+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 25
Like Tree15Beğeni

Konu: Mektubat / Hakikat Çekirdekleri 'nden

  1. #1
    Pürheves gerceklervebiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Mesajlar
    273

    Standart Mektubat / Hakikat Çekirdekleri 'nden

    1- Marîz bir asrın, hasta bir unsurun, alîl bir uzvun reçetesi; ittiba'-ı Kur'andır.

    2- Azametli bahtsız bir kıt'anın, şanlı tali'siz bir devletin, değerli sahibsiz bir kavmin reçetesi; ittihad-ı İslâmdır.

    3- Arzı ve bütün nücum ve şümusu tesbih taneleri gibi kaldıracak ve çevirecek kuvvetli bir ele mâlik olmayan kimse, kâinatta dava-yı halk ve iddia-yı icad edemez. Zira herşey, herşeyle bağlıdır.

    Mektubat

    Marîz: Hasta, dertli.
    Alîl: Hasta, sakat.
    İttiba'-ı Kur'an: Kur'anın bildirdiği anlayış ve hayat biçimine, emir ve yasaklarına uyma.
    Azamet: Büyüklük.
    İttihad-ı İslâm: İslâm birliği, islâm ülkeleri birliği.
    Nücum: Yıldızlar.
    Şümus: Şemsler, güneşler.
    Mâlik: Sahip. Mülk sahibi, mal sahibi.
    Dava-yı halk: Yaratma davası.
    İddia-yı icad: İcad iddiası, yaratma iddiası.
    *SAHRA* bunu beğendi.

  2. #2
    Pürheves gerceklervebiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Mesajlar
    273

    Standart

    4- Haşirde bütün zevi-l ervahın ihyası; mevt-âlûd bir nevm ile kışta uyuşmuş bir sineğin baharda ihya ve inşasından kudrete daha ağır olamaz. Zira kudret-i ezeliye zâtiyedir; tegayyür edemez, acz tahallül edemez, avaik tedahül edemez. Onda meratib olamaz, herşey ona nisbeten birdir.

    5- Sivrisineğin gözünü halkeden, Güneş'i dahi o halketmiştir.

    6- Pirenin midesini tanzim eden, Manzume-i Şemsiye'yi de o tanzim etmiştir.



    Haşir: Yeniden diriliş. Dünyadan ölümle ayrılanların ahirette Allah (cc) tarafından tekrar diriltilip toplanması.
    Zevi-l ervah: Ruh sahipleri, ruhlular.
    ihya: Hayatlandırma, canlandırma, diriltme.
    Mevt-âlûd: Ölümle karışık, ölüm bulaşmış.
    Nevm: Uyku, uyumak.
    Kudret-i ezeliye: Ezelî kudret, Allah'ın (cc) başlangıcı olmayan sonsuz gücü.
    Zâtiye: Zata ait, zatla alakalı, kendisiyle ilgili.
    Tegayyür: Değişme, başkalaşma.
    Acz: Güçsüzlük, kuvvetsizlik.
    Tahallül: Müdahale etme, araya girme, karışma.
    Avaik: Engeller, köstekler.
    Tedahül:Birbiri içine girmek, içiçe olmak, karışmak.
    Meratib: Mertebeler, dereceler, kademeler.
    Manzume-i Şemsiye: Güneş sistemi, güneşe bağlı gezegenler topluluğu.





    *SAHRA* bunu beğendi.

  3. #3
    Pürheves gerceklervebiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Mesajlar
    273

    Standart

    7- Kâinatın te'lifinde öyle bir i'caz var ki; bütün esbab-ı tabiiye farz-ı muhal olarak muktedir birer fâil-i muhtar olsalar, yine kemal-i acz ile o i'caza karşı secde ederek
    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻗُﺪْﺭَﺓَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﺰِﻳﺰُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ Sen her kusurdan münezzehsin. Bizim hiçbir kudretimiz yok; nihayetsiz izzet ve hikmet sahibi olan muhakkak Sensin.) diyeceklerdir.

    8- Esbaba tesir-i hakikî verilmemiş, vahdet ve celal öyle ister. Lâkin mülk cihetinde esbab dest-i kudrete perde olmuştur, izzet ve azamet öyle ister. Tâ nazar-ı zahirde, dest-i kudret mülk cihetindeki umûr-u hasise ile mübaşir görülmesin.

