+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 17
Like Tree1Beğeni

Konu: İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey saygıdeğer şerefli bil!)

  1. #1
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey saygıdeğer şerefli bil!)

    Kevn ve vücud sahasında durup, ahval-i âleme dikkat eden adam, hadsî bir sür'atle anlar ki: Tesir ve fâiliyet; latif, nuranî, mücerred olan şeylerin şe'ni olduğu gibi; infial, kabiliyet, teessür de maddî, kesif, cismanî şeylerin hâssasıdır. Evet misal olarak semadaki nur ile yerdeki şu kocaman dağa bak. O nur semada iken ziyasıyla yerde iş görür, faaliyettedir. O dağ ise, azametiyle beraber faaliyetsiz yerinde oturuyor. Ne bir tesiri var ve ne de bir fiili var.

    Ve keza eşya arasında vukua gelen fiillerden anlaşılıyor ki, hangi bir şey latif, nuranî ise, sebeb ve fâil olmaya kesb-i liyakat eder. Kesafeti nisbetinde de infial ve müsebbebiyet mertebesine yaklaşıyor. Bundan anlaşılıyor ki, esbab-ı zahiriyenin Hâlıkıyla, müsebbebatın mûcidi, ancak ve ancak Nur-ul Envâr, Sâni'-i Ezelî'dir.

    Mesnevi-i Nuriye


    Kevn: Varlık, kainat, evren, yaratılmış varlıklar, âlem.
    Ahval-i âlem: Âlemin ahvali, dünyadaki durumlar.
    Hadsî: Birdenbire ve doğru sezilen.
    Mücerred: Çıplak, soyutlanmış, sıyrılmış. *Yalnız, tek.
    Şe'n: İş. *Hal, tavır. *Hadise, olay.
    İnfial: Etkilenme, dış tesirlerden meydana gelen durum ve etki.
    Kesif: Koyu, katı, yoğun.
    Cismanî: Cisimle ilgili, cisim halinde.
    Hâssa: Özellik.
    Sema: Gök, gökyüzü.
    Ziya: Işık.
    Azamet: Büyüklük.

    Keza: Böylece, bunun gibi, bu dahi öyle.
    Nuranî: Nurlu.
    Fâil: İş yapan.
    Kesb-i liyakat: Layık olmayı kazanmak.
    Kesafet: Bulanıklık, koyuluk, kalınlık.
    Esbab-ı zahiriye: Görünüşteki sebepler.
    Hâlık: Yoktan en güzel şekilde yaratan Allah (cc).
    Müsebbebat: Neticeler, sebeplerin sonuçları.
    Nur-ul Envâr: Nurların nuru.
    Sâni'-i Ezelî: Başlangıcı ve sonu olmayan sanatkar yaratıcı.

  2. #2
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart İ'lem Eyyühel-Aziz!

    Tefekkür, gafleti izale eder. Dikkat, teemmül; evham zulümatını dağıtıyor. Lâkin nefsinde, bâtınında, hususî ahvalinde tefekkür ettiğin zaman derinden derine tafsilât ile tedkikat yap. Fakat âfâkî, haricî, umumî ahvalâta teemmül ettiğin vakit sathî, icmalî düşün, tafsilâta geçme. Çünki icmalde, fezlekede olan kıymet ve güzellik, tafsilâtında yoktur. Hem de âfâkî tefekkür, dipsiz denize benziyor, sahili yoktur. İçine dalma, boğulursun.

    Arkadaş! Nefsî tefekkürde tafsilâtlı, âfâkî tefekkürde ise icmalî yaparsan, vahdete takarrüb edersin. Aksini yaptığın takdirde kesret fikrini dağıtır, evham seni havalandırır. Enaniyetin kalınlaşır, gafletin kuvvet bulur, tabiata kalbeder. İşte dalalete îsal eden kesret yolu budur.


    Tefekkür: Düşünmek, düşünceyi hareketlendirmek.
    Gaflet: Düşüncesizlik ve ihmal sebebiyle, içinde bulunduğu gerçeklerden habersiz olma.
    İzale: Giderme, ortadan kaldırma.
    Teemmül: İyice ve etraflıca düşünmek.
    Zulümat: Zulmetler, karanlıklar.
    Ahval: Haller, vaziyetler.
    Tafsilât: Açıklamalar, geniş bilgiler, ayrıntılı bilgiler.
    Tedkikat: İncelemeler, araştırmalar.
    Âfâkî: Kâinat ve içindeki hâdiselere âid. Nefsin haricindeki âleme dair.
    Ahvalât: Ahvaller, haller, vaziyetler.
    Sathî: Yüzeysel, üstün körü, derinliğine dalmadan.
    İcmalî: Kısaca, inceliklere girmeden, kabaca, özet halinde.
    Fezleke: Öz, özet, netice, sonuç.

