+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 19
Like Tree1Beğeni

Konu: Mesnevi-i Nuriye / Reşhalar

  1. #1
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart Mesnevi-i Nuriye / Reşhalar

    BİRİNCİ REŞHA:
    Arkadaş! Hâlıkımızı tarif eden, pek büyük bir şahsiyet-i maneviyeye mâlik, bürhan-ı nâtık dediğimiz "Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm kimdir?" diye yapılan suale cevaben deriz ki:

    Hâlık: Yaratıcı Allah (cc), yoktan en güzel şekilde yaratan Allah.
    Şahsiyet-i maneviye: Menevi şahsiyet, manevi kişilik.
    Bürhan-ı nâtık: Konuşan delil, söyleyen delil.
    Aleyhissalâtü Vesselâm: Salât ve selam O'nun üzerine olsun.
    Cevaben: Cevap olarak.


    Hazret-i Muhammed (A.S.M.) öyle bir zâttır ki; azamet-i maneviyesinden dolayı sath-ı arz, o zâtın Mescid-i Aksa'sıdır. Mekke-i Mükerreme onun mihrabı, Medine-i Münevvere onun minber-i fazl-ı kemalidir. Cemaat-ı mü'minîne en son ve en âlî imam ve nev'-i beşerin hatib-i şehîridir; saadet düsturlarını beyan ediyor. Ve bütün enbiyanın reisidir; onları tezkiye ve tasdik ediyor. Çünki dini bütün dinlerin esasatına câmi'dir. Ve bütün evliyanın başıdır. Şems-i risaletiyle onları terbiye ve tenvir ediyor.

    Azamet-i maneviye: Menevi büyüklük.
    Sath-ı arz: Dünya yüzü, yerin yüzü, arzın sathı.
    Mescid-i Aksa: Hz. Süleyman (as) tarafından yapılan ve yedi senede tamamlanan Kudüs'teki ibadet yeri.
    Mekke-i Mükerreme: Mükkerrem Mekke, şerefli Mekke.
    Mihrab: Camide imamın namaz kıldırırken durduğu yer.
    Medine-i Münevvere: Nurlu şehir, nurlanmış şehir, aydınlanmış parlak şehir.
    Minber-i fazl-ı kemal: Son derecede mükemmel üstün vasıf ve özelliklerin mimberidir(bildirme ve tanıtma yeridir).
    Cemaat-ı mü'minîn: Müminler cemaatı, inananlar topluluğu.
    Nev'-i beşer: İnsan türü, insanlar.
    Tezkiye: Temize çıkarmak, aklamak, doğruluğuna şahitlik yapmak.
    Şems-i risalet: Peygamberlik güneşi.
    Tenvir: Nurlandırma, aydınlatma, ışıklandırma.

  2. #2
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    O zât (A.S.M.) öyle bir kutub ve nokta-i merkeziyedir ki, onun halka-i zikrinde bulunan bütün enbiya u ahyar, ebrar u sadıkîn onun kelimesine müttefik ve kelâm-ı nutkuyla nâtıktırlar. Ve öyle bir şecere-i nuraniyedir ki, damar ve kökleri, enbiyanın esasat-ı semaviyesidir. Dal ve budakları, evliyanın maarif-i ilhamiyesidir.

    Nokta-i merkeziye: Merkeze ait nokta, merkezdeki nokta.
    Halka-i zikr: Zikir dairesi.
    Enbiya u ahyar: Peygamberler ve hayırlı iyi kimseler.
    Ebrar u sadıkîn: Hayırlılar ve sadıklar, iyiler ve doğrular(dürüstler)
    Kelâm-ı nutk: Nutuk kelamı, söylenen söz, konuşulan söz.
    Nâtık: Konuşan, söyleyen.
    Şecere-i nuraniye: Nurlu ağaç.
    Enbiya: Peygamberler.
    Esasat-ı semaviye: Semavi esaslar, Allah(cc) tarafından gönderilen temel kurallar.
    Evliya: Veliler, ermişler, Allah(cc) dostu ermiş kimseler.
    Maarif-i ilhamiye: İlhama ait maarif, ilham ile gelen bilgiler.



