küçük bir kuvvetle,

    küçük bir himmetle,

    az bir zamanda ref' edip,(kald?r?p)

    yerlerine öyle secâyâ-i âliyeyi-ki(yüksek huylarki)

    , dem(kan) ve damarlar?na kar?şm?ş derecede sabit olarak-vaz' (b?rak?p)

    ve tesbit

    eyliyor.(sağlam olarak yerlerine yerleştiriyor). Bunun gibi daha pek hârika icraat? yap?yor.
    ?şte, şu Asr-? Saadeti (huzur asr?n?)
    görmeyenlere Cezîretü'l-Arab?(arab yar?madas?n?) gözlerine sokuyoruz.

    Haydi yüzer feylesofu als?nlar, oraya gitsinler, yüz sene çal?şs?nlar.

    O zât?n, o zamana nisbeten bir senede yapt?ğ?n?n yüzden birisini,

    acaba yapabilirler mi?

    NERDE ..DAHA S?GARAYI KALDIRMAK ?Ç?N B?L?MSEL AÇIKLAMALARIDA YETMED?..
    DAHA NE YAPACAKLAR K? S?GARA ADET?N? KALDIRSIN FEYLESOFLAR..

    D?ĞERLER?N? KIYAS ET..
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 22:27 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  9. #9
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    DOKUZUNCU REŞHA:
    Hem, bilirsin,
    küçük bir adam,
    küçük bir haysiyetle,
    küçük bir cemaatte,
    küçük bir meselede,
    münâzaral? bir dâvâda

    hicabs?z, pervâs?z, küçük fakat hacâletâver(UTANTIRICI) bir yalan?,

    düşmanlar? yan?nda,

    hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telâş göstermeden

    söyleyemez.
    Şimdi bak bu zâta:
    Pek büyük bir vazifede,
    pek büyük bir vazifedar;
    pek büyük bir haysiyetle,
    pek büyük emniyete muhtaç bir halde,
    pek büyük bir cemaatte,
    pek büyük husûmet (DÜŞMAN)karş?s?nda,
    pek büyük meselelerde,
    pek büyük dâvâda,
    pek büyük bir serbestiyetle,

    bilâpervâ,(KORKUSUZ) bilâtereddüt(ŞÜPHES?Z), bilâhicab(ÇEK?NMEDEN), telâşs?z,
    samimi bir safvetle,
    büyük bir ciddiyetle,
    has?mlar?n?n damarlar?na dokunduracak şedid,
    ulvî bir sûrette söylediği sözlerinde hiç hilâf bulunabilir mi?
    Hiç hile kar?şmas? mümkün müdür? Kellâ! O ancak kendisine vahyolunan? söyler. (Necm Sûresi: 4.)

    Evet, hak aldatmaz, hakikatbîn aldanmaz. Hak olan mesleği hileden müstağnîdir; hakikatbînin gözüne hayalin ne haddi var ki hakikat görünsün, aldats?n.
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 22:28 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  10. #10
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    HZ. MUHAMMED (S.A.V.); YARATILIŞ MUAMMASINI VE ESMA-? ?LAH?YE'N?N SIRLARINI KEŞFEDEN ZAT!Peygamberimiz ( a.s.m )'?n insanlar?n, meleklerin, ruhanilerin ve her şeyden önemlisi Allah'?n (c.c) yan?ndaki değerini belirleyen çok önemli ölçütler ve k?staslar vard?r. Hiç şüphesiz bu değer unsurlar?n?n baş?nda, O'nun ( a.s.m ) kainat?n yarat?l?ş s?rlar?n?, Cenab-? Hakk?n ( c.c) zat?n?, s?fatlar?n? ve isimlerini, kainat kitab?n?n kelime ve ayetlerinin ifade ettikleri manalar? izah etmesidir.

    Çünkü, kainat?n niçin yarat?ld?ğ? ve ne mana ifade ettiği hakk?nda, insan akl? aciz kalmaktad?r. Ak?l bu vadide ne söylerse, ne fikir beyan etse veya nas?l bir mana ortaya atsa, bir iddia veya tahminden ileri gidemeyecektir. Felsefe ile meşgul olan ve akl? merkez ve müstakil bir düşünme aleti kabul edenlerin, kainat?n s?rlar? veya oluşumu ile ilgili fikirlerinde nas?l bir girdaba sapland?klar? ve insanlar? nas?l boğduklar? ortadad?r.

