Dünya madem fânidir...

Hem madem ömür kısadır...

Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur...

Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır...

Hem madem dünya sahipsiz değil...

Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri (idare eden) var...

Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır...

Hem madem لاَ يُكَلِّفُ اللهُ نَفْسًا اِلاَّ وُسْعَهَا (Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez.” Bakara Sûresi, 2:286) sırrınca teklif-i mâlâyutak (gücünün yetmediğini yüklemek) yoktur...

Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır...

Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır...

Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni (anlamsız,boş) şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin...

16.Mektub