    Bu itibarla, herhangi bir davayı iddia etmiş ise, bütün enbiya mu'cizelerine istinaden ve bütün evliya kerametlerine müsteniden ona şehadet etmişlerdir. Evet bütün davalarının tasdiklerini iş'ar eden, bütün kâmillerin hâtem ve mühürleri vardır. Ezcümle:

    İstinaden: Dayanarak.
    Müsteniden: Dayanarak, dayalı olarak.
    İş'ar: Haber verme, bildirme, anlatma.
    Hâtem: Mühür.* Son, en son.

  3. #3
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    O zâtın (A.S.M.) davalarından biri "Tevhid"dir. Bu davayı tasrih ve ifade eden Lâ ilahe illallah kelime-i mübarekesidir. O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir. Demek, o davanın hak ve hakikat olduğuna kanaat ve itminan ve iz'anları hasıl olmuş ki, zaman ve mekâna şamil bir tarzda, o kelime-i mübareke, meşrebleri, meslekleri, an'aneleri mütehalif, mütebayin insanların ağızlarında Mevlevîler gibi semavî deveran ve cevelan ediyor.

    Tevhid: Birleme, birlik, bir tek Allah’tan (cc) başka ilah olmadığına inanmak.
    Tasrih: Açıklama, belirtme, açıkça anlatma, açık açık söyleme.
    Lâ ilahe illallah: Allah’dan (cc) başka İlah yoktur.
    Kelime-i mübareke: Mübarek kelime, mübarek söz.
    Rükn-ü iman: İman rüknü, iman temeli, imanın esası.
    Vird-i zeban: Dilden düşürülmeyen vird, sık sık tekrar edilen dua.
    İtminan: Tatmin olma, inanma.
    İz'an: Anlayış, basiret, benimseme, inanıp itaat etme.
    Şamil: Çevreleyen, içine alan, kaplayan, içeren.
    An'ane: Gelenek, âdet, örf. Ağızdan ağza söylenerek gelen söz, haber.
    Mütehalif: Birbirine uymayan, birbirini tutmayan.
    Mütebayin: Birbirinden ayrı, birbirine zıt olan.
    Semavî: Semaya ait, gökle ilgili. *Allah(cc) katına ait.
    Cevelan: Dolaşma.


    Binaenaleyh gayr-ı mütenahî şahidlerin tasdikiyle hak ve hakkaniyeti tahakkuk eden bir davaya, hiçbir vehmin haddi değildir ki, ona dest-i itirazı uzatabilsin!

    Binaenaleyh: Bundan dolayı.
    Hakkaniyet: Haklılık, doğruluk, gerçeklik.
    Tahakkuk: Doğruluğu meydana çıkma, gerçeklik kazanma.
    Dest-i itiraz: İtiraz eli.

  4. #4
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    İKİNCİ REŞHA:
    Arkadaş! Tevhidi isbat ve nev'-i beşeri irşad eden o nuranî bürhan; biri sağında, diğeri solunda, biri mütevatir, diğeri mecma-i aleyh bulunan nübüvvet ve velayetle mücehhezdir. Ve aynı zamanda, irhasat denilen kabl-en nübüvvet kendisinden zuhur eden hârika hallerin rumuzatıyla ve kütüb-ü semaviyenin beşaratıyla ve hevatif denilen -gaybdan verilen- tebşirat-ı müteaddide ile musaddaktır.

    İrşad: Doğru yolu gösterme.
    Bürhan: Kesin delil, isbat vasıtası.
    Mütevatir: Bir çok kimseler tarafından aktarılan yalan olamaz sağlam haber.
    Mecma-i aleyh: Hakkında bir araya gelinip birleşilen, üzerinde toplanılan.
    Nübüvvet: Peygamberlik.
    Velayet: Velilik, ermişlik, dinde üstün derecede manevî olgunluk.
    Mücehhez: Cihazlanmış, donatılmış.
    İrhasat: Peygamberlikle görevlendirilmeden önce Peygamberimiz'le (asm) ilgili olarak meydana gelen mucizeler ve harikalar.
    Kabl-en nübüvvet: Peygamberlikten önce.
    Zuhur: Meydana çıkma, ortaya çıkma, görünme.
    Rumuzat: Remizler, işaretler, ince manalar, gizli ve kapalı işaretler.
    Kütüb-ü semaviye: Allah (cc) katından gönderilmiş kitaplar (Kur'an, incil, Tevrat, Zebur).
    Beşarat: Beşaretler, müjdeler.
    Hevatif: Hatifler, görünmedi halde sesleri işitilen cin türü varlıklar.
    Tebşirat-ı müteaddide: Çok sayıda müjdelemeler.
    Musaddak: Doğrulanmış, doğruluğu kabul edilmiş.