    Çünkü onlar, akl? esas kabul ettiklerinden ve vahiyden mahrum b?rakt?klar?ndan, insanlar?n beynini bin parça etmişlerdir. Onlar?n açt?klar? yolun karanl?k olmas?ndan ve oradan yürüyenlerin de önlerine kal?n perdeler inmesinden hakikat menfezini bir türlü bulamam?şlard?r. Kimi tabiat kayas?na kafas?n? vurdu. Kimileri maddenin amans?z çamurunda boğuldular. Kimileri ise tesadüf rüzgarlar?na kap?l?p kayboldu. Kimilerini de bu fikirlerin hiç birisi tatmin etmediğinden, ancak kendilerini ve kainat? inkar etmek suretiyle, rahat nefes almaya çal?şt?lar. Bediüzzaman Hazretlerinin tabiriyle, Sofistler “ Ak?ldan istifa ederek, bir derece akla yanaşt?lar. ” Çünkü istikametli düşünen bir ak?l, inkara giremez. Bu ikisi ?ş?k ve karanl?k gibi z?tt?rlar, ayn? anda beraber bulunmalar? düşünülemez.

    ?şte, kainat?n yarat?l?ş hikmetini ve s?rlar?n? insanlara ders vermeleri ve insanlar?n yarat?l?şlar?na uygun hareket etmeleri için, Peygamberler (a.s) gönderilmiştir.

    Ayr?ca insanlar?n bir vazifesi de, ilahi isimleri ve s?fatlar? doğru bir şekilde bilmek, anlamak ve ona göre hareket etmektir. Çünkü, Kurân-? Kerim'de “Ben cinleri ve insanlar? s?rf Beni tan?y?p yaln?z Bana ibadet etsinler diye yaratt?m.” ( Zariyat suresi, 56). Bu Ayet-i Kerime'den de aç?kça anlaş?ld?ğ? gibi, “?nsan?n bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi; Hâl?k-? Kâinat'? tan?mak ve ona iman edip ibadet etmektir. Ve o insan?n vazife-i f?trat? ve farîza-i zimmeti, marifetullah ve iman-? billaht?r ve iz'an ve yakîn ile vücudunu ve vahdetini tasdik etmektir.” ( Şualar, 100)

    Evet as?l ve kaynak itibariyle ilahi din olan, fakat zamanla bozulmuş olan dinlerde de elbette Allah (c.c) inanc? vard?r. Fakat bu dinlere tabi olanlar?n büyük bir k?sm?, Allah'?n (c.c) varl?ğ?n? bilseler de s?fatlar?nda hata ediyorlar. Baz?lar? haşa Allah'a (c.c) evlat isnat ederken, baz?lar? da “melekler, Allah'?n k?zlar?d?r” fikrini benimsedi. Baz?lar? ise Allah'?n Celali isimlerinden Kahhar, Müntakim gibi isimleri yok say?p “ Allah yaratt?ğ? mahlukat? yakmaz ” diyerek, insanlar?n rahatl?kla günaha ve sefahate girmelerine yol açt?lar.

    Semavi dinlerden ve vahiyden istifade etmeyip, ak?llar?yla Allah'a ulaşmaya gayret edenlerin durumlar? ve fikirleri ise, hem kendileri hem de arkalar?ndan giden zavall?lar için tam bir felakettir. Çünkü, bu gibi fikir adamlar? “ bir köyün muhtars?z, bir iğnenin ustas?z, bir harfin katipsiz olamad?ğ? halde, şu muazzam ve harika kainat?n da sahipsiz olamayacağ?n? ” kabul ediyorlar. Fakat kainat? yaratan ustan?n isimleri ve s?fatlar? hakk?nda, isabetli karar ve hüküm veremiyorlar.

    Çünkü bu gibi felsefeciler, Allah'?n (c.c) varl?ğ?n? mecburen kabul ettikleri halde, bir k?sm? O'nun (c.c) sebeplere ve vas?talara haşa muhtaç olduğunu iddia ettiler. Diğer bir k?sm?, insanlar için geçerli olan “ bir zat, bir anda ancak bir iş yapabilir ” fikrini haşa - Allah (c.c)'a da yak?şt?rd?lar. Başka bir k?s?m ise, “Kainat?, on ak?l idare ediyor.” diyerek, kainat?n idaresinde Allah'?n (c.c.) yarat?c? ve as?l olduğunu kabul edip, fakat kainat? yine Allah'?n (c.c) yaratt?ğ? on ak?l yard?m?yla idare ettiğini şiddetle savundular.