    9- Mahall-i taalluk-u kudret olan herşeydeki melekûtiyet ciheti şeffaftır, nezihtir.

    10- Âlem-i şehadet, avalim-ül guyub üstünde tenteneli bir perdedir.

    11- Bir noktayı tam yerinde icad etmek için, bütün kâinatı icad edecek bir kudret-i gayr-ı mütenahî lâzımdır. Zira şu kitab-ı kebir-i kâinatın herbir harfinin, bahusus zîhayat herbir harfinin, herbir cümlesine müteveccih birer yüzü, nâzır birer gözü vardır.

    Mektubat

    *SAHRA* bunu beğendi.

  4. #4
    Pürheves gerceklervebiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Mesajlar
    273

    Standart

    Esbab-ı tabiiye: Tabiattaki sebepler.
    Farz-ı muhal: Olmazı olur saymak.
    Muktedir: Güçlü.
    Fâil-i muhtar: Dilediği şekilde serbest olarak iş yapan Allah (cc).
    Tesir-i hakikî: Hakiki tesir, gerçek etki.
    Vahdet: Birlik, teklik, Allah'a (cc) ait birlik.
    Celal: Büyüklük, ululuk, haşmet.
    Dest-i kudret: Kudret eli, Allah'ın (cc) sonsuz güç ve kuvveti.
    Nazar-ı zahir: Zahir nazar, dış bakış, dıştan bakış.
    Umûr-u hasise: Hasis işler, kötü işler.
    Mübaşir: Müjdeleyen. Bir işe başlayan, bir işe girişen.
    Mahall-i taalluk-u kudret: Allah'ın (cc) sonsuz gücünün alakalandığı (doğrudan etkisinin bulunduğu) yer.
    Melekûtiyet: İç yüz, herşeyin perdesiz olarak Allah'a (cc) dönük olduğu ve sebep, şart ve vasıtaların bulunmadığı temiz manevî iç yüz.
    Âlem-i şehadet: Şahadet âlemi, beş duyu organımızla açabildiğimiz dünya.
    Avalim-ül guyub: Gayb âlemleri, görünmeyen âlemler.
    Kudret-i gayr-ı mütenahî: Sonsuz kudret, sonsuz güç ve kuvvet.
    Kitab-ı kebir-i kâinat: Büyük kainat kitabı, evrenin büyük kitabı.
    Zîhayat: Hayat sahibi, canlı.
    Müteveccih: Yönelmiş, dönmüş, bakan, dönük.
    Nâzır: Nezaret eden, bakan, gözeten, gören.
    *SAHRA* bunu beğendi.

  5. #5
    Pürheves gerceklervebiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Mesajlar
    273

    Standart

    12- Meşhurdur ki: Hilâl-i îde bakarlardı. Kimse birşey görmedi. İhtiyar bir zât yemin ederek "Hilâli gördüm." dedi. Halbuki gördüğü hilâl değil, kirpiğinin tekavvüs etmiş beyaz bir kılı idi. O kıl nerede? Kamer nerede? Harekât-ı zerrat nerede? Fâil-i teşkil-i enva' nerede?
    Hilâl-i îd: Bayram hilali, bayramın başladığını gösteren ayın hilal şekli.
    Tekavvüs: Kavislenme, bükülme, eğilme.
    Kamer: Ay.
    Harekât-ı zerrat: Zerrelerin (atomların) hareketleri.
    Fâil-i teşkil-i enva': Nevleri teşkil eden fail.

    13- Tabiat, misalî bir matbaadır, tâbi' değil; nakıştır, nakkaş değil; kabildir, fâil değil; mistardır, masdar değil; nizamdır, nâzım değil; kanundur, kudret değil; şeriat-ı iradiyedir, hakikat-ı hariciye değil.
    Mistar: Cetvel.
    Kudret: Güç.
    Şeriat-ı iradiye: Allah'ın (cc) irade sıfatından gelen ve kâinattaki bütün varlıkları zorunlu olarak düzenleyen kanunlar sistemi.
    Hakikat-ı hariciye: Haricî hakikat, yaratılmış varlıklar dünyasıyla ilgili gerçek.