  5. #5
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    Ve keza o bürhan-ı nuranîden zuhur eden inşikak-ı Kamer, parmaklarından fışkıran sular, ağaçların onun davetine icabetleri, duasının akabinde yağmurun nüzulü, pek az bir yemekten çokların yiyip doymaları ve kurt, ceylan, deve, taş ve sairenin konuşmaları gibi mu'cizelerinin delalet ve şehadetiyle tasdik edilmiş bir zâttır. (A.S.M.)

    Keza: Böylece, bunun gibi, bu dahi öyle.
    Bürhan-ı nuranî: Nurlu delil.
    İnşikak-ı Kamer: Ayın ikiye ayrılması.
    Delalet: Delil olma, yol gösterme.


    Ve keza dünya ve âhiret saadetlerini temine kâfil ve kâfi olan şeriatı, nübüvvetini tasdik ve isbata kâfidir. Geçen derslerde, şems-i şeriatından bazı şuaları gördük. Tatvil-i kelâmı mûcib tekrarları lâzım değildir.

    Şems-i şeriat: Şeriat güneşi, islâm dini güneşi.
    Tatvil-i kelâm: Kelamı tatvil etme, sözü uzatma.

  6. #6
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    ÜÇÜNCÜ REŞHA:
    Arkadaş! O zât (A.S.M.), delail-i âfâkıye denilen haricî deliller ile musaddak olduğu gibi, delail-i enfüsiye denilen zâtında ve nefsinde sabit delil ve işaretler ile dahi musaddaktır. Çünki O zât şems gibidir; zâtını zâtı ile ziyalandırarak gösterir. Meselâ: Bütün ahlâk-ı hamîdenin en yüksekleri o zâtta içtima etmiş olduğuna bütün âlem şehadet ediyor. Ve keza en nezih hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi' bir şahsiyet-i maneviye sahibi olduğuna icma vardır. Ve keza o zâtın en yüksek derecede bulunan zühd ve takva ve ubudiyeti şehadetleriyle mâlik olduğu kuvvet-i imaniye ile musaddaktır. Ve keza siyer-i Nebeviyenin şehadetiyle derece-i vüsuku ve kemal-i ciddiyet ve metaneti ve bütün işlerinde ve harekâtında kuvvet-i emniyeti, hakka mütemessik ve hakikate sâlik olduğunu tasdik eden kat'î delillerdir. Evet yaprakların yeşilliği, çiçeklerin taravet ve güzelliği ve semerelerin tazeliği; ağacın canlı, hayatlı, hayy olduğuna sadık şahiddirler.


    Said Nursi


  7. #7
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    Alıntı *AHMET* Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ÜÇÜNCÜ REŞHA:
    Arkadaş! O zât (A.S.M.), delail-i âfâkıye denilen haricî deliller ile musaddak olduğu gibi, delail-i enfüsiye denilen zâtında ve nefsinde sabit delil ve işaretler ile dahi musaddaktır. Çünki O zât şems gibidir; zâtını zâtı ile ziyalandırarak gösterir. Meselâ: Bütün ahlâk-ı hamîdenin en yüksekleri o zâtta içtima etmiş olduğuna bütün âlem şehadet ediyor. Ve keza en nezih hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi' bir şahsiyet-i maneviye sahibi olduğuna icma vardır. Ve keza o zâtın en yüksek derecede bulunan zühd ve takva ve ubudiyeti şehadetleriyle mâlik olduğu kuvvet-i imaniye ile musaddaktır. Ve keza siyer-i Nebeviyenin şehadetiyle derece-i vüsuku ve kemal-i ciddiyet ve metaneti ve bütün işlerinde ve harekâtında kuvvet-i emniyeti, hakka mütemessik ve hakikate sâlik olduğunu tasdik eden kat'î delillerdir. Evet yaprakların yeşilliği, çiçeklerin taravet ve güzelliği ve semerelerin tazeliği; ağacın canlı, hayatlı, hayy olduğuna sadık şahiddirler.


