+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Maidet-ül Kur'an Risalesi

  1. #1
    Dost muhakkik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ýstanbul
    Mesajlar
    16

    Standart Maidet-ül Kur'an Risalesi

    M Â ? D E T – Ü L K U R ‘ A N

    Ahmed Feyzi Efendi’nin 1366 ( + 584 = 1950) Ramazan ay?nda tahrir ve tebyizini yapt?ğ? bu eser Bediüzzaman taraf?ndan da kabul görerek:”Mâidet-ül Kur’an ve Hazinet-ül Bürhan”diye de isimlendirilmiştir.

    Buradaki t?ls?mlar Kur’an-? Kerim-in:”baz? âyetlerinden hitab ve işaretler”dir.

    Bu”Mâidet-ül Kur’an”hakk?nda Bediüzzaman Hazretleri şöyle der:

    “Evvela:Ayd?n havalisinin Hasan Feyzi’si ve Hüsrev’i ve Mehmet Feyzi’si ve Risale-i Nur’un manevi avukat? Ahmed Feyzi’nin üç seneden beri âlimane,müdakkikane yazd?ğ? şu gelen istihrac? gaybiyeyi ve Sikke-i Tasdik-i Ğaybiye’nin bir kuvvetli hücceti ve şahidi bulunan şu risaleciği dikkatle mütalaa ettim. O’nun tedkikat?na ve Risale-i Nur’un k?ymetini tam Hadis ile ve Ayet ile isbat etmesine karş?,hayret ve istihsan ile:”Maşaallah,Barekallah”dedim. Fakat,bir derece tabire muhtaçt?r. Ayn? hakikatt?r. Fakat”Said” hakk?nda hususan son k?sm?n haşiyelerinde –şahsiyetim itibariyle haddimden yüz derece ziyade bir hüsnü zann? ile- hakikat?n sureti değişmiş...

    Evet,hem sikke-i Gaybiye,hem onun yazd?ğ? ayetler ve hadisler müttefikan bu as?rda bir hakikat? nuraniyeye işaret ediyorlar. Ve bu as?r ve bu zaman,cemaat zaman? olduğundan,şahs? manevi hükmedebilir. Hususan manevi vazifelerde maddi şah?slar?n ehemmiyeti azd?r. Dağlar gibi vazifeler,o zay?f şahsiyetlere yükletilmez.

    Baz? Ayet-i kerime ve Ehadis-i şerife ahir zamanda gelecek bir müceddidi ekberi,manay? işari ile haber veriyorlar. Fakat o gelecek zat?n ve cemiyetinin üç vazifesinden hakikatte en ehemmiyetlisi olan ve zahiren en küçüğü görünen iman? kurtarmak ve hakaiki imaniyeyi güneş gibi göstermek vazifesini Risale-i Nur ve şakirdlerinin şahs? manevisi tam yapt?klar?ndan o gelecek zata dair haberleri ve işaretleri,Risale-i Nurun şahs? manevisine hatta bazen tercüman?na da tatbike çal?şm?şlar ve Şeriat? ihya ve Hilafeti tatbik olan çok geniş dairede hükmeden bu iki mühim vazifesini nazara almam?şlar. Onlar?n kanaatleri,onlar?n Risale-i Nurdan istifade cihetine faidelidir,zarars?zd?r. Fakat nurun mesleğindeki ?hlasa ve hiçbir şeye alet olmamas?na ve dünyevi ve manevi makâmât? aramamas?na zarar verdiği gibi,Nurlar?n muar?zlar? her taifenin hususan siyasi taifenin tenkidine ve hücumuna vesile olabilir. Onun için ben,bu müdakkik kardaş?m?z?n risaleciğinin bir k?sm?n? ve baz? cümlelerini kald?rmakla bir parça tadil ettim. Siz tam tadilat yap?n?z ve size gönderdim. T?ls?mlar mecmuas?n?n ahirinde yaz?ls?n. Baki kalan k?sm?n? da,şahs?ma ait k?sm?n? kald?r?p bakiyesini tadil ederek belki size göndereceğiz. Bu münasebetle bu günlerde ruhuma gelen bir ihtar?,kalbimle gördüğüm bir manay? beyan edeceğim ki kardaş?m Ahmed Feyzi benden gücenmesin. Şöyle ki:

    Nurlar?n fütuhat?n? kalben temaşa ederken,baz? has kardaşlar?m?n nurun tercüman?na verdikleri makam noktas?nda bakt?m. O makama nisbeten fütuhat az olmas?ndan,o makam?n şerefi için bir h?rs ile vazife-i ilâhiyeye kar?şmak gibi şekva geldi. Binler derece şükür ve s?rf r?zay? ilahi noktas?nda baz? biçarelerin nurlarla imanlar?n? kurtarmak cihetiyle binler hamd ve sena ve şükür laz?mken,bir teşekki ve s?k?nt? geldi...

    Sonra,mahviyet ve terki enaniyet ve ihlas? tam ile ayn? vaziyete bakt?m,gördüm ki:O fütuhatta,binler hamd ve sena ve teşekkür ve manevi sürur ve sevinç ruhuma geldi. Ben o halde iken anlad?m ki,makâmât? maneviye dahi mesleğimizde mevzu-u bahis olmamal?. Eğer baz? has kardaşlar?m?n,hakk?mdan yüz derece ziyade bana verdikleri hassa ve hakikat olsa ve hakk?m da olsa,mezkur hakikat için b?rakmağa meslek-i nuriyedeki ihlas? tamme mecbur ediyor.”[1]

    “Gayb? yaln?z Allah bilir.”[2] Allah bildirmedikçe elbette kimse bilemez.[3] Allah’?n bildirmesi esast?r.

    Bizde meseleye bu aç?dan bakmaya çal?şarak;Âyet ve Hadislerdeki mana ve işaretleri nazarlar?n?za sunmaya çal?şacağ?z:

    “Eğer sana hile yapmak isterlerse, şunu bil ki,Allah sana kâfidir.”[4] ( MD )

    NOT : MD = Medine de nazil olmuştur. MK = Mekke’de nazil olmuştur manas?nad?r.

    (Cifir hesab?yla) 1334-5 + 584 : 1918-1919. (Aldatma ve aldatmayla iş görme tarihi.)

    -“ O,seni yard?m?yla ve mü’minlerle destekleyendir.”[5] (MD)

    1362 / 1946. (Allah’?n o şahsa ve Mü’minlere olan Nusreti.)

    “Eğer sana hainlik yapmak isterlerse (üzülme çünkü onlar) daha önce Allah’a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karş? sana imkan ve kudret vermişti. (Nitekim Bedir savaş?nda onlar? öldürdün ve esir ald?n.) Allah (Hainlik edenleri) çok iyi bilendir, (yapt?klar?n da) hikmet sahibidir.”[6] (MK)

    Allah’?n,ehli nifak,f?sk ve fücurun h?yanetlerini daha önceden boşa ç?karmas?.

    1362 / 1946, veya 1368 / 1952.

    “Korkma!dedik,üstün gelecek olan”[7] (MK)

    1292 / 1876. Korkulmamas?,ümid tarihi...

    “Kesinlikle sensin”[8](MK)

    1948 ve 1956. Galibiyeti ?slâmiyenin miladi tarihleri...

