+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: O zaman sen, dünyanın efendisi, âlemin reisi ve insaniyetin vasıta-i saadeti olursun!

  1. #1
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    40
    Mesajlar
    4.292

    Standart O zaman sen, dünyanın efendisi, âlemin reisi ve insaniyetin vasıta-i saadeti olursun!

    Ey âlem-i İslâm! Uyan, Kur'ana sarıl; İslâmiyet'e maddî ve manevî bütün varlığınla müteveccih ol!

    Ve ey Kur'ana bin yıllık tarihinin şehadetiyle hâdim olan ve İslâmiyet nurunun zemin yüzünde naşiri bulunan yüksek ecdadın evlâdı! Kur'ana yönel ve onu anlamaya, okumaya ve onu anlatacak, onun bu zamanda bir mu'cize-i maneviyesi olan Nur Risalelerini mütalaa etmeye çalış. Lisanın, Kur'anın âyetlerini âleme duyururken, hal ve etvar ve ahlâkın da onun manasını neşretsin; lisan-ı halin ile de Kur'anı oku. O zaman sen, dünyanın efendisi, âlemin reisi ve insaniyetin vasıta-i saadeti olursun!

    Said Nursi



    Âlem-i İslâm: İslam alemi, İslam dünyası, bütün müslüman milletler ve ülkeler.
    Müteveccih: Yönelmiş, dönmüş, bakan, dönük.
    Şehadet: Şahitlik, tanıklık.
    Hâdim: Hizmetçi, hizmet eden.
    İslâmiyet: Müslümanlık.
    Nur: Aydınlık. Parıltı. Parlaklık.
    Zemin yüzünde: Dünyada
    Naşir: Neşreden, yayan.
    Ecdad: Atalar, dedeler.
    Mu'cize-i maneviye: Manevi mucize, mana bakımından mucize.
    Mütalaa: Okumak, okuyup inceleme.
    Lisan: Konuşma dili.
    Âlem: Dünya, kâinat.
    Etvar: Tavırlar, durumlar, davranışlar.
    Ahlâk: Huy, davranış biçimi ve tavır şekli.
    Lisan-ı hal: Hal lisanı, durum ve görünüş konuşması.
    İnsaniyet: İnsanlık.
    Vasıta-i saadet: Saadet vasıtası, mutluluk sebebi.

  2. #2
    Müdakkik Üye *ERCAN* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2019
    Mesajlar
    869

    Standart

    Suud ve terakki, müslüman için ancak İslâmiyette ve imanlı olmaktadır. Kastamonu Lâhikası

  3. #3
    Müdakkik Üye *ERCAN* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2019
    Mesajlar
    869