    Said Nursi


    Delail-i âfâkıye: Hariçteki deliller, görünen varlıklar ve olaylardaki deliller.
    Musaddak: Doğrulanmış, doğruluğu kabul edilmiş.
    Delail-i enfüsiye: İnsanın yaratılışında ve maddi ve manevî yapısında Allah'ın (cc) varlığına ve birliğine ait deliller.
    Ahlâk-ı hamîde: Beğenilen ve övülen ahlâk.
    Seciye: Huy, karakter, ahlâk durumu.
    İcma: Fikir birliği.
    Zühd: Dünya zevklerinden ve arzularından kendini çekip ibadete ve dinde ilgili çalışmalara vermek.
    Kuvvet-i imaniye: İmana ait kuvvet, inancın gücü.
    Siyer-i Nebeviye: Peygamberimizin (asm) yaşayışını, ahlâkını, gayesini ve gittiği yolu konu edinen ve anlatan kitab.
    Derece-i vüsuk: Güvenme ve sağlamlılık derecesi.
    Metanet: Sağlamlık, kararlılık.
    Mütemessik: Temessük eden, sımsıkı yapışan, sarılan.
    Sâlik: Giden, takip eden, izleyen, yürüyen.
    Taravet: Tazelik, körpelik.
    Semere: Meyve, netice, sonuç.

  8. #8
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart Dördüncü reşha:

    Arkadaş! Tûl-i zaman ve bu'd-i mekânın muhakemat-ı akliyede tesiri çoktur. Maahâza, ﻟَﻴْﺲَ ﺍﻟْﺨَﺒَﺮُ ﻛَﺎﻟْﻌَﻴَﺎﻥِ Haber, gözle görmeye benzemez, ikisi aynı şey değildir.) düsturuna ittibaen, şu zaman ve muhitin hayalâtından çıkarak tayy-ı zaman ve mekân ile, hayalen Ceziret-ül Arab'a gidelim ve Medine-i Münevvere'de nuranî ve yüksek minber-i saadetine çıkmış, nev'-i beşere hitaben irşadatta bulunan o zât-ı muallâyı bizzât görüp, sözlerini dinlemeliyiz.

    İşte hayalen oraya gittik. Bak hârika bir surette hüsn-ü suretle hüsn-ü sîreti cem'eden o Mürşid-i Umumî, o Hatib-i Kudsî cevahir dolu bir kitab-ı mu'ciz-ül beyan eline alarak, bütün insanlara mele-i a'lâdan nâzil olan bir hutbe-i ezeliyeyi okuyor. Ve bütün benî-Âdemi ve cinleri ve mevcudatı dinletiyor. Evet pek büyük bir emirden haber veriyor. Hilkat-i âlemin acib muammasını açıyor. Kâinatın sırr-ı hikmetine dair tılsımı açıyor. Felsefe ve fenn-i hikmetin, nev'-i beşere "Siz kimlersiniz? Nereden geliyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz? diye îrad ettiği, akılları acz ve hayrette bırakan üç suale cevab veriyor.

    Said Nursi


  9. #9
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart

    BEŞİNCİ REŞHA:
    Arkadaş! Şu zât-ı nuranî (A.S.M.), mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, bak nasıl neşrettiği hakikatın nuruyla, hakkın ziyasıyla, nev'-i beşerin gecesini gündüze, kışını bahara çevirerek, âlemde yaptığı inkılab ile âlemin şeklini değiştirerek nuranî bir şekle sokmuştur. Evet o zâtın nuranî gözlüğüyle kâinata bakılmazsa, kâinat bir matem-i umumî içinde görünecekti. Bütün mevcudat birbirine karşı ecnebi ve düşman durumunda bulunacaktı. Cemadat, birer cenaze suretini gösterecekti. Hayvan ve insanlar, eytam gibi zeval ve firakın korkusundan vaveylâlara düşeceklerdi. Ve kâinata, harekâtıyla, tenevvüüyle ve tegayyüratıyla, nukuşuyla tesadüfe bağlı bir oyuncak nazarıyla bakılacaktı. Bilhâssa insanlar, hayvanlardan daha aşağı, zelil ve hakir olacaklardı.

    İşte, O Zât'ın telkin ettiği iman nazarıyla kâinata bakılmadığı takdirde, kâinat böyle korkunç, zulümatlı bir şekilde görünecekti. Fakat o mürşid-i kâmilin gözüyle ve iman gözlüğüyle bakılırsa; her taraf nurlu, ziyadar, canlı, hayatlı, sevimli, sevgili bir vaziyette arz-ı didar edecektir.

