+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9
Like Tree14Beğeni
  • 2 tarafından CEVELAN
  • 2 tarafından CEVELAN
  • 2 tarafından CEVELAN
  • 2 tarafından CEVELAN
  • 2 tarafından CEVELAN
  • 2 tarafından CEVELAN
  • 1 tarafından CEVELAN
  • 1 tarafından CEVELAN

Konu: İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey saygıdeğer şerefli bil!)

  1. #1
    Müdakkik Üye CEVELAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2016
    Mesajlar
    828

    Standart İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey saygıdeğer şerefli bil!)

    Senin önünde çok korkunç büyük mes'eleler vardır ki, insanı ihtiyata, ihtimama mecbur eder.
    İhtiyat: Tedbirli olmak.
    İhtimam: Özen gösterme, çok dikkat etme.

    Birisi:
    Ölümdür ki, insanı dünyadan ve bütün sevgililerinden ayıran bir ayrılmaktır.

    İkincisi:
    Dehşetli korkulu ebed memleketine yolculuktur.
    Ebed: Ebedilik, sonu olmamak, sonsuzluk.

    Üçüncüsü:
    Ömür az, sefer uzun, yol tedariki yok, kuvvet ve kudret yok, acz-i mutlak gibi elîm elemlere maruz kalmaktır. Öyle ise, bu gaflet ü nisyan nedir? Devekuşu gibi başını nisyan kumuna sokar, gözüne gaflet gözlüğünü takarsın ki Allah seni görmesin. Veya sen Onu görmeyesin. Ne vakte kadar zâilat-ı fâniyeye ihtimam ve bâkiyat-ı daimeden tegafül edeceksin?
    Acz-i mutlak: Mutlak acz, sınırsız güçsüzlük.
    Elîm: Acı veren.
    Gaflet ü nisyan: Allah'ı(cc) ve ahireti unutmak ve düşünmemek, Allah'ın(cc) emir ve yasaklarına alakasız olma.
    Nisyan: Unutmak, hatırdan çıkarmak.
    Zâilat-ı fâniye: Gelip geçici olanlar, kaybolup gidenler.
    Bâkiyat-ı daime: Daima devam edenler.
    Tegafül: Bilmez görünmek, anlamazlıktan gelmek.




    Mesnevi-i Nuriye

    *SAHRA* ve Dânişcu bunu beğendi.

  2. #2
    Müdakkik Üye CEVELAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2016
    Mesajlar
    828

    Standart İ'lem Eyyühel-Aziz!

    İnsanı gaflete düşürtmekle Allah'a ubudiyetine mani olan, cüz'î nazarını cüz'î şeylere hasretmektir. Evet cüz'iyat içerisine düşüp cüz'îlere hasr-ı nazar eden, o cüz'î şeylerin esbabdan sudûruna ihtimal verebilir. Amma başını kaldırıp nev'e ve umuma baktığı zaman, edna bir cüz'înin en büyük bir sebebden sudûruna cevaz veremez. Meselâ: Cüz'î rızkını bazı esbaba isnad edebilir. Fakat menşe-i rızık olan arzın, kış mevsiminde kupkuru, kıraç olduğuna, bahar mevsiminde rızk ile dolu olduğuna baktığı vakit, arzı ihya etmekle bütün zevilhayatın rızıklarını veren Allah'dan maada kendi rızkını verecek bir şey bulunmadığına kanaatı hasıl olur.
    Gaflet: Düşüncesizlik ve ihmal sebebiyle, içinde bulunduğu gerçeklerden habersiz olma.
    Ubudiyet: Kulluk, Allah'ın (cc) emir ve yasaklarına uymak.
    Cüz'iyat: Küçük şeyler.
    Hasr-ı nazar: Bütün dikkatini verme.
    Sudûr: Çıkma, meydana gelme, kaynaklanma.
    İsnad: Dayandırılma, mal etme.
    Menşe-i rızık: Rızık kaynağı.
    İhya: Hayatlandırma, canlandırma, diriltme.
    Zevilhayat: Hayat sahipleri, canlılar.
    Maada: Başka.

    Ve keza evindeki küçük bir ışığı veya kalbinde bulunan küçük bir nuru bazı esbaba isnad edebilirsin. Amma o ışığın, şemsin ziyasıyla, o nurun da Menba'-ul Envâr'ın nuruyla muttasıl olduğuna vâkıf olduğun zaman anlarsın ki; kalıbını ışıklandıran, kalbini tenvir eden ancak leyl ü neharı birbirine kalbeden Fâtır-ı Hakîm'dir.
    Esbab: Sebepler.
    Menba'-ul Envâr: Nurlar kaynağı.
    Muttasıl: Bitişik, yapışık, aralıksız.
    Tenvir: Nurlandırma, aydınlatma.
    Leyl ü nehar: Gece ve gündüz.
    Kalbeden: Döndüren, çeviren, değiştiren.
    Fâtır-ı Hakîm: Sonsuz hikmet sahibi yaratıcı.