    “?şte böylece (seni ve sana) inananlar? üzerimize bir borç olarak kurtaracağ?z.”[9] (MK)

    1364 /1948. Mü’minlere necat?n Hak olduğu tarih.

    -“Ey peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter.”[10] (MD)

    1356 / 1940 , 1362 / 1946 , 1364 / 1948 .

    Peygambere ve ona tabi olan mü’minlere Allah’?n kâfi ve vâfi olmas?.

    -“Ve kâfir olanlar?n sözünü alçaltt?.”[11] (MD)

    1292 / 1876. Küfrün y?k?lmas?n?n başlang?ç tarihi ve

    1293 / 1877 Hidayet nurunun son zuhur tarihleridir. Ve

    1938 ise dünya çap?nda küfrün külli hezimetini netice veren 2. Dünya savaş?n?n başlang?ç tarihleridir.

    -1316 / 1900. Küfrün y?k?lma tarihiyle beraber,son “?mam-? Hidayetin” memuriyetinin başlamas?yla,küfrün y?k?lmaya doğru,y?k?ma gidiş tarihi...

    -“Elbette sab?rl? davrananlara,yapmakta olduklar?n?n en güzeliyle mükâfatlar?n? vereceğiz.”[12](MK)

    1338 / 1922 : 1368 / 1952...tarihleri aras?nda Sabr edenlere ecirlerinin verileceği ifade edilmektedir.Ve bu tarihlerde tüm meşakkatlere sab?r ve mücahede de bulunan Nur talebelerine işaret edilmektedir. Özellikle;”1939;ezay? kâfirâneye senelerden beri sabreden ehli imana,sab?rlar?n?n mükafat?. 1939’da başlayan büyük harb neticesinde galibiyeti kâfirânenin erimeye başlamas? mebde’ teşkil etmekte olup 1969 ve 2019 seneleri aras?nda Şevket-i ?slâmiye ve Süruru mü’mininin azami hadde vüsûlünü göstermekle ve beşareti azimi vermektedir.”

    -“Sabret! Senin sabr?nda ancak Allah’?n yard?m? iledir. Onlara üzülme,kurmakta olduklar? tuzaktan dolay? s?k?nt?ya düşme.”[13] (MD)

    1320 / 1904 , 1372 / 1956... tarihleri aras?nda sab?r ile devam? emredip,mahzun olmamay? tavsiye eder,tesellide bulunur.

    -“Bugün ben onlara,sabrettiklerinin karş?l?ğ?n? verdim;onlar,hakikaten muradlar?na (kurtuluşa) erenlerdir.”[14] (MK)

    1361 / 1945 , 1371 / 1955...tarihleri aras?nda sabredenlerin ancak kurtuluşa erecekleri ifade edilirken,müjdede de bulunulmaktad?r. Gerek o asr?n müceddidine ve gerekse ehli imana.

    -“O halde peygamberlerden azim sahibi olanlar?n sabrettiği gibi sende sabret.”[15] (MD)

    1316 / 1900 , 1328 / 1912...tarihlerinde iman hizmetinde azim ve sab?r içerisinde hizmete devam edilmesine işaretle hitabta bulunulmaktad?r.

    -“Andolsun ki içinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye kadar..... sizi imtihan edeceğiz.”[16] (MD)

    1915 ve 1926 tarihleri aras?nda küfrün şahlanmas?na karş? mü’minlerin büyük bir imtihana tabi tutulmalar?yla “Mücâhidin” ve “Sâbirîn” in zuhura ç?kmas?n? göstermektedir.

    “Mücahidin” kelimesi ise 144 adediyle “Said” kelimesine tevafukla ayn? zamanda onun “Mücahede Ordusu” na da işarette bulunulmaktad?r.. ve de o cemaat o şahsiyette temessül etmektedir.

    -“Ama bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollar?m?za eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah,iyi davrananlarla beraberdir.”[17] (MK)

    1294 / 1878..1293 / 1877 , 1324 / 1908.. 1323 / 1907 , 1343 / 1927 , 1374 / 1958.. 1373 / 1957...

    “Mücahidin”den olan Bediüzzaman?n doğumundan son devam tarihine kadar devam edeceğini ve “Muhsinin”den olan “Zümre-i Naciye” ve “Hizb-i Hidayet”e işaretle nail olacaklar? ikrâmât? ilâhiyeyi müjdelemektedir.

    -“Bu,Allah’?n inananlar?n yard?mc?s? olmas?ndan dolay?d?r.”[18] (MD)

    1913 – 1912 , 1926 –1916. Bu tarihlerde Allah’?n mü’minlere olan dostluğunun tezahür tarihlerini göstermektedir.

    “Bu ayeti kerime,1926 tarihinde haddi tuğyaninin azami derecesiyle icray? şenaate başlayan dalaleti Deccalane muvacehesinde ?zd?rab? şedideye düşen Nur şakirdleri için himayeyi ilahiyeyi müjde vermiştir.”

    (K?sm? evvelin sonu)

    KISMI SÂN?

    BAZI HAD?SLERDEK? ?ŞARETLER VE DELALETLER :

    1)Hadiste:”Ümmetim de iki adam olur (olacak) ki;onlardan iri;Vehbi ilme mazhar olup,Allah’?n kendisine hikmeti verdiği kimse olup,diğeri de;bu ümmete olan fitnesi şeytan?n fitnesinden daha şiddetli olan “Cebbar” bir kimsedir.”

    Burada Bediüzzaman Hazretlerinin ve eserlerinin hepsinin vehbi olmas?yla,kendisinin de Allah’?n “Hakim” ismine mazhar olmas? meseleyi tavzih etmektedir.

    “Gaylan” ile de zalim ve cebbar bir şahsa ve onun hayat?n?n 1930-1920 y?llar?na tevafuk eder.

    2)”Öyle bir fitne olacakt?r ki;adam onda mü’min olarak sabahlar ve kafir olarak akşamlar. Ancak Allah’?n kendisine ilim (Hikmet,marifetle) hayat verdiği kimse müstesna...”

    Burada:”Ahyâhullahu bil ilmi” : 268 ,”El-Kürdi” :265.

    3)”?slâma hidayet k?l?n?p (yöneltilen) kimseye müjdeler olsun ki;onun yaşay?ş? (geçimi) kifayet (ölmeyecek) derece de olup ve ona kanaat eden kanaatkar bir kimsedir.”

    Bediüzzaman-da ise bu iki hususu da müşahede etmekteyiz. Ve de bilinmektedir.

    4)”Size en cömerdden (ecved) haber vereyim mi? (yani vereyim manas?nda);O Allah’d?r. Ben ise Adem oğlunun en cömerdiyim.Benden sonra Adem oğullar?n?n en cömerdi ise bir adamd?r ki;ilmi öğrenir ve ilmini neşreder. K?yamet gününde müstakil bir ümmet olarak ba’s olunur. Ve (o) öyle bir adamd?r ki;(neticede) öldürülünceye kadar Allah yolunda nefsini feda eder.”

    1294 / 1878 doğumu ve , 1344 / 1928. ?lmi neşriyat?n?n en faal dönemleridir...

