+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Havf ve reca (korku ve ümit) arasinda olmaya dair hutbe...

  1. #1
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart Havf ve reca (korku ve ümit) arasinda olmaya dair hutbe...

    HAVF VE RECA (KORKU VE ÜMİT) ARASINDA OLMAYA DAİR HUTBE;

    بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

    Havf ve Reca (korku ve ümit)

    Değerli din kardeşlerim

    İman bir nurdur, Allah’ın bir lütfudur.
    İmanı muhafaza için yasak edilen şeylerden ve günahlardan kaçınıp emir dairesinde hareket etmek her mümin için gereklidir.

    Çünkü, günah işleyen bir kimse iman dairesinden çıkmasa bile, küfre giden yola bir kapı açmış olur. Zira; “Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır.”

    Bu bakımdan, kişi günahı küçük görmemeli ve elinden geldiğince günahlardan kaçınmalı, eğer günah işledi ise hemen tövbe ve istiğfar etmelidir.Çünkü insanın hangi günahından dolayı cehenneme gideceği belli olmaz.

    Günahlardan kendini muhafaza edip, amel-i salih işleyen bir insan, imanını tehlikeden koruduğu gibi, Allah katında da insanların en çok ikram edileni ve en sevgilisi olur.

    “Kör ile gören bir olmaz, iman edip salih ameller işleyen kimseler ile kötülük yapan da bir değildir. Ne kadar da az düşünüyorsunuz!” gibi ayetler de salih amel işleyenlerin Cenab-ı Hakk’ın bir çok nimetlerine mazhar olacakları açıkça ifade edilmektedir.

    Kâmil bir müminin, akıbeti hakkında havf ve endişe içinde olması, ubudiyet vazifelerini layıkıyla ifa edemeyeceğinin mesuliyetinden dolayı titremesi iktiza eder.

    Sahabeler, hatta cennetle müjdelenen aşere-i mübeşşire ve bütün kâmil insanlar, akıbetlerinden daima endişe edip, hüsn-ü akıbet için her an Allah’a sığınmış ve O’na niyazda bulunmuşlardır.
    Onların bu hassasiyetleri ve davranışları bize örnek olmalıdır.

    Kûfe’de dünyaya gelen (Hicri 97) ve Basra’da vefat eden, (Hicri 161) tefsir, hadis ve fıkıh sahasında büyük bir alim ve müçtehid olan, zühd ve takvada örnek gösterilen ve ve bir çok talebe yetiştiren Süfyân-ı Servî Hazretleri, vefatı esnasında sürekli ağlamakta imiş.

    Etrafında bulunan taleberi:
    Efendi Hazretleri siz hep takva dairesinde yaşadınız ve her hangi bir günahınıza da kimse şahit olmuş değildir. Acaba sizi sürekli ağlatan bu durum nedendir? deyip üzüntülerini bildirmişler.

    Bunun üzerine Süfyân-ı Servî Hazretleri talebelerine şu ibretli cevabı vermiş:
    “Şunu iyi bilin ki, dağlar kadar günahım olsa asla ağlamam, benim ağlamam ve endişem acaba bu emanet-i güzel bir şekilde teslim edip, bu ölüm gediğini iman ile aşıp aşamayacağımdan dolayıdır.”

    Peygamberimiz münafıkların isimlerini Hz. Huzeyfe’ye bildirmişti. Hz. Huzeyfe münafıkları bildiği için onların cenaze namazına katılmazdı. Hz. Ömer de bir cenaze vukuunda Hz. Huzeyfe’yi takip eder, o katılırsa cenaze namazına iştirak eder, katılmazsa Hz. Ömer de cenaze namazını kılmazdı.

    Bir gün Hz. Ömer samimi bir Müslüman olarak düşündüğü birisinin cenazesine de Hz. Huzeyfe’nin katılmadığını görünce şaşırdı, endişe içinde Hz. Huzeyfe’ye giderek “Acaba ben de münafıklardan mıyım?” diye sordu.