    14- Fıtrat-ı zîşuur olan vicdandaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedarın cezbesiyledir.
    Fıtrat-ı zîşuur: Şuurlu fıtrat, vicdan.
    İncizab: Cezbedilme, çekilme, kapılma.
    Hakikat-ı cazibedar: Cazibedar hakikat, çekici gerçek.

    15- Fıtrat yalan söylemez. Bir çekirdekteki meyelan-ı nümuvv der: "Ben sünbülleneceğim, meyve vereceğim." Doğru söyler. Yumurtada bir meyelan-ı hayat var. Der: "Piliç olacağım." Biiznillah olur. Doğru söyler. Bir avuç su, meyelan-ı incimad ile der: "Fazla yer tutacağım." Metin demir onu yalan çıkaramaz; sözünün doğruluğu demiri parçalar. Şu meyelanlar, iradeden gelen evamir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir.
    Meyelan-ı nümuvv: Gelişip büyüme eğilimi.
    Meyelan-ı hayat: Hayat meyli, hayat isteği.
    Biiznillah: Allah'ın (cc) izniyle.
    Meyelan-ı incimad: İncimad meyli, donma eğilimi.
    Metin: Sağlam.
    Evamir-i tekviniye: Kainattaki varlıkların yaratılış ve hareketleriyle ilgili emirler (kanunlar).

    16- Karıncayı emirsiz, arıyı ya'subsuz bırakmayan kudret-i ezeliye; elbette beşeri nebisiz bırakmaz. Âlem-i şehadetteki insanlara inşikak-ı Kamer, bir mu'cize-i Ahmediye (A.S.M.) olduğu gibi, mi'rac dahi âlem-i melekûttaki melaike ve ruhaniyata karşı bir mu'cize-i kübra-yı Ahmediyedir ki; nübüvvetinin velayeti bu keramet-i bahire ile isbat edilmiştir ve o parlak zât, berk ve Kamer gibi melekûtta şu'le-feşan olmuştur.
    Ya'sub: Arı beyi.
    Kudret-i ezeliye: Ezelî kudret, Allah'ın (cc) başlangıcı olmayan sonsuz gücü.
    Beşer: İnsan.
    Nebi: Peygamber.
    İnşikak-ı Kamer: Ayın ikiye ayrılması (Peygamberimizin (asm) mucizesi olarak parmak işareti ile ayın ikiye bölünmesi).
    Mu'cize-i Ahmediye: Hz. Muhammedin (asm) mucizesi.
    Âlem-i melekût: Herşeyin içyüzleriyle Allah'ın (cc) doğrudan hâkimiyetine bakan ve meleklerin bulunduğu dünya.
    Ruhaniyat: Ruhanîler, ruh cinsinden varlıklar.
    Velayet: Velilik, ermişlik, dinde üstün derecede manevî olgunluk.
    Keramet-i bahire: Açık keramet.
    Berk: Şimşek, yıldırım.
    Şu'le-feşan: (Alev)Işık saçan, paylatan.
    *SAHRA* bunu beğendi.

  6. #6
    Pürheves gerceklervebiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Mesajlar
    273

    Standart

    17- Kelime-i şehadetin iki kelâmı birbirine şahiddir. Birincisi ikincisine bürhan-ı limmîdir; ikincisi birincisine bürhan-ı innîdir.
    Bürhan-ı limmî: Müessirden esere olan delil.
    Bürhan-ı innî: Eserin eser sahibine delil olması.


    18- Hayat, kesrette bir çeşit tecelli-i vahdettir. Onun için ittihada sevkeder. Hayat, bir şeyi herşeye mâlik eder.
    Tecelli-i vahdet: Vahdet tecellisi, birlik belirtisi, Allah'ın (cc) birliğini kainatın bütünlüğünde belli edip göstermesi.
    İttihad: Birleşme, birlik.
    Mâlik: Sahip.