    5)Allah?m! Muhammed âli’nin dünyada r?zk?n? yeterli k?l...”

    1294 / 1878 – 1293 / 1877 , 1334 /1918-1333 /1917 , 1374 / 1958 – 1373 /1957...

    Bediüzzaman Hazretlerinin bütün hayat?nda r?zk?n?n “Kut-u Yevmiye”olmas? maruf ve meşhurdur.



    MÂ?DE-? KUR’AN METN?

    1)”Yâ eyyühel müddessir”[19] (MK) “Ey bürünüp sar?nan)

    2)”Hüvellezî caaleş-şemse diyâen”[20] (MK) “Güneşi ?ş?kl?... k?lan O’dur.”

    3)”Ve innallahe lehâdillezine âmenû ila s?râtin müstakîm.”[21] (MD) “Şüphesiz ki Allah,iman edenleri,kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir.” 1900 , 1930 , 1980...

    4)”?nnallâhe ye’murukum en tueddul emânâti ila ehliha.”[22] (MD) “Gerçekten Allah size,emanetleri ehil olanlara vermenizi..emreder.”

    1371 / 1955 , 1380 / 1964 , 1384 / 1968.

    Vazife-i Hilafetin cereyan edeceği tarihlerin mebde-i ve sonu...

    5)”?nnes-saide lemen cünnibel fitene velemenübtüliye fe sabere””Said,fitnelerden korunmuş kimsedir ve belaya uğrad?ğ?nda sabreden kimsedir.

    “Allah’a yemin ederim ki;muhakkak Said bir zatt?r ki fitnelerden uzak kalacakt?r. (Üç defa) Öyle bir zatt?r ki,belalara maruz kalacakt?r. Ve sabredecektir. Ben ona taaccüb ediyorum. Ve o Said sakals?zd?r.”[23]

    2003 – 1953 1903... O zat?n faaliyet ve ilminin hükümranl?k tarihlerine delalet ve işaret etmektedir.

    -“Andolsun ki,biz;”Allah’a kulluk edin”diye her millete bir peygamber gönderdik.”[24] (MK)

    1902 – 1952 , 1955 – 2005...

    -“Yaratt?klar?m?zdan,daima hak ile doğru yolu bulan ve onunla adil davranan bir ümmet (millet) vard?r.”[25] (MK)

    1997 – 1947 – 1937..

    -“Size,ancak az bir bilgi verilmiştir.”[26] (MK)

    1392 / 1976 , 1362 / 1946.

    -“Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz;”Rabbinize iman edin!”diye seslenen bir davetçiyi (peygamberi) işittik,hemen iman ettik.”[27] (MD)

    1436 / 2020 – 1336 / 1920 : 1386 / 1970 – 1332 / 1916 : 1382 / 1966 - 1330 / 1914 : 1380 /1964...

    Veya : Mebde-i K?yamet;şeddesiz,Tenvinsiz...

    “Fe âmenna”,”Ve iman ettik.”,(173 eder.)

    1332+173 :1505 / 2089 , 1509 / 2093 , 1559 / 2143.

    -“Eğer kulumuza indirdiklerimizden her hangi bir şüpheye düşüyorsan?z,haydi onun benzeri bir sure getirin.”[28] (MD)

    1372 / 1956 , 1316 /1900 – 1325 / 1909 – 1332 /1920.

    Kur’an-?n bu tarihlerde bütün aleme meydan okuyuşu ve

    “Haydi onun benzeri bir sure getirin.”ayeti ile de;”1880 son as?rlar?n tâğut dalâletinin doğumu olup,”Kur’an-?n ve ondan nebean eden Risâle-i Nûrun o ruhu habise meydan okumas?...

    -“De ki:Cebrail’e kim düşman ise şunu iyi bilsin ki Allah’?n izniyle Kur’an-? senin kalbine bir hidayet rehberi,önce gelen kitablar? doğrulay?c? ve mü’minler için de müjdeci olarak o indirmiştir.”[29] (MD)

    1316 / 1900 – 1362 /1946 – 1351 / 1935 , 1364 / 1948... 1946-1948 : 1379 / 1963... ve, 1320 / 1904 – 1316 / 1900.

    -“Ayakta dururken,otururken,yanlar? üzerine yatarken (her vakit) Allah’? ananlar (şöyle dua ederler Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmad?n.”[30] (MD)

    1921 – 1970... gün be gün iman?n ve ?slâm?n ve Kur’an-dan lemeân eden Risâle-i Nûrun tefsirinin ve onun tesirinin etkisiyle küfrün manevi güç ve hakimiyetiyle,küfrün manevi güç ve tesirinin sönmeye yüz tuttuklar? tarihlere işaret etmektedir...

    SON SÖZ : Ahmed Feyzi Efendinin tesbitlerinden hareketle sunmaya çal?şt?ğ?m?z bu tesbitlerimizde kusurlar varsa nefsimize aid olup,affola. Büyük ve önemli olan hesablarda küçük küsurat farklar? olabilir. Nazara al?na.

    Bediüzzaman?n dediği gibi:”Büyük adedlerde küçük kesirler,tevafuku bozmad?ğ?ndan küçük kesirlerden kat’? nazar edildi.”[31]

    Hz. Ali:”Evveli dünyadan k?yamete kadar ulum ve esrar? mühimme bize şuhud derecesinde inkişaf etmiş. Kim ne isterse sorsun. Sözümüze şüphe edenler zelil olur.”[32]

    Hz. Ali:”Dokuz karn (as?r) sonra –Fars- yani akvam-? şarkiyye A’rab üzerine hücum edecek. Galebe edip,hayvan gibi a’rab? kesecek. Öyle müthiş fitneler,karanl?kl? musibetler ki;en karanl?kl? gecelerden daha ziyade karanl?k olacak.”

    Bununla Hulâgu fitne ve katline işaret eder. Cengizin tahribat?ndan haber verir.

    Ebced-Cifir hesab?yla 570 y?l?na işaret ediyor.

    Hz. Ali:”14. asr? Muhammedi de 1349 ve Rumice 1347’de arab hurufunu terk edip,ecnebi ve arab hurâfuna ?slâm içinde başlanacak. Hem umum,hem fakir ve zengin,emir ve işçi,çoluk ve çocuk gece dersleriyle o hurâfu cebren öğrenecekler.”

    Sonra”Kim inayeti ilâhiyeye mazhar ise Hz. Cebrâilin tabiriyle bu sekine-i Kudsiyye olan ismi azam? Cenâb-? Hak ona hediye eder. Onunla o zaman?n şer ve fitnelerinden kurtar?r.”ve “Kim saadete mazhar ise,Said ise,şaki değilse,o ismi azam onun boynunda mübarek bir gerdanl?k hükmünde bir nüsha olur.” ve

    “O bid’alar ve acemi ve ecnebi hurufun intişar? zaman? olan o ahir zaman?n fena adamlar? bir k?s?m ulema-is-sû’dur ki;h?rs sebebiyle bat?nlar?n? haramla doldurmak için bid’alara yard?m ve fetva verenlerdir.”Ve

    “Ya (ey) o zaman yetişen ve alimlerden olan insan! Cenâb-? Haktan o fitnenin şerrinden muhafaza için sana ders verdiğim ismi azam ile dua et.”Ve

    “Biz âl-i beytten her kürbet (s?k?nt?) ve şiddet zaman?nda birer ğavs (kurtar?c?) ç?k?p imdad ediyoruz.”[33]



    6 – 1 1996

    MEHMET ÖZÇEL?K



    --------------------------------------------------------------------------- -----

    [1] T?ls?mlar Mecmuas?.168-169.

