Bir noktayı tam yerinde icad etmek için, bütün kâinatı icad edecek bir kudret-i gayr-ı mütenahî lâzımdır. Zira şu kitab-ı kebir-i kâinatın herbir harfinin, bahusus zîhayat herbir harfinin, herbir cümlesine müteveccih birer yüzü, nâzır birer gözü vardır.
Mektubat

Kudret-i gayr-ı mütenahî: Sonsuz güç ve kuvvet
Zira: Çünkü.
Kitab-ı kebir-i kâinat: Büyük kainat kitabı, evrenin büyük kitabı.
Bahusus: Özellikle.
Zîhayat: Hayat sahibi, canlı.
Müteveccih: Yönelmiş, dönmüş, bakan, dönük.
Nâzır: Nezaret eden, bakan, gözeten, gören.