Arkadaş! Vesvese ve evham zulmetleri içinde yürürken, Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) sünnetleri birer yıldız, birer lâmba vazifesini gördüklerini gördüm. Herbir sünnet veya bir hadd-i şer'î, zulmetli dalalet yollarında güneş gibi parlıyor. O yollarda insan, zerre-miskal o sünnetlerden inhiraf ve udûl ederse; şeytanlara mel'ab, evhama merkeb, ehval ve korkulara ma'rez ve dağlar kadar ağır yüklere matiyye olacaktır.

Ve keza o sünnetleri, sanki semadan tedelli ve tenezzül eden ipler gibi gördüm ki, onlara temessük eden yükselir, saadetlere nâil olur. Muhalefet edip de akla dayananlar ise, uzun bir minare ile semaya çıkmak hamakatında bulunan Firavun gibi bir firavun olur...

Said Nursi


Vesvese: Şüphe, kuruntu.
Evham: Vehimler, kuruntular, olmayanı var zannetme.
Zulmet: Karanlık. *Sıkıntı.
Sünnet: Peygamberimizin(asm) sözleri, hareketleri ve davranışlarıyla gösterdikleri.
Hadd-i şer'î: İslam dininin koyduğu sınır.
Dalalet: Sapıtma, doğru yoldan ayrılma, iman ve islâm yolundan sapmak.
Zerre-miskal: Zerre kadar.
İnhiraf: Sapma.
Udûl: Sapma, çıkma, dönme, vazgeçme.
Mel'ab: Oyun yeri, eğlence yeri.
Ehval: Korku veren haller.
Ma'rez: Sergi, görüntü yeri, görünme yeri.
Matiyye: Binek.


Keza: Böylece, bunun gibi, bu dahi öyle.

Tedelli: Eğilme, inme, aşağıya inme.
Tenezzül: Alçalma, inme.
Temessük: Tutunma, sarılma.
Hamakat: Ahmaklık.