+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 6 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 52
Like Tree34Beğeni

Konu: “mesleğimizin esasi uhuvvettir”

  1. #1
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart “mesleğimizin esasi uhuvvettir”







    “MESLEĞİMİZİN ESASI UHUVVETTİR”


    Peder ile evlâd, şeyh ile mürid mabeynindeki vasıta değildir. Belki hakikî kardeşlik vasıtalarıdır. Olsa olsa bir üstadlık orta
    ya girer.

    Mesleğimiz "Haliliye" olduğu için, meşrebimiz "hıllet"tir.
    Hıllet ise, en yakın dost ve en fedakâr arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmerd kardeş olmak iktiza eder.

    Bu hılletin üss-ül esası, samimî ihlastır.
    Samimî ihlası kıran adam, bu hılletin gayet yüksek kulesinin başından sukut eder. Gayet derin bir çukura düşmek ihtimali var. Ortada tutunacak yer bulamaz.

    Evet yol iki görünüyor.
    Cadde-i Kübra-yı Kur'aniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmeyerek yardım etmek ihtimali var...

    Lem'alar
    Konu gamze-i_dilruzum tarafından (22.03.14 Saat 22:35 ) değiştirilmiştir.
    ekrem_nur ve Kelebek Sonsuz bunu beğendi.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  2. #2
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart

    Hem bilirsiniz ki,
    hapiste size yazdığım gibi, benim i'damıma hükmeden adamlar, beni işkenceli tazib edenler, Risale-i Nur ile imanlarını kurtarsalar, şahid olunuz ki, ben onları helâl ediyorum.
    Ve tarafgirlik damarıyla ihlasa zarar gelmemek için, bu iki-üç senede dâhilden ve hariçten gelen fırtınalı cereyanlara hiç temas etmedik ve kardeşlerimi de bir derece ikaz ettim...

    Bilirsiniz ki, kendim sadaka ve yardımları kabul etmediğim gibi, öyle yardımlara da vesile olamadığı
    mdan, kendi elbisemi ve lüzumlu eşyamı satıp o para ile kendi kitablarımı, yazan kardeşlerimden satın alıyordum.
    Tâ Risale-i Nur'un ihlasına dünya menfaatleri girmesin, bir zarar vermesin ve başka kardeşler de ibret alıp hiçbir şeye âlet edilmesin.

    Nur'un hakikî şakirdlerine Nur kâfidir. Onlar da kanaat etsin, başka şereflere veya maddî, manevî menfaatlere gözünü dikmesin...

    Tarihçe-i Hayat

    Konu gamze-i_dilruzum tarafından (22.03.14 Saat 22:34 ) değiştirilmiştir.
    ekrem_nur bunu beğendi.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  3. #3
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart

    Sonra bizim hizmetimiz itibariyle bizde zaîf damar sayılan,
    fakat hakikat noktasında herkesin makbulü
    ve her şahıs onu kazanmağa müştak olan;

    manevî makam sahibi olmak
    ve velayet mertebelerinde terakki etmek
    ve o nimet-i İlahiyeyi kendinde bilmektir ki, insanlara menfaatten başka hiçbir zararı yok.

    Fakat böyle benlik ve enaniyet ve menfaatperestlik ve nefsini kurtarmak hissi galebe çaldığı bir zamanda,
    elbette sırr-ı ihlasa ve hiçbir şeye âlet olmamağa bina edilen hizmet-i imaniye ile şahsî makam-ı maneviyeyi aramamak iktiza ediyor;
    harekâtında onları istememek ve düşünmemek lâzımdır ki, hakikî ihlasın sırrı bozulmasın.

    İşte bunun içindir ki,
    herkesin aradığı keşf ü keramatı ve kemalât-ı ruhiyeyi Nur hizmetinin haricinde aramadığımı zaîf damarlarımı tutmağa çalışanlar anladılar.
    Bu noktada dahi mağlub oldular."