    Ve keza senin vücudunun zuhur ve vuzuhca Hâlık'ın vücuduna nisbeti, Hâlık'ın vücuduna delalet edenlerin nisbeti gibidir. Çünki sen bir vecihle kendi vücuduna delalet ediyorsun. Amma Hâlıkın vücuduna, bütün mevcudat, bütün zerratıyla delalet ediyor. Öyle ise onun vücudu senin vücudundan, âlemin zerratı adedince zuhur dereceleri vardır.
    Keza: Böylece, bunun gibi, bu dahi öyle.
    Zuhur: Meydana çıkma, ortaya çıkma, görünme.
    Vuzuh: Açıklık, anlaşılırlık, netlik.
    Hâlık: Yaratıcı Allah(cc), yoktan en güzel şekilde yaratan Allah(cc).
    Delalet: Delil olma, yol gösterme.
    Zerrat: Zerreler.


    Ve keza seni nefsini sevmeye sevkeden esbab:

    1- Bütün lezzetlerin mahzeni nefistir,

    2- Vücudun merkezi ve menfaatin madeni nefistir,

    3- İnsana en karib -yakın- nefistir, diyorsun. Pekâlâ. Fakat o fâni lezzetlere mukabil, lezaiz-i bâkiyeyi veren Hâlık'ı daha ziyade ubudiyetle sevmek lâzım değil midir? Nefis vücuda merkez olduğundan muhabbete lâyık ise, o vücudu icad eden ve o vücudun kayyumu olan Hâlık, daha fazla muhabbete, ubudiyete müstehak olmaz mı? Nefsin maden-i menfaat ve en yakın olduğu, sebeb-i muhabbet olursa; bütün hayırlar, rızıklar elinde bulunan ve o nefsi yaratan Nâfi', Bâki ve daha karib olan, daha ziyade muhabbete lâyık değil midir? Binaenaleyh bütün mevcudata inkısam eden muhabbetleri cem' ve muhabbetin ile beraber mahbub-u hakikî olan Fâtır-ı Hakîm'e ihda etmek lâzımdır.

    Lezaiz-i bâkiye: Sürekli ve devamlı olan zevkler.
    Ubudiyet: Kulluk, Allah'ın (cc) emir ve yasaklarına uymak.
    Kayyumu: Ayakta tutanı.
    Maden-i menfaat: Menfaat kaynağı.
    Sebeb-i muhabbet: Sevgi sebebi, sevme sebebi.
    Nâfi': Menfaatli, faydalı, yararlı.
    Karib: Yakın.
    İnkısam: Bölünme, kısımlara ayrılma.
    Mahbub-u hakikî: Gerçek sevilen, gerçek sevgili.
    Fâtır-ı Hakîm: Sonsuz hikmet sahibi yaratıcı.





    *SAHRA* ve Dânişcu bunu beğendi.

  3. #3
    Müdakkik Üye CEVELAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2016
    Mesajlar
    828

    Standart İ'lem Eyyühel-Aziz!

    Aklım yürüyüş yaparken, bazan kalbimle arkadaş olur. Kalb zevkiyle bulduğu şeyi akla veriyor. Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor. Meselâ: Fâtır-ı Hakîm'in kâinattan sonsuz bir uzaklığı olduğu gibi, sonsuz bir kurbiyeti de vardır. Evet ilim ve kudretiyle bâtınların en bâtınında bulunduğu gibi; fevklerin de en fevkinde bulunuyor. Hiçbir şeyde dâhil olmadığı gibi, hiçbir şeyden de hariç değildir. Evet âsâr-ı rahmetine mazhar olan sath-ı arzda mamulât-ı kudrete bak ki, bir parça bu sırra vâkıf olasın.
    Bervech-i mutad: Âdet olduğu gibi, alışıldığı üzere.
    Bürhan: Kesin delil, ispat vasıtası.
    İbraz: Gösterme, ortaya koyma.
    Fâtır-ı Hakîm: Sonsuz hikmet sahibi yaratıcı, herşeyi faydalı ve gayeli yapan yaratıcı.
    Kurbiyet: Yakınlık.
    Kudret: Güç.
    Bâtın: İç, görünmeyen, iç yüz.
    Fevk: Üst.
    Êsâr-ı rahmet: Rahmet eserleri.
    Sath-ı arz: Arzın sathı, dünya yüzü, yerin yüzü.
    Mamulât-ı kudret: Kudretin imal ettikleri, Allah'ın (cc) sonsuz gücünün yaptıkları.

