İnsan muhabbet ile sonsuz bir nimet, saadet ve lezzet sofrasını elde etmiştir.



Sonra, imânın bir nuru olan muhabbeti sana vermekle,
gayr-i mütenâhî bir sofra-i nimet ve saadet ve lezzet sana ihsan etmiştir.
Yani, cismâniyetin itibâriyle küçük, zayıf, âciz, zelîl, mukayyed, mahdut bir cüz'sün.
Onun ihsanıyla, cüz'î bir cüz'den, küllî bir küll-ü nurânî hükmüne geçtin.
Zîrâ, hayatı sana vermekle, cüz'iyetten bir nevi külliyete;
ve insaniyeti vermekle, hakiki külliyete; ve İslâmiyeti vermekle,
ulvî ve nurânî bir külliyete; ve mârifet ve muhabbeti vermekle,
muhît bir nura seni çıkarmış.





Sözler