‎...Halka muhabbet dahi, belalı bir musibettir.

Çünki sen öylelerden korkarsın ki, sana merhamet etmez veya senin istirhamını kabul etmez.
Şu halde havf, elîm bir beladır.

Muhabbet ise, sevdiğin şey, ya seni tanımaz, Allah'a ısmarladık demeyip gider. -Gençliğin ve malın gibi.-
Ya muhabbetin için seni tahkir eder.

Görmüyor musun ki, mecazî aşklarda yüzde doksandokuzu, maşukundan şikayet eder.

Çünki Samed âyinesi olan bâtın-ı kalb ile sanem-misal dünyevî mahbublara perestiş etmek, o mahbubların nazarında sakildir ve istiskal eder, reddeder.

Zira fıtrat, fıtrî ve lâyık olmayan şeyi reddeder, atar. (Şehvanî sevmekler, bahsimizden hariçtir.)

Demek sevdiğin şeyler ya seni tanımıyor, ya seni tahkir ediyor, ya sana refakat etmiyor. Senin rağmına müfarakat ediyor.

Madem öyledir; bu havf ve muhabbeti, öyle birisine tevcih et ki, senin havfın lezzetli bir tezellül olsun.
Muhabbetin, zilletsiz bir saadet olsun...

Sözler