    Allah'?n (c.c.) varl?ğ?n? kabul edip, fakat icraat?nda ortaklara muhtaç olduğunu savunan ve ?şrakiyyun ad?n? alan bu gibi felsefeciler hakk?nda Bediüzzaman, “Hükemân?n yüksek k?sm? olan ?şrâkiyyûn böyle halt etseler; Maddiyyûn, Tabiiyyûn gibi aşağ? k?s?mlar? ne kadar halt edeceklerini k?yas edebilirsin.” ( Sözler, 542) diyerek, onlar?n fikir itibariyle ne derece sap?tt?klar?n? ortaya koymuştur.

    Cenab-? Hakk (c.c), bu kainat? kendisini şuur sahiplerine tan?tt?rmak istediğinden dolay? yaratm?şt?r. Zira, bir Hadis-i Kudside, “Ben gizli bir hazine idim. Bilinmek istedim, mahlukat? yaratt?m” buyurulur. (Acluni, II, 132) ?nsanlar?n ak?llar?yla Allah'? (c.c) bulsalar da s?fatlar?nda ciddi yan?lg?ya düşecekleri muhakkakt?r. Bu nedenle, insanlar?n Cenab-? Hak (c.c.) hakk?nda doğru ve istikametli bilgiler edinmeleri için, peygamberlere (a.s) ihtiyaç vard?r.

    ?nsanlar?n say?lan bu temel vazifelerinden birisi de, Kainat kitab?n? doğru okumakt?r. Çünkü kainat kitab?, okunmak ve ondan ders al?nmak için yaz?lm?şt?r. Zira kainat kitab?, Rabbimizin s?fatlar?n?, isimlerini ve kainat ile insan?n yarat?l?ş maksatlar?n? anlamak üzere yap?lacak her türlü çal?şma ve tahminler için bir bilgi arşivi hükmündedir. Bu kitab? okumak ise, iki şekilde olacakt?r:
    a- Ya, sadece ak?l feneri ile önümüzü ayd?nlatmaya çal?şt?ğ?m?z ve nas?l okunacağ?n? bize tarif edecek öğretmenlerin olmad?ğ? bir ortamda okumaya çal?şmakt?r. Böyle bir tarz ile okuman?n, insanlar? doğru bir sonuca ulaşt?rmad?ğ? kanaatindeyiz. Zira kainat kitab?n?n neyi ifade ettiği konusu, bir bilmece gibidir veya kainat kitab?, kapal? bir hazine gibidir. Bu bilmeceyi çözebilecek birisi veya hazineyi açabilecek bir anahtar olmazsa, doğru sonuca ulaşmak mümkün değildir. Çünkü, büyük Üstad?n ifadesi ile “ anlaş?lmaz bir kitap muallimsiz olsa, manas?z bir kağ?ttan ibaret kal?r ” ( Sözler, 122 )

    b- Ya da bu kitab?n anlam?n? bilen ve neyi ifade ettiğini aktarabilecek kişiler yard?m?yla, okumaya çal?şmak. Bu tarz bir okuma şekli, elbette bizi doğru sonuç ve anlamlara taş?yacakt?r.

    ?şte kainat kitab?n?n en istikametli ve en doğru okuyucular? ve muallimleri peygamberlerdir. Allah (c.c), kainat hazinesinde bulunan bütün s?rl? mahzenlerin anahtarlar?n? onlara vermiştir. Onlara müracaat edilmeden ve onlardan yard?m al?nmadan yap?lacak çal?şmalar ve analizler, görünüşte bilimsel bir anlam taş?sa bile, hakikat ve mahiyet itibariyle kainat?n s?rlar?ndan çok d?ş görünüşünü izah etmeye yönelik olacakt?r.
    Çünkü, kainata ve mevcudata olan bak?ş, iki şekilde olmaktad?r. Birincisi, Mana-i ?smi dediğimiz “ mevcudata mevcudat hesab?na bakmak ” yani, eşyay? ve mahlukat? değerlendirirken, sadece onlar?n sahip olduklar? özellikler ve s?fatlar üzerinde durulur. Ustalar?n?n ve yarat?c?lar?n?n maksat ve istekleri hiç hesaba kat?lmaz. ?kincisi ise, Mana-i Harfi denilen “ mevcudata Allah (c.c) hesab?na bakmak ” t?r. Yani mahlukat, yaratan?n amaç ve s?fatlar? doğrultusunda değerlendirilmektedir. Bu şeyi, Allah (c.c) neden yaratt?? Ve Allah (c.c) bu şeyde, hangi esma ve s?fatlar?n? tecelli ettirdi.? gibi aç?lardan, eşyay? ölçme ve değerlendirmeye almakt?r.