    Meselâ: Biri arzda diğeri semada veya biri şarkta diğeri garbda iki şeyi bir anda yaratan Sâni'in, o yaratılan şeylerin arasındaki uzaklık kadar uzaklığı lâzımdır. Ve keza her şeyin kayyumu olduğu cihetle de, her şeyin nefsinden daha ziyade bir kurbiyeti de vardır. Bu sır, daire-i vücub, tecerrüd ve ıtlak hasaisindendir. Ve fâil-i aslînin mahiyetiyle, zıllî olan münfail arasındaki mübayenet-i lâzımesidir. Meselâ: Şems timsallerine kayyum olduğu için fevkalhad onlara bir kurbiyeti vardır. Âyinedeki zıll ve gölge ile semada bulunan asıl arasındaki mesafe kadar da bu'diyeti vardır.
    Sâni': Sanatkar yaratıcı.
    Keza: Böylece, bunun gibi, bu dahi öyle.
    Kayyumu: Ayakta tutanı, dayanağı ve yıkılmaktan koruyucusu.
    Daire-i vücub: Vücub dairesi, varlığı zorunlu olup, aksi düşünülemez olan saha.
    Tecerrüd: Sıyrılmak, kurtulmak, ayrılmak, her türlü şartların ve bağların dışında kalmak.
    Hasais: Hususi özellikler, hassalar, nitelikler.
    Fâil-i aslî: Asıl iş yapan.
    Zıllî: Gölge ile alakalı.
    Mübayenet-i lâzıme: Lâzım olan zıtlık, gereken ayrılık.
    Bu'diyet: Uzaklık.
    *SAHRA* ve Dânişcu bunu beğendi.

  4. #4
    Müdakkik Üye CEVELAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2016
    Mesajlar
    828

    Standart İ'lem Eyyühel-Aziz!

    Bütün kâinatı ihata eden bir nurdan hiçbir şey gizlenemez. Ve gayr-ı mütenahî bir daire-i kudretten bir şey hariç kalamaz. Ve illâ, gayr-ı mütenahînin tenahisi lâzım gelir.
    İhata: Kuşatma, içine alma.
    Gayr-ı mütenahî: Sonsuz, nihayet bulmaz, bitmez.
    Daire-i kudret: Allah'ın (cc) sonsuz gücünün sahası.
    Tenahi: Son bulma, bitme, tükenme.

    Ve keza hikmet-i İlahiye her şeye değeri nisbetinde feyiz veriyor. Ve herkes bardağına göre denizden su alabilir.
    Hikmet-i İlahiye: Allah'ın (cc) hikmeti, Allah'ın (cc) gözettiği gaye ve fayda.

    Ve keza mukaddir olan Kadîr-i Hakîm'in büyüğe olan teveccühü, küçüğe olan teveccühüne mani olamaz.
    Keza: Böylece, bunun gibi, bu dahi öyle.
    Mukaddir: Takdir eden, ölçülü belirleyen, herşeyi önceden ölçülü olarak belirleyen.
    Kadîr-i Hakîm: Hikmeti sonsuz kudret sahibi, sayısız gayeler ve faydaları gözeten sonsuz güç ve kuvvet sahibi Allah(cc).
    Teveccüh: Yönelme, dönme, yöneliş. *Alaka, ilgi gösterme.

    Ve keza maddeden mücerred zahir ve bâtın olan muhit bir nazara, en büyük şey en küçük bir şeyi veya nev bir ferdini gizletemez.
    Mücerred: Çıplak, soyutlanmış, sıyrılmış.
    Zahir: Açık, görünür, görünen, belli. * Dış yüz, görünüş.
    Bâtın: İç, görünmeyen, içyüz.
    Muhit: İhata eden, kuşatan, çevreleyen.

    Ve keza küçük olan bir şey, mazhar ve mahal olduğu san'at nisbetinde büyür. Ve küçük şeylerin nevileri büyük olurlar.
    Mahal: Yer.

    Ve keza azamet-i mutlaka şirketi aslâ kabul etmez.
    Azamet-i mutlaka: Sonsuz büyüklük, sınır ve kayıt altına alınamayan büyüklük.

