+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 5 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 46

Konu: İbn-i Sina ve Farabi Gibi Dahilerin Sesleri

  1. #1
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    33
    Mesajlar
    2.566

    Standart İbn-i Sina ve Farabi Gibi Dahilerin Sesleri

    Evet, şeytanlar, güyâ ene'nin gaga ve pençesiyle, dinsiz feylesoflar?n?n ak?llar?n? havaya kald?r?p, dalâlet derelerine at?p dağ?tm?şt?r. Küçük âlemde ene, büyük âlemde tabiat gibi tâğutlardand?r.
    Evet, şeytanlar, güyâ ene'nin gaga ve pençesiyle, dinsiz feylesoflar?n?n ak?llar?n? havaya kald?r?p, dalâlet derelerine at?p dağ?tm?şt?r. Küçük âlemde ene, büyük âlemde tabiat gibi tâğutlardand?r. فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللَّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى لاَ انْفِصَامَ لَهَا وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ - (Kim insanlar? Allah'?n yolundan sapt?r?p isyâna sürükleyen ve birer ma'bud gibi k?ymet verilen tâğutlar? reddeder ve Allah'a ?mân ederse, işte o, kopmaz ve k?r?lmaz, sapa sağlam bir kulpa yap?şm?şt?r. Allah ise her şeyi hakk?yla işiten, her şeyi hakk?yla bilendir. (Bakara Sûresi: 256.)
    Geçen hakikati tenvir edecek bir seyahat-i hayaliye sûretinde nimmanzum olarak Lemeât'ta yazd?ğ?m bir vâk?a-i misâliyenin meâlini şurada zikretmeye münâsebet geldi. Şöyle ki:
    Bu risâlenin telifinden sekiz sene evvel, ?stanbul'da, Ramazan-? Şerifte, meslek-i felsefe ile münâsebette bulunan Eski Said'in Yeni Said'e ink?lâb edeceği bir hengâmdad?r ki, Fâtiha-i Şerîfenin âhirinde صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَ لاَ الضَّآلِّينَ (Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerinin ve onlara tâbi olan sâlih kullar?n?n yoluna ilet-gazab?na uğrayanlar?n ve sap?tm?ş olanlar?n yoluna değil. (Fâtiha Sûresi: 7.)ile işaret ettiği üç mesleği düşünürken şöyle bir vâk?a-i hayaliye, bir hâdise-i misâliye, rüyâya benzer bir hâdise gördüm ki:


    Kendimi bir sahrâ-i azîmede görüyorum. Bütün zeminin yüzünü karanl?kl?, s?k?c? ve boğucu bir bulut tabakas? kaplam?ş. Ne nesîm var, ne ziyâ, ne âb-? hayat-hiçbirisi bulunmuyor. Her taraf? canavarlar, muz?r ve muvahhiş mahlûklarla dolu olduğunu tevehhüm ettim. Kalbime geldi ki, şu zeminin öteki taraf?nda ziyâ, nesîm, âb-? hayat var. Oraya geçmek lâz?m. Bakt?m ki, ihtiyârs?z sevk olunuyorum. Zeminin içinde tünelvârî bir mağaraya sokuldum; git gide zeminin içinde seyahat ettim. Bak?yorum ki, benden evvel o tahte'l-arz yolda çok kimseler gitmişler. Her tarafta boğulup kalm?şlar. Onlar?n ayak izlerini görüyordum. Bâz?lar?n?n bir zaman seslerini işitiyordum. Sonra sesleri kesiliyordu.
    Ey hayali ile benim seyahat-i hayaliyeme iştirak eden arkadaş! O zemin, tabiatt?r ve felsefe-i tabiiyedir. Tünel ise ehl-i felsefenin efkâr? ile hakikate yol açmak için açt?klar? meslektir. Gördüğüm ayak izleri, Eflâtun ve Aristo Haşiye gibi meşâhirlerindir. ?şittiğim sesler, ?bn-i Sina ve Farâbî gibi dâhîlerindir. Evet, ?bn-i Sina'n?n bâz? sözlerini, kanunlar?n? bâz? yerlerde görüyordum; sonra bütün bütün kesiliyordu. Daha ileri gidememiş. Demek boğulmuş. Her ne ise, seni meraktan kurtarmak için hayalin alt?ndaki hakikatin bir köşesini gösterdim. Şimdi seyahatime dönüyorum.
    Git gide bakt?m ki, benim elime iki şey verildi: Biri, bir elektrik; o tahte'l-arz tabiat?n zulümât?n? dağ?t?r; diğeri, bir âlet ile dahi, azîm kayalar, dağ-misâl taşlar parçalan?p bana yol aç?l?yor. Kulağ?ma denildi ki, "Bu elektrik ile o âlet, Kur'ân'?n hazînesinden size verilmiştir.
    Her ne ise, çok zaman öylece gittim. Bakt?m ki, öteki tarafa ç?kt?m. Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruhefzâ bir nesîm, hayattar bir âb-? leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. "Elhamdülillâh" dedim.
    Sonra bakt?m, biri var ki, beni orada b?rakm?yor. Başka yolu bana gösterecek gibi, yine beni bir anda o müthiş sahrâya getirdi. Bakt?m ki, yukar?dan inmiş ayn? asansörler gibi, muhtelif tarzlarda bâz? tayyâre, bâz? otomobil, bâz? zembil gibi şeyler görünüyor. Kuvvet ve istidada göre onlara at?lsa, yukar?ya çekiliyor. Ben de birisine atlad?m. Bakt?m, bir dakika zarf?nda bulutun fevk?ne beni ç?kard?. Gayet güzel, müzeyyen, yeşil dağlar?n üstüne ç?kt?m. O bulut tabakas?, dağ?n yar?s?na kadar gelmemişti. En latîf bir nesîm, en leziz bir âb, en şirin bir ziyâ her tarafta görünüyor.
    Bakt?m ki, o asansörler gibi nurânî menziller her tarafta var. Hattâ iki seyahatimde ve zeminin öteki yüzünde onlar? görmüştüm, anlamam?şt?m. Şimdi anl?yorum ki, şunlar Kur'ân-? Hakîmin âyetlerinin cilveleridir.
    ?şte وَلاَ الضَّآلِّينَ ile işaret olunan evvelki yol, tabiata saplananlar?n ve tabiiyyûn fikrini taş?yanlar?n mesleğidir ki; onda, hakikata ve nura geçmek için ne kadar müşkilât olduğunu hissettiniz. غَيْرِ الْمَغْضُوبِ ile işaret olunan ikinci yol, esbabperestlerin ve vesaite îcad ve tesir verenlerin, Meşâiyyûn hükemâs? gibi; yaln?z ak?l ile, fikir ile hakikat-ül hakaika ve Vâcib-ül Vücûd'un mârifetine yol açanlar?n mesleğidir. اَلَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ile işaret olunan üçüncü yol ise: S?rat-? müstakim ehli olan ehl-i Kur'an?n cadde-i nurâniyyesidir ki, en k?sa, en rahat, en selâmet ve herkese aç?k, semâvî ve rahmânî ve nuranî bir meslektir.

    Haşiye: Eğer desen: "Sen necisin, bu meşâhire karş? meydana ç?k?yorsun? Sen, bir sinek gibi olup da kartallar?n uçmalar?na kar?ş?yorsun." Ben de derim ki, "Kur'ân gibi bir üstad-? ezeliyem varken, dalâletâlûd felsefenin ve evhamâlûd akl?n şâkirdleri olan o kartallara hakikat ve mârifet yolunda sinek kanad? kadar da k?ymet vermeye mecbur değilim. Ben onlardan ne kadar aşağ? isem, onlar?n üstad? dahi, benim üstad?mdan bin defa daha aşağ?d?r. Üstad?m?n himmetiyle, onlar? gark eden madde ayağ?m? da ?slatamad?. Evet, büyük bir padişah?n onun kanununu ve evâmirini hâmil küçük bir neferi, küçük bir şâh?n büyük bir müşirinden daha büyük işler görebilir."



    .................
    ?şte felsefenin şu esasât-? fâsidesinden ve netâic-i vahîmesindendir ki: ?slâm Hükemâs?ndan ?bn-i Sina ve Fârâbî gibi dâhîler, şa'şaa-i sûriyyesine meftun olup, o mesleğe aldan?p, o mesleğe girdiklerinden; âdi bir mü'min derecesini ancak kazanabilmişler. Hattâ ?mam-? Gazâlî gibi bir Hüccet-ül ?slâm, onlara o dereceyi de vermemiş.