    Vahdet: Birlik, teklik, Allah'a (cc) ait birlik.
    Takarrüb: Yaklaşma, yakınlaşma.
    Kesret: Çokluk, bolluk.
    Enaniyet: Benlik, kendine güvenmek ve kendine dayanmak. Kişinin üzerinde görünen iyi ve güzel sıfatları kendinden bilmesi.
    Dalalet: Sapıtma, doğru yoldan ayrılma, iman ve islâm yolundan sapmak.
    îsal: Ulaştırma, kavuşturma.

  3. #3
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart İ'lem Eyyühel-Aziz!

    Masiyetin mahiyetinde, bilhâssa devam ederse, küfür tohumu vardır. Çünki o masiyete devam eden, ülfet peyda eder. Sonra ona âşık ve mübtela olur. Terkine imkân bulamayacak dereceye gelir. Sonra o masiyetinin ikaba mûcib olmadığını temenniye başlar. Bu hal böylece devam ettikçe, küfür tohumu yeşillenmeye başlar. En-nihayet, gerek ikabı ve gerek dâr-ül ikabı inkâra sebeb olur.

    Ve keza masiyete terettüb eden hacaletten dolayı, o masiyetin masiyet olmadığını iddia etmekle, o masiyete muttali olan melekleri bile inkâr eder. Hattâ şiddet-i hacaletten yevm-i hesabın gelmeyeceğini temenni eder.

    Şayet yevm-i hesabı nefyeden edna bir vehmi bulursa, o vehmi kocaman bir bürhan addeder. En-nihayet nedamet edip terketmeyenlerin kalbi küsufa tutulur, mahvolur gider. -El'iyazü billah-


    Masiyet: Günah, isyan, itaatsizlik, emre karşı gelme.
    Ülfet: Alışma, alışkanlık.
    Peyda: Ortaya çıkma, olma, belirme.
    İkab: Eziyet, ceza, şiddetli azab.
    Mûcib: İcab eden, lazım gelen, gereken, gerektiren, sebep olan.
    Terettüb: Bağlı olarak meydana gelme, bağlı olarak ortaya çıkma.
    Hacalet: Utanma, utanç.
    Muttali: Haberli, bilgili, bilgisi olan.
    Şiddet-i hacalet: Şiddetli utanma, kuvvetli utanma.
    Yevm-i hesab: Hesap günü.
    Nefy: İnkar, yok sayma.
    Bürhan: Kesin delil, ispat vasıtası.
    Nedamet: Pişmanlık.
    Küsuf: Karanlık dönem, kararma.
    El'iyazü billah: Allah (cc) korusun, Allah'a(cc) sığınırız.

  4. #4
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart İ'lem Eyyühel-Aziz!

    İnsan seyyiatıyla, Allah'a zarar vermiş olmuyor. Ancak nefsine zarar eder. Meselâ: Hariçte, vaki'de ve hakikatte Allah'ın şeriki yoktur ki, onun hizbine girmekle Cenab-ı Hakk'ın mülküne ve âsârına müdahale edebilsin. Ancak, şeriki zihninde düşünür, boş kafasında yerleştirir. Çünki hariçte şerikin yeri yoktur. O halde o kafasız, kendi eliyle kendi evini yıkıyor.



    Seyyiat: Günahlar, kötülükler, suçlar.
    Vaki': Olan, gerçekleşen, olmuş, gerçekleşmiş.
    Hakikat: Gerçek.
    Şerik: Ortak.
    Âsâr: Eserler, işaretler.

  5. #5
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart Eyyühen-nefs!(Ey nefis)

    Sen her bir eserde müessirin azametini görmek istiyorsun; fakat, haricî olan manaları zihnî manalarda arıyorsun. Esma-i hüsnanın her birisinde bütün esmanın şuaatını görmek istiyorsun. Her bir latifenin zevkiyle bütün letaifin zevklerini zevketmek istiyorsun. Her bir hisse tâbi olan işleri ve hacetleri îfa ederken, bütün hislerinin işlerini beraber görmek istiyorsun. Bundan dolayı evhama maruz kalıyorsun.