    Ve keza fevkalâde bir sühuletle, hârika bir sür'atle, mu'ciz bir ittikan ve intizamla cûd-u mutlaktan akan âsârdan anlaşılıyor ki; mikrop gibi en küçük ve daha küçük havaî, maî, türabî hayvanlar boş zannedilen âlemin yerlerini doldurmuşlardır.
    Sühulet: Kolaylık.
    İttikan: Sağlam yapılmış.
    Cûd-u mutlak: Sonsuz cömertlik.
    Havaî: Havaya ait, hava cinsinden.
    Maî: Su cinsinden olan, sıvı olan, su ile ilgili olan.
    Türabî: Toprağa ait, toprakla ilgili, torakta bulunan.
    *SAHRA* ve Dânişcu bunu beğendi.

  5. #5
    Müdakkik Üye CEVELAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2016
    Mesajlar
    828

    Standart

    İ'lem Eyyühel-Aziz!
    Nefsine olan muhabbeti îcab ettiren nefsin sana olan kurbiyeti ise, Hâlıkına muhabbetin daha fazla olmalıdır. Çünki nefsinden o daha karibdir. Evet senin fikrin, ihtiyarın idrak edemedikleri sendeki mahfiyat, Hâlıkın nazarı ve ilmi altındadır.
    Kurbiyet: Yakınlık.
    Hâlık: Yaratıcı Allah (cc) , yoktan en güzel şekilde yaratan Allah (cc).
    Karib: Yakın.
    Mahfiyat: Gizlilikler, gizli şeyler.



    İ'lem Eyyühel-Aziz!
    Âlemde tesadüf yoktur. Evet bilhâssa bahar mevsiminde, küre-i arz bahçesinde, bütün ağaçların dallarında çiçeklerin yapraklarında, mezruatın sünbüllerinde hikmet bülbülleri, hikmet âyetlerini tanaggum ve terennüm ile inşad ettikleri iman kulağıyla, basiret gözüyle dinlenilirse, tesadüf şeytanları bile kabul ile hayran olurlar.
    Küre-i arz: Yerküre, dünya.
    Mezruat: Ekilenler, ekili olanlar.
    Tanaggum: Nağmeli söylemek, ahenkli okumak.
    İnşad: Şiir okuma.
    Basiret: Gerçeği bilip anlama gücü, kalb ile gerçeği hissedip anlama.
    *SAHRA* ve Dânişcu bunu beğendi.

  6. #6
    Müdakkik Üye CEVELAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2016
    Mesajlar
    828

    Standart

    Arkadaş! Nefis, tenbellik saikasıyla vazife-i ubudiyetini terk ettiğinden tesettür etmek istiyor. Yani, onu görecek bir rakibin gözü altında bulunmasını istemiyor. Bunun için bir Hâlıkın, bir Mâlikin bulunmamasını temenni eder. Sonra mülahaza eder. Sonra tasavvur eder. Nihayet, ademini, yok olduğunu itikad etmekle dinden çıkar. Halbuki, kazandığı o hürriyetler, adem-i mes'uliyetler altında ne gibi zehirler, yılanlar, elîm elemler bulunduğunu bilmiş olsa derhal tövbe ile vazifesine avdet eder.

    Mesnevi-i Nuriye


    Saika: Sürükleyici sebep, sevkeden sebep.
    Vazife-i ubudiyet: Allah'a(cc) kulluk görevi.
    Hâlık: Yoktan en güzel şekilde yaratan Allah(cc).
    Mâlik: Sahip.
    Mülahaza: Düşünme, düşünce.
    Tasavvur: Akılda canlandırma, tasarlama, düşünme, zihinde şekillendirme.
    Adem: Yokluk, hiçlik.
    İtikad: İnanmak.
    Adem-i mes'uliyet: Mesuliyetsizlik, sorumsuzluk, sorumlu olmama.
    Elîm: Acı veren.
    Elem: Acı, dert, kaygı.
    Avdet: Dönüş, geri gelme, dönme.
    *SAHRA* ve Dânişcu bunu beğendi.