    Hem mütekellimînin mütebahhirîn ulemâs?ndan olan Mu'tezile imamlar?, zînet-i sûrîsine meftun olup, o mesleğe ciddî temas ederek, akl? hâkim ittihaz ettiklerinden, ancak fâs?k, mübtedi bir mü'min derecesine ç?kabilmişler. Hem üdebâ-y? ?slâmiyyenin meşhurlar?ndan bedbinlikle mâruf Ebû-l Alâ-i Maarrî ve yetîmâne ağlay?ş?yla mevsuf Ömer Hayyam gibilerin, o mesleğin nefs-i emmâreyi okşayan zevkiyle zevklenmesi sebebiyle, ehl-i hakikat ve kemâlden bir sille-i tahkir ve tekfir yiyip: “Edebsizlik ediyorsunuz, z?nd?kaya giriyorsunuz, z?nd?klar? yetiştiriyorsunuz” diye zecirkârane tedib tokatlar?n? alm?şlar.
    (Sözler;Otuzuncu Söz)
    Konu elff tarafından (30.05.07 Saat 00:24 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


  2. #2
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    3.049

    Standart

    Bugün İman ve Küfür Muvazeneleri'nin sayfalarını çevirirken Haşiye kısmı gözüme takılmıştı.Tevafuk
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  3. #3
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Allah raz? olsun Hakanba kardeşim, üstad bir temsille çok hakikati akl?m?za nas?l da yak?nlaşt?rd?.

    Büyük mant?kç?, ?bni Sina. Aristo’nun Metafizik’i ile büyüdüğünü söyleyen adam. Kanun adl? kitab?nda, Aristo’dan Hace-i Evvel, diye bahseden adam. Aristo’ya Aziz Thomas Acquinas da öyle derdi: The Filozof! Dante de öyle, Bilenlerin Ustas?!

    Dünya felsefe tarihinde isim yapan ilk Türk, Türkistanl? Farabi. Aristo’nun Fizik’ini k?rk kere! de Anima, Ruha Dair’i iki yüz kere! okuyan adam. Falsofa Aristotalis’in yazar?. Geride b?rakt?ğ? otuz dokuz kitab?nda Aristo’yu anlatan adam.

    Yunan felsefesini k?rk kere, iki yüz kere okumuşlar..Halbuki;

    ”Elde Kur’an gibi bir mu’cize-i Baki varken başka bürhan aramak akl?ma zaid görünür. Elde Kur’an gibi bir bürhan-? hakikat varken, münkirleri ilzam için gönlüme s?klet mi gelir?”

    "Kur'ân gibi bir üstad-? ezeliyem varken, dalâletâlûd felsefenin ve evhamâlûd akl?n şâkirdleri olan o kartallara hakikat ve mârifet yolunda sinek kanad? kadar da k?ymet vermeye mecbur değilim." !!!
    Konu elff tarafından (30.05.07 Saat 00:24 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  4. #4
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    hakan kardeş burda ne anlat?lmak isteniyor..

    baz? sesleri duyuyordum sonra kesiliyordu diyor ya..

    birde onlar?n boğulduğu yerde ayağ?m ?slanmad?..diyor ya..

    burda ne anlamal?y?z..
    Konu elff tarafından (30.05.07 Saat 00:25 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  5. #5
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    "Tünel ise ehl-i felsefenin efkâr? ile hakikate yol açmak için açt?klar? meslektir. "

    ?bn-i Sina; "Öldükten sonra diriliş (haşir) akl?n ölçüleriyle kavranamaz." demiş.

    ?bn-i Sina dahi bir insan.

    Yüz kere aristo okumaktansa Kur'an- Kerimden himmet isteseydi ak?l yoluyla da kavrard?.

    Üstad direk Kur'an-? Kerim'den himmet istemiş.Her meseleyi "hall" etmiş.Ayağ? bile ?slanmam?ş.