    19- Ruh, bir kanun-u zîvücud-u haricîdir, bir namus-u zîşuurdur. Sabit ve daim fıtrî kanunlar gibi, ruh dahi âlem-i emirden, sıfat-ı iradeden gelmiş, kudret ona vücud-u hissî giydirmiştir. Bir seyyale-i latifeyi o cevhere sadef etmiştir. Mevcud ruh, makul kanunun kardeşidir. İkisi hem daimî, hem âlem-i emirden gelmişlerdir. Şayet nevilerdeki kanunlara kudret-i ezeliye bir vücud-u haricî giydirseydi, ruh olurdu. Eğer ruh, vücudu çıkarsa, şuuru başından indirse, yine lâyemut bir kanun olurdu.
    Kanun-u zîvücud-u haricî: Harici vücud sahibi kanun, yaratılmış varlık sahibi kanun.
    Namus-u zîşuur: Şuur sahibi kanun.
    Âlem-i emir: Yaratılışa ait değişmez kanunlar dünyası.
    Sıfat-ı irade: Allah'ın (cc) istediğini istediği gibi yapma vasfı (niteliği, özelliği).
    Kudret: Güç.
    Vücud-u hissî: Hisse (duyguya) ait vücut.
    Seyyale-i latife: Ağırlığı, hacmi ve yoğunluğu olmayan son derece hızlı akışkan.
    Sedef: Kabuk, kap.
    Kudret-i ezeliye: Ezelî kudret, Allah'ın (cc) başlangıcı olmayan sonsuz gücü.
    Lâyemut: Ölümsüz, son bulmaz, sona ermez.

  7. #7
    Pürheves gerceklervebiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Mesajlar
    273

    Standart

    20- Ziya ile mevcudat görünür, hayat ile mevcudatın varlığı bilinir. Herbirisi birer keşşaftır.

    21- Nasraniyet, ya intıfa veya ıstıfa edip İslâmiyet'e karşı terk-i silâh edecektir. Nasraniyet birkaç defa yırtıldı, protestanlığa geldi. Protestanlık da yırtıldı, tevhide yaklaştı. Tekrar yırtılmağa hazırlanıyor. Ya intıfa bulup sönecek veya hakikî Nasraniyetin esasını câmi' olan hakaik-i İslâmiyeyi karşısında görecek, teslim olacaktır.

    İşte bu sırr-ı azîme, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm işaret etmiştir ki: "Hazret-i İsa nâzil olup gelecek, ümmetimden olacak, şeriatımla amel edecektir."


    22- Cumhur-u avamı, bürhandan ziyade, me'hazdaki kudsiyet imtisale sevkeder.

    23- Şeriatın yüzde doksanı -zaruriyat ve müsellemat-ı diniye- birer elmas sütundur. Mesail-i içtihadiye-i hilafiye, yüzde ondur. Doksan elmas sütun, on altunun himayesine verilmez. Kitablar ve içtihadlar Kur'ana dûrbîn olmalı, âyine olmalı; gölge ve vekil olmamalı!

    24- Her müstaid; nefsi için içtihad edebilir, teşri' edemez.

    25- Bir fikre davet, cumhur-u ülemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid'attır, reddedilir.

    Mektubat


  8. #8
    Pürheves gerceklervebiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Mesajlar
    273

    Standart

    Alıntı gerceklervebiz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    20- Ziya ile mevcudat görünür, hayat ile mevcudatın varlığı bilinir. Herbirisi birer keşşaftır.

    21- Nasraniyet, ya intıfa veya ıstıfa edip İslâmiyet'e karşı terk-i silâh edecektir. Nasraniyet birkaç defa yırtıldı, protestanlığa geldi. Protestanlık da yırtıldı, tevhide yaklaştı. Tekrar yırtılmağa hazırlanıyor. Ya intıfa bulup sönecek veya hakikî Nasraniyetin esasını câmi' olan hakaik-i İslâmiyeyi karşısında görecek, teslim olacaktır.

    İşte bu sırr-ı azîme, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm işaret etmiştir ki: "Hazret-i İsa nâzil olup gelecek, ümmetimden olacak, şeriatımla amel edecektir."


    22- Cumhur-u avamı, bürhandan ziyade, me'hazdaki kudsiyet imtisale sevkeder.

    23- Şeriatın yüzde doksanı -zaruriyat ve müsellemat-ı diniye- birer elmas sütundur. Mesail-i içtihadiye-i hilafiye, yüzde ondur. Doksan elmas sütun, on altunun himayesine verilmez. Kitablar ve içtihadlar Kur'ana dûrbîn olmalı, âyine olmalı; gölge ve vekil olmamalı!

    24- Her müstaid; nefsi için içtihad edebilir, teşri' edemez.

    25- Bir fikre davet, cumhur-u ülemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid'attır, reddedilir.