    Müessir: Tesir eden, etkileyen, tesir edici, etki edici.
    Azamet: Büyüklük.
    Zihnî: Zihinle ilgili, zihne ait.
    Esma-i Hüsna: En güzel isimler.
    Şuaat: Işıklar, parıltılar, nurlar.
    Latife: Manevi ince duygu ve yetenek. *Mizah.
    Letaif: Latif duygular, ince ve nazik duygular.
    Hacet: İhtiyaç.
    Îfa: Yapma, yerine getirme.
    Evham: Kuruntular, vehimler, olmayanı var zannetme.


  6. #6
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart İ'lem Eyyühel-Aziz!

    Cenab-ı Hakk'ın ef'ali birbirine münasib, âsârı birbirine müşabih, esması birbirine âyine ve ma'kes, sıfatı birbirine mütedâhil, şuunatı memzuc ise de, herbirisi için hususî bir tavır, bir hal vardır ki, maksud-u bizzât o hususî tavırdır. Sair tavırlar ise, tebaîdirler. Binaenaleyh meselâ Hâlık'ın âsârından cemadata baktığın zaman azamet ve kudreti, kasdına hedef yap. Başka isimlerin tecelliyatını teb'an düşün. Hayvanata bakarken merhamet kasdıyla bak. Sair tecelliyata tebaî bir nazar ile bak.


    Ef'al: Fiiler, işler.
    Âsâr: Eserler, işaretler.
    Müşabih: Benzeyen, benzer.
    Esma: İsimler.
    Ma'kes: Akis yeri, yansıma yeri, ayna, yansıtıcı.
    Mütedâhil: İç içe, birbiri içine girmiş durumda.
    Şuunat: İşler, olaylar. *Kabiliyetler, yetenekler.
    Memzuc: Karışık, karışmış, iç içe girmiş.
    Maksud-u bizzât: Bizzat kastedilen, asıl istenen, asıl gaye.
    Azamet: Büyüklük.
    Kudret: Güç.
    Tecelliyat: Tecelliler, görünmeler, kendini belli edip göstermeler.
    Teb'an: Tabi olarak, bağlı olarak.
    Hayvanat: Hayvanlar.
    Sair: Diğer, başka.

  7. #7
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart İ'lem Eyyühel-Aziz!

    Allah'a tevekkül edene Allah kâfidir. Allah, kâmil-i mutlak olduğundan lizâtihî mahbubdur. Allah mûcid, vâcib-ül vücud olduğundan kurbiyetinde vücud nurları, bu'diyetinde adem zulmetleri vardır. Allah melce ve mencedir. Kâinattan küsmüş, dünya zînetinden iğrenmiş, vücudundan bıkmış ruhlara melce ve mence odur. Allah bâkidir, âlemin bekası ancak onun bekasıyladır. Allah mâliktir, sendeki mülkünü senin için saklamak üzere alıyor. Allah ganiyy-i mugnidir, her şeyin anahtarı ondadır. Bir insan Allah'a hâlis bir abd olursa, Allah'ın mülkü olan kâinat, onun mülkü gibi olur.


    Tevekkül: Allah'a (cc) güvenmek, Allah'a (cc) dayanmak, yapılması gerekenleri elinden geldiğince yapıp gerisini Allah'a (cc) bırakma.
    Kâmil-i mutlak: Sınırsız ve sonsuz üstünlük ve kusursuzluk sahibi.
    Lizâtihî: Bizzat, kendisi için, onun kendisi için.
    Mahbub: Muhabbet edilen, sevilen, segili.
    Vâcib-ül Vücud: Varlığı zorunlu olup olmaması imkansız olan Allah (cc).
    Kurbiyet: Yakınlık.
    Bu'diyet: Uzaklık.
    Zulmet: Karanlık. *Sıkıntı.
    Melce: Sığınılacak yer, sığınak, kurtulacak yer.
    Mence: Kurtuluş yer.
    Zînet: Süs, güzellik.
    Bâki: Ebedî, sonsuz, ölümsüz olan.
    Beka: Sonsuzluk, devamlılık.
    Mâlik: Sahip. Mülk sahibi, mal sahibi.
    Ganiyy-i mugni: Bütün zenginliklerin gerçek vericisi ve sonsuz zenginlik sahibi olan Allah (cc).
    Abd: Kul.

  8. #8
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart İ'lem Eyyühel-Aziz!