    Standart

    KUR'ÂN-I MU'CİZ-ÜL-BEYAN: Beyan ve ifadesi mu'cize olan Kur'ân. (Kur'ân; Şu kitâb-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi.. ve âyât-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvi dillerin tercüman-ı ebedisi... ve şu âlem-i gayb ve şehâdet kitabının müfessiri.. Ve zeminde ve gökde gizli Esmâ-i İlâhiyenin mânevî hazinelerinin keşşâfı.. ve sutûr-u hâdisatın altında muzmer hakaikin miftahı.. ve âlem-i şehâdette âlem-i gaybın lisanı.) (S.) Kur'ân-ı Kerim, (Bütün mebâhis-i esâsiyeyi ve mühimmeyi öyle bir tarzda beyan eder ki, o beyan, bütün kâinatı bir saray gibi idâre eden ve dünyâyı ve âhireti iki oda gibi açıp kapayan; ve zemin bir bahçe ve semâ, misbahlarıyle süslendirilmiş bir dam gibi tasarruf eden; ve mâzi ve müstakbel bir gece ve gündüz gibi nazarına karşı hazır iki sahife hükmünde temâşa eden; ve ezel ve ebed, dün ve bugün gibi silsile-i şuûnatın iki tarafı birleşmiş, ittisal peydâ etmiş bir sûrette, bir zamân-ı hâzır gibi onlara bakan Bir Zât-ı Zülcelâle yakışır bir tarz-ı beyandır. Nasıl bir usta, binâ ettiği ve idâre ettiği iki haneden bahseder, programını ve işlerinin liste ve fihristesini yapar; Kur'ân dahi, şu kâinatı yapan ve idâre eden ve işlerinin listesini ve fihristesini tâbir câiz se; programını yazan, gösteren Bir Zâtın beyânına yakışır bir tarzdadır. Hiç bir cihetle eser-i tasannu ve tekellüf görünmüyor. Hiç bir şâibe-i taklîd veyâ başkasının hesâbına ve onun yerinde kendini farzedip konuşmuş gibi bir hud'anın emâresi olmadığı gibi, bütün ciddiyetiyle, bütün safvetiyle, bütün hulûsiyle sâfî, parlak beyânı, nasıl gündüzün zıyâsı "Güneşten geldim" der. Kur'ân dahi, (Ben Hâlık-ı Âlemin beyânıyım ve kelâmıyım" der. Evet şu dünyâyı antika san'atlarla süslendiren ve lezzetli nîmetlerle dolduran ve san'atperverâne ve nimetperverâne şu derece san'atının acîbeleriyle şu derece kıymettar nîmetlerini dünyânın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden, ve zemînin yüzünde seren, güzelce dizen bir Sâni', bir Mün'imden başka şu velvele-i takdir ve istihsanla, ve zemzeme-i hamd ve şükranla dünyâyı dolduran, ve zemîni bir zikirhâne, bir mescid, bir temâşâgâh-ı san'at-ı İlâhiyeye çeviren Kur'ân-ı Mu'ciz-ül-Beyan kime yakışır ve kimin kelamı olabilir? Ondan başka kim ona sâhib çıkabilir? Ondan başka kimin sözü olabilir? Dünyayı ışıklandıran, ziyâ, güneşten başka hangi şeye yakışır?.. Tılsım-ı kâinatı keşfedip âlemi ışıklandıran beyân-ı Kur'ân, Şems-i Ezelîden başka kimin nûru olabilir? Kimin haddine düşmüş ki ona nazire getirsin? Onun taklidini yapsın? Elhak, bu dünyâyı san'atlarıyla zinetlendiren bir san'atkârın, san'atını istihsan eden insanla konuşmaması muhaldir. Mâdem ki, yapar ve bilir, elbette, konuşur.. Mâdem konuşur, elbette konuşmasına yakışan Kur'ândır. Bir çiçeğin tanziminden lâkayd kalmayan bir Mâlik-ül-Mülk, bütün mülkünü velveleye veren bir kelâma karşı nasıl lâkayd kalır.? Hiç başkasına mal edip hiçe indirir mi?). (S.) .. Kur'ân-ı Hakim yirmi üç sene mütemadiyen damarlara dokunduracak ve inadı tahrik edecek bir tarzda meydan okudu ve der idi ki: "Şu Kur'ânın Muhammed-ül Emîn gibi bir Ümmîden nazirini yapınız ve gösteriniz, haydi bunu yapamıyorsunuz, o zât ümmî olmasın. Gayet âlim ve kâtip olsun, haydi bunu da getiremiyorsunuz; bir tek zât olmasın, bütün âlimleriniz, beliğleriniz toplansın, birbirine yardım etsin, hattâ güvendiğiniz âliheleriniz size yardım etsin. Haydi bununla da yapamıyacaksınız, eskiden yazılmış beliğ eserlerden de istifade edip, hattâ gelecekleri de yardıma çağırıp, Kur'ânın nazîrini gösteriniz. Yapınız. Haydi bunu da yapamıyorsunuz; Kur'ânın mecmu'una olmasın da, yalnız On Sûresinin nazirini getiriniz. Haydi On Sûresine mukabil hakiki doğru olarak bir nazire getiremiyorsunuz; haydi hikâyelerden asılsız kıssalardan terkib ediniz. Yalnız nazmına ve belâgatına nazire olsun getiriniz. Haydi bunu da yapamıyorsunuz, bir tek sûresinin nazîrini getiriniz. Haydi Sûre uzun olmasın, kısa bir Sûre olsun, nazîrini getiriniz. Yoksa, din, mal, can, iyalleriniz, dünyada da âhirette de tehlikeye düşecektir.". (Mek). Amerikalı Filozof Karlyle şöyle demektedir: Kur'ân-ı bir kerre dikkatle okursanız, O'nun hususiyetlerini izhara başladığını görürsünüz. Kur'ân-ı güzelliği diğer bütün edebî eserlerin güzelliklerinden kabil-i temyizdir. Kur'ânın başlıca hususiyyetlerinden biri, o'nun asliyyetidir. Benim fikir ve kanaatıma göre Kur'ân serâpa samimiyyet ve hakkaniyyetle doludur. Hz. Muhammedin (A.S.M.) cihana tebliğ ettiği dâvet, hak ve hakikattır. (Bak: Kelâmullah.)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. .. daima rahatsız olursun.
    By fanidünya... in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.06.14, 14:27
  2. vasıta
    By karolin in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 15.12.13, 19:05
  3. Dünyanın En Uzun Boylu Adamını Gördünüz mü? Bakın O Zaman
    By Özgürlük in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 16.03.08, 00:05
  4. Bediüzzaman Hz.lerine Evliyaullah'ın Reisi Denilebilir mi?
    By kadir_a in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 88
    Son Mesaj: 06.01.08, 20:00
  5. Hz. İsa(as):Ben Gideceğim,Ta Dünyanın Reisi Gelsin
    By aşur in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.12.06, 08:53

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0