    Mektubat

    Ziya: Işık.
    Mevcudat: Varlıklar.
    Keşşaf: Keşfedici, ortaya çıkarıcı.
    Nasraniyet: Hıristiyanlık.
    İntifa: Yok olma, sönme.
    Terk-i silâh: Silahı bırakmak.
    Protestanlık: Papayı Hıristiyanların başı ve ruhanî reisi olarak kabul etmeyen ve Katolik mezhebini beğenmeyen bir Hıristiyanlık meshebi.
    Tevhid: Birleme, birlik, bir tek Allah'tan (cc) başka ilah olmadığına inanmak.
    Câmi' Kendinde toplayan, çok özellikli, toplayıcı.
    Hakaik-i İslâmiye: İslâm dinine ait hakikatlar, islâm dinine ait gerçekler.
    Sırr-ı azîm: Büyük sır, büyük gizli gerçek.
    Aleyhissalâtü Vesselâm: Salât ve selâm O'nun üzerine olsun.
    Nâzil: İnen, yukarıdan aşağıya inen.
    Cumhur-u avam: Halk çoğunluğu, halk topluluğu.
    Bürhan: Kesin delil, ispat vasıtası.
    Me'haz: Kaynak.
    İmtisal: Uyma.
    Zaruriyat: Zorunlu olanlar, mecburi olanlar.
    Müsellemat-ı diniye: Dinde doğruluğu kesin ve şüphesiz kabul edilenler.
    Mesail-i içtihadiye-i hilafiye: İhtilaf konusu olan içtihad meseleleri.
    İçtihad: Ayet ve hadislere dayanarak yeni çıkan durumlara cevap olacak hüküm ve kuralları çıkarma.
    Müstaid: İstidatlı, kabiliyetli, yetenekli.
    Teşri': Kanun koyma, kanun yapma ve yürütme.
    Cumhur-u ülema: Alimlerin (din bilginlerinin) çoğunluğu.
    Vâbeste: Bağlı.
    Bid'at: Dine aykırı olarak sonradan uydurulan âdet ve davranışlar, anlayışlar ve hareketler. ibadetle ilgili hükümlerde yeni uydurmalar.
    *SAHRA* bunu beğendi.

  9. #9
    Pürheves gerceklervebiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Mesajlar
    273

    Standart

    25- Bir fikre davet, cumhur-u ülemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid'attır, reddedilir.

    26- İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor. Bazan bâtıl eline gelir; hak zannederek koynunda saklar. Hakikatı kazarken, ihtiyarsız dalalet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor.

    27- Birbirinden eşeff ve eltaf, kudretin çok âyineleri vardır; sudan havaya, havadan esîre, esîrden âlem-i misale, âlem-i misalden âlem-i ervaha, hattâ zamana, fikre tenevvü' ediyor. Hava âyinesinde bir kelime milyonlar kelimat olur. Kalem-i kudret, şu sırr-ı tenasülü pek acib istinsah ediyor. İn'ikas, ya hüviyeti veya hüviyetle mahiyeti tutar. Kesifin timsalleri birer meyyit-i müteharriktir. Bir ruh-u nuranînin kendi âyinelerinde olan timsalleri, birer hayy-ı murtabıttır; aynı olmasa da, gayrı da değildir.

    28- Şems hareket-i mihveriyesiyle silkinse, meyveleri düşmez; silkinmezse, yemişleri olan seyyarat düşüp dağılacaktır.

    29- Nur-u fikir, ziya-yı kalb ile ışıklanıp mezcolmazsa, zulmettir, zulüm fışkırır. Gözün muzlim nehar-ı ebyazı, muzii
    {(Haşiye): Meali: Gözün gündüze benzeyen beyazı, geceye benzeyen siyahlığıyla beraber olmazsa; göz, göz olmaz.}
    leyle-i süveyda ile mezcolmazsa basarsız olduğu gibi, fikret-i beyzada süveyda-i kalb bulunmazsa, basiretsizdir.

    30- İlimde iz'an-ı kalb olmazsa, cehildir. İltizam başka, itikad başkadır.

    31- Bâtıl şeyleri iyice tasvir, safi zihinleri idlâldir.

    32- Âlim-i mürşid, koyun olmalı; kuş olmamalı. Koyun, kuzusuna süt; kuş, yavrusuna kay verir.