  7. #7
    Müdakkik Üye CEVELAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2016
    Mesajlar
    828

    Standart

    İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey saygıdeğer şerefli bil)

    İnsanın ba'de-l mevt Hâlık-ı Rahman ve Rahîm'e rücuu hakkında ilânat yapan şu

    ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻣَﺮْﺟِﻌُﻜُﻢْ ٭ ﻭَ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺗُﺮْﺟَﻌُﻮﻥَ ٭ ﻭَ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺍﻟْﻤَﺼِﻴﺮُ ٭ ﻭَ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻣَﺎَﺏِ
    "Dönüş Onadır." Ra’d Süresi, 13:36. "Herkesin dönüşü Onun huzurunadır." Maide Süresi, 5:18. "Hepinizin dönüşü Onadır." Bakara Süresi, 2:245. "Hepinizin dönüşü Onadır." Hüd Süresi, 10:4.)

    gibi âyetlerde büyük bir beşaret ve teselli olduğu gibi, ehl-i isyana da büyük tehdidleri îma vardır.

    Evet bu âyetlerin sarahatine göre: Ölüm; zeval, firak, adem kapısı ve zulümat kuyusu olmayıp; ancak Sultan-ı Ezel ve Ebed'in huzuruna girmek için bir medhaldir. Bu beşaretin işaretiyle kalb adem-i mutlak korkusundan, eleminden kurtulur.

    Mesnevi-i Nuriye



    Ba'de-l mevt: Ölümden sonra.
    Hâlık-ı Rahman ve Rahîm: Merhametli çok acıyan ve rızıklandıran yaratıcı.
    Rücu: Dönüş, dönme, geri dönüş.
    İlânat: İlanlar, duyurular.
    Beşaret: Müjde, sevindirici haber.
    Ehl-i isyan: İsyan edenler.
    Zeval: Sona erme, göçüp gitme, son bulma.
    Firak: Ayrılık, ayrılma.
    Adem: yokluk, hiçlik.
    Zulümat: Karanlıklar.
    Sultan-ı Ezel ve Ebed: Başlangıcı ve sonu olmayıp sonsuz olan Allah(cc).
    Medhaldir: Giriş yeridir.
    Adem-i mutlak: Sonsuz hiçlik.
    Elem: Acı, dert, kaygı.
    *SAHRA* bunu beğendi.

  8. #8
    Müdakkik Üye CEVELAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2016
    Mesajlar
    828

    Standart İ'lem Eyyühel-Aziz!

    Cenab-ı Hakk'ın atâ, kaza ve kader namında üç kanunu vardır. Atâ, kaza kanununu, kaza da kaderi bozar.

    Meselâ: Bir şey hakkında verilen karar, kader demektir. O kararın infazı, kaza demektir. O kararın ibtaliyle hükmü kazadan afvetmek, atâ demektir. Evet yumuşak bir otun damarları katı taşı deldiği gibi, atâ da kaza kanununun kat'iyyetini deler. Kaza da ok gibi kader kararlarını deler. Demek atânın kazaya nisbeti, kazanın kadere nisbeti gibidir. Atâ, kaza kanununun şümulünden ihraçtır. Kaza da kader kanununun külliyetinden ihracdır. Bu hakikate vâkıf olan ârif:

    "Yâ İlahî! Hasenatım senin atâ'ndandır. Seyyiatım da senin kaza'ndandır. Eğer atâ'n olmasa idi, helâk olurdum." der.

    Said Nursi

    İnfaz: Yerine getirme, uygulama.
    Kat'iyyet: Kesinlik.
    Nisbet: Bağlantı, ilişki, ilgi. * Karşılaştırma.
    Şümul: Kapsama, kaplama, içine alma..
    Külliyet: Bütünlük, genellik.
    Vâkıf: Bilen, bilgi sahibi, haberli.
    Ârif: Gerçekleri iç yüzüyle bilen.
    İlahî: Allah'a(cc) ait, Allah'la ilgili.
    Hasenat: İyilikler, sevaplar.
    Seyyiat: Günahlar, kötülükler, suçlar.
    Helâk: Ölme, bitme, mahvolma.
    Konu CEVELAN tarafından (19.06.16 Saat 09:20 ) değiştirilmiştir.
    *SAHRA* bunu beğendi.

  9. #9
    Global Moderator *SAHRA* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    9.875

    Standart

    Allah razı olsun

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İ'lem Eyyühel-Aziz!
    By gerceklervebiz in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 40
    Son Mesaj: 14.03.16, 07:41
  2. İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey saygıdeğer şerefli bil!)
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 36
    Son Mesaj: 14.02.16, 19:36
  3. İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey aziz bil, ey saygıdeğer şerefli bil!)
    By fanidünya... in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.04.14, 15:16
  4. İ'lem Eyyühel-Aziz!
    By gamze-i_dilruzum in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.11.12, 12:20
  5. I'lem Eyyühel Aziz!
    By İ'LEM EYYÜ'HEL AZİZ! in forum Tanışma
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 11.07.09, 10:58

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0