    Evet kâinat iman nuruyla matem-i umumî yeri olmaktan çıkıp mescid-i zikir ve şükür olmuştur. Birbirine düşman telakki edilen mevcudat, birbirine ahbab ve kardeş olmuşlardır. Cenaze ve ölü şeklini gösteren cemadat, ünsiyetli birer hayatdar ve lisan-ı haliyle Hâlıkının âyâtını nâtık birer müsahhar memuru şekline giriyorlar. Ağlayan, müteşekki ve eytam kıyafetinde görünen insan, ibadetinde zâkir, Hâlık'ına şâkir sıfatını takınıyor. Ve kâinatın harekât, tenevvüat, tegayyürat ve nukuşu abesiyetten kurtuluyor. Rabbanî mektublar, âyât-ı tekviniyeye sahifeler, esma-i İlahiyeye âyineler suretine inkılab ederler.

    Hülâsa:
    İman nuruyla âlem öyle terakki eder ki: "Hikmet-i Samedaniye Kitabı" namını alıyor. Ve insan, zelil ve fakir ve âciz hayvanların sırasından çıkar; za'fının kuvvetiyle, aczinin kudretiyle, ubudiyetinin şevketiyle, kalbinin şuaıyla, aklının haşmet-i imaniyesiyle hilafet ve hâkimiyetin zirvesine yükselmiştir. Hattâ acz, fakr, ihtiyaç ve akıl onun sukutuna esbab iken, suud ve yükselmesine sebeb olurlar. Zulmetli, karanlıklı bir mezar-ı ekber suretinde görünen zaman-ı mazi, enbiya ve evliyanın ziyasıyla ziyadar ve nuranî görünmeye başlar. Karanlıklı gece şeklinde olan istikbal, Kur'anın ziyasıyla tenevvür eder. Cennet'in bostanları şekline girer. Buna binaen, O zât-ı nuranî olmasa idi kâinat da, insan da, her şey de adem hükmünde kalır, ne kıymeti olur ve ne ehemmiyeti kalırdı.

    Binaenaleyh bu kadar garib, acib, güzel kâinat için böyle tarifat ve teşrifatçı bir mürşid-i hârika lâzımdır. "Eğer bu zât (A.S.M.) olmasa idi kâinat da olmazdı." mealinde,
    ﻟَﻮْﻟﺎَﻙَ ﻟَﻮْﻟﺎَﻙَ ﻟَﻤَﺎ ﺧَﻠَﻘْﺖُ ﺍﻟْﺎَﻓْﻠﺎَﻙَ Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım. (Ali el-Kari, Şerhü’ş-Şifa, 1:6; Acluni, Keşfü’l-Hafa, 2:164.) olan hadîs-i kudsî şu hakikatı tenvir ediyor.

  10. #10
    Ehil Üye *AHMET* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    3.440

    Standart Altinci reşha:

    Arkadaş! O hutbe-i ezeliyeyi okuyan zât, kâinatın kemalâtını keşfeden canlı bir güneştir. Saadet-i ebediyeyi ihbar ve tebşir ediyor. Nihayetsiz rahmeti keşfetmiş, ilân ediyor. Saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı ve esma-i İlahiyenin gizli definelerinin keşşafıdır.

    Evet! O Zât (A.S.M.) vazifesi itibariyle, hakkın bürhanı, hakikatın ziyası, hidayetin güneşi, saadetin vesilesidir. Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet-i Rahmaniyenin misali, rahmet-i Rabbaniyenin timsali, hakikat-ı insaniyenin şerefi, şecere-i hilkatin en kıymetdar ve kıymetli bahadar bir semeresidir. Tebliğ ettiği dini de hârika bir sür'atle şark ve garbı ihata etmiş, nev'-i beşerin beşte biri kabul etmiştir. Acaba böyle bir zâtın davalarında, nefis ve şeytanın münakaşa ve itirazlarına bir imkân var mıdır?
    Ararad bunu beğendi.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. From the Mesnevi-i Nuriye
    By Ehl-i telvin in forum In All Respects of Islam
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.10.16, 21:49
  2. Mesnevi-i Nuriye,Reşhalar'daki Bu Cümlenin Anlamı Nedir?
    By dagistani in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 27.10.09, 00:00
  3. Mesnevi-i Nuriye'den Bir Konu
    By *reşha* in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 12.05.09, 12:38
  4. Mesnevi-i Nuriye'den Niyet
    By Medresetü'zZehra in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 12.08.08, 11:30
  5. Mesnevi-i Nuriye'den...
    By yuksek-Sadakat in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.12.06, 23:14

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0