    33- Bir şey'in vücudu, bütün eczasının vücuduna vâbestedir. Ademi ise, bir cüz'ünün ademiyle olduğundan; zaîf adam, iktidarını göstermek için tahrib tarafdarı oluyor, müsbet yerine menfîce hareket ediyor.

    34- Desatir-i hikmet, nevamis-i hükûmetle; kavanin-i hak, revabıt-ı kuvvetle imtizac etmezse cumhur-u avamda müsmir olamaz.

    35- Zulüm, başına adalet külahını geçirmiş; hıyanet, hamiyet libasını giymiş; cihada bagy ismi takılmış, esarete hürriyet namı verilmiş. Ezdad, suretlerini mübadele etmişler.

    36- Menfaat üzerine dönen siyaset, canavardır.

    37- Aç canavara karşı tahabbüb; merhametini değil, iştihasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister. 38- Zaman gösterdi ki: Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil.

    Mektubat


  10. #10
    Pürheves gerceklervebiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Mesajlar
    273

    Standart

    Alıntı gerceklervebiz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    25- Bir fikre davet, cumhur-u ülemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid'attır, reddedilir.

    26- İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor. Bazan bâtıl eline gelir; hak zannederek koynunda saklar. Hakikatı kazarken, ihtiyarsız dalalet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor.

    27- Birbirinden eşeff ve eltaf, kudretin çok âyineleri vardır; sudan havaya, havadan esîre, esîrden âlem-i misale, âlem-i misalden âlem-i ervaha, hattâ zamana, fikre tenevvü' ediyor. Hava âyinesinde bir kelime milyonlar kelimat olur. Kalem-i kudret, şu sırr-ı tenasülü pek acib istinsah ediyor. İn'ikas, ya hüviyeti veya hüviyetle mahiyeti tutar. Kesifin timsalleri birer meyyit-i müteharriktir. Bir ruh-u nuranînin kendi âyinelerinde olan timsalleri, birer hayy-ı murtabıttır; aynı olmasa da, gayrı da değildir.

    28- Şems hareket-i mihveriyesiyle silkinse, meyveleri düşmez; silkinmezse, yemişleri olan seyyarat düşüp dağılacaktır.

    29- Nur-u fikir, ziya-yı kalb ile ışıklanıp mezcolmazsa, zulmettir, zulüm fışkırır. Gözün muzlim nehar-ı ebyazı, muzii
    {(Haşiye): Meali: Gözün gündüze benzeyen beyazı, geceye benzeyen siyahlığıyla beraber olmazsa; göz, göz olmaz.}
    leyle-i süveyda ile mezcolmazsa basarsız olduğu gibi, fikret-i beyzada süveyda-i kalb bulunmazsa, basiretsizdir.

    30- İlimde iz'an-ı kalb olmazsa, cehildir. İltizam başka, itikad başkadır.

    31- Bâtıl şeyleri iyice tasvir, safi zihinleri idlâldir.

    32- Âlim-i mürşid, koyun olmalı; kuş olmamalı. Koyun, kuzusuna süt; kuş, yavrusuna kay verir.

    33- Bir şey'in vücudu, bütün eczasının vücuduna vâbestedir. Ademi ise, bir cüz'ünün ademiyle olduğundan; zaîf adam, iktidarını göstermek için tahrib tarafdarı oluyor, müsbet yerine menfîce hareket ediyor.

    34- Desatir-i hikmet, nevamis-i hükûmetle; kavanin-i hak, revabıt-ı kuvvetle imtizac etmezse cumhur-u avamda müsmir olamaz.

    35- Zulüm, başına adalet külahını geçirmiş; hıyanet, hamiyet libasını giymiş; cihada bagy ismi takılmış, esarete hürriyet namı verilmiş. Ezdad, suretlerini mübadele etmişler.

    36- Menfaat üzerine dönen siyaset, canavardır.

    37- Aç canavara karşı tahabbüb; merhametini değil, iştihasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister.

    38- Zaman gösterdi ki: Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil.