    [2]Bakara.33,En’am.59,Hud.123,Nahl.77,Kehf.26,Furkan. 6,Neml.65,Lokman .34,Sebe’.48,Fat?r.38,Hucurat.18,Cin.26.

    [3] En’am.50,Cin.10,26-28,Sebe’.14,Ra’d.8,?sra.36.

    [4] Enfal.62.

    [5] Enfal.62.

    [6] Enfal.71.

    [7] Taha.68.

    [8] Taha.68.

    [9] Yunus.103.

    [10] Enfal.64.

    [11] Tevbe.40.

    [12] Nahl.96.

    [13] Nahl.127.

    [14] Mü’minun.111.

    [15] Ahkaf.35.

    [16] Muhammed.31.

    [17] Ankebut.69.

    [18] Muhammed.11.

    [19] Müddessir.1.

    [20] Yunus.5.

    [21] Hac.54.

    [22] Nisa.58.

    [23] Sünen-i Ebi Davud. 4 / 460.

    [24] Nahl.36.

    [25] A’raf.181.

    [26] ?sra.85.

    [27] Al-i ?mran.193.

    [28] Bakara.23.

    [29] Bakara.97.

    [30] Al-i ?mran.191,Maidet-ül Kur’an Hadisleri için bak. Risale-i Nurun Kudsi Kaynaklar?. Abdulkadir Bad?ll?. 722*725.

    [31] Lem’alar. 34,Ebced hesab? ve şifresiyle ilgili olarak bakn. Hak Dini Kur’an Dili . E. Hamdi Yaz?r. 1 / 153.

    [32] Osmanl?ca Lem’alar. B. Said Nursi. 18. Lem’a.(Ercuze-de)

    [33] Age.18. Lem’a.
    Konu elff tarafından (30.05.07 Saat 01:54 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    TILSIMLAR MECMUASININ ZEYL?
    Evvelen: Ayd?n havalisinin Hasan Feyzi’si ve Hüsrev’i ve Mehmed Feyzi’si ve Risale-i Nur’un manevî avukat? Ahmed Feyzi’nin üç seneden beri âlimane, müdakkikane yazd?ğ? şu gelen istihracat-? gaybiyeyi ve Sikke-i Tasdik-i Gaybiye’nin bir kuvvetli hücceti ve şâhidi bulunan şu ri­saleciği dikkatle mütalaa ettim. Onun tetkikat?na ve Risale-i Nur’un k?y­metini tam hadîs ile âyet ile isbat etmesine karş? hayret ve istihsan ile Mâ­şallâh, Bârekâllah dedim. Fakat bir derece tabire muhtaçt?r, ayn-? hakikatt?r. Fakat Said hakk?nda hususan son k?sm?n hâşiyelerinde şahsi­yetim itibariyle haddimden yüz derece ziyade bir hüsn-ü zann? ile hakikat?n sureti değişmiş.

    Evet hem Sikke-i Gaybiye hem onun yazd?ğ? âyetler ve hadisler müttefikan bu as?rda bir hakikat-? nuraniyeye işaret ediyorlar ve bu as?r ve bu zaman cemiyet zaman? olduğundan şahs-? ma­nevi hükmedebilir. Hususan manevi vazifelerde maddi şah?slar?n ehem­miyeti azd?r, dağlar gibi vazifeler o zaif şahsiyetlere yükletilmez.

    Baz? âyat-? kerime ve ehadis-i şerife âhirzamanda gelecek bir müceddid-i ekberi mâna-y? işarî ile haber veriyor. Fakat o gelecek zat?n ve cemiyetin üç vazifesinden hakikatta en ehemmiyetlisi olan ve zâhiren en küçüğü gö­rünen iman? kurtarmak ve hakaik-i imaniye-yi güneş gibi göstermek vazi­fesini Risale-i Nur ve şakirdlerinin şahs-? manevisi tam yapt?klar?n­dan o gelecek zata dair haberleri ve işaretleri Risale-i Nur’un şahs-? ma­nevisine hatta bazen tercüman?na da tatbike çal?şm?şlar ve Şeriat? ihya ve hilafeti tatbik olan çok geniş dairede hükmeden bu iki mühim vazifesini nazara almam?şlar. Onlar?n kanaatlar? onlar?n risale-i Nur’dan istifade ci­hetine faidelidir, zarars?zd?r; fakat Nur’un mesleğindeki ihlasa ve hiçbir şeye alât olmamas?na ve dünyevi ve manevi makâmât? aramamas?na za­rar ver­diği gibi, Nurlar?n muar?zlar? her taifenin hususan siyasi taifenin tenki­dine ve hücumuna vesile olabilir. Onun için ben bu müdakkik kardaş?m?z?n risaleciğinin bir k?sm?n? ve baz? cümlelerini kald?rmakla bir parça ta’dil ettim. Siz tam ta’dilat yap?n?z ve size gönderdim. T?ls?mlar Mecmuas?n?n âhirinde yaz?ls?n. Bâki kalan k?sm?n? da şahs?ma ait k?s­m?n? kald?r?p, bakiyesini ta’dil ederek belki size göndereceğiz. Bu münase­betle bugünlerde ruhuma gelen bir ihtar? kalbimle gördüğüm bir mânay? beyan edeceğim ki, kardaş?m Ahmet Feyzi benden gücenmesin. Şöyle ki:

    Nurlar? fütühat?n? kalben temaşa ederken baz? has kardaşlar?m?z?n Nu­run tercüman?na verdikleri makam noktas?nda bakt?m; o makama nisbeten fütuhat az olmas?ndan o makam?n şerefi için bir h?rs ile vazife-i ?lahiyeye kar?şmak gibi şekva geldi. Binler derece şükür ve s?rf r?za-y? ?lahi noktas?nda baz? biçarelerin Nurlarla imanlar?n? kurtarmak cihetiyle binler hamd, sena ve şükür lâz?mken bir teşekki ve s?k?nt? geldi.

    Sonra mahviyet ve terk-i enaniyet ve ihlas-? tam ile ayn? vaziyete bakt?m gör­düm ki, o fütühatta binler hamd ve sena ve teşekkür ve manevi sürur ve sevinç ruhuma geldi. Ben o halde iken anlad?m ki makamat-? maneviye dahi mesleğimizde mevzu-u bahis olmamal?. Eğer baz? has kardeşlerimin hakk?mdan yüz derece ziyade bana verdikleri hisse ve makam hakikat olsa ve hakk?m da olsa mezkûr hakikat için b?rakmağa meslek-i Nuriyedeki ihlas-? tamme b?rakmağa mecbur eder.

    Said Nursi

    (K?sm-? Evvel)
    Hitabat ve ?şarat-? Baz?-? Ayât
    Ahmed Feyzi Kul
    ……………………………



    Hâkimiyet-i kâfiranenin y?k?lmas?na mebde 1877 tarihinde doğan Son Bir Nur-u Hidayet zuhuru tarihidir.