    Tarihçe-i Hayat
    Said Nursî

    Konu gamze-i_dilruzum tarafından (22.03.14 Saat 22:34 ) değiştirilmiştir.
    ekrem_nur bunu beğendi.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  4. #4
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart

    EY EHL-İ HAK!
    EY HAKPEREST EHL-İ ŞERİAT !
    VE EHL-İ HAKİKAT!
    VE EHL-İ TARİKAT!

    Bu müdhiş maraz-ı ihtilafa karşı birbirinizin kusurunu görmeyerek, yekdiğerinizin ayıbına karşı gözünüzü yumunuz!

    وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا

    edeb-i Furkanî ile edebleniniz!

    Ve haricî düşmanın hücumunda dâhilî münakaşatı terketmek
    ve ehl-i hakkı sukuttan ve zilletten kurtarmayı en birinci ve en mühim bir vazife-i uhreviye telakki edip,
    yüzer âyât ve ehadîs-i Nebeviyenin şiddetle emrettikleri uhuvvet, muhabbet ve teavünü yapıp;
    bütün hissiyatınızla ehl-i dünyadan daha şiddetli bir surette meslekdaşlarınızla ve dindaşlarınızla ittifak ediniz.. yani, ihtilafa düşmeyiniz.

    Lem'alar
    Konu gamze-i_dilruzum tarafından (22.03.14 Saat 22:34 ) değiştirilmiştir.
    ekrem_nur bunu beğendi.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  5. #5
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart

    Evet dünyevî ve hazır lezzet ve menfaat etrafında aşağı, kalbsiz nefisperestler samimî ittifak ve ittihad ediyorlar.

    Ehl-i hidayet,
    âhirete ait ve ileriye müteallik semerat-ı uhreviyeye ve kemalâta, kalb ve aklın yüksek düsturlarıyla müteveccih oldukları için,
    esaslı bir istikamet ve tam bir ihlas ve gayet fedakârane bir ittihad ve ittifak olabilirken;
    enaniyetten tecerrüd edemedikleri için, ifrat ve tefrit yüzünden, ulvî bir menba-ı kuvvet olan ittifakı kaybedip, ihlas
    da kırılır ve vazife-i uhreviye de zedelenir. Kolayca rıza-yı İlahî de elde edilmez.

    Bu mühim marazın merhemi ve ilâcı:
    "El-hubbu fillah" sırrıyla, tarîk-ı hakta gidenlere refakatla iftihar etmek
    ve arkalarından gitmek
    ve imamlık şerefini onlara bırakmak
    ve o Hak yolunda kim olursa olsun kendinden daha iyi olduğunun ihtimaliyle enaniyetinden vazgeçip ihlası kazanmak

    ve ihlas ile bir dirhem amel, ihlassız batmanlar ile amellere racih olduğunu bilmekle
    ve tâbiiyeti dahi sebeb-i mes'uliyet ve hatarlı olan metbuiyete tercih etmekle o marazdan kurtulur ve ihlası kazanır, vazife-i uhreviyesini hakkıyla yapabilir...

    Lem'alar

    Konu gamze-i_dilruzum tarafından (22.03.14 Saat 22:33 ) değiştirilmiştir.
    ekrem_nur bunu beğendi.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  6. #6
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart

    MܒMİNLERDE NİFAK VE ŞİKAK, KİN VE ADAVETE SEBEBİYET VEREN;

    tarafgirlik
    ve inad
    ve hased;

    hakikatça
    ve hikmetçe
    ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe
    ve hayat-ı şahsiyece
    ve hayat-ı içtimaiyece
    ve hayat-ı maneviyece;

    çirkin ve merduddur,
    muzır ve zulümdür
    ve hayat-ı beşeriye için zehirdir...


    Mektubat
    Konu gamze-i_dilruzum tarafından (22.03.14 Saat 22:33 ) değiştirilmiştir.
    ekrem_nur bunu beğendi.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  7. #7
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart

    İmanın verdiği nur ve şuur ile
    ve sana gösterdiği ve bildirdiği esma-i İlahiye adedince VAHDET ALÂKALARI ve İTTİFAK RABITALARI ve UHUVVET MÜNASEBETLERİ var.

    Meselâ:

    Her ikinizin;
    Hâlıkınız bir,
    Mâlikiniz bir,
    Mabudunuz bir,
    Râzıkınız bir.. bir bir, bine kadar bir bir.