    Mektubat




    Cumhur-u ülema: Alimlerin (din bilginlerinin) çoğunluğu.
    Vâbeste: Bağlı.
    Fıtraten: Yaratılışça, yaratılış bakımından.
    Mükerrem: Saygı değer, şerefli, üstün özellikler kazandırılmış.
    Bâtıl: Asılsız, gerçek dışı, hurafe, yanlış ve yalan.
    İhtiyarsız: İstemeyerek, elde olmadan.
    Dalalet: Sapıtma, doğru yoldan ayrılma, iman ve islâm yolundan sapmak.
    Eşeff: En şeffaf, çok parlak, en saydam.
    Eltaf: Daha latif, çok hoş ve çok güzel. * Lütuflar, iyilikler.
    Kudret: Güç.
    Âlem-i misal: Bütün varlıkların ve olayların canlı fotoğraflarının alınıp kaydedildiği âlem.
    Âlem-i ervah: Ruhlar âlemi.
    Tenevvü': Çeşitlenmek, çeşit çeşit olmak, çeşitlilik.
    Kelimat: Kelimeler, sözler.
    Kalem-i kudret: Kudret kalemi, Allah'ın (cc) yaratıcı ve yapıcı gücü.
    Sırr-ı tenasül: Tenasül sırrı, çoğalmadaki gizli gerçek.
    İstinsah: Çoğaltma, kopyalama.
    İn'ikas: Aksetme, yansıma.
    Kesif: Koyu, katı, yoğun.
    Meyyit-i müteharrik: Hareket eden ölü, hareketli ölü.
    Ruh-u nuranî: Nuranî ruh, nurlu ruh.
    Hayy-ı murtabıt: İrtibatlı ve canlı.
    Hareket-i mihveriye: Kendi eksenindeki hareket.
    Seyyarat: Seyyareler, gezegenler, gezici yıldızlar.
    Nur-u fikir: Fikir nuru, düşünce ışığı.
    Mecz: Karıştırma, katma, birbirine karıştırma.
    Zulmet: Karanlık. * Sıkıntı.
    Muzlim: Karanlık, korkutucu ve ürkütücü.
    Nehar-ı ebyaz: Beyaz gündüz, parlak aydınlık.
    Muzii: Aydınlatıcı olan, ışık verici olan.
    Leyle-i süveyda: Siyah gece, geceye benziyen siyahlık.
    Süveyda-i kalb: "Kalbin ortasında varlığı kabul edilen siyah nokta. Kalbdeki basiret mahalli diye bilinir. Eskiden bir kısım muhakkikler, kalbin mezkur mahalline ; Mahall-i ulum-u diniyye demişler. Ekseriyyetle mahall-i idrak ve basiret olarak kabul edilir."
    Basiret: Gerçeği bilip anlama gücü, kalb ile gerçeği hissedip anlama.
    İz'an-ı kalb: Kalb izanı, kalbin benimsemesi.
    İltizam: Gerekli görme, lüzumlu görme, tarafgirlik ve bağlılık.
    İdlâl: Dalalete sürüklemek, saptırmak, doğrudan ve gerçekten ayrılmak.
    Âlim-i mürşid: İnsanları doğru yola ileten âlim.
    Adem: Yokluk, hiçlik.
    Menfîce: Olumsuzca, olumsuz şekilde.
    Desatir-i hikmet: Hikmet düsturları, gayeli ve faydalı kurallar.
    Nevamis-i hükûmet: Hükümetin kanunları.
    Kavanin-i hak: Hak kanunlar, gerçek ve doğru kanunlar.
    Revabıt-ı kuvvet: Kuvvet rabıtaları, kuvvetin bağları.
    İmtizac: Uyuşma, kaynaşma.
    Cumhur-u avam: Halk çoğunluğu, halk topluluğu.
    Müsmir: Meyve veren, faydalı sonuç veren, faydalı.
    Hamiyet: Himaye gayreti, koruma çabası.
    Libas: Elbise.
    Bagy: İsyan, azgınlık, doğru yoldan ayrılma.
    Ezdad: Zıtlar, birbirine ters düşenler.
    Mübadele: Karşılıklı değiştirme, değiş tokuş.
    Tahabbüb: Muhabbet besleme, sevgi gösterme.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hakikat Çekirdekleri...
    By *SAHRA* in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.01.10, 11:21
  2. Risale-i Nur ve Hakikat Çekirdekleri***
    By serab in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.03.08, 11:07
  3. Hakikat Çekirdekleri
    By muradoglu in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 07.12.07, 20:31
  4. Hakikat Çekirdekleri
    By eddai_bsn in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.09.07, 22:52
  5. Hakikat Çekirdekleri'nden
    By sliha87 in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.08.06, 16:13

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0