    ………………………………..

    1937-38 ise, cihan küfrünün inhizam-? küllisini intac eden ?kinci Büyük Harbin mebadisidir.

    ………………………………………..

    Bindokuzyüz tarihi 1316 tarihinin miladi karş?l?ğ? olup, Son ?mam-? Hidayete vazife-i memuriyetinin verilmesiyle heyula-y? küfrün inhi­dam? başlam?ş.

    ………………………..

    1938-1939 Eza-y? kâfiraneye senelerden beri sabreden ehl-i imana sab?rla­r?n?n mükafat? 1939’da başlayan büyük harb neticesinde galibiyet-i kâfiranenin erimeğe başlamas? mebde teşkil etmekte olup 1969 ve 2019 seneleri aras?nda şevket-i ?slâmiye ve sürur-u mü’mininin a’zamî hadde vusulünü göstermekte ve beşaret-i uzma vermektedir.

    ………………………………………….

    1904 şedde ile1320 tarihi hicrisinin 1954 tenvin ile1372 tarihi hicrisinin karş?l?ğ?d?r.

    Bu tarihler aras?nda Sultan-ül Enbiya nam ve hesab?na iman cihetinde birtek vazife-i Risaleti temadi ettiren bir Varis’e, bir Müceddid’e yap?­lan ?lâhi bir tesellidir.

    …………………………………………………..

    1915 ?ki gayr-i melfuz hariç elif-i maksure ile 1926 elif-i maksure “ye” say?larak ve gayr-i melfuzlar dahil.

    Bu iki tarih aras?nda ejder-i küfrün şahlanmas?, ehl-i iman?n mücahid ve safâ yerlerini temyiz ve tebyîn için vâki olmuş bir imtihan-? Rabbânî olduğunu ifade ediyor. “El mücahidin” kelimesi ise 144 adediyle o tarihteki “mücahede ordusu”nun bir pişdar?n?n ism-i pâki olan “Said” kelime-i mübarekesine tevafukla, o ordunun şahsiyet-i maneviyesini, o pişda­r?n?n şahsiyet-i maneviyesinde temessül ettiriyor.

    ………………………………

    1916–1926 .Ayet-i kerime 1926 tarihinde hadd-i tuğyân?n azamî derecesiyle icra-y? şenaate başlayan dalalet-i deccalâne müvacehesinde ?zd?rab-? şedîdeye düşen Nur Şakirdleri için himaye-i ?lâhiyeyi müjde vermiştir.

    K?sm-? Sani
    Delalet ve ?şarat-? Baz?-? Ehadis
    ………………………

    Bu hadis-i şerif, bu ümmet-i Muhammediyenin(asm) hayat? nokta-i nazar?nda çok şâmil bir tesiri hâiz iki insan? haber vermektedir.
    Bunlardan biri:

    Mahz-? mevhibe-i ?lâhiye olacak ve kendisine hikmet-i ?lâhiye ve hikmet-i Kur’aniye ihsan edilecek.

    Diğeri de:

    Fitnesi, bu ümmet-i Muhammed’de(asm) şeytandan daha te’sirli olan, bir şerir zâlim olacakt?r.

    Muhaddisîn, bu hadis-i şerifin tahkikini bir çok zevat ve eşhasa tev­cih etmişler. Ve hatta baz?lar? hadisin garâbet-i beyan?ndan dolay? ta’n? ve inkar? cihetine bile gitmişlerdir. Ancak, hadisin cihet-i rivayetindeki taad­düdü ve mühim hadis kitaplar?nda yer bulmas?, ta’n?na gidenleri hak­s?z ç?karacak şekilde eimme-i muhaddisîni beyanda bulunmağa sevk et­miştir.

    Ta’n edenleri, ta’na sevk eden en mühim sebeb; Hadîsin beyan?na göre, ümmet-i Muhammed (A.S.M.) için, şeytandan daha eşedd te’siri hâiz bir kimsenin zuhuru.. ve bil’akis senâ-y? Peygamberîye (A.S.M.) lâ­y?k bir şekilde mahz-? hidayet ve hikmet bir zât-? âlînin mukabele icras?n? vazife etmesi, hele bir mu’cize-i Muhammedîyi (A.S.M.) izhar etmek üzere bunlar?n hem-zaman olmalar?n?n hadisteki kat’iyyet-i beyan dere­cesinde tam tahakkuk etmemesidir.

    Mânâ-y? hadisin her zamanda bir ferdi bulunmak üzere bütün zamanlar?n? muhit olduğunu kabul ederek muhaddisînin bu husustaki tevcihlerini reddetmeden, hadisin ifade-i kat’iye-i riyaziyesinin delâletiyle içinde bulunduğumuz zaman en kuv­vetli bir şekilde icra-y? hüküm etmekte olduğunu iddia ve kabul etmek, gayr-? kabil-i red bir tercih olur.

    Filhakika, te’sir-i idlâlkârîsi şeytandan daha eşedd ve müessir bir tağut-u dalaletin icra-y? şenaat ettiği bir devrin insanlar? olduğumuz gibi; ona mukabil, senâ-y? Muhammedîye (A.S.M.) lây?k bir şekilde mahz-? hikmet ve mahz-? mevhibe bir me­mur-u Rabba­nî’nin neşr-i envar eylediği bir devri yaş?yoruz.

    Hadisin beyan-? riyazîsi, o zat? sarahaten gösterdiği gibi; “vehb” kelimesi de ilmi vehbî olmas?, hem eserlerinde vehbî gibi bulunmas? ..13 adediyle, o zât?n en çok alâkadar olduğu ve çok s?rlar?n anahtar? olan sarahatini, bir hususî adam halinde göstermektedir. Buna mukabil as?rlar?n kaydettiği en büyük sandid-i da­lâletin icra-y? kabaset için tuğyan?n? en çok artt?rd?ğ? tarihleri, hadisin ay­nen göstermesi bir mu’cize-i Muhammedinin (A.S.M.) bütün vuzuhuyla ve tarihlerini göstermek suretiyle tahakkuk etmiş olduğunu ve hadisin s?hhati, hadiselerin şehadetiyle tamamen meydana ç?km?ş bulun­duğunu ifade etmektedir. “Ğaylan” kelimesinin “gavele” ve “ğayele” as?llar?ndan müştak bir s?fat-? müşebbihe olduğunu kabul ettiğimizde bunlar?n lugâvî mânâla­r?ndaki azameti izhar etmiş bir cebbar?n bütün hututiyle tebellür etmiş ol­duğunu görüyoruz.

    ………………………………

    Ayet-i kerimeye göre Risale-i Nur’un sada-y? Muhammed (A.S.M.) den başka bir şey olmad?ğ? ve sair her nevi beyanlar?n onun fevkine yükseltilmemesi ihtar olunmaktad?r.

    ………………………………

    Bu hadisin mânâs?nda … demiş, k?sa zamanda ulûm ona verilecek, teenni ve terbiye ile değil. Bu hadis-i şerif Nur’un tercüman?na mütab?k geliyor ki, ilminin ve kemalinin tahsil ve terbiye neticesi değil, lütuf ve ih­san-? Rabbanî olarak bir harika-i f?trat halinde k?sac?k bir zamanda ihsan edilece­ğini bildiriyor ki, şimdiye kadar kimsede vaki olmam?ş olan bu hal ancak bu büyük müceddidin alâmat-? mahsusas?ndand?r.