    ?şte insanlar?n kainat?, kainat hesab?na değil de Allah (c.c) hesab?na değerlendirebilmeleri ve bu kitab?n ifade etmek istediği anlam ve manalar? doğru okuyabilmeleri için, Peygamberler (a.s) gönderilmişlerdir.
    Netice olarak peygamberlerin izah edilmeye çal?ş?lan bu esas vazifeleri aç?s?ndan, en mükemmel ve bu vazifeye en lay?k kişi, hiç şüphesiz Hz. Muhammed ( a.s.m )'d?r. Bu konuyu üç temel başl?k alt?nda izah etmeye çal?şacağ?z.
    1- Hz. Muhammed (s.a.v) Yarat?l?ş muammas?n?n ve Kainat T?ls?m?'n?n anahtar?d?r!

    Peygamberlerin temel vazifelerinden olan, yarat?l?ş muammas?n? keşfetmek ve kainat?n s?rlar?n? açmak alan?nda, tüm as?rlar? ve insanl?k tabakalar?n? doyuracak ilim ve yeteneğe sahip, Hz. Muhammed ( a.s.m )' d?r. Çünkü sair Peygamberlerin (a.s) getirdikleri izahlar ve ilaçlar, kendi milletlerini ve kendi as?rlar?n? doyuracak ve iyileştirecek nitelikteydi. Fakat kainat?n efendisi olan Peygamberimiz ( a.s.m ), daha önce gelen tüm peygamberlerin ilim ve ibadetlerine mutlak varis ( Sözler; 428 ) olduğu gibi, kendisinden sonra k?yamete kadar gelecek olan tüm insanlara da üstad ve muallim niteliğini taş?yor. Bu nedenle Cenab-? Hak (c.c), Kainat?n Efendisine ( a.s.m ) bütün kainat?n s?rlar?n? hem Kur'an ile ve hem de Miraç ile bildirdi.

    Çünkü Kur'an-? Hakim, kainat?n gaye ve hakikati hakk?nda hem en doğru, hem de en aç?klay?c? bilgiyi veren semavi bir kitapt?r. Bu konuda, Bediüzzaman?n şu sadeleştirerek vereceğimiz ifade ve tespitleri çok manidard?r: “Gayet büyük ve garip ve fevkalade genişlikte acayîp bir ağaç farz edelim ki, o ağaç geniş bir gayb ve gizlilik perdesi alt?nda saklanm?şt?r. Bilindiği gibi, insan?n âzâlar? gibi, bir ağac?n da dallar?, meyveleri, yapraklar? ve çiçekleri gibi bütün uzuvlar? aras?nda bir münâsebet, bir uygunluk, bir intizam lâz?md?r. Her bir parças?, o ağac?n mahiyetine göre bir şekil al?r; bir sûret verilir.

    Şimdi biri ç?ksa, hiç görülmeyen ve gizli olan o ağaca dâir perde üstünde onun her bir dal?na, meyvesine, yapraklar?na uygun bir resim çizse ve birbirinden çok uzak olan başlang?c? ve sonu aras?nda ki tüm uzuvlar?n?n şekil ve sûretini gösterecek resimlerle doldursa, elbette O ressam?n, o gizli ağac? gayb? gören nazar?yla görüp, ihâta ettikten sonra tasvir ettiği hususunda şüphe kalmaz.
    Aynen bu örnekte olduğu gibi, Kur'ân-? Hakim dahi, kainat?n hakikatine dâir beyanlar?nda uygunluğu muhâfaza etmede ve her bir unsura lây?k bir sûret vermede çok dengeli ifadeler kullanm?şt?r. Kainat?n hakikat? ise, dünyan?n başlang?c?ndan tut, tâ âhiretin en nihayetine kadar uzanm?ş ve en yukar? tabakadan en aşağ?lara, atomlardan ta güneşe kadar yay?lm?ş olan konulard?r. Bütün araşt?rmac?lar, yapt?klar? araşt?rmalar?n sonucunda Kurân'?n bu tasvirleri karş?s?nda "Mâşallah, bârekallah" deyip, "T?ls?m-? kâinat? ve yarat?l?ş s?rlar?n? keşfeden ve açan yaln?z sensin, ey Kur'ân-? Kerîm!" demişler. ( Sözler; 435)

    2- Esma-i ?lahiye'nin s?rlar?n?n keşşaf?d?r.
    Cenab-? Hakk?n her bir ismi ve s?fat?, sonsuz hazineler ve defineler hükmündedir. Mesela, Subuti olan s?fatlardan Hayat s?fat?, bütün s?fat ve sair isimlerin kaynağ? hükmündedir. Kudret, ?lim, ?rade s?fatlar? ise, tüm mevcudat?n yarat?l?ş?n?n temelidir. Kelam s?fat? ise, hem vahiylerin, hem ilhamlar?n ve hem de tüm konuşmalar?n kaynağ?d?r. Bütün bu s?fatlar? hakk?yla bize tan?tt?ran, Hz. Muhammed ( a.s.m )' d?r.