    Haşir risalesini çocuklar bile okuduğunda ak?llar? tam kabul ediyor.
    Konu elff tarafından (30.05.07 Saat 00:25 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  6. #6
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    allah razı olsun muhakeme kardeşim...
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  7. #7
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Bunun içine hem enfüsü,hemde afaki tefekkür giriyormu?
    yoksa onlar enfüsdemi boğulmuşlard?r?
    Konu elff tarafından (30.05.07 Saat 00:25 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  8. #8
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Alıntı muhakeme Nickli Üyeden Alıntı
    hakan kardeşe sorulmuş ancak nacizane bi kaç kelam edebilirim.
    islam felsefesi kendi içerisinde meşşailer,işrakiler gibi kollara ayr?l?r.farabi ve ibn-i sina meşşailerdendir.bir çok konuda ehl-i sünnet çizgisi d?ş?nda kalm?şlard?r.temelde vahye bağl? kalmad?klar? için..mesela alem ezelidir derler,cismani dirilişi inkar ederler,Allah cüziyat? bilmez derler. zaten gazali bu üç meseleden dolay? tekfir etmiş.tabi bütün bütünde vahiyden uzak değiller.baz? meselelerde ehli sünnetle örtüşürler.ancak bu onlar? tekfirden kurtarmam?ş.Allame olduklar? halde adi bir mü'min denmiş.

    bu manada bazen hakikate yaklaşsalarda sesleri hakikatten kesilmiştir.en genel manada yukar?daki 3 meseleden dolay?.
    Alıntı muhakeme Nickli Üyeden Alıntı
    boğulduklar? meselede hz. üstad b?rak?n boğulmay? tarihde eşi olmayan ilmi izahlarla bütün müşkil meseleleri halletmiŞ.mesela yukar?da yazd?ğ?m 3 meseledeki yanl?ş? birazc?k risale okuyan biri dahi tereddütsüz cevaplar.
    üstad?mdan tahavvülat-? zerrat say?s?nca allah raz? olsun.
    Alıntı yunusum Nickli Üyeden Alıntı
    Bunun içine hem enfüsü,hemde afaki tefekkür giriyormu?

    yoksa onlar enfüsdemi boğulmuşlard?r?
    Muhakeme kardeşin yazd?klar?na da bak?l?rsa;

    Kur'an ?ş?ğ?nda,mürşitliğinde kainat? okumaktansa, kendi ak?llar? mürşitliğinde, ilim mürşitliğinde Kur'an'? okumak yanl?ş?na düşmüşler.

    Hatta Kur'an'? kendi k?s?r fikirlerine uydurmaya çal?şm?şlar.

    Mesela "cismani haşir " meselesi ayetlerle gayet aç?k.
    Konu elff tarafından (30.05.07 Saat 00:28 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  9. #9
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Alıntı muhakeme Nickli Üyeden Alıntı
    boğulduklar? meselede hz. üstad b?rak?n boğulmay? tarihde eşi olmayan ilmi izahlarla bütün müşkil meseleleri halletmiŞ.mesela yukar?da yazd?ğ?m 3 meseledeki yanl?ş? birazc?k risale okuyan biri dahi tereddütsüz cevaplar.
    üstad?mdan tahavvülat-? zerrat say?s?nca allah raz? olsun.
    Amin amin, yüzbinlerle Allah raz? olsun Bediüzzaman Hazretlerinden..
    Konu elff tarafından (30.05.07 Saat 00:28 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  10. #10
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    elff kardeş onlar enfüsde yapt?klar? tefekkürle olaylar?m? bakm?şlard?r.
    vede kurana.

    öylese o zaman üstad?n ak?llar?na güvenen kelimesini kullanmas?n?n sebebi bu oluyor değil mi?
    Konu elff tarafından (30.05.07 Saat 00:28 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İbn-i Sina ve Aşık Delikanlı‏
    By slim in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 07.03.09, 20:36
  2. Çanakkale'de Ezan Sesleri
    By _Zülfikar_ in forum Tarih
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 26.12.08, 23:06
  3. Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 18.09.08, 13:48
  4. Seyyidün Nebi-Çocukların O Muhteşem Sesleri:)
    By insirah in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.09.07, 14:20
  5. Mevlid Kandili Gecesi Barlada Üstadın Ayak Sesleri
    By mikerdem in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 07.04.07, 10:02

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0