    Müslümanların ikinci halifesi Hz. Ömer Cennetle müjdelenmişti, fakat bir türlü kendinden emin olamıyordu. Allah Rasûlü'nün:
    "Benden sonra peygamber gelseydi, Ömer olurdu" takdiriyle serfiraz olmasına rağmen, gidip Huzeyfe'nin yakasından tutuyor ve "Huzeyfe, Allah (celle celâluhu) aşkına söyle, Ömer de münafıklardan mı?" diyordu..

    Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de şöyle buyurur:
    "Müminler Allah`ın azap ve azabının miktarını bilselerdi hiç biri Cennet`i ümit etmezdi. Kâfirler de Allah`ın rahmetinin ne kadar çok olduğunu bilselerdi hiç biri O`nun rahmetinden ümit kesmezdi."

    Hz. Ömer (r.a.) "Eğer 'Tüm insanlar Cehenneme gidecek, sadece bir kişi Cennetlik olacak' dense, 'Acaba ben miyim' diye ümitlenirim.
    Şayet 'Bütün insanlar Cennete gidecek, sadece bir kişi Cehennemlik olacak' deseler, 'Acaba ben miyim' diye korkarım." Buyuruyor.
    Müslüman ümit ve korku halinde olmalıdır. Kur'anda tehdit aytlerinden daha fazla teşvik ayeti vardır. Hem cenab-ı hakkın rahmeti azabından daha fazladır.

    Ümit ve korku arasında olmak, her insan için lazım olan bir dengedir. Zira, ne kadar Müslüman olursak olalım yine imansız ve cehennemlik ölebilmemiz mümkündür.
    Ne kadar günahkar yaşasak yaşayalım sonunda Cenab-ı Hak Tevbe nasip eder, imanlı ve cennetlik gidebiliriz.

    Müslümanın imanı "Havf ve Reca", korku ve ümit arasında olması gerekir.
    Peygamberler de dahil hiç kimse Allah'ın azabından emin olamaz. Ancak onun gazabından rahmetine, azabından bağışlamasına sığınarak cennetini ümid ederler. Bizde bu dengeyi muhafaza etmeliyiz. İbadetimizi hakkıyla yapıp Cenab-ı Hakkın bizi cennetlikler listesine almasını ümit etmeliyiz.

    Değerli din kardeşlerim

    Biz gidiyoruz, aldanmakta fayda yok. Gözümüzü kapamakla bizi burada durdurmazlar, sevkiyat var. O halde bu kısa fani ömrümüzü bakiye çevirmenin yolunu aramalıyız.
    Allah’ın bizi cennetlikler listesine alması için fiili duamız olan ibadetlerimizi yapmaya gayret etmeliyiz.

    Risale-i Nur tefsirinde insan gafletten şu şekilde ikaz ediliyor;

    Aklı başında olan insan, ne dünya umûrundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun.
    Bak, ihtiyarlık şafağı, kulakların üstünde tulû' etmiştir. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır.

    Maahaza, ebedî ömrün önündedir. O ömr-ü bâkide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fâni ömürde sa'y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bâkiden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!

    “Madem ecel gizlidir; her vakit ölüm, başını kesmek için gelebiliyor ve genç ihtiyar farkı yoktur.
    O halde bizler de daha ölüm gelmeden uyanmalı, ölüme hazırlıklı olmalı ve Cenab-ı Hak’tan asla ümidimizi kesmemeliyiz.

    Rabbim hayatını daima korku ve ümit arasında geçirerek gaflete düşmeyen kulları
    ndan eylesin…
    Konu gamze-i_dilruzum tarafından (13.04.14 Saat 16:58 ) değiştirilmiştir.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. havf Reca ..???
    By havfreca in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.10.14, 22:17
  2. Havf ve Reca Arası
    By *SAHRA* in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.09.11, 00:34
  3. Havf ve Reca (Korku ve Ümit) Arasında Olmak Ne Demektir?
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 27.02.09, 20:17
  4. Havf ve Reca
    By havf_reca in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 24.08.08, 23:03
  5. Havf ve Reca Hakkında???
    By asya in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 28.11.07, 17:56

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0