...Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar?

Ben, cem'iyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, âhiretimi de.
Seksen küsur senelik bütün hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum.

Bütün ömrüm harb meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti.

Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı.

Divan-ı Harblerde bir câni gibi muamele gördüm, bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım.

Memleket zindanlarında aylarca ihtilattan men'edildim. Defalarca zehirlendim.

Türlü türlü hakaretlere maruz kaldım.

Zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim.

Eğer dinim intihardan beni men'etmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti...

...İşte benim bütün hayatım böyle zahmet ve meşakkatle, felâket ve musibetle geçti.

Cem'iyetin imanı, saadet ve selâmeti yolunda nefsimi, dünyamı feda ettim. Helâl olsun.
Onlara beddua bile etmiyorum.

Çünki bu sayede Risale-i Nur, hiç olmazsa birkaç yüzbin, yahut birkaç milyon kişinin -adedini de bilmiyorum ya, öyle diyorlar. Afyon Savcısı beşyüz bin demişti. Belki daha ziyade- imanını kurtarmağa vesile oldu.

Ölmekle, yalnız kendimi kurtaracaktım, fakat hayatta kalıp da zahmet ve meşakkatlere tahammül ile bu kadar imanın kurtulmasına hizmet ettim.
Allah'a bin kerre hamdolsun.

Tarihçe-i Hayat