    …………………………….

    1880 Son as?r tağut-u dalaletin doğumu olup, onun temsil ettiği ruh-u dalalete Hazret-i Kur’an?n ve ondan nebean eden Risale-i Nur meydan okumas?n? gösterir.

    …………………………..

    Zuhuru perde olmuş zuhura

    Gözü olan delil ister mi Nûra

    Ayn-? Hakikat Bir Keramet-i Gaybiyedir
    ?'tikad-? Ehli Sünnetçe huruc-u eşrat-i saatten olarak mervî olan Mehdi’nin (R.A. velâdeti dahi, zuhuru gibi âhirzamanda olacakt?r. Ve Âl-i Beyt'ten olduğuna göre ismi, ism-i Nebîye (A.S.M.) ve pederinin ismi, ism-i ebî Nebîye (A.S.M.) uya­cakt?r. Bu bâbta ehl-i hakâik câniblerinden menkûl olan kuşûfât?n henüz birşey kiz­be ç?kmayan?, Mevlâna Hasenü'1 Adevî'nin Mevâk?tü'1 Şa'râni’den naklettiği ke­şiftir ki, Abdülvehhab-? Şarani Hazretleri kitab-ül Yevak?t-ü Cevhair-i Mehdiyi âhirzaman?n 1255 senesi Şaban'?n 15'inci gecesi dünyaya geleceğini, Şeyh Hasan-? Irakî’den nakl ve bu re'yde kend? şeyhleri Ali Havasî Hazretlerinin dahi muvafakat?­ olduğunu beyan buyurmuştur.

    ……………………………………………………………………

    Geçen sahifeden evliyâullah, Zât-? Pak-? Risalet-penah'?n mir'at-? ?lâhî olduğunu beyan etmektedirler. Biz burada ifade-i riyaziyenin kat'iyyetine dayana­rak bu beyan-? âlinin hakikatini göstereceğiz.

    Ayr?ca yukar?daki Hadis-i Şerif te, Hazret-i Mehdi’nin ismi Peygamberimiz (A.S.M.) ismine babas?n?n ismi de babas?n?n ismine uyacağ? gayet yüksek bir belagatla ifade buyurulmuştur. Yaln?z dikkat etmek lâz?md?r ki: Hadis-i şerifte bu manay? gösteren yani tevafuk uymak mâna­s?n? … kelimesiyle irad buyurulmuş olup, tetabuk kelimesi ihtiyar edilmemiştir .

    Çünkü tetabuk kelimesiyle irad buyurulmuş olsayd? Hazreti Mehdinin isminin aynen Muhammed veya Ahmed olmas? icab edecek o zaman itiraza mahal kalmayacakt?, herkes tasdik edecekti. Halbuki böyle olsa yani hâdise-i istikbâliye bir derece perdeli ve kapal? olmazsa teklif kalkar, ihtiyar kalkar. O zaman bu dâr-? dünyan?n bir dâr-? imtihan ve tecrübe olmas?n?n mana ve hikmeti kalmazd?.

    ………………………………………..

    Fars'ta, Arab memleketlerinde, başka bir yerde doğacağ?, humâsü'1- hadd yâ­ni, uzun boylu olacağ? ve k?rm?z? yanakl? olacağ? söylenmektedir. Daha küçüklüğün­de, Cenab-? Hak O’na çok ilim ve çok amel ihsan edecektir. Cezîretü'1-Arab'ta do­ğacağ?n? söyleyen de vard?r. Gaybîlerin esrar?na vâk?f ehl-i kalbden bir tâife, ilk def'a onun kokusunu alacaklard?r, O'ndan haberdar olacaklard?r.

    ………………………………………..

    Hadis-i Şerif meali: "Mehdi (R.A.), bizden Ehl-i Beyt'tir. Cenâb-? Hak O’nu bir gecede ?slah edecektir. Yâni, Cenâb-? Hak O’nu halk aras?nda hükmetmek için teenni ve terbiyeye ihtiyaç göstermeden, bütün ilimleri bir gecede ifâza edecektir."

    Esrar-? huruf ile ilm-i mükevvenatta mutasarr?f olacağ? da söylenmektedir. Ârif-i Bistâmî (Kuddise S?rruhu) buyuruyorlar: “Ay?n” n?n s?rr?n? anlayan bir insan, ulûm-u harf?ye ve maarifi ?lâhiyenin esrar?na muttali’ olur. ?şte bunun için Mehdi'nin ceddi Ali (R.A.) ilimlerin inceliklerini ve hikmetlerin letaifini bilmek cihetiy­le Sahâbe- Kirâm’?n en alimi idi. Âshab-? Resulullah içinde kendine hâs bir mevkii vard?. ?lm-i esrar-? hurufa vâk?f olmas?ndan, ?mam Rad?yallahü Anh'?n ilimler cüm­lesindendir. Görülmüyor mu ki, ?lm-i ?lâhiye işaret eden “Ay?n” harfi, ?mam-? Ali’nin isminin evvelinde yer alm?ş bulunmaktad?r. ?lm-i hurufun intişa­r?, Mehdi'nin ç?kmas?n?n en büyük emaresidir.”

    ………………………………………

    Şâyân-? dikkattir ki, ?mam-? Ali'nin isminin evvelinde yer alan  harfi, sevgili Üstad?m?z?n isminde ikinci olarak gelmiştir.

    ……………………………………….

    Hadis-i Şerif meali: "Biz Abdülmuttalib'in evladlar?, ceddin seyyidleri, yedi ki­şiyiz: Ben, Hamza, Ali, Ca'fer, Hasan, Hüseyin, Mehdi'dir." Bu hadis, ?bn-i Mâ­ce, Ebu Nesâi'nin taraf?ndan Hazret-i Enes Rad?yalluhu Anh'dan tahric edilmiştir.

    …………………………………………

    Hazret-i Mehdi (R.A.) zaman?ndaki mehdilerin en yükseği ve umûr-u dinde müctehidlerin en mükemmeli olacakt?r. Bu da mişârünileyhin azametinin kemâline, cemâlinin şerefine, mertebesinin yüksekliğine ve derecesinin meziyetine delalet eder.

    ……………………………………….

    Bu cihet güneş gibi âşikar bir hakikatt?r. Ki, O zât-? zîhavârik daha hâl-i sabavetinde iken ve hiç tahsil yapmadan, zevâhiri kurtarmak üzere, üç ayl?k bir tahsil müddeti ulûm-u evvelîn ve ahirîn, ledünniyat ve hakâik-? eşyaya, esrar-? kâinata ve hikmet-i ?lâhiyeye vâris k?l?nm?şt?r ki, şimdiye kadar biSyle bir mazhariyet-i ulyâya kimse nâil o??mam?şt?r. Bu hârika-i ilmiyenin işi asla mesûk değildir. Bu ci­het, Risale-i Nur'u anlayarak okuyanlara mâlumdur.

