Hem, anlarsın ki, şu fânî masnuât fenâ için değil.
Bir parça görünüp, mahvolmak için yaratılmamışlar.
Belki, vücudda kısa bir zaman toplanıp, matlûb bir vaziyet alıp;
tâ sûretleri alınsın, timsâlleri tutulsun, mânâları bilinsin, neticeleri zaptedilsin.
Meselâ, ehl-i ebed için dâimî manzaralar nesc edilsin,
hem âlem-i bekâda başka gâyelere medâr olsun.

Sözler