    Aklı başında olan insan, ne dünya umûrundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Bak, ihtiyarlık şafağı, kulakların üstünde tulû' etmiştir. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır. Maahâza, ebedî ömrün önündedir. O ömr-ü bâkide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fâni ömürde sa'y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bâkiden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!


    Umûr: İşler, emirler, hususlar.
    Mesrur: Sürurlu, sevinçli.
    Mahzun: Hüzünlü, kederli.
    Tulû': Doğma, doğuş, ortaya çıkma.
    Tavattun: Vatan edinmek, yerleşmek.
    Maahâza: Bununla beraber.
    Ömr-ü bâki: Ölümsüz ve sonsuz ömür.
    Sekerat: Can çekişme, kendinden geçme.

  9. #9
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart İ'lem Eyyühel-Aziz!

    Sen şecere-i hilkatin ya bir semeresi veya bir çekirdeğisin. Cismin itibariyle küçük, âciz, zaîf bir cüzsün. Lâkin Sâni'-i Hakîm lütfuyla, latif san'atıyla seni cüzlükten küllüğe çıkartmıştır.

    Evet cismine verilen hayat sayesinde, geniş duyguların ile âlem-i şehadet üzerinde cevelan etmekle filcümle cüz'iyet kaydından kurtulmuşsun. Ve keza insaniyet i'tasıyla bilkuvve "küll" hükmündesin. Ve keza iman ve İslâmiyet ihsanıyla bilkuvve "küllî" olmuşsun. Ve keza marifet ve muhabbetin in'amıyla muhit bir nur olmuşsun.

    Binaenaleyh dünyaya ve cismanî lezaize meyledersen, âciz, zelil bir cüz'î olursun. Eğer cihazatını insaniyet-i kübra denilen İslâmiyet hesabına sarfedersen, bir küllî ve bir küll olursun.


    Şecere-i hilkat: Hilkat şeceresi, yaratılış ağacı.
    Semere: Meyve, netice, sonuç.
    Cüz: Kısım, parça.
    Sâni'-i Hakîm: Hiçbir şeyi gayesiz ve faydasız bırakmayıp herşeyde sayısız gayeler ve faydalar gözeten sanatkar yaratıcı.
    Küll: Bütün.
    Âlem-i şehadet: Beş duyu organımızla açılabildiğimiz dünya.
    Cevelan: Dolaşma.
    Filcümle: Genellikle, bir hayli, çoğunlukla, oldukça.
    Cüz'iyet: Azlık, sınırlılık, teklik, küçüklük.
    Keza: Böylece, bunun gibi, bu dahi öyle.
    Küllî: Kapsamlı, genel.
    İn'am: Nimetlendirme.
    Muhit: İhata eden, kuşatan, çevreleyen.
    Binaenaleyh: Bundan dolayı.
    Cismanî: Cisimle ilgili, cisim halinde.
    Lezaiz: Lezzetler, zevk veren şeyler.
    İnsaniyet-i kübra: Büyük insanlık.
    Ararad bunu beğendi.

  10. #10
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    İ'lem Eyyühel-Aziz!

    Esma-i hüsnayı tazammun eden bazı fezlekeler ile âyetlere hâtime verilmekte ne gibi bir sır vardır?

    Evet Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan, bazan âyât-ı kudreti âyetlerde basteder. Sonra içerisinden esmayı çıkarır. Bazan mensucat toplar gibi açar dağıtır. Sonra toplar, esmada tayyeder. Bazan da ef'alini tafsil ettikten sonra isimler ile icmal eder. Bazan da halkın a'malini tehdidane söyler. Sonra rahmete işaret eden isimler ile teselli eder. Bazan da bazı makasıd-ı cüz'iyeyi zikrettikten sonra o makasıdı takrir ve isbat için bürhan olarak kavaid-i külliye hükmünde olan isimleri zikrediyor. Bazan da maddî cüz'iyatı zikreder. Sonra esma-i külliye ile icmal eder ve hâkeza...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey saygıdeğer şerefli bil!)
    By CEVELAN in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 19.06.16, 12:40
  2. İ'lem Eyyühel-Aziz!
    By gerceklervebiz in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 40
    Son Mesaj: 14.03.16, 07:41
  3. İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey saygıdeğer şerefli bil!)
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 36
    Son Mesaj: 14.02.16, 19:36
  4. İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey aziz bil, ey saygıdeğer şerefli bil!)
    By fanidünya... in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.04.14, 15:16
  5. İ'lem Eyyühel-Aziz!
    By gamze-i_dilruzum in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.11.12, 12:20

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0