    Rabbimizin ezelde sahip olduğu Zati s?fatlar ise bambaşka hazineler hükmündedir. Vücud, K?dem, Beka, K?yam binefsihi, Muhalefet un lilhavadis ve Vahdaniyet s?fatlar?n?n doğru keşşaf?, Kur'an ve onun mübelliği, Fahr-i Kainat ( a.s.m )'d?r.

    Kainatta cari olan her bir fiil, ?lahi bir isme dayan?r. Mesela, mevcudat?n yarat?lmas? Hal?k, terbiye edilmesi Rab, süslendirilmesi Müzeyyin, hayatland?r?lmas? Muhyi, r?z?kland?r?lmas? Rezzak, dönmeler Müdevvir, renklendirmeler Mülevvin v.s. kainattaki sonsuz fiillerin her birisi, ?lahi isimler vas?tas?yla meydana gelmektedir. Çünkü, fiil failsiz olmaz.
    Cenab-? Hak ezeli ve ebedî olduğundan, O'nun isimlerinin hazineleri bitmez ve tükenmez. Yaratt?ğ? her varl?k, O'nun 'Esma-i Hüsna's?na şehadet etmekle beraber, isimlerindeki hazineler bu yarat?lanlarla ölçüye girmez. Allah'?n (c.c) doksan dokuz ismini, cevşen-i kebirde geçen bin bir ismini bize ulaşt?ran ve tan?tt?ran Hz. Muhammed Mustafa ( a.s.m )'d?r.
    3- Kainat Kitab?n?n ayetlerinin tercüman?d?r.

    Kainat bir kitapt?r ve bu kitap okunmak ve anlaş?lmak için yaz?lm?şt?r. Kelimeleri ise, mücessem harflerden teşekkül etmiştir. Bu kitap, mana dolu bir hazine gibidir. Çünkü, Rabbimizi bize tan?tt?ran tan?t?c?lar?n baş?nda, kainat kitab? gelmektedir. Nas?l ki Kur'an-? Hakim her ayetiyle ve Hz. Muhammed ( a.s.m ) gösterdiği her mucizesiyle, bize Allah'? (c.c) tan?tt?r?yorlar. Öylede, kainat kitab?nda bulunan her şey bize Allah'? gösteriyor. ?şte kainat kitab?n?n ayetlerini de bize doğru okuyan en büyük Üstad, Hz. Muhammed ( a.s.m ) d?r.

    Mesela, insanlar?n birbirlerine hayretle sorduklar? “ sen nesin? nereden geliyorsun? ve nereye gideceksin?” gibi dehşetli ve zor sorular?, ancak ilahi vahiy ile beslenen peygamberler ve bunlar?n baş?nda Hz. Muhammed ( a.s.m ) cevaplayabilmiştir. Çünkü her konunun ve her sorunun en ayr?nt?l? cevab? kur'an ve hadislerde mevcuttur. Ayr?ca bu mevcudat?n neyi ifade ettiği ve ne vazife ile meşgul olduklar?, yine Peygamberimiz ( a.s.m ) taraf?ndan izah edilmiştir. Mesela, güneşin büyük bir ateş parças? olmad?ğ?, aksine bir lamba ve soba olduğu özellikle vurgulanm?şt?r.

    Bu dünyaya gelip bir süre durduktan sonra kaybolan mevcudat?n, ne için yarat?ld?klar? ve nereye gidecekleri hususunu, keskin ve ikna edici izahlarla ortaya koyan yine mahlukat?n en şereflisi ve Allah'?n en sevgili kulu ve Allah'? (c.c) en çok seven ve O'ndan en çok korkan Hz. Muhammed (a.s.m)'d?r.
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 22:28 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. 19. Söz Neden Risalet-i Ahmediye?
    By hic_ender_hic in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 31.03.09, 21:17
  2. Mirac-ı Nebeviyeye Dairdir (a.s.m) / Said Nursi
    By virs in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 27.07.08, 22:13
  3. Kadere Dairdir...
    By Ene-Zerre in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 28
    Son Mesaj: 25.01.08, 20:03
  4. Risalet ve Resuller
    By sinang in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.03.07, 20:48
  5. Risale-i Nur'da..::Risalet::..
    By HakanBa in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 27.12.06, 23:14

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0