    …………………………………………………

    Hadis-i Şerif meali: "Mehdi, evlâd?mdan k?rk yaş?nda bir şah?sd?r. Yüzü, necm-i ziyadar gibi; onca zulm ve haks?zl?k ile doldurulan yeryüzünü, hak ve adâletle dol­durur. Hilâfette; yerde, göktekiler ve hatta havadaki kuşlar bile râz? olacaklard?r. "

    ………………………………………………..

    Hadis-i Şerif meali: "Mehdi (R.A) ç?kmas?ndan önce, şarktan, parlak kuyruğa sahib bir y?ld?z doğacakt?r. "

    ……………………………………………………….

    O y?ld?z, Birinci Harb-i Umumide, Risale-i Nur'un ilk intişar? anlar?n­da zuhur etmiştir. Bu senede görenlere şâyân-? dikkatt?r.

    ……………………………………………..

    Hadis-i Şerif meali: “Mehdi (R.A.), evlâd?mdan k?rk yaş?nda biridir. Yüzü necm­i ziyadar gibidir. Sağ yanağ?nda siyah bir ben vard?r. Üzerinde iki pamuklu h?rkas? bulunur. Bu halife, benî-?srâil erkeklerine benzer. Hazineler istihrac edip, şirk me­dîne'lerini feth edecektir.”

    ………………………………………………

    Hazret-i Üstada dikkat edenler, sağ yanağ?ndaki siyah beneği kolay­l?kla görebilirler. ?ki pamuklu h?rkas? olup, hâl-i sabâvetinden beri acîb ve başkala­ra benzemeyen bir giyime sahib olup, Hadis-i Şerif'i fi'len tasdik etmektedir. Lisa­nandaki s?klet ise, kendisi ile görüşenlere mâlumdur. Ve k?rk yaş?nda Risale-i Nur'­un te'lifine meşgul olup, mukaddes vazifesine, imân-? tahkîkinin neşri vazifesi baş­lam?şt?r.

    …………………………………………………

    Nebiyy-i Ekrem Sallallâhü Aleyhi Vesellem Efendimiz Hazretleri, Mehdi'yi vasf ederlerken: “Lisan?nda ağ?rl?k olacağ? ve ifade-i merama müteazzir olduğu zaman, sağ eliyle sol uyluğuna vuracağ?n?” bildirmişlerdir. Ve “ismi ismime, babas?n?n ismi babam?n ismine uyacakt?r" buyurmuşlard?r. Peygamberân-? i'zâm?n kitablar?nda mezkur olduğuna nazaran; “Mehdi'nin ilminde zulm olmayacağ?" Ka'bu'l ­Ahbâr'dan rivâyet olunmuştur.

    ……………………………………………………..

    Bütün bu ta'dad edilen, aynen bitamamiha ç?km?ş. Hakikaten Arab milletinden olmayan Türk milleti ve Kürdler ve Arap Milletinden baz? kabileler, ken­disiyle ülfet edip, Risale-i Nur’a senelerden beri bu hal devam etmektedir.

    Şu bir hakikatt?r ki: Risale-i Nur nam?ndaki âsâr-? âliye, her türlü zulm ve ay?b­lardan müberra olarak te'lif edilmiştir. Eserlerde hiçbir şahsa müdahale edilmemiş­tir, hiçbir kitabtan al?nmam?şt?r, hiçbir eserden al?nmam?şt?r. Ve Ona kimse ayb is­nad edememiş; çok mütefekkir ve âlimlerin ellerinden geçtigi halde “fihi nazarün” denilmemiş. Böylece, yaln?zca Kur’an-? Hakim’in meali olan, Risale-i Nur, her türlü zulm ve ay?btan müberra olarak saha-i intişara vaz' edilmiştir.

    …………………………………………

    ?mam-i Ali (R.A) şunlar? söylemiştir: "K?yamet yak?n?nda; zarar, açl?k, katl, fitneler, büyük harbler, sünnetler kalk?p yerlerini bid'atlar?n iştigal ettigi, emr-i bil'­mâruf ve nehy-i anil'münkeri terk dolay?s?yla bedenin öldüğü gibi kalblerinde öldü­ğü hengâmede, şüphesiz, evlâd?mdan bir zât ç?kacak. ?şte, Cenâb-? Erhamürrâhi­mîn, ölmüş, öldürülmüş olan sünnetleri, Mehdi ibn-i Abdullah ihyâ edecek; Onun adâleti ve bereketiyle mü'minlerin kalbleri ferhân olacak ve Ona Arab milletlerin­den başka bir cemaat ve Arab Milletinde de baz? kabileler ülfet edecek, senelerce böyle kalacak çok değil, on'dan da aşağ? değil."

    ……………………………………………

    Mehdi'nin yard?mc?lar?, Ehl-i Sünnet ve'1 Cemaat, Deccal?n ise, ehl-i dalâlettir.

    ………………………………………………..

    Bu da görülmüyor mu ki: Ehl-i dalâlet ve sefahat, deccal?n fitnesine seve seve tâbi' olup, hâlen onu muhafazaya çal?şmaktad?rlar. Bu Zât?n ensâr? ise, imânlar? için bu dâ­vâya at?lm?ş fâz?l ve necib kimselerdir.

    ……………………………………..

    Hazret-i Mehdi'nin ç?kt?ğ? zaman, avam ve havas bütün Müslümanlar sevineceklerdir. Mehdi'nin, Allah için çal?şan ve dâvetini ikâme eden ve Ona vazifesinde yard?m eden adamlar? vard?r. Onlar, Mehdi'nin vezirleridirler, memleketin ağ?rl?klar?m üzerlerine al?r­lar. Cenâb-? Hak'k?n, Mehdi'ye tâhmil etmiş olduğu vazifelerinde yard?m ederler.

    …………………………………………….

    Bunun en güzel örneği, y?llarca devam-? mahkemelere verilmesidir. Kendileri­ne yap?lan bunca ihanetlere rağmen kat'iyyen dâvâlar?ndan bir hatve geri çekilmemişler ve vazifelerinde, ne bir maksad-? fâni gözetmişler ne de bir takdir beklemişler. Hâlisen livechil­lâh, varl?klar?n? Allah ve Resûl ve Onun sevgili memuru uğrunda fedâ etmişlerdir.

    ……………………………………………..

    Şeyh-i Ekber, Fütûhat'?nda şu mâlumat-? mühimmeyi vermektedir: "Cenâb-? Hak Mehdi'ye meknûn-u gayb?nda gizlediği bir taifeyi vezir k?lacak. Onlar hakikatlerde ve kullar?na emr etmiş oldugu hususlarda keş ve şuhuda muttali k?lacak; Hazret-i Mehdi onla­ra dan?şmadan bir şey işlemeyecek. Onlar; Ashab-? Resûlullah'tan, hakk-? âlilerinde “Allah ile olan ahdlerinde sâd?k ç?kt?lar” (Sûre-i Ahzab, âyet 23) buyurulan bir cemaat-? zîşân?n ka'belerine vâs?l olabilmiş insanlard?r."

    "Hem onlar, Arab milletlerinden başka milletlerden olacaklard?r. ?çlerinde Arablardan olan yok; fakat, ancak Arapça ile konuşacaklar. Bunlar?n kendi cinslerinden olmayan mu­haf?zlar?, melâike-i kiram gibi vard?r."