    Hem Peygamberiniz bir,
    dininiz bir,
    kıbleniz bir.. bir bir, yüze kadar bir bir.

    Sonra köyünüz bir,
    devletiniz bir,
    memleketiniz bir.. ona kadar bir bir.

    Bu kadar bir birler;
    vahdet ve tevhidi,
    vifak ve ittifakı,
    muhabbet ve uhuvveti iktiza ettiği
    ve kâinatı ve küreleri birbirine bağlayacak manevî zincirler bulundukları halde;

    şikak ve nifaka,
    kin ve adavete sebebiyet veren örümcek ağı gibi ehemmiyetsiz ve sebatsız şeyleri tercih edip mü'mine karşı hakikî adavet etmek ve kin bağlamak;

    ne kadar o rabıta-i vahdete bir hürmetsizlik
    ve o esbab-ı muhabbete karşı bir istihfaf
    ve o münasebat-ı uhuvvete karşı ne derece bir zulüm ve i'tisaf olduğunu;

    kalbin ölmemiş ise, aklın sönmemiş ise anlarsın!...

    Mektubat
    ***
    Hizmet Rehberi
    Konu gamze-i_dilruzum tarafından (22.03.14 Saat 22:33 ) değiştirilmiştir.
    ekrem_nur bunu beğendi.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  8. #8
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart





    Sen, mesleğini ve efkârını hak bildiğin vakit; "Mesleğim haktır veya daha güzeldir" demeye hakkın var.
    Fakat, yalnız hak benim mesleğimdir, demeye hakkın yoktu
    r...

    Adavet etmek istersen, kalbindeki adavete adavet et; onun ref'ine çalış.
    Hem en ziyade sana zarar veren nefs-i emmarene ve heva-i nefsine adavet et, ıslahına çalış.
    O muzır nefsin hatırı için, mü'minlere adavet etme.

    Eğer düşmanlık etmek istersen; kâfirler, zındıklar çoktur; onlara adavet et.

    Evet nasılki muhabbet sıfatı, muhabbete lâyıktır; öyle de adavet hasleti, her şeyden evvel kendisi adavete lâyıktır...

    Mektubat



    Konu gamze-i_dilruzum tarafından (22.03.14 Saat 22:35 ) değiştirilmiştir.
    ekrem_nur bunu beğendi.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  9. #9
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart

    Görüyorum ki:
    ŞU DÜNYA HAYATINDA EN BAHTİYAR ODUR Kİ;
    • Dünyayı bir misafirhane-i askerî telakki etsin
    • ve öyle de iz'an etsin
    • ve ona göre hareket etsin.
    Ve o telakki ile, en büyük mertebe olan mertebe-i rızayı çabuk elde edebilir.
    Kırılacak şişe pahasına, daimî bir elmasın fiatını vermez; istikamet ve lezzetle hayatını geçirir.

    Evet dünyaya ait işler, kırılmağa mahkûm şişeler hükmündedir; bâki umûr-u uhreviye ise, gayet sağlam elmaslar kıymetindedir.


    İnsanın fıtratındaki;
    şiddetli merak
    ve hararetli muhabbet
    ve dehşetli hırs
    ve inadlı taleb
    ve hâkeza şedid hissiyatlar, umûr-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir.


    O hissiyatı,
    şiddetli bir surette fâni umûr-u dünyeviyeye tevcih etmek, fâni ve kırılacak şişelere, bâki elmas fiatlarını vermek demektir.

    Şu münasebetle bir nokta hatıra gelmiş, söyleyeceğim. Şöyle ki:

    Aşk, şiddetli bir muhabbettir; fâni mahbublara müteveccih olduğu vakit ya o aşk kendi sahibini daimî bir azab ve elemde bırakır
    veyahut o mecazî mahbub, o şiddetli muhabbetin fiatına değmediği için bâki bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikîye inkılab eder.


    İşte insanda binlerle hissiyat var.
    Herbirisinin aşk gibi iki mertebesi var. Biri mecazî, biri hakikî.