    ………………………………………………..

    Evet, b?? da aynen vâkidir. Risale-i Nur kahraman? sevgili Ağabeyimiz Husrev, Ahmed Feyzi, Mehmed Feyzi ve ebediyete intikal eden etmiş olanlardan Hâf?z Ali ve Hasan Feyzi ağabeylerimiz gibi kahramanlar bu tufana mazhar olan zevattand?. (Rahmeten aley­him, rahmeten vâsiaten)

    ………………………………………………..

    Sonra, Şeyh-i Ekber (Kuddise S?rruhu) Hazretleri devam ederek: "Bu vezirler, dokuz­dan fazla beşten aşağ? değildirler." demektedirler. Şeyh-i Ekber Hazretleri, Fütûhat'?n niha­yetinde şu mâlumat? da veriyorlar: "Hadis-i Mehdi'nin işaret ettiği gibi melek-i ilham?n kendisine ilka ettiği esaslarla hükmeder. Böylece melek Şeriat-? Muhammediyeyi (A.S.M.) ilham eder; art?k Mehdi’de hükmünü icra eder. Hadis-i Mehdinin buna işaret ettiği hadis-i mehdi de eserime tabi olacak ve onda hataya düşmeyecek buyrulmaktad?r.

    ?şte Zât-? pâk-? Risalet Sallallâhü Aleyhi Vesellem Efendimiz Hazretleri: "Mehdi'nin (R.A.) metbu' olup, mübtedi' olmayacağ? ve bunun için hükmünde mâsum olduğunu" bil­dirmiştir. Buradan anlaş?l?yor ki: Cenâb-? Hak'k?n melek-i ilham vas?tas?yla bahş ettiği delâilin bulunmas?yla, Ona yine k?yas haram olmuştur.

    Hulle-i irfan?n kendisine tevdi' tarihi ve 1900 sene-i mîladisinin 1320-1316 karş?l?ğ? olup; âyet-i Kur'aniye ve ehâdis-i şerifenin pek ziyade itibar?na mazhard?r. Yirminci asr?n mebdei 1351, Denizli adâleti 1362, Risale-i Nur'un te'lifinin hâtimesi 1364-1379. Birçok âyet-i kerimenin lisan-? riyaziyesiyle ifade buyurulan bu tarih, inşâallah, inkişaf ve fütûhat tarihi olacakt?r.

    ………………………………………………..

    "Mehdi fakirdir, selimdir Yani bütün ay?b ve afetlerden müberrâd?r, azizdir. Şark ve garb?n melihi yâni, güzeli ve câzibelisidir. ?htiyar yaş?nda olacâkt?r. Onu ehl-i irfan bilir yâ­ni, herkes Onu tan?yamaz, ancak nûr-u imân ile bilinir.”

    -Garâibü’l-Ehâdîs-­

    Mehdi, ?stanbul şehrini Süfyan?n elinden alacak. ?mam-? Mehdi ç?kt?g? zaman, hassaten fukahâ Ona düşman olacak. Onun k?l?nc? kardaşlar?d?r.. elinde k?l?nc? olmasa idi, yâni kar­daşlar? olmasa idi, zaman?n fukahâs? Onun katliyle fetva verirlerdi. Lâkin Cenâb-? Hak Onu keremiyle ve k?l?nç ile tathir edecek; onlar, Ona itaat edeceklerdir. Hükmünü, inanma­yan da kabule mecbur olup, aksini izmar edecekler.

    …………………………………..

    Velhâs?l: "Mehdi'nin efdaliyeti, bütün kederlere ve şiddetli fitnelere gösterdiği azâmî sab?r cihetiyledir... Rum'dan yâni; Türklerden (çünki, eskiden Türkiye'ye diyâr-? Rum deniliyor­du.) ayr?lmayacak ve Deccal?n muhasaras? üzerinden kalkmayacakt?r. Yoksa Mehdi'nin ef­daliyeti, sevab ve indallah mertebesinin r?f'at? sebebiyle değildir."

    ?s'âfu`r-Râgibîn

    ……………………………………

    Bütün hayat? boyunca yapt?g? mücâhede, meydandad?r. Bu derece bir kanaat­-? hârikulâde ile mücâhede ancak bu Zât?n mücâhedesi olabilir. Evet, ibarenin g6sterdigi gibi, Türkler'den ayr?lmam?ş ve yak?n zamana kadar deccal?n muhasaras? üzerinden kalkmam?şt?r.

    ……………………………………

    Hadis-i Şerif meali: "Said.. Said.. Said fitnelerden muhafaza edilendir. Üç defa tekrar buyurulmuştur. O ibtilâ olunur ve sabreder. ?şte O zay?f ve sakals?zd?r... Sonra O zay?f ve sakals?z kelimesinin birçok mânâlar? olup, burada Hadis-i Şerifin insan riyazesinde ima edilen husus nazar-? itibara al?nm?şt?r.

    ……………………………………………..

    “?nne’s saide lemen cennebe’l fiten” cümle-i cemîlesi Hadis-i Şerif'te üç def'a tekrar nazar-? dikkati bu ism-i pâk'in sahibine şiddetle tevcih etmekte olduğu gibi; O zât?n icrâ-y? faaliyette bulunacag? tarihleri ve ilminin hükümranl?g? tarihleri aynen göstermek­tedir: 1902-1952-2002. Kezâ maddeten zay?f olacağ? ve sakals?z bulunacağ?n?n da Hadis-i Şe­rif'in son f?kralar? göstermektedir.

    …………………………………………………

    Hadis-i Şerif meali: "Horasan taraf?ndan size siyah bayrakl? tulu" edecek, kar üzerin­den emekliyerek de olsa, O’na geliniz. Zira O, Allah'?n halifesi Mehdi'dir. " -Râmuz­-

    …………………………………………

    Tercüman-? hakikat Efendimiz, bu Hadis-i Şerif'i beyan buyurduklar? zaman, Türkler henüz Anadolu'yu vatan yapmad?klar?ndan, o zamanki vatanlar?n?n ismini zikretmekle, Meh­di' nin Türk Milleti içinde ç?kacağ?na latif bir imâ ve hatta bir delildir diyebiliriz. Sonra yine bu Hadis-i Şerif'in ifade-i riyaziyeleri de, müddeam?z? te'yid ve takviye etmektedir.

    ………………………………

    T?ls?mlar Mecmuas?n?n Zeyli

    Maidet-ül Kur’an Risalesinden

    k?smen ve telhisen al?nm?şt?r.
    Konu elff tarafından (30.05.07 Saat 01:55 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Aşk Risalesi
    By Muntesip in forum Şiirler
    Cevaplar: 436
    Son Mesaj: 09.05.15, 20:12
  2. Meyve Risalesi
    By gamze-i_dilruzum in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 15.09.13, 22:36
  3. Mâidet–ül Kur‘an
    By ŞİMŞEK MUSTAFA in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.12.08, 17:32
  4. Mi'rac Risalesi
    By ayseguL in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 04.08.08, 20:12
  5. Kader Risalesi
    By muhibbülkurra in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 25.05.08, 10:47

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0