    Meselâ:
    • Endişe-i istikbal hissi herkeste var;
    şiddetli bir surette endişe ettiği vakit bakar ki, o endişe ettiği istikbale yetişmek için elinde sened yok. Hem rızk cihetinde bir taahhüd altında ve kısa olan bir istikbal, o şiddetli endişeye değmiyor.
    Ondan yüzünü çevirip, kabirden sonra hakikî ve uzun ve gafiller hakkında taahhüd altına alınmamış bir istikbale teveccüh eder.

    • Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir.. bakar ki:
    Muvakkaten onun nezaretine verilmiş o fâni mal ve âfetli şöhret ve tehlikeli ve riyaya medar olan câh, o şiddetli hırsa değmiyor.
    Ondan, hakikî câh olan meratib-i maneviyeye ve derecat-ı kurbiyeye ve zâd-ı âhirete ve hakikî mal olan a'mal-i sâlihaya teveccüh eder. Fena haslet olan hırs-ı mecazî ise, âlî bir haslet olan hırs-ı hakikîye inkılab eder.

    • Hem meselâ: Şiddetli bir inad ile; ehemmiyetsiz, zâil, fâni umûrlara karşı hissiyatını sarfeder.
    Bakar ki, bir dakika inada değmeyen birşey'e, bir sene inad ediyor. Hem zararlı, zehirli bir şey'e inad namına sebat eder.
    Bakar ki, bu kuvvetli his, böyle şeyler için verilmemiş. Onu onlara sarfetmek, hikmet ve hakikata münafîdir.

    O şiddetli inadı, o lüzumsuz umûr-u zâileye vermeyip, âlî ve bâki olan hakaik-i imaniyeye ve esasat-ı İslâmiyeye ve hidemat-ı uhreviyeye sarfeder.
    O haslet-i rezile olan inad-ı mecazî, güzel ve âlî bir haslet olan hakikî inada, -yani hakta şiddetli sebata- inkılab eder...



    Mektubat
    Konu gamze-i_dilruzum tarafından (22.03.14 Saat 22:33 ) değiştirilmiştir.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  10. #10
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart

    HADÎSTEKİ İHTİLAF İSE, MÜSBET İHTİLAFTIR.

    Yani:
    Herbiri kendi mesleğinin tamir ve revacına sa'yeder. Başkasının tahrib ve ibtaline değil, belki tekmil ve ıslahına çalışır.

    Amma menfî ihtilaf ise ki:
    Garazkârane, adavetkârane birbirinin tahribine çalışmaktır; hadîsin nazarında merduddur.
    Çünki birbiriyle boğuşanlar, müsbet hareket edemezler...


    Tarafgirlik eğer hak namına olsa, haklılara melce' olabilir. Fakat şimdiki gibi garazkârane, nefis hesabına olan tarafgirlik, haksızlara melce'dir ki; onlara nokta-i istinad teşkil eder.
    • Çünki garazkârane tarafgirlik eden bir adama şeytan gelse, onun fikrine yardım edip taraftarlık gösterse, o adam o şeytana rahmet okuyacak.
    • Eğer mukabil tarafa melek gibi bir adam gelse, ona hâşâ lanet okuyacak derecede bir haksızlık gösterecek...


    Hak namına, hakikat hesabına olan tesadüm-ü efkâr ise;
    maksadda ve esasta ittifak ile beraber, vesailde ihtilaf eder. Hakikatın her köşesini izhar edip, hakka ve hakikata hizmet eder.

    Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.

    Çünki maksadda ittifak lâzım gelirken, öylelerin efkârının Küre-i Arz'da dahi nokta-i telakisi bulunmaz.
    Hak namına olmadığı için, nihayetsiz müfritane gider. Kabil-i iltiyam olmayan inşikaklara sebebiyet verir.

    Hâl-i âlem buna şahiddir...


    Mektubat
    Konu gamze-i_dilruzum tarafından (22.03.14 Saat 22:32 ) değiştirilmiştir.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İnsanları Birbiriyle Bağlayan İp Uhuvvettir
    By NurTalebesi in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.12.06, 19:42

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0